26 Şubat 2016 Cuma

Günlerden bir gün

Bugun yine nedenlerin cevaplari olmadigi gun. 
Sorularin anlamli, cevaplarin hic bir anlami olmadigi gun. 
Yani kendi haline birakma, takilmama, uzerine kafayi cok patlatmama gunu. 
Dunya uzerindeki herseyi kontrol edemeyecegini kabul etme gunu. 
Elindekilerle mutlu olma gunu. 
O cok istedigin sey olmayinca yine de ölmedigini anlama gunu. 
Yani herseyi denedikten sonra, yani olmayinca olmuyoru gordukten sonra artik uzerine bir sunger cekme gunu. 
O zaman neymis, salla iste, gitsin. 
Kalp biraz spor yap, sonra guzel ilik bir dus, arkasindan da sicacik bir film patlat. Cok hakettigini dusunuyorsan da bir parcacik cikolata at agzina. Tamam iste, butun bunlari yapabilecek gucun varsa zaten ne kadar ilerde oldugunu dusun bir cok insana gore su gezegende. Dahasi mutluluk otesi zaten. 
Bekle beni Brasov, yarin ben geliyorum. 

25 Şubat 2016 Perşembe

Bir mucize olsun

Bilmiyorum ne olsun, adi ustunde, mucize. Sasirtsin, cildirtsin mutluluktan, beklenmedik olsun, kessin ayaklari oldugu yerden, akli ucursun havalara, actirsin gozleri saskinliktan fal tasi gibi, uyutmasin heyecandan. Bu gece ben uyurken baslasin olgunlasmaya, en ihtiyacim oldugu anda da onume dikiliversin burunuverip maddeye. Mucizem benim olsun. 
Ben artik dua kismini biraz farkli yapiyorum, bana gore cok daha icten oluyor boylesi, cok daha icten, cok daha yakin hissediyorum kendimi bu sekilde. Ben artik konusuyorum Allah'la. Sanki her seferinden sonra biraz daha buyuyorum. Bugun arabada gelirken yine konustum. Oylesine acik olabiliyorum ki konusurken onunla, simdiye kadar her seferinde kendime bile itiraf edemedigim seyleri itiraf ediyorum, sesli yaptigim icin kendimle duyuyorum bunlari, duygu yogunlugum inanilmaz oluyor, alip basini gidiyor. Yine oyle oldu, yine itiraflarim geldi, yine yaslar suzuldu gozumden. Sonrasinda o kadar rahatliyorum ki, anlatamam. Biliyorum o duyuyor beni cunku, bana da duyuruyor itiraflarimi ve bana yardim ediyor katlanmak icin degil sabretmek icin. Katlanmak kelimesini sevmiyorum zaten, sabir cok daha guzel bir yol bunu tarif etmek icin. 
Veee bugun icin aldigim en guzel itiraf Alina'dan geldi, isyerinden. "Ne kadar optimistik oldugunu soylemene gerek yok, sana bakinca her hareketinden, gozunden, yuzunden anlasiliyor." Daha fazlasina gerek yok bugun icin, bunu duymak inanilmazdi benim icin. 
Ve son olarak, bir mucize olsun, benim mucizem olsun.. 

