Bazen birinin hersey guzel olacak demesine ihtiyac duydunuz mu? Ben duydum, bugun biraz daha duydum. Uzun zaman sonra dun gece hastalandim, tansiyonum mu dustu ne oldu tam da anlamadim aslinda. Belki de sadece psikolojikti, bilemiyorum. Gectim spor yapmayi yatagima zar zor gittim. Sabah kalktigimda da ayni olmasam da kotuydum, gitmeye cesaret edemedim banyoya bile. Gidemedim ise, ilginctir taaaaa yaban ellerdeyken hasta oldugumda girdigim dongulere girmedim :) hatta bir mutlu oldum evde kaldigima. Kitap okudum, dizi seyrettim, film seyrettim, bi de aksiyon aldim en gereksizinden sanirim. Ama napiyim ben aklina geleni hep yapan biri oldum, yine yaptim. Hersey olacagina varir, mesaji attiktan sonra telefonu kontrolu de biraktim, zaten yarina da cevap gelmezse artik yine onumuzdeki maclara bakmanin zamani gelecek.
Gerci icime biseyler dogdu, bu aralar biraz akisina birakmaya karar verdim, oyle oldugu gibi. Icim bi baydi bu moddan, yoruldum didinmekten, biraz da relax hayat.
Aaa son bisey, oynamicam oyun, herkes oynasa da oynamicam. Ben neysem oyum, herkesin kurallari farkli olabilir, benim kurallarim yok, oyun degil gercekleri istiyorum ben, ne yapmak istiyorsam o. Sirf oyunu kuralina gore oynamak lazim diye kendi istedigim seyi yapmayi ertelemeyi reddediyorum. Bigun elbet benim gibi oyun oynamaktan canindan bezmis biri cikar karsima. O zamana kadar :))
25 Ocak 2017 Çarşamba
19 Ocak 2017 Perşembe
Bundan on yıl önce
Eğer bitmemiş olsaydı yarın tam on yıl olacaktı. Hayatımın tam on yıl önce başlayan bambaşka bölümü bundan tam üç yıl dokuz ay önce bitti ve yepyeni bir bölümü başlattı. Yepyeni bir ben çıkarttı benim içimden. Hala arada bir ağız dolu küfretsem de ona bana yaşattıkları için, neden ben diye isyan eder gibi yapsam da yeni beni yarattığı için çok minnettarım. Öncelikle inanıyorum ki hep her seçiş bir vazgeçiştir. Ve tabi ki Rumi, bırak alt üst olsun hayatın, baktım ben altından neler çıktı ve geçti hayatımın üstünde sandıklarımı.
Yeni bölümler başlatmayı hep sevdim ben zaten, korksam da, tir tir titresem de bazen o adımı atmadan önce hep attım. Kaybettiysem de ondan kaybettim, kazandıysam da ondan kazandım. Beni ben yaptı hep. Bir sürü insan beni yanlış anlamış hatta anlamamış gibi hissetsem de bazen en güzel beni yarattı o korktuklarım, hep fazladan cesaret ettiklerim.
O zaman yarın kutlama zamanı. Belki de yeni bi bölümün de ilk adımlarıdır henüz anlayamadığım.
Yeni bölümler başlatmayı hep sevdim ben zaten, korksam da, tir tir titresem de bazen o adımı atmadan önce hep attım. Kaybettiysem de ondan kaybettim, kazandıysam da ondan kazandım. Beni ben yaptı hep. Bir sürü insan beni yanlış anlamış hatta anlamamış gibi hissetsem de bazen en güzel beni yarattı o korktuklarım, hep fazladan cesaret ettiklerim.
O zaman yarın kutlama zamanı. Belki de yeni bi bölümün de ilk adımlarıdır henüz anlayamadığım.
18 Ocak 2017 Çarşamba
Sağlıklı bir tatlı yaptım
Benim gibi şekeri bırakanların tatlı özlemini dindirmek için süper bir tatlı yaptım az önce. Yarısını yerim, bu çok olur, gerisini yarına saklarım dedim hatta yemeye başlarken amaaa tabi ki az önce son lokmamı da yedim. Rendelenmiş yeşil elma, tarçın, keçiboynuzu ezmesi ve keçiboynuzu pekmezini hafif ateşte çevir sonra da hooop kendi yaptığın yoğurtla karıştır. Ben bayıldım, damak tadına uyan herkese de tavsiye ederim.
