28 Haziran 2016 Salı

Donuse bir adim kala

Turkiye'ye dondum artik. Ciddi ciddi dondum, donmek istiyorum, is mi arasam, nasil yapsak, cv mi gondersem, gorusmeler derken dondum. Son bir gidis daha var ama artik yeni evimde kalmaya basladim. Dun ilk gecemdi yeni evimde. Icim isindi bi, butun esyalarim tam olmamasina ragmen. Bi nevi feng shui tarziymis evim su anda, an itibariyle iki kisiden geldi bile bu yorum. 
Bir suru ufak tefek is var tabi halledilmesi gereken. O yuzden bugun boyle bir yorgunluk coktu uzerime. Ben de kendimi simartmaya karar verdim kalktim taksime gittim, hem de metroyla :)) taksime varip istiklalde yurumeye baslayinca baktim acikmisim, hem de haftaici her yer bostur keyfini catmak bana duser o zaman. Midpointe gittim, bogaz manzarasini aldim karsima. Ismarladim yemegi, etrafi seyrettim biraz gozlem yaptim, sonra bogazi seyrettim, sonra biraz actim haberleri okudum. Sonra farkettim yalniz oturan tek kisiyim mekandaki. Belki de ilk defa bu kadar rahattim tek basima bir mekanda olmaktan. Yine bogaza daldi gozlerim. Bi garip geldi surekli turkce duymak, konusulan herseyi anlamak. Artik turist kafasiyla bi yerde oturmamak. Bir yandan da hersey yeni bir heyecan. Surekli bir alisveris modu. Cok guzel seyler de oluyor aralarda, iki arkadasim arabaya ihtiyacim varsa direk gel bizimkini al demek icin aradi, dedim ki iste o zaman benim ozledigim sey buydu. Sen bisey istemeden dusunulmek, paha bicilemez. Romanyayi unutmami zorlayacak seyleri de es gecemem tabi :) yaya gecidi konsepti yok mesela, bayanlara oncelik ise hak getire. Ote yandan pazarlik yapmayi ozlemisim hem de kendi dilimde. Saticilardan iltifatlar falan, her ne kadar sadece satis yapabilmek icin soylediklerini bilsem de motivasyonu artirdigi bir gercek yalan yok. 
Yani dondum turkiye'ye. Artilariyla eksileriyle basladim yeni bir hayata. Yeni bir karar, yeni bir ulke, yeni bir ev, yeni bir is ve muhtemelen yeni bir cevre. Hazirim artik. O zaman let the game begins. 

12 Haziran 2016 Pazar

Zamana guvenim tam

Bir zamanlarki halimin hayallerinin otesindeyim su anda. Yeni evimi tuttum. Bana gore istanbulun en guzel yerinde. Universitede okurken oturacagimi hayal bile edemeyecegim bir yerde. Beyaz esyalar nerdeyse tamam, ufak bir aksilikle tabi ki. Buzdolabim an itibariyle salondaki yerini aldi. Ama tabiki kahramanim babam bunu da halledecek bi daha ki gelisimimizde. Mobilyalarinsa siparisi verildi, en gec bir aya teslim. Tabi dugun sezonu, herkes mobilya telasinda, bana da bu furyanin kurbani olmak dustu bu seferlik :)). Yazmistim zaten, heyecan telas hafif korku hepsini bir arada yasiyorum bu siralar. Ayni Romanya ya tasinma karari aldigim zamanki duygular, yabancisi degilim o yuzden. Biliyorum gececek aksiyon gerceklestikten bir sure sonra, biraz rahatlatiyor bu tabi. Yine de sifira indirgemis degilim tabi. Yanina bir de tam istemli olmasa da sevgilimden ayrilmis olmak da eklenince aliskanliklardan vazgecmek bir nebze daha zorlasiyor tabi. Megerse ne kadar alismisim uc ayda ona, ondan gelen ilgiye, gozumun icine bakisina, beni aramasina, sormasina, merak etmesine. Kadinlarin kronik sorunu ayrilamamayi cok daha iyi anladim bir sefer daha. Ama ayni tasinmanin yarattigi o korkunun gectigini bilmem gibi bunun da gececegini biliyorum. O yuzden de icinden gecmeye calisiyorum bu duygunun da. Biraz daha serbest biraktim kendimi. Elim telefona gidiyor, bakiyorum bisey yazmis mi bana diye. Hatirliyorum bircok seyi, sonra da son geceyi aklima getiriyorum bilerek. Beynim oyunlarini oynuyor bana cunku sadece guzel anlari hafizamda canlandirarak. Ama son geceyi kendime hatirlatmak benim gorevim. Getirmeye calisiyorum yerine, her seferinde biraz daha kolay oluyor boylece. Istanbula tasindiktan sonraki ilk zamanlarin telasi ihtiyacim olan, o zaman hersey cok daha kolay olacak, kendiliginden yoluna girecek. Her zaman ki gibi zamana guvenim tam. 
Son olarak da bugunku taksici sana sesleniyorum, evet Romanya da hayat burdan kolay, evet insanlar daha medeni, evet ben orda daha cok kazaniyorum. Ama burasi da benim ulkem ve ben buraya geri donuyorum. Ben buraya aitim, burda tam kendimim. 

