30 Kasım 2015 Pazartesi

Is nerde ogrenilir?

Su an Tel Aviv'de bir cafedeyim, cok buyuk degil, cok kucuk de degil, orta kivamda bir yer. Bir kac garson calisiyor. Iki garson ilgimi cekti, surekli yanyanalar, bir tanesi digerinin arkasindan urkek bakislarla elinde bos tepsisiyle geziniyor. 10 saniye sonra anladim, egitimde yeni kizimiz su anda. Egitim veren o kadar ciddiyetle yapiyor ki isini hayran olmamak elde degil. Bana yine de garip geldi tabi, bu kadar egitimin ne geregi var, hemen baliklama suya atlamak daha iyi degil mi diye dusundum, iste Turkluk tabi, boyle yetismisiz sonucta. Hangimizin ki daha dogru bilemedim ama toplumu gecip sadece kendimi dusunursem ben her zaman baliklamaciyim. Yani bilirsiniz iste, on the job training, is iste ogrenilir. Sorun cikar, insiyatif alir halledersin, bana gore gunun kahramanisin. Herkesin tarzi kendine tabi ama hap gibi egitimlerde gercek hayatin ne kadari yer alabilir ki? Sudan cikmis balik olmamak icin en olmamasi gereken zamanda, bir an once ogreneceksin nefes almasini ayni zamanda nefesini tutup suyun altinda gerekirse saatlerce kalmasinin. 
Ilk ise basladigim zamani dusunuyorum mesela, mini mini bir asistan oldugum gunleri. Uc haftalik adina egitim denmis bir programla basladik hepimiz. Az bir heyecan var tabi inkar edemem, ama anlatilanlar o kadar sacma ve anlamsiz geliyor ki anarsist ruhum daha fazla dayanamadi, ikinci gun o zamanlar mudur yardimcisi olan birini yakaladigim bir yerde sessizce sordum, bos degil mi bu dinlediklerimiz aslinda ise gitmeye basladigimizda anlamaya baslayacagiz herseyi. Iki saniye bakti suratima, dogruyu mu yoksa soylemesi gerekeni mi soylese diye dusundu, ya da ben ona yordum. Sonra dogruyu soyledi bana, bosver takil gitsin simdilik, hersey gercek dunyaya girince baslayacak. Aynen oyle oldu, aglaya zirlaya ogrenmem gerekenleri ogrendim, tahminim fena da ogrenmedigim, yoksa sanirim burda olmazdim su anda. 
Zaten hayat herseyi bize alistira alistira sunmuyor ne yazik ki. O yuzden bazen krizleri atlatmayi kriz aninda ogrenmek iyidir, hazirlikli olmak icin. 