Şimdi sıra bu enerji bombası sonrası spor yapacak motivasyonu bulmak. Arada da ne yalan söyliyim yeniden sex and the city günlerime geri mi dönsem diye düşünüyorum. Buraları ilk bırakıp gittiğimde oradaki yalnız günlerimde bana çok iyi gelmişti. Şimdi yeniden başlamanın tam zamanı olabilir gibi. Hele de dünkü salak şeyden sonra. Anlamıyorum arkadaş, benle dışarı çıkıyorsan, sonra da yazmaya devam ediyorsan, ben de senin alamadığın aksiyonu alıp görüşelim diyorsan bana bu akşam çok uykum var, bu akşamı pas geçelim demeyeceksin. Yanlış oldu, dersin tabi de, ben de artık bütün hevesimi kaybederim. Sevmiyorum ben çünkü beklemeyi, bilmek istiyorum, ayy yok arayacak mı aramayacak mı, soracak mı sormayacak mı? Ben de beklemem sorarım. Çünkü ben şu aralar ne yazık ki bir çok insanın yaptığı gibi elli tane insanla aynı anda konuşmuyorum. Alternatifler biriktirmiyorum. Bazen sinirlenip diyorum hatta kendi kendime, ben de artık bir sürü alternatif biriktiricem, hepsiyle aynı anda konuşacam, ohh böylece hiç can sıkıntısı yok. Ama yok sonra hemen vazgeçiyorum, etik gelmiyor bana. Sonra ben böyle kalıyorum gerçi ama olsun, napalım, yine de gelmiyor bana öbür türlüsü. Şimdilik ben aynen devam. Zaten bi hevesim de kaçtı, bi süreliğine kariyere odaklanma zamanı belki de :))
Şimdi sıra bu enerji bombası sonrası spor yapacak motivasyonu bulmak. Arada da ne yalan söyliyim yeniden sex and the city günlerime geri mi dönsem diye düşünüyorum. Buraları ilk bırakıp gittiğimde oradaki yalnız günlerimde bana çok iyi gelmişti. Şimdi yeniden başlamanın tam zamanı olabilir gibi. Hele de dünkü salak şeyden sonra. Anlamıyorum arkadaş, benle dışarı çıkıyorsan, sonra da yazmaya devam ediyorsan, ben de senin alamadığın aksiyonu alıp görüşelim diyorsan bana bu akşam çok uykum var, bu akşamı pas geçelim demeyeceksin. Yanlış oldu, dersin tabi de, ben de artık bütün hevesimi kaybederim. Sevmiyorum ben çünkü beklemeyi, bilmek istiyorum, ayy yok arayacak mı aramayacak mı, soracak mı sormayacak mı? Ben de beklemem sorarım. Çünkü ben şu aralar ne yazık ki bir çok insanın yaptığı gibi elli tane insanla aynı anda konuşmuyorum. Alternatifler biriktirmiyorum. Bazen sinirlenip diyorum hatta kendi kendime, ben de artık bir sürü alternatif biriktiricem, hepsiyle aynı anda konuşacam, ohh böylece hiç can sıkıntısı yok. Ama yok sonra hemen vazgeçiyorum, etik gelmiyor bana. Sonra ben böyle kalıyorum gerçi ama olsun, napalım, yine de gelmiyor bana öbür türlüsü. Şimdilik ben aynen devam. Zaten bi hevesim de kaçtı, bi süreliğine kariyere odaklanma zamanı belki de :))
10 Ocak 2017 Salı
Beni ağırladım bugün
Dün bütün İstanbul kara teslim olmuş ve işten erken çıkıp kendini evine atmanın heyecanı içindeyken ben ne mi yaptım? Önce eve geldim sonra da atladım otobüse veee beşiktaşa fal baktırmaya gittim. Bana göre en ucuz terapi :)) evet realist kişiliğim burda da kendini biraz ele veriyor. Hiç de pişman olmadım, inanılmaz işe yaradı, müthiş bi özgüvenle çıktım ordan dışarı. Bana duymak istediklerimi söyledi arada, bilerek bilmeyerek beni ilgilendirmez. Umutla çıktım ben ordan. Alex efendi yine pişman olacak dedi, bunu duymak bile bana şimdilik yetti, ne işin var bu dengesizle diye eklemeyi de unutmadı. Haa bu arada pişman olacak ama pişman olduğu şeyi yine yapacak haberin olsun dedi. Bunu da buraya yazayım da dursun burda. Olur da o gün gelirse belki dönüp bi bakarım. 2017 de benim yılım olacakmış, ama yani hani BEN'im yılım. En çok kendime döneceğim, en fazla kendime önem vereceğim yıl. 2016 da senden özür dilemesi gereken bir yıl olmuş dedi. Çok güzel söyledi, daha iyi ifade edebilir miydi 2016'yı benim için, sanmam. Ben etkilendim, mart ayını bekliyorum o yüzden bakalım. Yine bulduk kendimize tutunacak bi umut, hadi hayırlısı.