8 Haziran 2016 Çarşamba

Kul kurarmis, kader gulermis

Haykirmak istiyorum, avazim ciktigi kadar, bir hata var bi yerde ama nerde anlatsin biri bunu  bana istiyorum. Sonra vazgeciyorum bu kadar dertli insanin arasinda benimki de dert mi diyorum sakince dusunmeye basliyorum. 
Pazar gunu kotuydum ama, sabaha karsi kendi hayatimin en kotu anlarindan birini yasadim. Belki de hayatimda ilk defa karsimdaki erkegin fiziksel gucunden korktum. Alkol bir insani bu kadar degistirebilirmis, onu gordum. Hayatimdaki en kibar, en dusunceli erkek gitti, yerine gozlerinden nefret fiskiran bir insan dikildi karsima. Konusamadim, tepki veremedim, hakkimi savunanadim. Dayak yemedim ama cok yaklastigimi hissettim. Azicik da olsa siddet gorup de caresiz olan kadinlari anladim. 
Ben sabah kalktigimda ne kadar biseyler hissetsem de karsimdaki adama bitti diyebildim. Bunu farkli sebeplerden diyemeyen binlerce kadini dusundum, ve her ne kadar yolunda giden bir iliskiyi bitirmis olsa da bu olay ne kadar sansli oldugumu anladim. 
Agladim ama butun gun, ertesi gun yine maskeler takildi ve gulerek ise gidildi. Aksam is cikisi 10 dakikalik bir konusmanin sonunda bu iliski tarihe gomuldu. Sonra eve gelip ustune iki kadeh raki icecektim ki erdal ve sezgin'le, ramazanin ilk gunu oldugunu hatirladim ve bir aylik alkol detoksumun ilk gunune denk gelmis oldugumuzu anladim. Oturduk, mezeler, onlara iki kadeh raki, bol bol kadin erkek iliski tahlili, keyifli bir gecenin sonunu getirdik. Sonra yatagima gittim icmeden kafam hafif garip. Uzandim, bir bosluk geldi, bir hissiszlik, pazar gunku butun yatak bana kaldi ferahlamasi yerini hafif bir huzne birakti. Ozledim onu. Eninde sonunda bitecekti bu iliski, ama boyle bitecegini aklimin ucundan gecirmezdim. Dun sabah yine bir garip uyandim, gun gecmek bilmedi, gozyaslarim hep saklandi arkada bir yerlerde, hemen Alexandra ya yazdim, geldi aksam konustuk dertlestik. Arkasindan istanbula donus hazirliklari biraz, sonra sezen'le biraz muhabbet. Maksat kendimi mesgul etmek, yoksa biliyorum  dayanamayip ya arayacagim ya da yazacagim ozledim seni diye ve hemen cikip gelecek, yeniden kisir donguye girecegiz. Basardim kendimi mesgul tutmayi taaa uyuyana kadar. 
Tam da haftasonu bir yazi okumustum, beynin bir kapasitesi var, caninizi sikan seyleri dusunmeye basladiginizda kendinizi baska seylerle mesgul edin diyordu, kapasiteyi doldurmayi basarirsaniz o can sikici konuya yer kalmayacak diyordu. Ise yaradi, hem de inanilmaz. Ertesi gun oldu, yine is, bu sefer arabada aglamak yok, ama pasaportu unutmusum, tekrar butun yolu geri git. Yine de mutlu oldum ya unuttugumu son anda hatirlasaydim diye. Sonra havaalanina geldim, ne biliyim icimde bi yerlerde gelsin istedim, taksiden indigimde kapinin onunde beni bekliyor olsun istedim. Herhalde kadinlik duygulari bunlar, bilmem ki. Yoktu zaten, yalan yok ama simdi de donusumu dusunuyorum, bekler mi acaba beni havaalaninda diye. Ikimizin de iyiligi icin en iyisi gelmemesi, biliyorum, ama iste mantikla kalp bazen elele yurumuyor. Yine de ben elimden geleni yapiyorum. Sirf onun kafasini karistirmamak icin sarilmiyorum telefona kendi ego tatminim icin bile olsa. 
Yani iste bir maceranin sonuna geldim boylece, simdi ucaktayim, Istanbul semalarinda. Az sonra iniyoruz. Yeni hayatimi yasayacagim evimi tutmaya geldim. Ilk gecemde onunla kalacaktik evimde, ama olmadi. Heyecanliyim yine de. Merakli ve ayni zamanda gururlu. 
Planlara takilmaktan da vazgecmeyi ogrendim gibi sanki. Plan yapmaktan vazgecmemeyi ama yerine hemen alternatiflerini koyabilmeyi. Ne de olsa uc sene kadar once ogretmislerdi bana, kul kurarmis kader gulermis. 

