14 Kasım 2018 Çarşamba
Estetik cilginligi
Istanbulda yasamanin getirdigi bir farkindalik mi, yoksa her yerde mi boyle bilmiyorum ama guzellesme, yaslandigini kabul etmemek icin elinden geleni yapacaklar icin kocaman bir sektor olustu. Sanki bir cok kadin da bu trendden geri kalmamak icin surekli guzellik/estetik merkezlerinin yolunu tutuyor gibi gelmeye basladi artik. Adeta bir cig gibi buyuyor bu cilginlik. Ve ne yazik ki kadinlar birbirlerinden gordukce, muhtemelen geride kalmama, ya da daha az guzel olma korkusuyla bu akima kapilip gidiyor. Bana sanki kimse bu kadar zorlamasa, biraksak da guzel guzel yas alsak hersey cok daha keyifli olacak gibi geliyor ama ne yazik ki kapitalizm buraya da el atti. Rekabeti hayatimizin parcasi haline getiren kapitalizm bir korkumuzu daha buldu ve bizler de biraz da buralara para akitabilmek icin sistemin daha da bagimlisi hale geliyoruz. Aslinda kendini guzel bulan bir cok kadin, ya buralara giden kadinlar cok guzellesmeye baslarsa ve ben yaslandikca onlarin gerisinde kalirsam diye kendinde de duzeltilecek bir yerler olduguna inanmaya basladi, solugu bu merkezlerde aldi. Kocaman bir sektor dogdu. Bu konu artik beni cok rahatsiz etmeye basladi, sonra farkettim ki ben de aldigim kremlerle bu merkezlere henuz gitmesem bile bu sektorun bir parcasiyim. Henuz diyorum cunku sistemin beni sonsuza kadar icine cekip cekmeyeceginden emin degilim. Biz kadinlar etrafimizdan kabul etsek de etmesek de etkileniriz ve begenilmemek cogumuzun en buyuk korkusu. Ortalama artarsa asagida kalamam esigi yavas yavas hepimizin kapisini calacak vakti gelince.
11 Kasım 2018 Pazar
10 Kasım
Dün 10 Kasım’dı. Okula gitmek için cumartesi sabahı yine yollara düştüm. Köprüye girmeden önce kıvrılan yolda sağa çekip sinyalini yakıp bekleyen arabaları görünce önce ne olduğunu anlamadım. Merak ettim ne oluyor acaba diye. Okul falan da yok ki ortalıkta sınav var onun için bekliyorlar diyeyim. Sonra köprüye iyice yaklaştım, bu sefer de sağ şeritte yavaşlayıp giden arabalar. Sonra birden kafama dank etti, bugün 10 Kasım ve saat 9:00. Yani 5 dakika sonra saat dokuzu beş geçecek. Navigatore baktım kaç dakika gösteriyor diye. Sonra ne saçmalıyorum dedim kendi kendime. Tabi ki duracağım ve arabadan inip o bi dakikalık anı iliklerime kadar yaşayacağım. Tam köprünün üstündeyken sağa yanaştım, dörtlüleri yaktım ve ayağımı gazdan çektim. Köprünün tam ortasına geldiğim zaman da durdum, önüm arkam hemen doldu zaten. Bu arada da sadece 2 dakika kaldı. İndim arabadan, Boğaz’a baktım, sonra da iki yakadaki sahil şeridine. Herkesler durmuş, sessizliği dinliyordu. Kimsenin gözlerini göremedim, ama eminim bir çoğu ya ıslak ya buğuluydu. Sonra sirenler çalmaya başladı. O an benim için hava o kadar yoğunduki, sanki elini kaldırıp yumruğunu sıksan avucun duygularla dolacak gibiydi. Artık gözlerim yaşarmaya başladı. Sonra yavaşlayıp sustu sirenler. Herkes yavaş yavaş arabasına binmeye başladı, ben de bindim ve radyoda çalan İzmir marşına eşlik edip ağladım. Derse 5 dakika geç kaldım ama hayatımın en duygu dolu dakikalarını yaşadım. Değdi. O yoğunluğu yaşamak herşeye değerdi, o kadar insanla.