Daha neler neler.. yine bir kitap hayatıma anlam kattı. İnanılmaz. İyi Hissetmek. Okutmaya da karar verdim kitabı ve bugün hala 15 sayfam kalmış olmasına rağmen çektim kalan sayfaların fotoğrafını okurum diye kalanları ve gönderdim kitabı Kerem'e. Arada da nerdeyse bitirdim kalan sayfaları okumayı metroda. Bana da iyi oldu, aralarda çeker koyarım böyle bi kaç sayfa, kendi kindle'ımı kendim yaparım :pp. Akşam eve gelince de ne mi yaptım? Aynen kitapta söylediği gibi yaptım. Hayatta en önemli kişi kim? BEN. Bi başkasına nasıl yemek hazırlayacaksam kendime de benzer bi özenle kalkıp yemek hazırladım. İlla börekler çörekler açmadım, ben yemek atmaktan nefret ederim, yiyebileceğim, buzdolabında olan şeylerle en azından ocağı yakarak akşam için kendime bişeyler hazırladım. Hem de antioksidan değeri yüksek, kimseyi de öpme ihtimalim olmadığına göre şimdilik rahattım. Yanına da bi kadeh beyaz şarabım en güzelinden, bir de mumlarımı yaktım. On numara oldu. Masama oturdum, en önemli misafirimdim. Bir daha ki sefere daha güzel ağırlıyacağım seni söz dedim kendime.

Daha neler neler.. yine bir kitap hayatıma anlam kattı. İnanılmaz. İyi Hissetmek. Okutmaya da karar verdim kitabı ve bugün hala 15 sayfam kalmış olmasına rağmen çektim kalan sayfaların fotoğrafını okurum diye kalanları ve gönderdim kitabı Kerem'e. Arada da nerdeyse bitirdim kalan sayfaları okumayı metroda. Bana da iyi oldu, aralarda çeker koyarım böyle bi kaç sayfa, kendi kindle'ımı kendim yaparım :pp. Akşam eve gelince de ne mi yaptım? Aynen kitapta söylediği gibi yaptım. Hayatta en önemli kişi kim? BEN. Bi başkasına nasıl yemek hazırlayacaksam kendime de benzer bi özenle kalkıp yemek hazırladım. İlla börekler çörekler açmadım, ben yemek atmaktan nefret ederim, yiyebileceğim, buzdolabında olan şeylerle en azından ocağı yakarak akşam için kendime bişeyler hazırladım. Hem de antioksidan değeri yüksek, kimseyi de öpme ihtimalim olmadığına göre şimdilik rahattım. Yanına da bi kadeh beyaz şarabım en güzelinden, bir de mumlarımı yaktım. On numara oldu. Masama oturdum, en önemli misafirimdim. Bir daha ki sefere daha güzel ağırlıyacağım seni söz dedim kendime.
8 Ocak 2017 Pazar
Merkür retrosunu tamamlasın kampanyası
Veee Merkür metrosu sonunda bugün bitiyor. Ne retroydu arkadaş. Beni benden aldı resmen. Kaç sefer aramak istedim, yazmak istedim artık ben sayamadım. Aralarda da kaç sefer küfrettim, kaç sefer bela okumaların eşiğinden döndüm, onunla ilgili zaten hiç bir fikrim yok.
Yazmadım ama, inanamadım çünkü. Çok aramak istedim, sadece sesini duymak istedim, o da hala beni düşünüyor olsun istedim. Korktum ama aramaya. Ararsam beni artık düşünmediğini anlarım diye korktum. Bunu bilmeye hazır değilim şuanda. Ben hala kapı çalar mı diye beklerken, telefondan çıkan her seste acaba o olabilir mi diye umut taşırken içimde telefonu görene kadar, beni unuttuğunun kanıtını istemiyorum. O yüzden de arayamıyorum. Çok ağladım ama, hala da ağlıyorum her gün. Günün bir anında aklıma düşüyor, gözlerim doluyor, tutamıyorum. En kötüsü de işyerinde aklıma düştüğünde oluyor. Tuvalete kaçıyorum hemen, bazen tutamıyorum yaşını gözümün, bir iki damla dökülüyor, bazen de engelliyorum. İşyerinde az yakalanıyorum neyseki. Evde daha çok oluyor, aklımda gibi hep, en çok da kapıyı açınca geliyor aklıma. Kendi kendine evi bulup kapıyı çalışını, açtığımda bana bakışını hatırlıyorum. Sanki bana hiç kimse öyle bakmamış gibi şimdiye kadar. Belki de bakmadı gerçekten, belki de ondan unutamıyorum onu hala.
Merak ediyorum, nasıl oluyor diye. Karşısına çıkan her kadına mı öyle bakıyor, o böyle bir insan mı diye, yoksa bana mı baktı öyle sadece. Sadece bana baktıysa nasıl bu kadar kolay unutabiliyor, ben hala her gün en az bir fasıl ağlarken onun için o nasıl bu kadar kayıtsız kalabiliyor? Ben de bilsem ben de yapabilsem keşke ve artık bitse. Eğer herkese yapıyorsa zaten dünyanın en bencil hareketi, diyecek hiç bir şeyim yok. Ben anlamıyorum ve kabul edemiyorum ne yaparsam bu bencilliği. Belki de bencillik mutluluktur. Yok ya bana olmaz, olmuyor. Bir anlık aklına düştüğümde beni arayı sonra kendini tatmin edince hiçbirşey olmamış gibi devam etmesini ben anlamıyorum. Bana neler olduğu umrunda değil. Ben burda çıktığım yerden önce daha da yükseliyorum sonra yine yerin dibinde buluyorum kendimi öyle olunca, ama kime anlatıyorum ki, boş laf sadece.
