16 Haziran 2018 Cumartesi

Hayat, beni bayagi seviyosun

Veee yine bir tatilin sonu. Simdi de ucakta rotar bekleme zamani. Hostes yanimdan yapmazsa dunyanin duzeni bozulacakmis gibi bir hizla gecerken ben de basladim yazmaya. Aslinda bu havalimaninda beklemeye aliskinim. Tabi bir farkla, o zaman havalimaninin icinde beklemistim yaklasik sekiz on saat, simdi de ucagin icinde bekliyor ve o kadar uzun olmayacagini umuyorum bekleyisimin.
Gelelim tatile. Yine yeniden harikaydi. Kisa ve upuzun. Huzurlu ve sakin. Yemeli icmelik ve yuzmeli. Sacini duzeltmeneli, ne giysem diye dusunmemeli. Oyle acayip harika guzel dinlenmeli rahatlamali bir tatildi. Bol bol makarnali, okeyli, meyveli, kekli, biraz da kinoali.
Dun bir fotograf koydum hatta instagrama, altina cok cumle yazardim ama hadi iyi bayramlar deyip kisa kestim konuyu. Baska hangi kelimeyi koymaliyim bilemedim aslinda, tam anlamiyla mutlu ve huzurluydum bu tatilde. Cok cok cok dusundum, kendimi dinledim, sorular sordum, cevaplar buldum. Bir baska sevdim kendimi bu tatil. Boyle insanlar kattigim icin kendime tesekkur ettim once. Durmayi denemeyi soyledim kendime bazi bazi. Yirmi besinci adimi dusunme dedim birseyler biterken ve baslarken. Hayat o kadar da karmasik mi acaba diye dusunduk birlikte geceleri tekne sallanirken ve dalgalar bildigim su sesinin biraz daha gurultulusunu cikarirken.
Yani ben cok mutluydum bu tatil. Anilar biriktirip attim cebime, sonra singirdattim biraz, baktim cok ses geldi, anladim ki cok cok birikmisler. O zaman artik kullanma zamani.

13 Haziran 2018 Çarşamba

Tatillere doyamadim

Konumuz ne mi? Tabii ki biz korkularimizla planlar yaparken hayatin bize nasilda kis kis guldugu:)
Tam 30 Mart’ta sevgilimden ayrildim. Ayrilma kararini alirken beni en cok zorlayan konu yazin yaklasmasi olmustu. Allahim yaz geliyor, kimle tatil yapicam, haftasonu kacamagi da mi yapamicam ve daha bir suru sey. Bugun 13 Haziran. Ben su anda havaalanindayim, 4. tatilim icin dalaman ucagini bekliyorum. Ordan fethiye’ye gecip ordan da tekneyle bisiler bisiler. Haa gercekten bisiler diyorsam hakikaten bisiler disinda bir detay bilmedigimden.
23 nisan’da alacati’daydim. 1 mayis’ta antalya, gecen haftasonu gokceada derken iste simdi de telefonumun dun calmasi, telefonu acmam, atla dalaman’a gel bizim yanimiza sonra da tekneyle yapariz bisiler teklifini almam, yapar miyim diye dusunmem, iznimi almam, sonra ucak biletini almam, hatta bir de ucagi degistirmem, valizi toplamam, hatta ucagi beklemeye baslamam arasinda gecen zaman 24 saat bile degil. Demek ki neymis, ne olacagini kurum kurum kurman degil kendini zamana birakip ani yasamak onemliymis. Sen eger gercekten iyi biriysen kaderine, evrenine, sansina ya da iste inandigin neyse icinde biraz da ona guvenmekmis onemli olan. Yoksa iste boyle sen kurarsin kader de sana kis kis guler. O zaman ben ucagima gider, zira boarding basladi.