28 Kasım 2015 Cumartesi

Tel Aviv'i sevmek icin bir kac neden

Bundan uc dort sene once gelmeyi asla dusunmedigim, hayal bile etmedigim bir ulkedeyim su anda, israil'deyim, tel aviv'de. Bir aksilik cikmazsa pazartesi yolculuk Jerusalem'e (kudus). Inanilmaz heyecanliyim. Hersey ama hersey burda bekledigimden cok daha guzel, cok daha kolay, cok daha rahat. Burda insanlar nasil yasamalari gerektigini ogrenmisler gibi hissettim ben. Bana inanilmaz stressiz geldi mesela burda insanlar, huzurlu. Bunu kendi ulkemden birine soylesem herhalde alayci bir gulumsemeyle karsilarlar beni. Halbuki bence biz kendi ulkemizde daha az variyoruz hayatin, yasamanin mutlulugunun, huzurunun tadina. Gosterisle yakindan hic bir alakalari yok, araplardan bahsetmiyorum, yargilamamak icin onlar hakkinda yorum yapmayacagim. Herkesin buna kadinlar da dahil giyim tarzi rahatlik uzerine kurulu. Kadinlar huzurlu burda, yuzlerinden, konusmalarindan, gozlerinden belli, ikinci sinif olmamaya cabalamak gibi bir dertleri yok, sanki boyle birseyin varligindan bile habersiz gibiler. Gucluler belli, ve toplum onlari bu yonde tesvik ediyor, bu benim buyudugum yetistigim yerden gelen bir kadin icin inanilmaz. Haklarina hic caba gostermeden kendiliginden ulasmis olmak. 
Kaldigim otel, otel demek yanlis olabilir belki, bina, Fas'ta dogmus, Fransa'da buyumus sonra da tel aviv'e yerlesmis yahudi bir bayan tarafindan isletiliyor. Dun ugradi bir sorunumuz var mi diye sormak icin, inanilmaz bakimli ve hayat dolu bir kadindi muhtemelen altmislarinda. Zaten daha gormeden karsimda oyle birini gormeyi bekliyordum. Eve ilk girdigim anda karsimda gordugum duvarda yazani okuduktan sonra aksini dusunmemistim zaten. 
You only live once but if you do it right... Once is enough
Salonun duvarinda bunu gorunce kabul etmeliyim ki bir tuhaf hissettim. Dusundurdu beni, ben hakkini veriyor muyum acaba diye. Sonra dedim kendi kendime, tabi ki veriyorum, hem de hic bir zaman durmuyorum, hep daha fazla huzur icin cabaliyorum, bazen verileni kabul edip sukrediyorum, bazen secen olmak icin elimden geleni ardima koymuyorum. Balansin pesindeyim her zaman, bazen uclarda, sinirlarda bazen huzurda dinginlikte. Iste balansta tam oralarda bir yerde olmali bana gore. Her zaman ayni duygulari tatmak bana gore degil, her zaman uclarda yasamak da bana gore degil. Benimki herseyden biraz biraz, bazen bir yere gidip surekli dansetmek, icip cakirkeyif olup olur olmaz herkesle muhabbet etmek gulmek sirf canim istedigi icin kalabaliklarda olmak, bazen de dag basinda bir otele gidip mukemmel manzaranin tadini kahvem ve kitabimla cikarmak gun boyu. Iste benim icin hayati yasamak bu, istedigim zaman istedigim gibi olmak. Bazen beyaz, bazen siyah ve tabi ki bazen de gri..

23 Kasım 2015 Pazartesi

Yola devam ediyorum

Bazen bitirmek gerekiyorsa, yer acmak gerekiyorsa yeni hakedilmisliklere, eskilere elveda diyecek kadar cesur olmak gerekiyor. Yoksa yerini acmadan, hakettigimizi gostermeden bonkorlugunu gostermiyor hayat bize. Aklindan atamadan, ikna edemeden kendini bile nasil odullendiririm onu diyor. Cesaret gelince, gosterince o gucun kendinde oldugunu insan, butun yenilikleri tum heyecaniyla onune seriyor. Yeter ki goster gucunu, hak ettigini, hep edecegini, yeri gelince birakabilecegini, bagimli degil bagli olacagini. Ve en onemlisi de hak edeni affedebilecegini. Sonra da yoluna devam edebilecegini butun yuklerinden kurtularak, ozgur, huzurlu ve kendinden emin. Tereddut etmeden, hazir oldugunu hissettigin anda emin adimlarla yola devam. Hazir degilsen hic vazgecme, hep ugras hazir olmak icin, yilma dusunce kalk yeniden, silkelen toparlan ve yola devam, hep cikacak karsina sonra da gelecek yanina sana gonderilenler, yeterki sen gormesini affetmesini bil. 

