28 Şubat 2018 Çarşamba

Bir tutam mutluluk

Ahh zavalli plaza calisanlari ahh. Bu kadar da birakmayin kendinizi ya, yapmayin ama yazik size. Hadi siz gunaydin demiyorsunuz kimseye, uykusuzluktan, bikmisliktan, kendini bilmezlikten, ben niye bu saatte burdayim diye sorgulamaktan falan filan. En azindan gunaydin diyene cevap verin, insaniz be hepimiz sonuncta. Madem gelmisiz sabahin korunde bu bilmemkac katli plazaya bari iki cift guzel lafla baslayin gune, fena mi olur? Ne o oyle mendebur suratlar, sonucta sen de ben de masamiza gidip ilk interneti acicaz, tutup da o saatte sirketi bataktan kurtaracak raporu beklemiyorlar senden. Merak etme o kurtaranlar senle benim bindigimiz asansore o saatte binmiyorlar. Rahat ol.
Neyse iste, sen konuyu biliyorsun allahim, bu insanlara bir tutam mutluluk.

27 Şubat 2018 Salı

Uyuzum

Hic bir isi olmayip tek yaptigi ordan oraya kocasinin ya da babasinin aldigi jeep’le gezmek olanlara bugun uyuzum. Ya da yine dogru duzgun bi halt yapmayip parmagina kafam kadar yuzuk takip bir de bunu instagram da paylasanlara da uyuzum. Uc kurus para kazanan islerde calisip binlerce liralik tatil yapabilenlere de uyuzum. Yani iste bugunlerde kazandiginin fazlasini yasayan insanlara uyuzum.
Yine de buna da sukur, ac degiliz acikta degiliz. Gerci bir de bugun sali. Salilari cok sevemedim bi turlu. Haftanin sonuna yakin bile degil, basi desen o da degil, sendromu bile haketmiyor yani aslinda. Ama iste sali, yine ise geldik, pedallari ceviriyoruz. Disarda da kar yagiyor, tam su benim dunyada zaman akmasin ben de yorganin altina girip film seyredeyim gunlerinden. Ben battaniye sevmiyorum cunku, tuylu ya hani batiyor bana o yuzden.

25 Şubat 2018 Pazar

Sahanda kahvalti

Yine bir tus gunuydu bugun. Artik bayagi tecrubeli oldum bu konuda hatta. Sonucta ucuncu refakatciligimdi. Kitabimi falan aldim yanima. Yine ekipce gittik. Uzuuuun zaman sonra ogrenci mekaninda kahvalti yaptim bizim kiz sinav salonuna girdikten sonra. Sahanda Kahvalti diye bi yer. Yeditepe universitesinin oralarmis megerse. Ben zaten hayatta bilmiyorum oralari. Anadolu tarafi benim icin bilinmezliklerle dolu tabi ki. 15 sene once gelmisim istanbula ama bugun gittigim yere toplu tasimayla git deselerdi hadi ordan derdim. Neyse mekan ara sokakta bi yer, uc kisiyiz diye dort kisilik masaya oturtmak istemediler falan ama valla kusurabakmayin burda sıkışırız biz diye israr gelince neyse dayanamadar sonunda, muhtemelen verdigimiz siparisten sonra da kabul ettiklerine pisman olmamislardir. Yalniz yedigimiz hemen hemen hersey ortalamanin ustundeydi, sunumlar da bi ogrenci mekanina gore hic fena degildi. Dekorasyon falan da aydinlik olunca ne yalan soyliyim cok memnun ayrildik. Ustune bir de afili bonus un %30 pazar kahvaltisi indirimini de alinca valla son zamanlarda disarda yaptigim en keyifli kahvalti oldu acik ara.
Zaten bu aralar mekanlarla aram iyi. Hafif emekli albay moduna bagladim da. Kanyon house cafe ye dayanamayip bi mail patlattim antrikotla ilgili, gercekten inanilmaz profesyonel aksiyon aldilar. Alkislar house cafe pazarlama ekibine. Darisi diger isletmelerin de basina.
Arkasindan North Shields, goztepe sivas maci, simdi de besiktas fenerbahce, yarin da pazartesi. Bu sonuncusunu hatirlamasam aslinda daha iyi olabilirdi. Ama neyse. Bizim hayat da boyle iste, pazar aksamlari hafif bi huzun. Allah bu gunlerimizi aratmasin diyelim, ne diyelim.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Keske bu kadar bencil olmasan

