16 Mayıs 2019 Perşembe
Farkında
Bu akşam yine bir farkındalıklar akşamı yaşadık. Çok kafa çalıştırdığım, ama sonunda da şu son yaşadığım günlere kıyasla kafamı oldukça huzurlu yastığa koymama sebep olan bir akşam oldu. Kantindeki o duvardan iyi ki o telefon numarasını almışım ve iyi ki tanışmışız. Bunu bana karşı kullanır diye düşünmeden konuştuğum, ya da konuştuktan sonra tühh ya demediğim, kendime bile itiraf etmekten bazen korktuğum şeyleri onun yanındayken onun bana verdiği güçle söyleyebildiğim bir insan hayatımda olduğu için huzurluyum. Dedikoduyu severiz tabi ki. Kim sevmez ki :)) ama biz bu gece hiç oralara bulaşmadık. Kendimizin farkına varırken biz malzemeler kullandık ama niyetimiz iyiydi hep :p. Yani bu akşam güzeldi. Bakalım yarın bizi neler bekliyor.
15 Mayıs 2019 Çarşamba
Kafadaki gürültüler
Az önce YouTube’da TED talk seyrediyordum. Süper bir konuşmaydı, New York’ta ders aldığım hocalardan bir tanesinin konuşması. Önce kadınların erkeklere göre pazarlıklarda daha az arkasında durabildikleri daha güçsüz teklifler verildiğinin araştırmalarla kanıtlandığını söyledi. Ama diğer taraftan hangi işi erkeklerle aynı yaptığımızı anlattı: avukatlık. Başkalarının haklarını savunurken gayet rekabetin üst sıralarda yer alıyoruz. Bence bu annelikten bize gelen bir güç. İçimizde o güç var ama bazen nasıl ortaya çıkaracağımızı bilmiyoruz. Onu bulunca herşey bambaşka olabilir hepimizin hayatında. Sonra diğer videolar başlayınca ufaktan uykum gelmeye başladı. Biraz da jet lag etkisi var tabi. Uykum hala düzene sokmaya çalışsam da kendi kendine hareket etme peşinde. Sonra kapattım YouTube’ı ve en son açık olan kanaldaki dizi oynamaya başladı. Boş boş baktığımı sanıyordum. Ama aslında seyrettiğim video algılarımı açmıştı. Dizideki adamlardan birine bir kadın anlatıyordu, bazen yalnız kalmak istiyorum kafamı dinleyesim geliyor. Adam cevap verdi kafan rahatsa dinle tabi diye, ama kafan gürültülüyse kafanı dinlemek işe yaramıyor, hatta hasta ediyor insanı diye. Kimse yalnız yaşamamalı, yalnız kalmamalı. Çünkü biz yalnız yaşamak için yaratılmış yaratıklar değil miyiz yoksa? Bu aralar kafamda sürekli dolanıp duran bir soru bu. Hem o kadar çok yalnız kalmak istiyorum hem de hayatı paylaşmak istiyorum. Sıkışmış gibi hissediyorum bu ikisi arasında. Çözüm gelecek bir anda aklıma. Bakalım ne zaman.