7 Ekim 2018 Pazar
Yarimlari tam yapsam
Aslinda yolunda gitmeyen hicbirsey yok su anda. Hersey olmasi gerektigi gibi. Degil aslinda. Benim icin olmasi gerektigi gibi degil. Belki daha normal bir insan icin hersey olmasi gerektigi gibi. Bana o his gelmiyor bir turlu. En azindan bu aralar. Okula basladim, hem de bes kurus para vermeden, evet harika geliyor kulaga degil mi? Ama aslinda sevmiyorum ben o insanlarin yaninda olmayi. Hele pazarlama dersinde sacma sapan geliyor bir cok insanin cok harika birsey soyluyormus havalarina girip konusmasi. Kendimi rahat biraksam bir cogunun suratina bakip pardon ama gerizekali olabilir misin acaba derim. Ama iste diyemiyorum. Cunku toplumun bir parcasi olarak oyle her aklimiza geleni soylemiyoruz, herkesle belli kurallar cercevesinde konusmak gerekiyor ve elimden geldigince bu kurallara uyuyorum. Ama ne yazik ki bazen bu kurallara uymak beni cok ama cok yoruyor. Kendim oldugum zaman bir cok insanla su an aramdaki bagi koruyamayacak miyim yoksa? Ya da aslinda aramda bag oldugunu sandigim insanlarla aslinda sadece yalniz kalmamak icin mi birlikteyim? Tabi ki hepsiyle degil. Ama acaba sadece onlar kalirsa yeteri kadar insan etrafimda olmayacagi icin mi korkuyorum ve bazi bazi icimden geldigi gibi konusamiyorum?
Bana sanki ben her zaman basit bir hayat istiyormusum gibi geliyor. Ama ben bunu istedikce sanki hayatim daha sacma sapan karmasik hale mi geliyor? Dun arabada okuldan donerken ben yeniden gitmek istiyorum sanirim dedim. Yeniden uzaklasmak istiyorum, yeniden bir yerlere alisayim, yeniden bir amacim olsun, heyecanlanayim. Sanki bir seyler eksik su anda, bir seyler yarim. Ve ben hicbirsey yapamiyorum su anda o yarimlari tam yapmak icin. Ama biraz bekleyebilirsem sanki olacak gibi. Hissediyorum.
Bana sanki ben her zaman basit bir hayat istiyormusum gibi geliyor. Ama ben bunu istedikce sanki hayatim daha sacma sapan karmasik hale mi geliyor? Dun arabada okuldan donerken ben yeniden gitmek istiyorum sanirim dedim. Yeniden uzaklasmak istiyorum, yeniden bir yerlere alisayim, yeniden bir amacim olsun, heyecanlanayim. Sanki bir seyler eksik su anda, bir seyler yarim. Ve ben hicbirsey yapamiyorum su anda o yarimlari tam yapmak icin. Ama biraz bekleyebilirsem sanki olacak gibi. Hissediyorum.
Dunden hissettirilenler
30 yasin ustundeki erkeklerin tatlis kalemkutusu kullanmasini anlayamiyorum sanirim.
Anlatmak istedigini bir iki cumlede anlatabilecekken baglaclarla paragraf gibi cumleler kurup yetmis bes cumlede anlatan insanlara uzulsem mi gulsem mi bazen bilemiyorum.
Bir insanin midesi cok fazla gidaya hassassa coktan kastim gercekten cok ;) o insanin bi donup kendisini sorgulamasi lazim sanki. Niyeyse genelde kil tipler oluyorlar.
Bu ara kendimi ne yazik ki etrafimdaki insanlar yuzunden fazla zeki hissediyorum. Nasil olacak bilemiyorum.
Bu ara kendimi ne yazik ki etrafimdaki insanlar yuzunden fazla zeki hissediyorum. Nasil olacak bilemiyorum.
3 Ekim 2018 Çarşamba
Mutlu olmak
Dun biraz allahla konustum. Isyan etmedim, icimi doktum. Anlamaya da calismadim, zaten anlamadiklarimi anlattim. Cozum bulamadiklarimi, kontrol edemediklerimi. Neden bir turlu olduramadigimi anlamadigimi anlattim Ona. Bir de neden bu kadar zor bazi seyler diye sordum. Neden basit gibi gorunen hayatlarimiz bize bazi bazi icinden cikilmaz gibi gozukur ki? Madem herseyin bir oluru neden zor yoldan oldurmamiz gerekiyor. Neden hersey tikir tikir gitmiyor ki? Neden ogrenmemiz gerekiyor birsuru seyi, dersler cikarmamiz gerekiyor falan? Yapalim da neden?