Dun duyduklarim bana hic iyi gelmedi. Hatta cok kotu hissettirdi. Once sabah ki sorunun cevabi. Ne yapalim bugun canim? Ben eve gitmek istiyorum. S...ir git demeyi isteiyor insana. Sonra da hadi kalk benle gel yoksa tek basina kalip sinir krizi gecireceksin. Once uzuldum, agladim, sonra dusundum, sonra olay kontrolden cikmasin diye kalktim gittim. Arabada surekli disariyi seyrettim dusunurken. Ona bunu gercekten hissettirdim mi yoksa canimi yakmak istedigi icin mi oyle soyledi? Her ne olursa olsun kendimi cok kotu hissettirdi bu bana. Eger soyledigi sey gercekse ben yine birakamama girdabina mi girdim? Gercek degilse benden gercekten hissederek ozur dilemesi gerekmiyor mu? Bu kadar kolay miydi bunu soylemek?
Ben senin sevgilinim. Senin yaninda olmak istedigim icin seninleyim. Herseye ragmen. Herseyle birlikte. Seni susturmak icin degil, sen yanimda ol diye. Birlikte olalim diye. Birlikte uzulelim, birlikte sevinelim diye. Ama kendi icine kapanip bana ne oldugunu soylemezsen ben anlam veremem suskunluguna. Sadece yorgunum deyip uc gun evden cikmak istemezsen anlayamam, sebep lazim bana. Paylasman lazim. Ben sokakta gecerken gordugunde nasilsin sorusuna iyiyim diye cevap verdigin mahalledeki adam degilim ki! Bana yorgunum o yuzden evde kalmak istiyorum dersen, ne oldugunu paylasmamak icin benden saklarsan, yine kendim cozucem diye diretirsen ben de sen sadece yorgunsun diye gorurum. Uc gunun sonunda da evet patlarim, iki cift laf etmek isterim, edemiyorsam disari cikip en azindan iki insan yuzu gormek isterim. Uc gunu evde gecirmenin ardindan da beni bunaltiyorsun u duydugumda aglarim, agladigim zaman da hadi kalk benle gel yoksa kriz gecireceksin demeni beklemem, hak etmem bunu.
Kafam cok karisik su anda, dunden beri cikamadim isin icinden, tikanip kaldim. Isten gec cik istiyorum bugun ilk defa. Gec gel cok konusmayalim istiyorum, ben uyuyunca gel geldigini duymayayim istiyorum, kacmak istiyorum. Incindim dun cunku, agir geldi duyduklarim, birden agzindan cikanlar. Bilmiyorum o yuzden ne yapacagimi.