13 Mayıs 2019 Pazartesi
Yine İstanbul
Dün Amerika’dan döndüm. İki hafta geçti bitti. Çok yoruldum, çok yürüdüm, çok insan inceledim. Ders de dinledim tabii. Oradaki hocaların hem bizimkilerle aynı hem de çok farklı olduğunu gördüm mesela. Bazı insanların hatta çoğu insanın muhtemelen benim bile göz önünde olmak istediği yerde olamayınca nasıl moralinin bozulup kendince yollar aradığını gördüm. Ama herkesin birbirini anlamaktan imtina etmesinin tek sebebi aslında herkesin fark edilmek istediği birbirinden farklı olması. Bir de belki de bunu fark edilmediğinden değil de haksızlığa uğradığını düşündüğünden yapması. Buraya kadar ben de aynı durumlarda bulundum, bunu fark ettim. Ama kimisi de var ki hayatta hep haksızlığa uğradığını, bütün dünyanın ona karşı olduğunu düşünüyor. İşte bu insanlar için hayat çok zor. Bir an önce yardım almaları gerektiğinin farkında değiller. Sırf herkesi yenebileceğini göstermek için bir oyunda doğru düzgün selam bile vermediği, anlamsız yere laf soktuğu insana hadi gel oynayalım denmesi bana çok üzücü geldi. Tabi ben de kendi egoma yenildim muhtemelen, sırf içinde soru olarak kalsın diye oynamadım, haaa bir de bir gün önce anlamsız saçmaladığından yaptım tabi. Belki de doğru olan böyle bişey hissetmesem yapacağım gibi kalkıp oynamaktı. Ama oynamadım. Ben oynamayınca da ben seni yenerim zateni duyunca oynamadığım için daha da zevk aldım. Çünkü aslında hiç bir zaman emin olamayacağı için sadist bir zevk aldım belki de. Kimilerinin ise ne kadar bencil olabildiğini gördüm. Etrafındaki herkes onun sorularını yanıtlamalıydı, o hiç yorulmamalıydı. Bunlara da bilmiyorum demeyi adet edindim bildiğim halde bazılarının cevabını. Çünkü hepsi aslında bir google uzaklığında cevaplardı ve insan kullanıldığını düşününce tepki veriyordu.
Davranışları bana ters gelen insanlara toleransımın azaldığını farkettim bir de. Özellikle konu yalan söylemek olunca hoşgörümün ne kadar azaldığını, ne kadar hızlı ve hırçın itiraz edebildiğimi gördüm. Çünkü bence yalanın bahanesi yoktu, bahane bulma konusunda insanoğlu oldukça güçlüydü. Pazarlıkta her yol mübah mıydı? İşte tam da bu yüzden bence değildi. Bütün insanların doğruyu söylediği bir dünya hayal edince hayalden öteye gidemeyeceğini anladım bunun. Çünkü herkesin bahanesi hazırdı, ya karşımdaki yalan söylüyorsa? Ben de gardımı almalıyım diye düşünmekten kimse doğruyu söylemeye programlamıyordu kendini. Bunları duyunca umutsuz hissettim kendimi yine.
Mış gibi davranan insanlar gördüm çok defa. Anlamadığını anlamış gibi görünen. Bunu utandığından mı yoksa kendini üstün gösterme hevesinden mi yaptığını bir türlü tam olarak çözemediğim ama içimdeki ego yüzümden ikincisine inanmayı seçtiğim.
Yani bu yolculuk bana yine çok düşündürttü, çok sorgulattı. Ve sonunda bitti.
Davranışları bana ters gelen insanlara toleransımın azaldığını farkettim bir de. Özellikle konu yalan söylemek olunca hoşgörümün ne kadar azaldığını, ne kadar hızlı ve hırçın itiraz edebildiğimi gördüm. Çünkü bence yalanın bahanesi yoktu, bahane bulma konusunda insanoğlu oldukça güçlüydü. Pazarlıkta her yol mübah mıydı? İşte tam da bu yüzden bence değildi. Bütün insanların doğruyu söylediği bir dünya hayal edince hayalden öteye gidemeyeceğini anladım bunun. Çünkü herkesin bahanesi hazırdı, ya karşımdaki yalan söylüyorsa? Ben de gardımı almalıyım diye düşünmekten kimse doğruyu söylemeye programlamıyordu kendini. Bunları duyunca umutsuz hissettim kendimi yine.
Mış gibi davranan insanlar gördüm çok defa. Anlamadığını anlamış gibi görünen. Bunu utandığından mı yoksa kendini üstün gösterme hevesinden mi yaptığını bir türlü tam olarak çözemediğim ama içimdeki ego yüzümden ikincisine inanmayı seçtiğim.
Yani bu yolculuk bana yine çok düşündürttü, çok sorgulattı. Ve sonunda bitti.
Ne olacak?