10 Haziran 2018 Pazar

Gökçeada

Gokceada nin son dakikalari artik. Hayat iste. Iki bucuk ay once yaz tatili felaket gececek diye dusunuyordum. Hani sevgilim yok ya, hani beynim bikbikliyordu ya beni. Teksen butun hafta sonlari sıkıcı yaz sicaginin altinda gececek. Amaaa gel gor ki su anda gokceada yim ve feribotun kalkmasini bekliyorum harika bir hafta sonu kacamaginin ardinda. Sanirim iste guy winch in dedigi mantigin duygusal kalp kirikligi yasadiginda mantiksizlastigi noktalardan biri de bu. Sonra bir dusundum ki yeniden bekar oldugumdan beri ki iki bucuk ay gibi bir sure, istanbul disina tam 3 sefer cikip tatil yaptim bile. Kesin olmamakla birlikte hala eski sevgilimle olsaydim bunlardan sadece bir tanesini o da bir ihtimal yapabilecektim ve yine de tam istedigim gibi olmayacakti. Benim sinavim da bu sanirim. Ayrildigim zaman onumdeki kocaman yazin nasil gececegine karar vermistim bile. Plan berbat bir yaz tatili. Neden? Cunku sevgilim yok, cunku kimse benle zevk aldigim seyleri yapmak istemeyecek. Sacmalik. Ama iste bu insan beyni ya da kadin beyni diye bir siniflandirmaya daha da mi gitmek lazim bilemedim tam ama, eger dur demezsen seni alip en berbat senaryonun gercek olacagina inandiriyor. Daha haziranin ortasina bile gelmedik ve ucuncu tatilimi yaptim. Eylulde santorini ye gidiyorum. Arayi ise su anda bilmiyorum. Iste bu aslinda, bilmiyorsan ne olacagini birak bos kalsin, boslukla dolmasin. Dopdolu da olabilir, kim bilebilir ki?
Gokceada’ya donersek, efsane guzeldi, bekledigimin cok otesinde begendim, dinlendim, eglendim, cakirkeyif oldum, yuzdum. Aksam ayni dili bile konusmadigim minicik bir kizla cok eglendim. Kendimi sorguladim, yeniden degerlendirdim, ilk defa bir cocukla bu kadar yakin bag kurdum, hem de konusamadan. Cocuklarla iliski bambaska geldi birden. Arkasindan da sabah aldigim haber, en en en sevdigim arkadasimin hamile olmasi. Cok baskaydi hissettiklerim. Simdi de yine istanbul donusu. Sanki onun hamile kalmasi super seylerin baslangici gibi hissettim ben, icim bi acayip oldu. Mutlulukla doldu. O yuzden simdi istanbula yine hafif degismis, gelismis bir ben gidiyor. Hadi bakalim.

5 Haziran 2018 Salı

Haklı olmak mı mutlu olmak mı?

Bugün kendimle gurur duyma günü. Belki de hayatımda ilk defa gerçekten önceliğimi düşündüm ve ona göre davrandım. Bıraktım hayır aslında böyle dedim şöyle dedim demeyi. Karşımdaki insan benim için önemli dedim, varsın o haklı olsun, daha az gerileceksek ne önemi var ki kimin haklı olduğunun. Ben biliyorum ki benim doğrum hala benim doğrum, ama ben ısrar ettikçe daha da gerileceğiz ve ben onu ikna edemeyeceğim, sonunda da alınıp darıldığı için kesin üzüleceğim. Ne gerek var ya dedim, bırak öyle kalsın. Herhangi biri değil ki o, gerçekten sevdiğin önem verdiğin biri. O zaman bırak o haklı olsun, haklısın dedim. Sonra durdum kendi kendime aferin dedim, gurur duydum bu farkındalık seviyem için kendimle. Nerden nereye geldiğimi düşününce bazen kendime gerçekten inanılmaz şaşırıyorum. Eski huysuz, dediği dedik insan gitti yerine sırf karşısındaki insana çok değer verdiği için haklısın diyen insan geldi. Bu yolda ilerleyen herkese de bir selam çakayım o zaman. Acaba artık yavaştan da olsa mutluluğu bir yaşam tarzı haline getirebiliyor muyum ki?

Yine yazarim

Gecen hafta o kadar sacma sapan fikirlerle kendi kendimi sabote ettim ki depresyonun kiyisindan donmus olabilirim. Yani oyle cok uzun sureli olmazdi muhtemelen ama simdi durup dururken hic gerek yoktu bir yandan da. Sabahtan basladim kendimi doldurmaya onlarca sacma sapan dusunceyle. Doldum, doldum, neredeyse aglayacak seviyeye geldim. Hepsi de gercekten sacma sapan seylerdi. Hani boyle sonunda kendini dunyanin en yalniz insani hissettirecek turden. Haaa bir de sanki sonsuza kadar da oyle kalacakmis gibi. Icim mahvoldu, kalbim yine hizli carpmaya basladi, basim agridi. Cikardim spiralli defterimi cekmeceden aldim kalemi elime, basladim yazmaya. Ama nasil yazmak, kelimeleri hic dusunmeden, beynime geldigi sirayi hic degistirmeden. Icimden ne geliyorsa, ne hissediyorsam, beni neler o an oyle paniklettiyse hepsini sansurlemeden yazdim. Sonra yirttim kagidi, attim cuzdanima, evde defterimin arasina koydum. Nasil rahatlatti, nasil hafifletti beni anlatamam. Sonra bi daha yaptim, sonra bi daha. Hepsinde tahmin bile edemeyecegim kadar faydasi oldu bana. Dun de balkonda klasik cay cek cekirdek konusmalarimizi yaparken ogrendim ki aslinda bu bayagi gecerliligi olan bir yontemmis. Hatta farkli uygulama yontemleri varmis falanlar filanlar. Kagida yazmaya baslayinca seni o kadar geren seyleri aslinda bu sorunlari kendinden farkli bir yere koymaya basliyorsun. Sonra da kagidi ordan kopartinca sorunlari de kendinden ayiriyorsun. Boyle yazinca dunyanin en sacma sapan cikarimiymis gibi duruyor. Bana biri soyleme ben denemeden once bi yuru git allahini seversen derdim. Ama iste hem hayat hem de beyin cok farkli calisiyor aslinda dusundugumuzden. O yuzden ben bundan sonra durmadan yazica, taaaa ki yazacak birseyim kalmayana kadar.