21 Şubat 2016 Pazar

The Intern

Dun uzun zaman sonra haftasonu calismak zorundaydim, bunyede garip bir etki yaratti tabi. Kim derdi ki bir zamanlarin haftada yedi gun calisan insani cumartesi calismayi yadirgayacak. Iste bu sanirim kismen bir avrupa ulkesinde yasamanin artisi. 
Dondukten sonra haftasonunun kalaninda bir mola vermeye karar verdim. Yemek yaptim kendime, arkasindan bir film, kitap okuyarak uykuya dalis falan, klasik klise ama ozlenesi. Pazar sabahina tembel bir baslangic, uyanma uyanmama arasinda gidip gelmeler. Kahvalti icin davet, bir iki sohbet muhabbet arkasindan yine evde tembellik. 
Ve yine bir film sectim kendime, felsefesi cok agir olmasin, hafif biseyler, light yani :) ama iyi oyunculuk da olsun, apple tv nin ana sayfasinda "the intern" u gordum, Robert de Niro, imdb an itibariyle 7.2. Daha ne olsun. Tam bir mola dedim ilk yari, muthis eglendim, bir ara baktim kendi kendime kahkahalardayim, erkekler neden mendil tasimali, ekip calismasi nasil olmali, klasik evrak cantasiyla nasil havali gorunursun daha birsuru eglenceli sorunun cevabi vardi filmin icinde. Yalan yok kendimle gurur bile duydum en harika pazar ogleden sonrasi filmini sectigim icin. Zaten moladaydim, daha iyisi olamazdi. Ama filmin son yarim saati beni benden aldi, son zamanlarda acik ara beni en cok etkileyecek filmi seyretmeye basladigimi bilmiyormusum megerse. Hani kendimi buldum filmin icinde. Tabi bir Hollywood yapimi sonucta, hikaye benimkinden farkli bitti, daha fazla challenge (burayi daha iyi ifade edebilecegim bir kelime ben bulamadim, ama bir gun bulacagim) fazla olurdu seyirci icin. Ben Jules degilim, hayatimda da bir Ben yok ne yazik ki. Ama "modern" kadinin icinde bulundugu o kacinilmaz ruh hali daha iyi anlatilamazdi, daha iyi oynanamazdi. "Biliyorum ben zor bir kadinim" o kadar dolu geldi ki bana, icinde bir suru anlatilamayan, konusulamayani barindiriyor. 
Biliyorum zor bir kadinim, ama iste bu benim, benim dogam bu, bunu degistirirsem ben ben olamam, yine de degistiremezsem ve bunun yuzunden yalniz kalirsam diye her tarafim titriyor ve cok korkuyorum, biliyorum ama degistiremem, ben boyleyim. 
Zaten gerisi filmde var. belki bir gun yine bu filmi seyrederim, yine bir mola verdigim zaman. Kim bilir belki o zaman benim hayatimin da challenge lari azalmis olur..

18 Şubat 2016 Perşembe

Bir daha geri donemem

Neden? neden, neden, neden?
Hala kendimi bazen hic bir zaman bulamayacagim nedenleri ararken buluyorum.
Surekli nedenlerin icinde kaybolmak, orda kendini kaybetmek cok da iyi gelmiyor, onu kesin biliyorum. Baktin bulamiyorsun nedenleri cikacaksin ordan, hemen hic durmadan, vakit kaybetmeden nedensiz nedenlerle.
Ben kaldim oralarda, hic cikmadan, dusundum dusundum hic durmadan, bulurum sandim yeterince dusunursem. Parcalarsam bardaklari, karistirirsam saclarimi, aglamaktan sisirirsem gozlerimi bulurum sandim nedenleri. Ne oldu sonunda, bulduk mu birsey. Cevap belli zaten ama iste o zaman yok diyorsun bulurum ben, kimse bulamamis ama ben bulurum. Yuksek sesle soylemeye basladim, bagirmaya cagirmaya basladim, en yakinimdaki insanlar gordu en dipteki hallerimi.
Anneme sordum bir gun, cok korktu hatirliyorum, kaybolmustum cunku, yani nerdeyse kayboluyordum. Cok ama cok kiyisindan dondum kaybolmanin. Bazen nedenleri bulamayacagimi, bazen oldugu kabul etmeyi, sebat edip beklemeyi, degistiremeyecegimi herseyi. Uydurabildiklerimi kendime uydurmayi, uyduramadiklarima kendimi uydurmayi bilmekmis esas mutlu olmanin yolu. Huzurlu olmanin yolu.
Birakmanin zamani geldigini anladim iste o zaman, akisina birak, akisa birak kendini dedim kendime.
Firsatlar hani gelmez ya davulla zurnayla, gormen lazim degerlendirmek icin, benim o zaman ki odulum firsatin ayaklarima kadar gelmeseydi sanirim. Geldi, ben de degerlendirdim, simdi ne mi olacak onu bilmiyorum. Tam ucuna geldiginde yine gelecek o firsat ona inancim tam, biliyorum. Henuz o zaman gelmedi, o yuzden de neden gelmedi demiyorum.
Yine de baska konularda neden diyorum hala, onu kabul ederim. Buluyorum kendimi oralarda, farkedince cabucak cikiyorum, bir gun gelecek nedenleri birakacagim degistiremeyecegim zamanlarda.
Butun bunlari neden mi yazdim? Az once cok sasirdigim bir sey oldu, cok arkalara attigim bir yarami cizz ettirdi izledigim dizideki karakter, nedenlerini ararken gordum onu, o gunlerim geldi aklima, kendime benzettim onu, nasil gorundugunu anlayinca buz kesti icim. Donemem bir daha oralara, donmeyecegim, kararliyim.
Sozlerimi geri alamam
Yazdigimi yeniden yazamam
Caldigimi bastan calamam
Bir daha geri donemem
Ama o gunleri de hic unutamam, beni ben yapan gunleri, hayallerimi yeniden sekillendiren, beni buyuten, beni kocaman yurekli bir kadin yapan o gunleri hic bir zaman unutmayacagim. Henuz degil ama bir gun onlari bana yasatan herkesi affedecegim.