Neyse ama, belki de merkür'dür diyorum şimdi. Bugün retro bitiyor, etkileri de artık inşallah bir kaç güne tamamen biter. Ben de hayatıma kaldığı yerden devam ederim. En iyisi biraz iş odaklı olmak bu aralar. Zaten her taraf kar, üstüne bir de burdaki güvensiz ortam da eklenince dışarıda yapacak pek bişey yok. En iyisi iş yine, odaklanalım gitsin. Hem zaten ikizler burcu için aşk hayatı anca mart gibi falan yeşilleniyor, madem öyleee beklerken vip salonunda diğer tarafları biraz yükseltelim. Sonuçta iş önemli, yaşamak için para lazım, en çok da hobiler için para lazım. Havalar biraz düzelsin de aklımda var bişeyler. Burdan giderken yarım bıraktıklarım, belki zamanıdır artık onlara geri dönmenin. Haa bir de bakarsın kelebekleri havalandıracak kişi hiç ummadığım yerden çıkar, yeniden sabahları uyanmak için sebebim olur:)). Yani kısacası, retro biter umutlar yükselmeye başlar.
Yazmadım ama, inanamadım çünkü. Çok aramak istedim, sadece sesini duymak istedim, o da hala beni düşünüyor olsun istedim. Korktum ama aramaya. Ararsam beni artık düşünmediğini anlarım diye korktum. Bunu bilmeye hazır değilim şuanda. Ben hala kapı çalar mı diye beklerken, telefondan çıkan her seste acaba o olabilir mi diye umut taşırken içimde telefonu görene kadar, beni unuttuğunun kanıtını istemiyorum. O yüzden de arayamıyorum. Çok ağladım ama, hala da ağlıyorum her gün. Günün bir anında aklıma düşüyor, gözlerim doluyor, tutamıyorum. En kötüsü de işyerinde aklıma düştüğünde oluyor. Tuvalete kaçıyorum hemen, bazen tutamıyorum yaşını gözümün, bir iki damla dökülüyor, bazen de engelliyorum. İşyerinde az yakalanıyorum neyseki. Evde daha çok oluyor, aklımda gibi hep, en çok da kapıyı açınca geliyor aklıma. Kendi kendine evi bulup kapıyı çalışını, açtığımda bana bakışını hatırlıyorum. Sanki bana hiç kimse öyle bakmamış gibi şimdiye kadar. Belki de bakmadı gerçekten, belki de ondan unutamıyorum onu hala.
Merak ediyorum, nasıl oluyor diye. Karşısına çıkan her kadına mı öyle bakıyor, o böyle bir insan mı diye, yoksa bana mı baktı öyle sadece. Sadece bana baktıysa nasıl bu kadar kolay unutabiliyor, ben hala her gün en az bir fasıl ağlarken onun için o nasıl bu kadar kayıtsız kalabiliyor? Ben de bilsem ben de yapabilsem keşke ve artık bitse. Eğer herkese yapıyorsa zaten dünyanın en bencil hareketi, diyecek hiç bir şeyim yok. Ben anlamıyorum ve kabul edemiyorum ne yaparsam bu bencilliği. Belki de bencillik mutluluktur. Yok ya bana olmaz, olmuyor. Bir anlık aklına düştüğümde beni arayı sonra kendini tatmin edince hiçbirşey olmamış gibi devam etmesini ben anlamıyorum. Bana neler olduğu umrunda değil. Ben burda çıktığım yerden önce daha da yükseliyorum sonra yine yerin dibinde buluyorum kendimi öyle olunca, ama kime anlatıyorum ki, boş laf sadece.
Neyse ama, belki de merkür'dür diyorum şimdi. Bugün retro bitiyor, etkileri de artık inşallah bir kaç güne tamamen biter. Ben de hayatıma kaldığı yerden devam ederim. En iyisi biraz iş odaklı olmak bu aralar. Zaten her taraf kar, üstüne bir de burdaki güvensiz ortam da eklenince dışarıda yapacak pek bişey yok. En iyisi iş yine, odaklanalım gitsin. Hem zaten ikizler burcu için aşk hayatı anca mart gibi falan yeşilleniyor, madem öyleee beklerken vip salonunda diğer tarafları biraz yükseltelim. Sonuçta iş önemli, yaşamak için para lazım, en çok da hobiler için para lazım. Havalar biraz düzelsin de aklımda var bişeyler. Burdan giderken yarım bıraktıklarım, belki zamanıdır artık onlara geri dönmenin. Haa bir de bakarsın kelebekleri havalandıracak kişi hiç ummadığım yerden çıkar, yeniden sabahları uyanmak için sebebim olur:)). Yani kısacası, retro biter umutlar yükselmeye başlar.