Garip biseyler oldu, sanki basit ve bir cok insanin sahip olmak istedigi hayatim bana yeterli degilmis gibi gelmeye basladi. Cunku amacimi bulamadim bir turlu. Okula gidiyorum, yepyeni birsuru deneyim, birsuru yeni insan. Ama hicbiri benim icin yeterince iyi degilmis gibi, yeterince beni anlayamayacaklari icin yeterince zeki degillermis gibi, yeterince insani degillermis gibi. Ise gidiyorum, her gun birsuru insanla muhatab oluyorum, kimisini gercekten cok seviyorum, kimisinin varligi ya da yoklugu bir, kimisi bana gore gerizekali ama yine de onlari hayatimin bir yerinde tutmak zorundayim, cunku para kazanmak zorundayim ve ise gitmek zorundayim. Tamam ama neden para kazanmak zorundayim? Standartlarimi korumak icin. Peki ama neden standartlarimi korumak zorundayim ki? Mutlu olmak icin mi? Su an standartlarimi koruyorum. Peki ama mutlu muyum? Sanirim dun itibariyle pek de degilim ki kendimi bu sonu olmayan sorular yumaginin icinde buldum. Yoksa bu aralar yanlis yerde mi ariyorum mutlulugu? Taktim kafayi bir yere ve saplanip kaldim mi acaba orda, mutlu olmanin baska hic bir yolu olmadigini mi dusunmeye basladim bilincalti bir yerlerde? O yuzden mi neden sorulari icinde boguldum cevaplar bulamadan? Bulamadikca da kendimi daha caresiz hissettim mutluluga hic ulasamayacakmisim gibi? Hayattaki amacim mutlu olmak mi benim o zaman? O halde mutlulugun formulunu mu bulmam gerekiyor gercekten? Sanirim neden sorularimin cevabini ancak o zaman verebilirim gonul rahatligiyla. Belki de ancak o zaman okula gitmenin, ise gitmek icin sabah kalkmanin, sevdigim insanlarla konusmanin, sevmediklerimle bile muhatab olmanin, yemek yemenin, makyaj yapmanin, alerji olsam bile kendimi daha guzel hissetmek icin sac boyatmamin bir anlami olacak ve ben herseye herkese ragmen mutlu olacagim. O zaman bugunu yeni bir milat yapayim kendime ve mutlulugu tek bir yer yerine her yerde arayip hep bir yolunu bulayim. Zor da olsa vazgecmemeliyim, heyecanlanmaliyim.
Garip biseyler oldu, sanki basit ve bir cok insanin sahip olmak istedigi hayatim bana yeterli degilmis gibi gelmeye basladi. Cunku amacimi bulamadim bir turlu. Okula gidiyorum, yepyeni birsuru deneyim, birsuru yeni insan. Ama hicbiri benim icin yeterince iyi degilmis gibi, yeterince beni anlayamayacaklari icin yeterince zeki degillermis gibi, yeterince insani degillermis gibi. Ise gidiyorum, her gun birsuru insanla muhatab oluyorum, kimisini gercekten cok seviyorum, kimisinin varligi ya da yoklugu bir, kimisi bana gore gerizekali ama yine de onlari hayatimin bir yerinde tutmak zorundayim, cunku para kazanmak zorundayim ve ise gitmek zorundayim. Tamam ama neden para kazanmak zorundayim? Standartlarimi korumak icin. Peki ama neden standartlarimi korumak zorundayim ki? Mutlu olmak icin mi? Su an standartlarimi koruyorum. Peki ama mutlu muyum? Sanirim dun itibariyle pek de degilim ki kendimi bu sonu olmayan sorular yumaginin icinde buldum. Yoksa bu aralar yanlis yerde mi ariyorum mutlulugu? Taktim kafayi bir yere ve saplanip kaldim mi acaba orda, mutlu olmanin baska hic bir yolu olmadigini mi dusunmeye basladim bilincalti bir yerlerde? O yuzden mi neden sorulari icinde boguldum cevaplar bulamadan? Bulamadikca da kendimi daha caresiz hissettim mutluluga hic ulasamayacakmisim gibi? Hayattaki amacim mutlu olmak mi benim o zaman? O halde mutlulugun formulunu mu bulmam gerekiyor gercekten? Sanirim neden sorularimin cevabini ancak o zaman verebilirim gonul rahatligiyla. Belki de ancak o zaman okula gitmenin, ise gitmek icin sabah kalkmanin, sevdigim insanlarla konusmanin, sevmediklerimle bile muhatab olmanin, yemek yemenin, makyaj yapmanin, alerji olsam bile kendimi daha guzel hissetmek icin sac boyatmamin bir anlami olacak ve ben herseye herkese ragmen mutlu olacagim. O zaman bugunu yeni bir milat yapayim kendime ve mutlulugu tek bir yer yerine her yerde arayip hep bir yolunu bulayim. Zor da olsa vazgecmemeliyim, heyecanlanmaliyim.