16 Şubat 2016 Salı

Ozur dilerim

Ozur dilerim.
Cok basit degil mi soylemesi? Olmasin ama, oyle pat diye cikmasin agizdan.
Ya da aslinda icimden geceni pat diye soyliyim, ozur ne icin dilenir biliyor musun? Basit bisey yaparsin, basit bir hata, zararsiz, bir sekilde yerine koyabilecegin, cok ugrasmadan, sadece anlik kayiplar yasanmasina sebep oldugun zaman ozur dilersin.
bardak kirarsin mesela,
gec kalirsin bi toplantiya,
eline saglik demeyi unutursun yemekten sonra,
kafandan gecenler yuzunden onunden gecene sadece bakarsin, gormezsin, selam vermezsin,
limonu sikarken corbana suyu sicrar karsindakinin yuzune,
telefonu reddedip mesgulsun diye unutursun sonra aramayi mesela,
iste bunlara ozur dile, daha fazlasi artik ozur sinirlarini asar.
Birinin kalbini kirip sonra karsisina gecip ozur dilemezsin. Duzeltebilecegin seylere ozur dileyeceksin, duzeltemeyeceksen girismeyeceksin o zaman hic o ise, sinirlarini bileceksin, birakacaksin bencilligini bir kenara. Kalp kirmak bardak kirmaya benzemez oyle, ikisinin sonucunda ayni sey soyleyemezsin, olmaz, fazlasini hak eder.
Oyle bilmeden yaptim, istemeden oldu falan kurtarmaz, yok bir de bilerek yapsaydin derler insana, zaten bardagi da istemeden kirmistin, bak yine ayni yere geldik, gordun mu?
O yuzden iki sefer dusunceksen birinin kalbini kirma riskin varsa, artilari dusun degecek mi gercekten diye, eksisi belli cunku zaten olayin, kirilan kalp onarilmaz oyle kolay kolay, tamir edebileceksen gercekten kirilan kalbi giris bazi islere, ama tamir edemeyeceksen eger, sadece kuru bir ozur dilerim vereceksen karsidakine kirmayacaksin o zaman o kalbi. Yerine koymayacaksan yerle bir ettigin seyi ozur de dileme bosuna, olmaz cunku, o kalp ondan fazlasini hak eder. Ozur dilerimin ardindan ben uzerime duseni yaptim, hadi bana eyvallah, sen ve kirilan kalbin mi, cok uzgunum, ozur dilerm.