4 Ocak 2017 Çarşamba
Piano almistim bi zamanlar
Ben bir zamanlar buralari terkedip yepyeni bir hayata basladigimda, kendime bir piano aldim. Para pul umrumda degildi. Hala cok umrumda oldugu soylenemez ama tabi euro para kazanmak ayri bi psikoloji ona diyecek biseyim yok. Neyse yine konudan saptik :))
Zaman gecti, nerdeyse uc yil ve ben yeniden yurda donus karari aldim. Zaten pianodan da hevesimi almistim. Buraya da getiremeyecegime gore orda cok sevdigim bi agbimin kizina hediye etmeye karar verdim. Hem de alti yasinda. Yeni yilda bana ilk gelen video onlardandi. Minik bir sarkiyla benim yeniyilimi kutlayip bana tesekkur ediyordu minigim. O pianoyu neden aldigim anlasilmis oldu boylece. Benim hevesimin sebebi buymus megerse.
Hayat tamamen boyle bisey iste. Karsima cikan herkesin bi sebebi olmali, bazen anliyorum, bazen anlamiyorum, bazen gec anliyorum. Bazen de sadece bisey ogretiyorlar bana. Daha fazla sevmeyi, daha anlayisli olmayi, daha dayanikli olmayi, daha pozitif olmayi, daha az kafaya takmayi, daha cok sukretmeyi. Daha neler neler.. simdi yine bi surecten geciyorum. Sonuc insani olan benim icin cok zor, ama deniyorum. Oynuyor benimle biliyorum ama durduramiyorum, hosuma gidiyor, ozguvenimi yukseltiyor yakinda bitiririm olmadi bitirtirim, ama sureci ogretir belki de bana. Belki de budur sebebi, bana sureci ogretmesi. Belki de degil, belki baska bisey, bekliyorum, anlarim bi ara.
Zaman gecti, nerdeyse uc yil ve ben yeniden yurda donus karari aldim. Zaten pianodan da hevesimi almistim. Buraya da getiremeyecegime gore orda cok sevdigim bi agbimin kizina hediye etmeye karar verdim. Hem de alti yasinda. Yeni yilda bana ilk gelen video onlardandi. Minik bir sarkiyla benim yeniyilimi kutlayip bana tesekkur ediyordu minigim. O pianoyu neden aldigim anlasilmis oldu boylece. Benim hevesimin sebebi buymus megerse.
Hayat tamamen boyle bisey iste. Karsima cikan herkesin bi sebebi olmali, bazen anliyorum, bazen anlamiyorum, bazen gec anliyorum. Bazen de sadece bisey ogretiyorlar bana. Daha fazla sevmeyi, daha anlayisli olmayi, daha dayanikli olmayi, daha pozitif olmayi, daha az kafaya takmayi, daha cok sukretmeyi. Daha neler neler.. simdi yine bi surecten geciyorum. Sonuc insani olan benim icin cok zor, ama deniyorum. Oynuyor benimle biliyorum ama durduramiyorum, hosuma gidiyor, ozguvenimi yukseltiyor yakinda bitiririm olmadi bitirtirim, ama sureci ogretir belki de bana. Belki de budur sebebi, bana sureci ogretmesi. Belki de degil, belki baska bisey, bekliyorum, anlarim bi ara.
3 Ocak 2017 Salı
Nefes terapisi
Bugun yine yeniden nefes terapisini deneme gunuydu. Yazmis miydim o zaman hatirlamiyorum ama ben bir sefer daha bu ise kalkismistim ve sonuc bir iki nokta haric nerdeyse bir husrandi. Defne dun yarin nefes terapisine ne dersin dediginde sanki kirk kisi bana bir daha denemem gerektigini soyledi ve her zaman ki gibi sebepsiz de olsa icimdeki sesi dinledim. Is cikisi kalktim gittim.