25 Eylül 2018 Salı
Kandirildim
Bundan yaklasik bir bucuk ay once hayatima yepyeni bir insan girdi, kendimi hic beklemedigim hiphizli gelisen bir iliskinin icinde buldum. Uzun bir zamandir yasamak istedigim iliskinin neredeyse aynisini yasamak isteyen bir adam bu isteklerini sesli soyleyerek cikti karsima. Onceleri kendimi cok kaptirmasam da bu kadar acik yurekli birine daha fazla dayanamadim ve kendimi iliskinin icinde buluverdim. Yine yukseltildim, Alex kadar bulutlarin tepesine olmasa da. Sonu mu? Yine kandirilmis gibi hissettim kendimi. Yikildim, mahvoldum sandim. Yerimde duramadim, hic bir yere sigamadim. Surekli agladim. Eskide biraktigimi dusundugum bir suru seyi cikardi tekrardan karsima. Ve ben kacamadim, beni dibe cektikce daha da cekmesine izin verdim. Taaaa ki en dibe cekene kadar. Sonra ne mi oldu? Yine zaman devreye girdi, hersey once yavas yavas sonra sonra daha da hizlanarak bitti gitti. Kendimi biraktim cunku gectigim duyguya, o an kalkmak icin hic zorlamadim kendimi, saklanmadim da, nasil hissediyorsam icinde oyle davrandim. Kimisyle konustum, kimisiyle iyice sustum. Kimisine biraz anlattim gerisine sen karisma dedim, kimisine sadece iyi degilim beni bana birak dedim. Simdi bakiyorum da geriye, o kadar guzel karsilamisim ki bana gelmeye calisan butun duygulari, hepsi beni bana birakip sakince toplanip gitmis. Ne kadar zaman mi aldi? Tam da benden aldigi kadar, tam da bekledigim gibi, nasil hizli basladiysa oyle hizli da terk edip gitti butun kotu duygular. Yine zaman guvenimi bosa cikartmadi. Bana misafir olmaya gelen duygular da oyle. Kandirilma hissi ne olacak diye dusunuyordum bir tek. Ama o da artik kabulum. Belki de o zaman kanmam gerekiyormus o yuzden de izin vermisim. Hem ne olacak ki kandirildiysam da? O da insan icin degil mi zaten? Hic mi birsey ogrenmedim kandirilmamdan?
Anlatma
Benim de her insan gibi kendi zayif yonlerim var ve beni sanirim en rahatsiz eden seylerden biri bu zayif yonlerimi guvendigim birine anlattigimda sonra bunu bana karsi kullanmasi. Bugun yine bir ders cikartma vakti geldi cunku. Anlatma herseyi. Bunun aslinda guvenle alakasi da yok. Bunu o kisinin kullanmasi aslinda bana karsi bir silah da degil. Sadece kendi icin yapiyor bunu, biliyorum. Ama bunu su an gerektigi gibi karsilayamiyorum ve gerektiginden fazla tepki veriyorum. O yuzden kendimle konustum bugun yine herseyi anlatma. Birak icinde kalsin simdilik senle birlikte.
12 Eylül 2018 Çarşamba
Yarina hazir misin?
Bir yaz daha bitti. Ben de hic iz birakmasini beklemedigim bir yaz olacakken surekli inisler cikislar barindiran bir yaz oldu. Minik minik birsuru tatil yaptim hic planlamadigim. Bazisi iyi geldi bazisi kendimi kaybettirdi, bazisi kendimi buldurttu. Ama sonunda bitti bu yaz.