15 Şubat 2016 Pazartesi

Ozlem bile guzel

Boyle bisey geldi bugun ciz ettirdi icimi. Yalniz yasiyorum, genel anlamda da inanilmaz mutluyum bu durumdan, simdilik eve kimseyi istemiyorum. Yani simdi ki ben bu durumla barisik. Gelecek beni bilemem, ona o zaman bakariz. 
Ama hani bazen bi guvenli liman ariyor ya insan, boyle eve gideceksin, kapiyi acmis acmamis cok onemli degil, yemek falan hazir olmus olmamis o da cok onemli degil. Gireceksin evden iceri, hic bir aciklama yapmadan kollarina birakacaksin kendini, soru sormayacak cok. Ya da gercekci olalim, ne oldu diye gozunun icine merak endise sevgi karisimiyla bakacak, sen o an hic bir aciklama yapmak istemedigin icin hiiiic diyeceksin kocaman bir yalan oldugunu karsindakinin de bal gibi yalan oldugunu anladigini bile bile. Ama bileceksin de seni oyle gorunce inanmis gibi yapacak, sen de o oyle yapinca bir odulmus gibi diyeceksin ki sadece sana sarilmak istedim, iste boyle duralim birazcik. Sonra konusmaya baslayacaksiniz ordan burdan, bos bos kafa dagitici seylerden. Sonra bir bakacaksin anlatmaya baslamissin en ciplak halini o da seni dinliyor, bazen dayanamiyor aralarda yorum yapiyor, bazilarini anlamiyorsun, sacma geliyor sana ama birseyden eminsin, ne olursa olsun senin tarafinda. Dogru yoldaysan uzdulerse yeniden motive edecek seni, yanlis bisey yaptiysan ikinci sansi herkesin hakettigine seni inandiracak, bilmeden hata yaptiysan hatalarla buyudugumuzu sana anlatacak gerekirse ispatlayacak. Ama hep yaninda olacak, seninle eger istersen elini tasin altina koyacak istemezsen bile bir gun istersen diye hep oralarda bir yerde olacak. 
Kimi koydun buraya? 
Ben annem babam ve kardesimi koyabiliyorum. O yuzden ne mi yapiyorum, su an burda olmasalar bile istedigim her an olabileceklerini biliyorum, onlari ozleyebildigim icin cok sansliyim diyorum ve her gun ama her gun sukurlerimde yer veriyorum. 

14 Şubat 2016 Pazar

Oyle birini sev ki

Oyle birini sev ki en az senin kendini sevdigin kadar sevsin seni. O zaman ise once kendini sevmekle baslamali. Daha kendini bile sevmezken nasil bekler ki insan baska birinin onu sevmesini. Sonra dusun biraz. 
Oyle birini sev ki yanindayken dunyanin geri kalanini unut, umrunda olmasin dunya donmus ya da durmus. 
Oyle birini sev ki yaninda icin disin bir olsun, oyunlar girmesin araniza, zorlamasin kimse kendini, sadece kendi olabilsin, dusunmeden sonunu. 
Oyle birini sev ki kaybetmekten korkma hic bir zaman onu. 
Oyle birini sev ki kaybettiginde yaninda olmasin, senin kaybin onun da olsun tipki kazandiklarin gibi. Sen guldugunde gulsun seninle, agladiginda yine guldursun. En onemlisi de oyle birini sev ki senin mutlulugun onun mutlulugu olsun. 
Iste o birini buldugunda birakma, siki siki sarilsin sana her istediginde, ama zincirler olmasin hic bir zaman kimsenin elinde. Hem inanilmaz ozgur hisset, hem inanilmaz onun. Hem kahkahalardan nefesin kesilsin yaninda, hem aglayabil gozyaslarinda kaybolsun, sonra kalkin birlikte meydan okuyun dunyaya. Zaten umrunda olmayacak dunya, ne onemi olacak ki neyin savasinda oldugun, onunla olduktan sonra kalmasin hicbirseyin onemi onunla olmaktan baska. 
Koy bugun kafani yastiga, onu dusun. Henuz nefesini bilmedigin, kokusunu duymadigin onu dusun. Ne zaman gelecegini merak mi ediyorsun, merak etme en dogru zamanda gelecek, sen hic anlamadan sen olacak. 