17 Şubat 2018 Cumartesi

Yine mi

Cok degil, uc ay once yazmisim kendime dersler diye, hatta yeniden diye de belirtmisim. Aynisini alip yapistirasim geldi tekrar. Daha da onemlisi beynime yapistirmam lazim da o ayri. Illa egolarimi harekete gecireyim, istemiyorum, yenilmeyecegim kendime. Ama zor gercekten. Ustelik de gucun cogu senin elindeyken. Ekibindeki calisaninla samimi olmayacaksin. Iyi olacaksin ama samimi degil. Sonra benim gibi oluyorsun iste. O kadar viciklasiyor ki ortalik, ne kadar kendini bilen biri olursa olsun bi yerde ayar bozuluyor. Belki iki kisinin de ayari bozuluyordur hatta. Roller karisiyor. Bu da bana yine ders olsun, bir daha Bu hatayi yapmamak icin. Durum tespitini yaptiktan sonraaaa kendimi tebrik ediyorum, bu kadar kendimi hakli hissederken egomu kontrol etmeyi acayip iyi basardim. Dun bile icime bi dalga geldi, iste boyle sorarsin 10 dk erken cikabilir miyim diye, cunku ben senin mudurunum. Sonra durdum kendi kendime hayir kapilma buna, o da gecici hayatinda nasilsa. Onun yuzunden kendini olmak istemedigin bi insan yapma diye. Durdum, sakinlestim. Kaldigim yerden devam ettim. Onu da anlamaya calistim, ben de onemliyim o ayri. Dun begenmedim yaptiklarini, ustelik benim da o kadar kizgin olup da yaptiklarimdan sonra. Cok onay almaya ihtiyacim olmaz benim genelde ama roller karisinca isler karmasiklasmistir, kacirdigim yerler vardir diye sorunca anlattim bir arkadasima. Aynen oldugu gibi sesimi yukselttigimi de anlattim, soylediklerinden sonra daha da rahatladim. Simdiki kararim, daha fazla bisey yapmamak, hakettiginden fazlasini bile verdim. Bundan sonrasina bakicaz.
Bisey daha var, belki kendimi bu konuda da egitmem lazim. Insanlarin kendilerini benimle karsilastirmasindan nefret ediyorum. O anda suratlarina bagirip cagirmak istiyorum, gerizekali ben bunlari boyle yapmak icin onceden neler biriktirdim bi bak bakalim kucuk beyinli. Neyse bu konu uzun aslinda.

8 Şubat 2018 Perşembe

Gerizekalilar azalmayacak

Bir zamandir ise ne yazik ki cok zor gidiyorum. Ayaklarim geri geri gidiyor. Ayni katta oldugum bir cok insani gormek bile istemiyorum. Hepsinin suratina gerizekalilar diye bagirip toparlanip orayi terketmek bir daha da geri donmemek istiyorum. Ama tabi ki kirami odemek zorundayim, o isler o kadar da kolay degil. Onlari degistirmemin soz konusu olmadigini cok cok uzun zaman once anladim zaten. E kendimi de degistirmem zor. O zaman tepkilerimi kontrol altina almaya karar verdim ben de.  Hemen hop alamadim tabi ki. Yine de ilk denemem fena sayilmazdi. Bugunku akillinin son mailinden sonra esas yapmak istedigim ya ona okkali bir cevap yazmakti. Ya da artik buna bir son vermesi icin patrona munasip bir dille bu olayi anlatmak. Olayi anlatmak tamamen profesyonellikten uzak olacakti tabi. O bana bunu dedi, ben ona bunu dedim bla bla bla etkisi yaratacakti sadece. Ve bla blayi ilk ben dillendirdigim icin de mahalle karisi damgasi da hop diye benim ustume. Okkali cevap da bana cok banal geldi, nolcakti ki o da sonra bisey yazacak falan filan. Aslinda susam yazmak istedim oguzhanin dedigi gibi ama o da is yerinde olmayacakti, ki bence cok komik olurdu. Ben de tum bunlari yapamayinca durdum. Sonra maili kapattim. Sonra icimden saymaya basladim. Sonra icimden susam yazdigimi hayal ettim ve konuyu rafa kaldirdim. En azindan aksiyon alabilecegim uygun zaman gelene kadar. Simdi daha rahatim, sanirim bir sekilde uygun zamanin gelecegine kendimi inandirdim. Gelecek mi bilmiyorum. Gerizekalilar azalacak mi? Tabi ki hayir. Dunya dondugu surece onlar hep olacaklar, hem de hepimizin cok yakininda.