Su anda nasil anlatacagimi bile bilmiyorum deneyimledigim seyi. Ben hayatimin hic bir aninda boyle bir his yasamadim. Ilk baslarda hersey normaldi. Sonra gitgide once ellerim sonra bacaklarim uyustu. Bir sure hala varolduklarini anlamak icin surekli kipirdattim kollarimi bacaklarimi. Sonra biraktim zaten onlar da benden ayri takilmaya karar verdiler. Hayalini kurdugum niyet ettigim sey guven ve huzurdu. Bir zamanlar hissettigim seyi yeniden hissetmek istiyordum artik. Vucut bulmus hali de vardi aklimda. Onu hayal ettim o yuzden aklimda. Sonra biseyler oldu. Ayrildim sanki bedenimden, yukarilarda bi yerlerde takildim. Sonrasi cok ama cok garipti. Biseyleri tuttum, sanki o aradigim seydi iste. Sonra almaya calistilar onu benden. Kim neden bilmiyorum. Siki siki tuttum onu, birakmadim. Ben tuttukca onlar benden onu daha cok almak istediler. Hayir hayir diye bagirdigimi hatirliyorum. Birakmadim hic butun gucumle sarildim one ve bende kaldi. Ama butun energizing harcadim ve cok korktum alabilme ihtimallerinden. Sonra bir geldi ve beni sakinlestirdi. Aslinda bendim yine sanki. Daha sakin daha dingin ben. Iste sonunda oldu. Icimdeki kadin geldi ve konustu benimle. Sakin ol, o senin dedi. Sakin ol, sakin ol. Sonrasi rahatlama.
Bugunku deneyimi hayatim boyunca unutamam. Sahika transa gectigimi soyledi. Sordum zaten hemen bagirdim mi hayir hayir diye, evet dedi. Birseyleri almaya gittin, daha once senin olan biseyi. Transa gectin o an. Aldin da, sonra da onu senden almaya calistilar. Sende mi kaldi dedim. Evet dedim. Aldin o zaman alacagin seyi. Cosku mu umut mu guven mi huzur mu. Her neyi geri almaya calistiysan aldin sen onu ve birakmadin.
Benim icin inanilmaz bir deneyimdi. Olabilecegini asla hayal edemeyecegim. Su an yaziya dokerken kesinlikle tatmin olamadigim. Kelime yok cunku bunu anlatabilecegim. Ben bilmedigim icin degil. Henuz oyle bir kelime icat edilmedi cunku.
Su anda nasil anlatacagimi bile bilmiyorum deneyimledigim seyi. Ben hayatimin hic bir aninda boyle bir his yasamadim. Ilk baslarda hersey normaldi. Sonra gitgide once ellerim sonra bacaklarim uyustu. Bir sure hala varolduklarini anlamak icin surekli kipirdattim kollarimi bacaklarimi. Sonra biraktim zaten onlar da benden ayri takilmaya karar verdiler. Hayalini kurdugum niyet ettigim sey guven ve huzurdu. Bir zamanlar hissettigim seyi yeniden hissetmek istiyordum artik. Vucut bulmus hali de vardi aklimda. Onu hayal ettim o yuzden aklimda. Sonra biseyler oldu. Ayrildim sanki bedenimden, yukarilarda bi yerlerde takildim. Sonrasi cok ama cok garipti. Biseyleri tuttum, sanki o aradigim seydi iste. Sonra almaya calistilar onu benden. Kim neden bilmiyorum. Siki siki tuttum onu, birakmadim. Ben tuttukca onlar benden onu daha cok almak istediler. Hayir hayir diye bagirdigimi hatirliyorum. Birakmadim hic butun gucumle sarildim one ve bende kaldi. Ama butun energizing harcadim ve cok korktum alabilme ihtimallerinden. Sonra bir geldi ve beni sakinlestirdi. Aslinda bendim yine sanki. Daha sakin daha dingin ben. Iste sonunda oldu. Icimdeki kadin geldi ve konustu benimle. Sakin ol, o senin dedi. Sakin ol, sakin ol. Sonrasi rahatlama.
Bugunku deneyimi hayatim boyunca unutamam. Sahika transa gectigimi soyledi. Sordum zaten hemen bagirdim mi hayir hayir diye, evet dedi. Birseyleri almaya gittin, daha once senin olan biseyi. Transa gectin o an. Aldin da, sonra da onu senden almaya calistilar. Sende mi kaldi dedim. Evet dedim. Aldin o zaman alacagin seyi. Cosku mu umut mu guven mi huzur mu. Her neyi geri almaya calistiysan aldin sen onu ve birakmadin.
Benim icin inanilmaz bir deneyimdi. Olabilecegini asla hayal edemeyecegim. Su an yaziya dokerken kesinlikle tatmin olamadigim. Kelime yok cunku bunu anlatabilecegim. Ben bilmedigim icin degil. Henuz oyle bir kelime icat edilmedi cunku.
2 Ocak 2017 Pazartesi
Benden bu kadar
Tamam sen yakisiklisin, hatta turk standartlarinin uzerindesin, hatta yunan heykeli bile dedim ben senin icin, ingilizce anlatirken greek sculpture. Ama ben de kezban degilim yani. Konumuz bu degil gerci, o da ayri bir konu.
Kac gun evde beklettin beni artik sayamiyorum, simdi dusunuyorum da aslinda hep son anda ben sordum gelebiliyor musun diye ve sen bana hep bahanelerle geldin. Ben de hepsi dogrudur diye inandim. Cunku ben gercekten hep dogru soylerim. Hala anlayamadim bir turlu insanlarin buyuk bir kisminin kendi mutluluklari icin baskalariyla oynamaktan hic cekinmediklerini.