Eylul baslayinca sezon baslar ve ben rahatlarim sandim. Olmadi. Biri girdi hayatima ve butun dengelerimi altust etti. Butun sakinligimi dinginligimi aldi goturdu. Halbuki cok sakinlesmistim, kendime donmustum, mutluydum olan halimle. Tam o halimdeyken cikti karsima. Tesaduf mu herhangi birsey? Hayir hic inanmiyorum buna. Girdigi gibi hizlica da cikti zaten. Ama kaldigi surece beni tepelere cikartti ve cikarken hayatimdan oyle sessizce cikip gitmedi. Bagirdi cagirdi, sakinlesti, ozur diledi, sonra tekrar sinirlendi. Ve ben hic birinde kacmadim, hep kaldim orda bekledim, gerildim sakinlestim ama yeter demedim diyemedim. Sonunda kotu bitti. Bana da ona da iyi gelmedi o uc hafta. Cook dusundurttu beni, odalarda anlamsiz voltalar attirdi, icimi gicikladi, bacaklarimi agritti yeniden, kilometrelerce yol yaptirdi sakinlesmek icin, icime kapandirtti, ve daha bir suru sey. Geldigi gibi cabuk gitmedi izleri, hala ugrasiyorum, ama guzel olacak bundan sonra hissediyorum. Cunku bugun bisey oldu, ne oldu bilmiyorum, keske bilsem hep oldurtsam. Bir his geldi icime, yarin yeni bir gun olacak diye, her gun yeni bir gun aslinda. Hep yeniden basla sabah uyandiginda. Bir onceki gunu dunde birak. Sen guclusun en az dunku kadar. Cok renklisin, siyah da var beyaz da, mavi de kirmizi da, hatta biraz da sariyla mor. Senin yapabildiklerini yapabilecek, her seferinde yeniden kalkip kosabilecek, arada durup nefes almasini bilecek kac kadin var? Rahatla, dogan yeni gune guven. Bi de kendine.
Eylul baslayinca sezon baslar ve ben rahatlarim sandim. Olmadi. Biri girdi hayatima ve butun dengelerimi altust etti. Butun sakinligimi dinginligimi aldi goturdu. Halbuki cok sakinlesmistim, kendime donmustum, mutluydum olan halimle. Tam o halimdeyken cikti karsima. Tesaduf mu herhangi birsey? Hayir hic inanmiyorum buna. Girdigi gibi hizlica da cikti zaten. Ama kaldigi surece beni tepelere cikartti ve cikarken hayatimdan oyle sessizce cikip gitmedi. Bagirdi cagirdi, sakinlesti, ozur diledi, sonra tekrar sinirlendi. Ve ben hic birinde kacmadim, hep kaldim orda bekledim, gerildim sakinlestim ama yeter demedim diyemedim. Sonunda kotu bitti. Bana da ona da iyi gelmedi o uc hafta. Cook dusundurttu beni, odalarda anlamsiz voltalar attirdi, icimi gicikladi, bacaklarimi agritti yeniden, kilometrelerce yol yaptirdi sakinlesmek icin, icime kapandirtti, ve daha bir suru sey. Geldigi gibi cabuk gitmedi izleri, hala ugrasiyorum, ama guzel olacak bundan sonra hissediyorum. Cunku bugun bisey oldu, ne oldu bilmiyorum, keske bilsem hep oldurtsam. Bir his geldi icime, yarin yeni bir gun olacak diye, her gun yeni bir gun aslinda. Hep yeniden basla sabah uyandiginda. Bir onceki gunu dunde birak. Sen guclusun en az dunku kadar. Cok renklisin, siyah da var beyaz da, mavi de kirmizi da, hatta biraz da sariyla mor. Senin yapabildiklerini yapabilecek, her seferinde yeniden kalkip kosabilecek, arada durup nefes almasini bilecek kac kadin var? Rahatla, dogan yeni gune guven. Bi de kendine.
11 Eylül 2018 Salı
Kendime soz
Ofkeliyim su anda. Aslinda butun suc benim. Baskasina kizarak cikarttim kendime kizginligimi. Istemedigim, ben olmayan seyleri sirf yalniz kalmamak icin yaptim ve yaptigim icin de pismanim simdi. O yuzden de kizginim kendime neden yaptim diye. Neden sevmedigim istemedigim icinde olmaktan hoslanmadigim ortamlara girip bir de ustune para verdim. Hatta ilk basta benlik olmadigini da gayet bildigim halde yenildim ozentiligime. Sonra dunyanin en rahatsiz en mutlu olmayi bilmeyen en sikayetci insani oluverdim orda. Ayni seyleri yapip farkli sonuc mu bekliyorum? Ben o tarz yerleri sevmiyorum, hoslanmiyorum, rahat etmiyorum. Rahat olmadigim yerlere gitmeme sozunu veriyorum artik kendime. Benim tatil yapmayi sevdigim yerler belli. Bundan sonra tek basima gitmem gerekse bile sirf yalniz kalmamak icin sevmedigim seyleri yapmayacagim, sevmedigim yerlere gitmeyecegim. Belli sinirlara kadar kendimi esnetebilirim, ama sinirlari asmayacagim. Bu da benim kendime sozum olsun. Cunku yoksa kendime kizginligimi baskasindan cikartiyorum. Tipki simdi oldugu gibi.