4 Şubat 2018 Pazar

Gelibolu kaçamağı

Dünden beri Gelibolu’dayım. sonunda bir haftasonu işe gitmeyeceğimden emin olunca ve bu haftasonu da yıldönümüze denk gelince hemen İstanbul’dan, işyerinden uzaklaşmak istedim. İnsan kafasındakileri de yanında taşıyor gerçekten de ama bedeninin orda olmaması bile kesinlikle işe yarıyor. Dün deniz kenarındaki kaldırımda yürürken bile söyledim, hep İstanbul’da olanlardan bahsettik belki ama burdayken bahsedince sanki çoook önceden olan olaylardan bahsediyormuş gibi hissettirdi bana. Yani aslında bir kez daha uzaklaşmak iyi geldi. Çünkü işler iyice karıştı, herkes stratejik adımları düşünmeye onlardan bahsetmeye başladı, tabi ki ben de dahil. Herkesin hedefleri var, ya iş için ya da işi araç olarak kullandığı. Paranın da esiri olduk tabi hep birlikte, o da işin ayrı bir boyutu tabi. Neyse ama bana bu Gelibolu arası çok iyi geldi. 
Cumartesi kalktık erkenden düştük yollara, hava da tam yolculuk havası. Kapkaranlık değil ama güneş gözleri rahatsız etmiyor, yağmur yağıyor ama cama vurup da kafanı şişiren o sesi çıkarmıyor. Sıcaklık dersen tam kıvamında, hele bir de İstanbul’dan artık dışarı çıktığını hissettiren azıcık arabalı yollar başlayınca tatil de başlamış oluyor aslında gideceğin yere henüz varmamış olsan da. Evden çıkmadan kahvaltı yapmıştık aslında, lor peyniriyle domatesin içine kattığımız zeytinyağının içine annemin yaptığı kıymalı börekleri bana bana. Ama tabi ilk lezzet durağımızın neresi olacağının planını da yapmıştık tabi ki. Saat bir gibi acıkmaya başlayınca da nerdeyse varmak üzereydik. Sonunda geldik Edirne Keşan’da yol üstündeki Çamlıbel restauranta. İnanılmaz bi yer, ahşap dekorasyon o kadar sıcak karşıladı ki bizi, hele bir de giriştiki masada öğlen saatinde rakıyı açıp demlenmeye başlamış amcaları görünce insan anlıyor ki Trakya’dayız. Bir güldüm kendi kendime zaten hemen. Yediklerimle kendimden geçtim, ipin ucunu da az biri kaçırdım ama sonra hesap gelince yine şok. Bünye alışmış tabi İstanbul’da gelen şişik hesaplara, iki kişi üç kişilik yemek yemiş olmamıza rağmen 100 tl’nin altında hesap ödedik. Ama benzine çok feci zam gelmiş o ayrı. Geçen sene depoyu 210 tl’ye doldurabilirken şimdi 300 tl ödedim, şöyle bi cız etti içim. Yine anladım ki para mutluluk getirmiyor ama parasız mutluluk da olmuyor. Bir saat daha yol yaptıktan sonra Gelibolu’ya vardık. Yoldayken Saroz körfezinden geçerken ki manzarayı anlatmama gerek yok herhalde. Gerçi ben hep paloroid gözlüklerimin arkasından baktım ama yine de herşeye rağmen efsaneydi. Sırf o manzara için bile gelinirdi o kadar yol. 
Gelibolu’ya ilk gelişimdi, hiçbirşey yoktu kafamda. Karşımda minik sessiz bir sahil kasabası buldum. Hamzabey sahildeki Hampton by Hilton’da kaldık. Deniz manzaralı odamızda önce ayaklarımı okuyup kitabımı okumaya başladım. O kadar sakinleştim ki pamuk gibiydim kitabı kapattığımda. Sonra alt kattaki North Shield’da şnitzel imi gömdüm yanında buz gibi birayla. Bomboş mekandan hiç öyle bir lezzet  beklemiyordum ama sulu sulu tavuk etini yemeye başlayınca north shield kalitesinden ne olursa olsun adamların ödün vermediğini anlıyorsunuz. Fenerbahçe maçı başlayınca bir kaç kişi geldi mekana ama yine sakindi. Tam aradığımız. Sonrasında sahilde biraz yürüyüş, benim bitter çikolata krizim için ufak bi market turu veeee dizi seyrederken oksijenden ve dinginlikten yatakta sızma. İşte İstanbul’da yapamadıklarımızdan bir demet. Şimdiyse sıra check-out’u yapıp dün bi türlü indiremediğimiz için ancak izleyebileceğimiz kiralık filmi denize karşı arabayı çekip i-pad’den seyretme zamanı. Bir de blue tooth’la i-pad’i arabaya bağlayacakmışız, on numara ses sistemi yani. Yaniii İstanbul’a dönmeme daha bir kaç saatim var. Tadını çıkarmaya biraz daha.