Bugun yine soz verdin kesin geliyorum, ne olursa olsun diye. Ben de oturdum beklemeye basladim. Ben boyle evde beklemem yoksa gelmeyecek birini. Ben cikarim arkadaslarimla bulusurum, eve cagiririm onlari, sevgilim varsa onla bulusurum, onla yemek yaparim, film seyrederim, hic kimseyi bulamazsam kalkar sinemaya giderim, ya da evde oturup sporumu yaparim kitabimi okurum. Beklemeye de karsi degilim sonunda degecekse, hatta bekleyip gelememelere. Ama gelemeyince haber vermeli insan karsisindaki kim olursa olsun. Ben yalan da soylesen, dogru da soylesen sans inanirim zaten. Dedim ya ben hep dogrulari soylerim, o yuzden herkes oyle sanarim hala. O yuzden oynayamiyorum bu oyunu kurallarina gore zaten. Dedim ya bugun farkettim zaten hic bir zaman ben sormadan soylememissin zaten gelmeyecegini. Ben senin hicbirseyin degilim, bundan sonra seninle konusmamam, umursamamam, beni uzmus olman zerre umrunda olmaz, biliyorum. O yuzden sana hicbirsey soylemeyecegim zaten sen sormadigin surece. Sadece haksizlik bu. Simdi ben bunu yazarken lastik patladi deyince olmuyor, o lastik simdi patlamadi ki, niye patladiginda yazmaz ki insan aptal lastik patladi gelemiyorum ben diye. Benden bu kadar.
Kac gun evde beklettin beni artik sayamiyorum, simdi dusunuyorum da aslinda hep son anda ben sordum gelebiliyor musun diye ve sen bana hep bahanelerle geldin. Ben de hepsi dogrudur diye inandim. Cunku ben gercekten hep dogru soylerim. Hala anlayamadim bir turlu insanlarin buyuk bir kisminin kendi mutluluklari icin baskalariyla oynamaktan hic cekinmediklerini.
Bugun yine soz verdin kesin geliyorum, ne olursa olsun diye. Ben de oturdum beklemeye basladim. Ben boyle evde beklemem yoksa gelmeyecek birini. Ben cikarim arkadaslarimla bulusurum, eve cagiririm onlari, sevgilim varsa onla bulusurum, onla yemek yaparim, film seyrederim, hic kimseyi bulamazsam kalkar sinemaya giderim, ya da evde oturup sporumu yaparim kitabimi okurum. Beklemeye de karsi degilim sonunda degecekse, hatta bekleyip gelememelere. Ama gelemeyince haber vermeli insan karsisindaki kim olursa olsun. Ben yalan da soylesen, dogru da soylesen sans inanirim zaten. Dedim ya ben hep dogrulari soylerim, o yuzden herkes oyle sanarim hala. O yuzden oynayamiyorum bu oyunu kurallarina gore zaten. Dedim ya bugun farkettim zaten hic bir zaman ben sormadan soylememissin zaten gelmeyecegini. Ben senin hicbirseyin degilim, bundan sonra seninle konusmamam, umursamamam, beni uzmus olman zerre umrunda olmaz, biliyorum. O yuzden sana hicbirsey soylemeyecegim zaten sen sormadigin surece. Sadece haksizlik bu. Simdi ben bunu yazarken lastik patladi deyince olmuyor, o lastik simdi patlamadi ki, niye patladiginda yazmaz ki insan aptal lastik patladi gelemiyorum ben diye. Benden bu kadar.
1 Ocak 2017 Pazar
Zaman bana yardim edeceksin degil mi?
Cok zor bi yilbasi gecesi oldu hepimiz icin. Ben onceden girmistim neyseki, kendi kendime buldugum tek tesellim bu.
Bugun de hep evdeydim. Yine beklmekle gecti buyuk bir kismi. Once hala benimle ne yapmaya calistigini anlayamadigim cocuk bekletti beni. Defne'nin deyimiyle ben hoslandigim erkeklerden cocuk diye bahsediyormusum. Begenmediysem adam diyormusum. Cook begendiysem de ismini soyluyormusum. Benimle oynuyor belki de bilmiyorum. Kafami oyaliyor, su anda buna ihtiyacim var. kendimi kaptiririm diye korkuyorum evet, ozellikle de su bekleme kisimlari yuzunden. Cunku ben hala bekliyorum. Umutsuzca bekliyorum. Butun gece butun gun Alex'i bekledim. Dun saat biri gecince hep telefonuma baktim. Yazar mi ya da arar mi diye. Aramadi. Sonra dedim kendi kendime ben burda bir umut onun aramasini beklerken o sarhos olmus kimin kollarinda acaba. Cevap veremedim, bulamadim. Kaldim oyle. Vermek de istemedim, hazir degilim onun baska birinin olmasina. Sonra eve gelince yine bekledim. Yanima aldim telefonumu, digeri sarjdaydi. Iki uc defa ses geldi ondan, yerimden zipladim. Gittim baktim, baskalariydi hep. En sonunda biraktim beklemeyi. Konustum kendimle en azindan bugun beklemeyeyim diye artik. Anlattim, aramayacak dedim, bir kadin bir adami cok sevdi, adam kadini uc sefer terk etti. Anla artik bunu dedim. Bugunluk anladi, yarini bilmiyorum.
