27 Mart 2018 Salı

Kim bilir?

Cok fena sarmala girdik su anda. Birbirimizi ikna etmeyi de biraktik. Anlamaya odaklandik. Sanki daha da zorlasti oyle olunca. Insan anlamak icin zorladikca kendini, o kadar deger verince birine anlamaya basliyor gercekten. Anladikca da hak veriyor. Ama kendini de birakamiyor, degerlerini, biriktirdiklerini, duygularini. Hele bir de ne istediginden de eminse iyice icinden cikilmaz bir hal aliyor.
Cuma gunu kotu bir gundu benim icin. Olur ya hani, hersey ustume ustume geliyordu. Biseyler ariyordum aslinda ne aradigimi da bilmeden. En guvenilir oldugunu dusundugum alternatifi sectim. Eve hemen gitmek istemedim, sevgilim yanimda olsun istedim. Birden en guvendigim secenegin aslinda hic de olmadigini gordum, dunyam yikildi. Tepkilerim anlamsizlasti. Israrlarim artti. O beni anlamadikca ben daha da sacmalamaya basladim. Devam ettikce ettim. Eve de gidemedim, gidemedikce burda daha da kapana kisilmis gibi hissettim. En sonunda tuvalette elimde telefon aglarken buldum kendimi. Bir saat boyunca orda kapana kisilmis gibi kaldim. Agladim. Pes ettim. Biraktim onu ikna etmek icin yazmayi. Bekledim, sis gozler insin. Agladigim cok da belli olmasin. Toparladim ciktim sonra. Cikarken kacar gibiydim binadan. Cok kirildim o yuzden. Uzuldum. Nasil kendimi boyle bir duruma soktum diye. Kizdim kendime. Sonra sarmaladim kendimi, toparlandim. Anlattim kendime, disardan baktim hangimiz hakliyiz diye. Ikimiz de hakliyiz aslinda. Belki benim tek artim basindan beri ona ne istedigimi soylememdi. O kadar. Yoksa ikimizde hakliyiz aslinda. Ertesi gun bulustuk, konustuk. Sonra anlattim ona. Konustuktan sonra yani. Konusurken olmadi cunku, sanki dinlemedik birbirimizi. Konustuk sadece, digerinin ne dedigini duymadan. Sonra anlat dedi ne dusunuyorsun. Gozlerim yasliydi artik. Yok dedim, ne gerek var ki anlamiyoruz birbirimizi. Sen anlat yargilamak yok dedi. Dusundum biraz, ne olacak ki anlatirsam, sonra inandim ona anlatmaya basladim. Ne hissediyorsam, nasil icimden geciyorsa. Dayanamadi ama dedi, ama olacaksa anlatmayayim deyince tamam yargilamak yok sadece dinleyecegim dedi. Ondan sonra gercekten odaklandi bana, dinledi, biraz daha anladi.
Ne istedigimi biliyorum ben, otuz yasimi geceli cok oldu, farkliyim biliyorum, ama iyi bir insanim ben. Neden olmuyor, neyi yanlis yapiyorum anlamiyorum dedim. Anlattikca agladim, agladikca anlattim. O da dinledi beni. Bilmiyorum ne yapacagimizi, cozum bulamiyorum, seni seviyorum ama sirf bunun icin de buna bu sekilde devam etmek istemiyorum, ya kendime olan saygimi kaybedersem o zaman dedim. Ben ben olamam ki. Tamam o zaman, ayrilalim diyecek sandim. Ben ayrilmak istemiyorum dedi. Beklemiyordum. Etkilendim. El ele ayrildik ordan. Nasil oldu, nasil o konusmadan oyle kalktik bilmiyorum. Simdi ne mi olacak? Korkuyorum aslinda. Bicak sirtindayiz, birbirimizi deniyoruz. Sasirtsa beni.

19 Mart 2018 Pazartesi

Seviyor muyum?

Yorgunum biraz, biraz da umutsuz. Bi de anneannemi ozledim. Bi de ne bileyim iste, kirildim biraz. Yuk var gibi omuzlarimda. Yeni bir seyler mi olsa, yeni baslangic. Bitis belki de. Ne bileyim beni seviyor musun ki gercekten? Belki de seviyorsun ama nasil? Kim olarak? Var miyim geleceginde, var miyim hayallerinde? Peki ya sen benim? Inaniyor muyum sana, beni gercekten sevdigine, hayallerinde olduguma?