18 Kasım 2015 Çarşamba

Biraz degisik bu aralar

Bazen boyle anlar ugruyor bana, cogunlukla kapidan soyle bir bakip gonlunu alip nazikce geri gonderiyorum mutsuzlugu. 
Bu sefer kabul ettim onu iceriye, bir kac sefer daha yapmistim bunu, hep iyi bir partner olmustu bana kisa birlikteliklerimizde. Sonra israrci olmadan ne ben ne de o ayrildik vakti gelince. 
O yuzden bu sefer aldim yanima, iki gundur birlikteyiz. Ikna oldum bu sefer almaya cunku yorgun hissediyorum kendimi, bir de onun gonlunu alacak enerjiyi bulamadim kendimde. O bana yardim etsin, yanimda dursun istedim. Fena da gitmiyoruz hani, iki gun oncesine gore cok daha az hissettirmeye basladi varligini. Hala biraz daha yanimda kalmasina ihtiyacim var ama. 
Dedim ya yoruldum biraz cunku, gerginim hem fiziksel hem zihinsel zannimca. Gereksiz anlamsiz alisik olmadigim reaksiyonlar vermeye basladim henuz onu kabul etmeden once. Anlamsiz ofke nobetleri yalniz kaldigimda. 
Ozledim cunku, cok seyi ozlemistim aslinda. Hep ayri zamanlarda geliyordu aklima, son bir damla gelince hersey ayni anda coktu uzerime birdenbire. Ben de iste dedim ya, yoruldum, bu seferlik aldim mutsuzlugu yanima. 
Dunyada adaletsizlikler var biliyorum bunu zaten, hepimiz yeri zamani gelince farkli sekillerde dayanabilecegimiz olcude tecrube ediyoruz zaten. O yuzden herkesin derdi kendine en buyuk zaten. Ben o derdin icinde bogulmayi, buyutmeyi, icinden cikilmaz hale getirmeyi sevmiyorum. Getirmedigim olmuyor mu, tabi ki oluyor, herkes gibi insanim, melankoli bana da ugruyor. Ama iste o anlarda sadece kafami az birsey kaldirip bakmayi bilince etrafima goruyorum aslinda cok sansli oldugumu, o yuzden sevmiyorum dedim iste. Kafami kaldirdigim anlarin kiymetini bilmeyi daha cok seviyorum cunku. 
Iste yine de bu aralar biraz yorgunum. Cok geldi ust uste. Bir kac sey gordum, yeni bir kac insan tanidim beni hayal kirikligina ugratan, hala cok sevdigim bir arkadasimi kaybettim artik arkadasim mi bilmiyorum gerci, ya da hic oldu mu yoksa ben mi oyle sandim hala mi kendimi kandiriyorum ondan da emin degilim zaten, yalnizligin bu aralar negatif taraflari kendini hatirlatiyor, biraz konusmak istiyorum ama boyle icimden geldigi gibi illa dertlesmek gibi degil yani bilmiyorum iste hani icimden nasil gelirse ne yapmak istersin soyle onu yapalim diyecek insanlara ihtiyacim var, varlar biliyorum ama uzaktalar, normalde varliklarini bilmek, telefonla konusmak yetiyor ama bugunlerde yetmiyor, ozledim onlari o yuzden, evimde olmayi hissetmeyi ozledim, bir yere ait olma duygusunu ozledim, plan yapmayi ozledim, isyerinde calistigim insanlara guvenebilmeyi ozledim, istanbulu ozledim, bi de en onemlisi ailemi ozledim. 
Kisitli zamanlarda yogunlastirilmis duygulari paylasmak degil istedigim. Yoksa bir ucak bileti maliyetinde bir kac saat uzaklikta. Daha yogun geldi bu sefer sadece. Ben de o yuzden aldim yanima, icinden geciyorum, her anini yasayarak, icime cekerek, aglayarak, bagirarak, cagirarak, sinirlenerek, sonra sakinleserek. Simdi hic bir karar vermiyorum o yuzden, dusunuyorum, neler yapabilirim diye, gidip geliyorum, bekliyorum. Sakinlesmeyi, artilari eksileri cikarabilecegim zamanin gelmesini. 
Az kaldi, cok garip belki dogru belki yanlis belki deli sacmasi ama iste sanki o son donemecte gibiyim bu aralar, hani su geyikler var ya gun dogmadan onceki en karanlik vakitteyim gibi sanki. Cok az kaldi, yeniden daha once de bir kac sefer oldugu gibi hayatimda yepyeni bir sayfa baslayacakmis gibi geliyor, yepyeni bir bolumu deneyimleyecegim ve cok keyifli cok heyecanli olacakmis gibi geliyor. Hep kazidim tirnaklarimla bir cok seyi degistirdim hayatimda allahin yardimi ve izniyle, bir tanesi daha yolda. Biliyorum, hissediyorum cok az kaldi. 