Sonra cocugu beklemeyi biraktim, cunku yine hastayim dedi, tamam dedim. Bilince olmayacagini beklemekten vazgecmek kolay. Oynuyor olsa bile benimle. Hep bir sonraki gun icin umut veriyor, oynuyor iste. Ben de izin veriyorum her seferinde. Yine ayni, nasil umrunda olamiyor erkeklerin? Iste su anda cozmek istedigim en buyuk sir. Ben agzimdan cikan herseyi sozmus gibi davraniyorum. Olduruyorum illaki, hic yapamiyorsam sekilden sekile giriyorum yapamayacagimi soylerken.
Neden yok diyemiyorum? Hep diyemedigim icin Alex benim canimi bu kadar yakabildi. Bu kadar yordu beni, bu kadar sevdigim icin onu. Hala da seviyorum sanirim. Cuma gunu rakidan sonra anlattim onu erdal'a. Anlatim ve tutamadim yaslari, birer birer damladilar. O zaman yine anladim yeniden. Seviyorum onu hala. Hala canimi yakiyor, hala ozluyorum onu. Yine zamana birakmaktan baska bisey gelmiyor aklima. Ya da yeniden birini severim belki. Belli mi olur? Yine de bi sure gundemim bu olacak gibi. Bekledigimden zor oluyor onu unutmak, ben anlamamistim onu bu kadar sevdigimi.
Bugun de hep evdeydim. Yine beklmekle gecti buyuk bir kismi. Once hala benimle ne yapmaya calistigini anlayamadigim cocuk bekletti beni. Defne'nin deyimiyle ben hoslandigim erkeklerden cocuk diye bahsediyormusum. Begenmediysem adam diyormusum. Cook begendiysem de ismini soyluyormusum. Benimle oynuyor belki de bilmiyorum. Kafami oyaliyor, su anda buna ihtiyacim var. kendimi kaptiririm diye korkuyorum evet, ozellikle de su bekleme kisimlari yuzunden. Cunku ben hala bekliyorum. Umutsuzca bekliyorum. Butun gece butun gun Alex'i bekledim. Dun saat biri gecince hep telefonuma baktim. Yazar mi ya da arar mi diye. Aramadi. Sonra dedim kendi kendime ben burda bir umut onun aramasini beklerken o sarhos olmus kimin kollarinda acaba. Cevap veremedim, bulamadim. Kaldim oyle. Vermek de istemedim, hazir degilim onun baska birinin olmasina. Sonra eve gelince yine bekledim. Yanima aldim telefonumu, digeri sarjdaydi. Iki uc defa ses geldi ondan, yerimden zipladim. Gittim baktim, baskalariydi hep. En sonunda biraktim beklemeyi. Konustum kendimle en azindan bugun beklemeyeyim diye artik. Anlattim, aramayacak dedim, bir kadin bir adami cok sevdi, adam kadini uc sefer terk etti. Anla artik bunu dedim. Bugunluk anladi, yarini bilmiyorum.
Sonra cocugu beklemeyi biraktim, cunku yine hastayim dedi, tamam dedim. Bilince olmayacagini beklemekten vazgecmek kolay. Oynuyor olsa bile benimle. Hep bir sonraki gun icin umut veriyor, oynuyor iste. Ben de izin veriyorum her seferinde. Yine ayni, nasil umrunda olamiyor erkeklerin? Iste su anda cozmek istedigim en buyuk sir. Ben agzimdan cikan herseyi sozmus gibi davraniyorum. Olduruyorum illaki, hic yapamiyorsam sekilden sekile giriyorum yapamayacagimi soylerken.
Neden yok diyemiyorum? Hep diyemedigim icin Alex benim canimi bu kadar yakabildi. Bu kadar yordu beni, bu kadar sevdigim icin onu. Hala da seviyorum sanirim. Cuma gunu rakidan sonra anlattim onu erdal'a. Anlatim ve tutamadim yaslari, birer birer damladilar. O zaman yine anladim yeniden. Seviyorum onu hala. Hala canimi yakiyor, hala ozluyorum onu. Yine zamana birakmaktan baska bisey gelmiyor aklima. Ya da yeniden birini severim belki. Belli mi olur? Yine de bi sure gundemim bu olacak gibi. Bekledigimden zor oluyor onu unutmak, ben anlamamistim onu bu kadar sevdigimi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)