Hala düşünüyorum ve hala cevabını bulamadığım bir sürü soru var kafamda. Bırakmak lazım onları da cevapsız belki de. Hayat daha kolay bile olabilir bu şekilde. Ama olmuyor. Dün izlediğim videoda anlatılan deneydeki gibi beyin durmuyor ki düşünemeden bir saniye bile. Sürekli anlam arıyor. Ama olmuyor olmuyor bazen. Rekabetten sıkıldım, sürekli var olmaya çalışmaktan sıkıldım, laf anlatmaktan sıkıldım, insanların birbirinin hakkını yemesinden ve buna herkesin alışmış olmasından sıkıldım. Çünkü bunların hepsi benim anlam arayışı yolculuğumu zorlaştırıyor.
3 Mayıs 2019 Cuma
Hayat amaci
Bes alti gundur New York’tayim. Bir yandan yeni bir yeri kesfetmenin heyecani varken bir yandan da cok fazla kendime donmeme, ic sesimi dinlememe, yine varlik sebebimizi sorgulamama sebep oldu. Bu aralar zaten bu sorgulama olayi cok zamanimi aliyor. Hatta bazen bu durumun genel olarak motivasyonumu dusurdugunu bile hissediyorum. Cevaplari bulamiyorum, ne cevap aradigimi da bilmiyorum ve bu isimi daha da zorlastiriyor. Dunyanin nerdeyse diger ucundayim ve yine bu konu kafamda ucusup duruyor. Yepyeni yerler, yeni deneyimler, yeni insanlar, ogrenilecek yeni seyler. Ama her ne kadar kendimi zorlasam da bunlari yaparsin zevk almak icin, hatta arada basarili bile olurken hala neden bunlari yaptigimizi anlamlandiramiyorum. Daha da ileri gidip oldukca narsist oldugunu dusundugum bir sekilde kendimi butun bunlari dusunebildigim icin oldukca zeki buluyorum. Diger taraftan ise etrafimdaki insanlar bunu dusunmeden surekli biseyler yapma pesinde oldugu icin ve bunu esasinda neden yaptiklarini bilmedikleri daha da kotusu hic sorgulamadiklari icin naif ve hatta aptal geliyorlar. Bu esasinda benim gibi sosyal olmayi seven birisi icin izdirap verici olabiliyor. Icimdeki iki dusunce birbiriyle inanilmaz catisma yasiyor son zamanlarda. Bir yandan olan yapilan hicbirseyin anlamini bulamadigim icin yapmak istememek ve hicbirsey yapmamak durtusuyle kendimi soyutlamak isterken, bir yandan da kendimi soyutlamayi secip istedigim kadar sosyallesmedigim icin uzuluyorum. Ikisini de ben seciyorum aslinda. Ama bu yine de uzulmeme engel degil. Hatta daha da kotu olan son zamanlarda kendimde farkettigim seyler. Eskisi kadar rahat, kendiliginden akan bir iletisim kuramiyorum insanlarla. Bazen tikaniyorum, cumleler kendiliginden dokulmuyor, soyleyecek birsey bulamiyorum ve cok da birsey soylemem gerektigini de dusunmuyorum, bazen etrafimdaki insanlari buna deger bile gormuyorum. Sadece orda olmak icin orda duruyorum. Bugun oglen de kimseyle takilmadan sinifta oturdum ve yazimi yaziyorum. Bu benim icin hic normal degil. Kendimi dinlemeyi ilk basta cok sevmisken, simdi bu durum beni rahatsiz eediyor. Kendi hayat amacimi bulamiyorum, onume cikan durumlarin ustesinden geliyorum sadece ve bir sonrakini bekliyorum. Bu daha ne kadar boyle devam edecek, ne zamana kadar kendimi kaybetmeden boyle devam edebilirim bilmiyorum. O yuzden de kendime bir amac edinmem lazim, her ne kadar bu edinecegim amacin da aslinda insan hayatinda hic bir seye hizmet etmedigini bilsem de.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)