15 Kasım 2015 Pazar

Utanma dostum

Anlamiyorum, anlayamiyorum. Komik geliyor artik. Para soz konusu olunca neden hersey birden kocaman bir rekabete donuyor, beynim yetmiyor anlamaya. Akla yakin tek aciklama eksik olan biseyin kapanmasi olabilir gibi geliyor. Acaba neyin? Belki de tahmin etmek cok zor degil. 
Bardayim, arkadaslarimla egleniyoruz. Bartenderla kankaya bagladigimizdan barin onunde her zaman yerimiz hazir. Bi tip geldi, bir sekilde bir iki cumle konustuk, dondum arkadasima, her iddiasina varim bu cocuk Turk dedim. Nerden anladigimi sordu, konusmasindan dedim, bu ingilizceyi biliyorum cunku ben de oyle konusuyorum dedim. Gulduk, falan filan derken sordum cocuga, tabi ki Turk. Klasik sorular, aaa neden burdasin calisiyor musun falan filan, sonra nasil turk oldugunu anladigimi sordu bana, soyledim ingilizce konusmandan diye. Aninda savunma moduna gecti, ama ben bilmem kac sene amerika da yasadim, aksanim cok iyi, buralarda yeniden ingilizceye gecis yaptigini da belirtmek lazim. Arkasindan cat diye yapistirdi, ne kadar maas aliyorsun diye. Cevap vermedim, vermek istemedim, geyige vurdum, arkadaslarima dondum, o da birlikte geldigi insanlara. Tekrar bara gelip siparis verince konustuk yine, soylemedin ne kadar aldigini, unuttum sanma demez mi? Soylemek istemedigimi anladigini dusunmustum diye artik bende direk konustum, sen soyle bakalim, cat diye soyledi, ok iki katindan fazla dedim sadece. Ve tabi ki o an yaris icin starti vermis oldum. Benim ki primler haric dedi, benim ki de dedim, tekrar agzini acacak oldu, bak kardesim sidik yaristirmiyoruz, eglenip dans etmeye geldim ben, yaptigin isle mutluysan ustune de yeterli paran varsa ne mutlu sana gel bu konuyu kapatalim diye konuyu kapattim. Bir kac sefer daha konustuk aralarda, en sonda da gayet guzel vedalastik. Yani kotu dusunmedim, gicik olmadim insan olarak, ama bu para mevzusu, karsidaki kadinin da en az onun kadar zeki olabilecegini kabullenmek neden bu kadar zor, artik bunu anlamak benim icin sanirim basarilmasi imkansiz birsey. Gelip beni buluyor, ben bu diyalogu biliyorum zaten, her seferinde kaciyorum, bu sefer de gelip beni baska bir ulkede gittigim barda yine gelip beni buluyor, sadece bes dakika once tanistigi bir kadin bile olsa hep bir ispat cabasi. Yetersiz olma korkusu, ozguven eksikligi. Iki yol var sanirim cogunluk icin: ya kacmak ki bu da basima geldi belki bir ara yazarim, ya da daha iyi oldugunu ispatlamak. Ucuncu bir yol yok, oldugu gibi birak kalsin ustun olmak zorunda degil herhangi birimiz. Simdilik boyle biriyle tanismadim, ama vardir, bir yerlerde eminim vardir komplekslerini rafa kaldirmis birileri. Sadece henuz ben karsilasmadim. 