12 Mart 2018 Pazartesi

Sinirliyim

Cok da fazla beklememek lazim aslinda da o kadar kolay olmuyor iste bunu yapabilmek. Bi bakiosun sevmissin birini, normalden daha fazla. Nasil desem, arkadasim demek bile yetersiz geliyor gibi mesela birine ondan bahsederken. Cikariyosun cikariyosun goklere, hakettiginden fazla degerler falan. Sana her ulasmak istediginde ulasilirsin. En cok da bunu yaptigim icin uyuz oldum kendime. Sevgilim harici ondan baska kimseye bu kadar ulasilir olmadim cok uzun bi zamandir. Oldu da ne oldu peki, hak ediyormuymus, tabi ki hayir. Herkes once bencil, ben de dahilim buna tabi. Ama sozunu tutmamaya dayanamiyorum. Bu kadar sefer verdigim biri olunca cildiriyorum hatta. Yeter ya, def ol git demek istiyorum. Yazmis bana bik bik bik, daha fazla gerilmek istemiyormus da, bilmem neymis de. Gelmissin 35 yasina sen daha soyledigin seyi yapamiyorsun, bana neyin afrasini yapiyosun. Madem gerilecektin ne diye atip tuttun bi tarafindan yine. Bunu sevmiyorum, soyle yapariz, boyle yapariz deyip ondan sonra adim adim soyledigin herseyin sadece o anlik bi hazla soylendigini duymayi sevmiyorum. Ozellikle de benim icin bi yerlerde olan insanlar bunu yaptigi zaman.
Kucukken hatirliyorum mesela annem bi ara atip tutuyordu, kizim universiteyi kazansin araba aliriz ona diye. Simdi anliyorum, direk sallamis, neresinden alacak, alamazdi ki. Aslinda o zaman da belliymis alamayacagi. Iste cani oyle soylemek istemis, soylemis. E sen kucucuk cocuga umut tacirligi yaptin, onu ne yapacagiz? Simdi burdaki durum soyle, annem zaten yapamaz da gaza gelip sallamis oyle. Bi de yapabilecegi seyi gaza gelip soyleyip sonra yapmak istemedigi icin, ya da o olanagini daha farkli bir alternatifle degerlendirmek isteyenler var. Bu ikinci gruba daha da uyuzum. Haaa tabi sadece benim icin onemliyse bu insan. Yoksa etraf bunlarla dolu, kim takar yalova kaymakamini. Dedem yapmisti bunu da, ben kizimi amerikaya gonderirim yeter ki kazansin. Tabi ki fissss cikti. Baska insanlarin hayatlarinda bilincli ya da bilincsiz kapasitelerinden dolayi ufak farklar yaratmak icin kullandi bu kaynagini. Tercih meselesi. Ne oldu sonra, muhtemelen onun icin tinnn etkisi yaratmistir, benim icin de dedem iste oylesine bir insan hayatimda. Iste beni simdi yine boyle cildirtan da yine buna benzer, tabi geldigi kisi cok ama cok sevdigim, hatta sevmek ve hayatimda tutabilmek icin cok caba harcadigim biri olunca bende salter atti. Bir de yok tabi cesareti bir daha bu konuyu telefonda yuzume soylemeye, what’s up’tan yazmis. Hic bisey yazmadim. Yazmicam, yazarsam kotu yazarim. Kendine gelip geri adim atarsa toparlarim. Yoksa isterse ben de artik onu normal arkadas kategorisine indiririm, isine gelmezse de toptan cikartirim hayatimdan. Kimler kimler cikti benim hayatimdan simdiye kadar. Ölmüyor insan birini hayatindan cikarinca. Once arada aklina geliyor, sonra ani oluyor, sonra onlar bile siliniyor.

5 Mart 2018 Pazartesi

Ne zaman acaba

Haftasonu zor geçti bu sefer. Midemle kavga halindeydim. Aslında midemle ilgili herşey bayağıdır iyi gidiyordu. Acı biber turşusu yememe bile ses çıkarmıyordu. Ame gel gör ki cumartesi günü olanlar oldu. Tam maç başlarken İstiklal marşından hemen sonra kendimi o tribünden tuvalete nasıl attığımı şu anda bile hayal meyal hatırlıyorum. Sonrası zor oldu işte, kramplar girmeye başlayınca dayanılmaz olmaya başladı. Neyseki sadece kramp girince dayanılmaz oluyordu. Pazar günü de kramplar geçmeyince sabah ilk iş doktor ve endoskopi randevusu almak oldu. Emek emek harcamamaya çalıştığım paralar yarın pıt diye gidecek hesabımdan :)) amaaa ne diyoruz, sağlık olsun. Sonuçta en çok da böyle günler için para kazanıyoruz. Çok şükür. Gerçi mideyi de bu kadar çalıştığımız için bu hallere getiriyoruz ya, neyse. 
Bu aralar mesai saatlerim iyice normalleşti, ama bi yandan da yaptığım işi sorgulayacak vaktim oldu tabi, çalıştığım şartları, insanı. Mutlu olup olamadığıma taktım kafayı. Değilim. Sabahları zorla işe gidiyorum, uzun zamandır hiç heyecanlanmıyorum. Çok erken oldu bu sefer. Ben burda en az dört yılı devirmek istiyordum aslında. Hala da istiyorum, ama şartlar böyle olursa yapıp yapamayacağımdan emin değilim. Shining starlardan biri olmadığım bi yerde çalışmak isteseydim, önceki işimde kalıp bunun iki katından fazla parayı kazanmaya devam ederdim. Ben öyle biri değilim işte, para bi seviyeye kadar herkes gibi benim de önceliğim, ama sonra o bitiyor. Motivasyon kaynağım değişiyor benim. Patron bunu anladı sanmıştım, ya yanılmışım, ya da artık bişeylerden memnun değil. Zaman gösterir zaten hangisinin doğru olduğunu, çok da uzun sürmez üstelik. Ona göre ben de yoluma bakarım zaten. Geçen anneme en kötü durumdaki planımı da söyledim zaten, onların yanına dönüp bi süre takılmak sonra da özel ders falan bir şekilde yolumu bulmak. Daha ne olsun. Şaka bir yana, sabahları üst üste işe bu kadar keyifsiz gitmeye alışkın değilim. Tam böyle hissetmeye başladığım her sefer allah karşıma hiç aklıma gelmeyecek fırsatlar çıkardı. Umarım şimdi de diğerinin zamanı yaklaşıyordur, bu şirkette ya da başka bir yerde, hatta belki de başka bir şehirde, ülkede.