12 Şubat 2016 Cuma

Hadi bakalim yeniden

Bu araba isi biraz zor ilerliyor, ama ilerliyor. Her isi insan kendi halletmesi gerekiyor, onu gosteriyor bana. Sevgili sirketimin basindaki insanlarin sirf inat ugruna bana yaptiklarini yeniden aklima getirip, o anligina sinirlerimi yerinden oynatip, sonra kendi kendime nasil sakinlesildiginin bol bol pratigini yaptiriyor, isin guzel yani ise de yariyor. Simdilik az gittim uz gittim dere tepe duz gittim ama henuz bir arpa boyu yol gittim. Sonunu da gorecegim orasi ayri. 
Yine de bu olayin bana ufak bir yan etkisi oldu. Trafikte biraz tedirginim bu aralar. Diger butun soforlerden ani hareket beklentim cok yuksek seviyede, o yuzden oldukca uyuz araba kullaniyorum su anda. Once zorlayip atayim sunu ustumden dedim, sonra vazgectim yuklenme kendine dedim. Biraz zaman vermeye karar verdim kendime. 
Cok garip oldu bu olay yine de. Ilk oldugu anda bir sok, sonra her zaman ki yalnizlik hissi. Biraz gozyasi falan ama bekledigimden cok daha az o caresizlik gozyaslari bu sefer. Sonra isyerinden bir arkadasima sakayla karisik bir itiraf, biliyor musun uzun zaman sonra kocami ozledim, olsaydi bu araba isleriyle ben ugrasmak zorunda kalmazdim, ardindan kahkahalar ve uyanis, o olsaydi da ben ugrasirdim. Bunu kafama oturtunca allahim nasil bir rahatlama geldi uzerime. Bugun ilk adimi ufak puruzlerle halledince de yine hafif bir ozguven patlamasi. Yine guclu olma hallerim geri geliyor. Bitiyor yorgunluk sonunda. Seviyorum bu yorgun hallerimi, kendime donuslerimi. Ama itiraf ediyorum, o herseyi hallederimci ben onu daha cok seviyorum. Onun hani ayaklari yere inanilmaz saglam basiyor ya, ben dogru olani yapiyorum elbet cikariz aydinliga inanci var ya hani, iste benim ona ihtiyacim var, o kendini bilmislige. Kuller birikti artik, simdi yeniden dogus vakti yaklasiyor. 

9 Şubat 2016 Salı

Haftasonuna baslangicin boylesi

Su arabaya carpilma hikayesi pek iyi gelmedi bana. Ilk basta arabanin icinde tek basima olmam korkuttu beni. Ne kadar dikkatli olursam olayim, olacagi varsa biseylerin olabilecegini gordum gerci bir yandan da. Ama iste simdi ugras dur butun tantanasiyla. Bir de ustune bana isyerindeki araba alamama hikayemi hatirlatti, itiraf etmeliyim ki sinirlerimi oynatti biraz bu durum, hem de daha islerle ugrasmaya baslamadan. Yine de taksicinin ilk bana carptigi ani hatirlayinca iyi idare ettim durumu diyorum. Yabanci bir yerde, karsimdakinin dilini bilmeden ancak bu kadar idare edilebilirdi sanirim. Ustelik daha sadece bir gun once hakki'ya bazi konularla tek basima ugrasmaktan ne kadar yoruldugumu anlatmisken, daha once hic basima gelmemis bir seyle ugrasmak dustu kaderime. Napalim, bunu da halledicez bir sekilde, en azindan tamamen sans eseri ogrendim ki dosyayi acmak icin fotograf cektirmeden once arabayi yikatmak iyi olurmus, yani yarin sabah ilk is arabayi yikamaya vermek, sonra da oglen dosyayi actirmak. Bakalim neler bekliyor beni. 
Yine de haftasonu planini iptal etmedim. Yine bir kriz yasandi gerci cumartesini pazara baglayan gece. Sonunda bana inandi mi inanmadi mi cok emin olamadim. Sanki hala birseyler yanlis aramizda ve ben bu durumdan artik bunalmaya basladim. Uzerime duseni daha ne kadar artirmam lazim, onu sirf kaybetmemek icin daha ne kadar ugrasmam lazim bilmiyorum. Ugrasmak sorun degil de, sonrasinda boyle anlasilmak, suclanmak, bunlari karsi taraftan duymak koyuyor bazen. Olay karsi cins olunca hersey neden baska bir tarafa baglanmak zorunda ki, sonucta cinsel kimliklerimizden once hepimiz insan degil miyiz? Umuyorum ki bu sondu, yeniden guvenmeyi sectigim icin pisman olmam. 
Haftasonu mu? Genel olarak superdi, yine snowboard, yine kendi bildigim gibi. Ama pazar aksamindan beri kaslar pert. Dun spor zaten yalan oldu, ustune bir de saat on olmadan yatakta buldum kendimi. Ama bugun dedim artik yeter, hizli bir seans kirk bes dakkalik sonra bir yesil cayin yaninda milletle kakara kikiri. Simdi de ufaktan uyku vakti. Bakalim yarin neler geliyor..