12 Kasım 2015 Perşembe

Benim dogrum, onun dogrusu

Su anda benden nefret ediyorsun, bana hak vermiyorsun ama ilerde bana tesekkur edeceksin. 
Bunu soylemeyi o kadar cok seviyoruz ki.. Cunku en dogrusunu biliriz ya hep. Ama hic dusunmeyiz bu kimin dogrusu, benim dogrumla onun dogrusu ayni mi? Bir tane mutlak dogru mu var sanki bu hayatta? Hep kendi dogrularimizi kabul ettirmekle mi gececek omrumuz? Kim verdi ki bize bu hakki? Kim dedi bize bizim dogrumuz herkesin dogrusu olmali diye? Kim verdi bize yargilama hakkini? Karsidakinin yerine karar vermek ne zamandan beri haddimiz oldu? Hic dusunduk mu ki o bizim dogrumuz karsidakine ne kadar zarar veriyor?
Ben biliyorum, benim yerime karar verdiler cunku, bana sormadan, benim iyiligimi dusunduklerini soyleyerek, onlarin dogrusu cunku. En garip olani da bu hep en yakindakilerden geliyor. En azindan benim oyle oldu, cok yakinima aldigim insanlar yapti, benim izin verdiklerim. O zamanlar esimdi, gozlerimin icine bakti, garipti, hic bakmadigi gibiydi, buz gibi, samimiyetten eser yoktu. Ilerde bana tesekkur edeceksin dedi, agir geldi bana bunu duymak, benim icin dogrusuna karar vermis, zahmet edip de bana sormadan. Cunku... Ne olacak ki cunkuyu bulmak, o bana bir cunku soyledi gerci, sorun sende degil bende. Taclandirdik boylece konusmayi. 
Ikincisini atlatmak daha kolay oluyor, insan alisiyor herhalde. 
Yine de dogru olan o bile olsa keske sorsalardi bana da, benim dogrum bile olsa belki ben yanlisi istiyorum, belki ne biliyim belkisini? Yanimiza almak mi veriyor bu hakki onlara? Vermemeli, guven paketinin icine bunu dahil etmemistim ben, benim yerime karar verilmesini. Yine de ogreniyorum, bi daha ki sefere gormus olacagim ogrenmis miyim ogrenmemis miyim. Hayatta hersey bir ders sonucta, daha iyisine layik oldugumuzu gostermek icin. 

Kendime

Bazen bir yorgunluk cokuyor uzerime, hic birsey yapmak istemiyorum, her sey elime yapisacakmis gibi geliyor. Dokunmak istemiyorum kaleme, kagida, telefonun bilgisayarin dugmesine. Eve gitmek istiyorum isten, ama binmek istemiyorum arabaya, kontagi cevirmek istemiyorum, en rahat oldugum en ben oldugum yer oldugu halde arabam. 
Konusmak bile icimden gelmiyor, telefon calsin istemiyorum, mesaj gelmesin, agzimi acmak, parmagimi oynatmak zorunda kalmayayim. Sessizde unutmus olsam telefonu hatta ses cikarabilecek herseyi, sinyal gelse bile haberim olmasa, hayat durmus olsa benim icin. Kimse konusmasa, karismasa bana. Benim icin o an zaman akmasa, sonra da kimse yargilamasa. Bana ozel benimle guzel bende kalan bir zaman gecirsem, sonradan da kimseye hesap vermesem bu kendime ozel biraktigim zaman icin. 
Ne kadar zamana ihtiyacim var bilmiyorum. Cok tesebbus ettim ama hicbir zaman yeteri kalamadim orda. 
Ya tutup aldilar beni ordan, ya sikildigimi zannedip kactim. Ama hep zannettim, ayiramadim kendime, birakamadim zihnimi, koyveremedim. Henuz... 
Yaparim, gercekten hazir olursam yaparim, gelmedi zamani. Cok az kaldi o nihai yuzlesmeye, herseyi tum ciplakligiyla karsima almaya. 
En cesaret isteyen karsilasma. Sonunda butun sokaklarin aydinlanacagi, muthis aydinlik arkasi. Ama o ilk yuzlesmeye cesaret edebilirsen. Butun kapilar o zaman aciliyor, kendine o sansi verebilirsen eger. Yeteri kadar durust olabilirsen eger. Kime mi? Tabi ki kendine. 
En buyuk yalanini kime soyler ki insan zaten? Kendine en cok zarar verenini? Hepimiz cevabi biliyoruz ama kabul edecek kadar cesur muyuz acaba?

8 Kasım 2015 Pazar

Bir telefon calar

Yalnizligin en cok koyan yani bazen saatlerce hic konusmamak, sonra da bunu farketmek muhtemelen bir telefon calinca. Ses catallaniyor ya hani, uykudan yeni uyanmis gibi, karsi taraf soruyor sonra uyuyor muydun diye. Cevap basit aslinda, ama dusunmeye vakit varsa hani sonrasinda, iste o zaman bi vay be dedirtiyor insana. Sonra biraz suruyor etkisi bazen, alip goturuyor bir yerlere. Olur olmaz seyler getiriyor insanin aklina. Sadece bir telefon calmisti halbuki, alakasiz bir kac sey konusulup kapatilmasi gereken bir telefon. Sonradan herhangi bir iz birakmasi manasiz bir olay. O ses oyle catallanmasa aynen olmasi gerektigi gibi olacak aslinda. Ama bu yuzden insaniz iste, bu yuzden duygularimiz var, hic olmadik anda hic olmadik bisey bambaska seyler hatirlatir insana, yalnizlik gibi. Biraz takilir kalir insan orda, sonra bir bakar ki gecmis, sabah olmus yine, gunes dogmus, yepyeni bir gun baslamis. Yeni umutlara gebe. Onemli olan dusmemek degil zaten, ya da carpmamak engellere duvarlara. Dusup yeniden kalkmayi bilmek, carpip engellere vazgecmemek, toparlanmak. Dusmeden buyuyemez ki insan, hem bilemez sonra onune serilenlerin degerini. Yalnizlik, kiymeti bilinesi o yuzden, tadi cikarilasi..