1 Haziran 2016 Çarşamba

Tutamadim icimde

Yarin benim dogum gunum. 
Icimde hic ama hic kutlama sevinci yok. Belki de son uc dogum gunum hic eskilerine benzemedigindendir. Ilk yil zaten hala yataydim, ikinci yil burda yalnizdim, gecen yil zaten tam bir felaketti, yine hayatimdaki agir darbelerden birini almistim. Bu sene de o yuzden icinmde hic bir istek yok. 
Belki kendim icin tek guzel bisey yaptim gecen hafta, gecen seneki dogum gunumu mahveden sevgili arkadasima neden buradan gittigimi soyledim. Kendi yontemimi, onu nasil ikiye boldugumu, bir yarisini cok sevdigimi, diger yarisindan nefret ettigimi, artik onu gordugumde surekli o asagilanma kandirilma aklima geldigi icin toparlayamadigimi ve gitmenin benim icin en dogru sey olduguna karar verdigimi soyledim. Hafif kafamda guzeldi, cesaretimde bunun etkisi oldu tabi. Pisman miyim, hayir. Yalan yoktu zaten soyledigim hicbirseyde. Soylemeden cekip gidedebilirdim, olmadi bir sekilde. Zaten ona da anlattim, ben o diger sevdigim yariyi hayatimda istiyorum, ama onu hergun gorerek o nefret ettigim adamin bana yaptigini dusundugum seyi unutamiyorum. Bu da bana artik aci veriyor. O yuzden onu hayatimda tutmanin tek yolu bu gibi geldi bana. Kendime en az aci verecek yolu. Beni anladi mi anlamadi mi bilmiyorum. Konusmuyor su anda benle. Konusmasin, yapacak birseyim yok artik. Bundan sonrasinin ona kaldigini soyledim, simdi top onda, bu gercekle benim kapim ona simdilik acik, sonsuza kadar acik kalir mi bilmiyorum ama uzun sure kalacagindan eminim. 
Yani oyle iste, yarin benim dogum gunum, bir sevgilim, sevgilim yuzunden bana kizgin olup beni sallamayan agbim yerine koydugum bir akadasim, bir bucuk sene once hayatimi bir sekilde alt ust etmis yarisi yuzunden kalbimin cok guzel yerine koydugum yarisinin benimle konusmadigi bir arkadasim var benim. Bes hafta sonra da yepyeni bir hayata basliyorum. Bir de yarin benim dogum gunum. Iyi ki dogdum.