3 Kasım 2015 Salı

Ben buralardayim

Kendime mi daha cok kizmam lazim kafaya taktigim icin, yoksa gercekten ben mi hep bunlari buluyorum elimle koymus gibi, ya da daha da kotusu gercekten herkes boyle mi dusunuyor? Cumlemi bile dogru duzgun kuramadim, cunku bu durum gercekten beni allak bullak ediyor. 
Neymis efendim, akilli kadin erkegine ne kadar akilli oldugunu belli etmezmis, biraksinmis adam kendini en zeki en akilli zannetsinmis. Gercek zeka aslinda buymus. Yoksa evde rekabet yaratmanin ne anlami varmis? 
Anlayamiyorum, karsimdaki adamin yaninda ben ben olamayacaksam ne anlami var ki iliskide olmamin, paylastigimiz hayatin. Iliskinin dinamikleri erkegin kendini guclu zeki ve yenilmezligi uzerine kurulu oldugunda kadinin burdaki tatmini nasil oluyor? Tek tatmin erkegini elinde tutmak mi? Ama benim istedigim bu degil ki zaten. 
Iliskiye devam etmenin en onemli motivasyonunun karsindakini kaybetmemek oldugunu dusunsenize bir. Bu mudur yani simdi ki kadin erkek iliskisinin dinamigi? Hani hayati paylasiyorduk, ne zaman sidik yarisina donusturduk olayi, kim daha uzun iliski yasayacak diye. Surekli kaybetme korkusuyla, surekli soyle davranirsam kazanimim bu olur, boyle yaparsam gercek niyetimi anlar diye planlar yapmak ne zamandan beri gercek iliskinin vazgecilmezi. 
Evet bir iliski istiyorum, varligimizin dogasinda var kadin erkek birlikteligi, ama kendim olabilecegim, yargilanmayacagim bir iliski istiyorum. Kendimi saklamayacagim, zekamin onayli olmasina gereksinim duymayacagim, fikrimi soylemekten, tartismaktan, akillica espri yapmaktan, topluluk icinde kendimi gosterirsem partnerimin onune gecmekten korkmayacagim bir iliski istiyorum. 
Bana cok sey istiyorum gibi gozukmuyordu simdiye kadar, ama pazar gunu gittigim yemekte tokat gibi carptilar yuzume. Yine de bir kac sarilacak dalim var, belki ben yine az biraz orumcek beyinli insanlari buldum, aslinda herkes onlar gibi dusunmuyordur dedim. 
Erkeklerin acisindan dusundugumde onlarin bu inanci desteklemesini anlayabiliyorum. Yine de bunu butun erkeklerin degil kendine guveni az olan erkeklerin destekledigini dusunmek ya da inanmak istiyorum. Anlamadigim sey ise su ana kadar bunu kabul etmis ve bunun boyle olmasi gerektigini dusunen kadinlarin sayisinin inanilmaz derecede cok olmasi. O gun masada bulunan bir kiz arkadasim da buna dahil. Bu arkadasimin egitimli, maddi durumu yerinde, standartlarin uzerinde fiziksel ozelliklere sahip oldugunu da belirtmek isterim. Sanki kural boyleymis gibi konusuyordu ciddi ciddi. 
Ben inanmiyorum buna, ya da belki de butun dunya inanmayi birak kabul etti ve boyle yasiyorda ben kendi kucuk pembe dunyamda soyut mutluluklar pesindeyim. Olsun ben buralardayim.