13 Temmuz 2018 Cuma
Keyifsizim
Bir haftadır biraz keyifsizim. Durgunum, hatta ağlamaklıyım. Yorgunum. Sanki sürekli bir şeylerin peşindeymişim de her onu yakalamaya çok yaklaştığımı hissettiğim anda ellerimden yeniden kayıp gidiyor. Hiç gelebileceğini düşünmesem aslında bu kadar da üzülmeyecekmişim gibi sanki. Ama bu kadar yaklaştığımı hissedip sonra boşlukta bulunca kendimi daha yüksekten düşmüş günü hissediyorum, daha çok acı çekiyormuşum, daha çok kırılıyormuşum gibi hissediyorum kendimi. Herşey yük gibi geliyor işte o zaman. Hatta sevinmem gereken şeylere bile sevinemiyorum, bu da nerden çıktı şimdi diyorum. Uğraşmam, didinmem, çabalamam gereken bir şey daha. Peki ama neden? Başarınca ne olacak ki diyorum. Bugüne kadar başardığımı sandığım şeyler beni daha mutlu bir insan yaptı mı? Mutsuz yapmadı belki ama mutluluk konusu da biraz şüpheli işte bu aralar kafamda. Ya da belki de hep olmayana mı odaklanmaktan hep bunlar? Şu an en çok eksikliğini hissettiğim şey sanırım eve geldiğimde beni yargılamadan dinleyecek birini bulmak. Beni dinlerken saçımı okşayacak, benimle sevincimi üzüntümü paylaşacak, yanıma kıvrılıp bana sarılacak birini bulmak. Bu aralar yine eve gelip anahtarı deliğe sokup kapıyı açıp boş eve adım atıp ışığı açıp sonra da uyumaya giderken kapatan insan olmak içimi burkuyor. Kimseyi beklememek, kimsenin beni beklememesi. Nasıl desem, sonsuza kadar yalnızlık mı benim kaderime yazılan acaba diye üşüştürüyor kafama düşünceleri. En çok korktuğumda sırf bu duygudan kaçmak için yine yanlış limanlara sığınmak. Sonra da yine kocaman dalgaların içinde bulmak kendimi. Boğulacakmış gibi olmak. Sevmiyorum bu duygunun içinde olmayı. Yeniden sadece kendimle mutlu olmak istiyorum. Çok değil iki hafta önce tam da istediğim gibiydim, kendi kendimleydim ve çok mutluydum. Geri döneceğim oraya, kararlıyım. Sadece biraz zamana, biraz rahatlamaya ihtiyacım var sanırım. Kendime izin vermeye belki de.
16 Haziran 2018 Cumartesi
Hayat, beni bayagi seviyosun
Veee yine bir tatilin sonu. Simdi de ucakta rotar bekleme zamani. Hostes yanimdan yapmazsa dunyanin duzeni bozulacakmis gibi bir hizla gecerken ben de basladim yazmaya. Aslinda bu havalimaninda beklemeye aliskinim. Tabi bir farkla, o zaman havalimaninin icinde beklemistim yaklasik sekiz on saat, simdi de ucagin icinde bekliyor ve o kadar uzun olmayacagini umuyorum bekleyisimin.
Gelelim tatile. Yine yeniden harikaydi. Kisa ve upuzun. Huzurlu ve sakin. Yemeli icmelik ve yuzmeli. Sacini duzeltmeneli, ne giysem diye dusunmemeli. Oyle acayip harika guzel dinlenmeli rahatlamali bir tatildi. Bol bol makarnali, okeyli, meyveli, kekli, biraz da kinoali.
Dun bir fotograf koydum hatta instagrama, altina cok cumle yazardim ama hadi iyi bayramlar deyip kisa kestim konuyu. Baska hangi kelimeyi koymaliyim bilemedim aslinda, tam anlamiyla mutlu ve huzurluydum bu tatilde. Cok cok cok dusundum, kendimi dinledim, sorular sordum, cevaplar buldum. Bir baska sevdim kendimi bu tatil. Boyle insanlar kattigim icin kendime tesekkur ettim once. Durmayi denemeyi soyledim kendime bazi bazi. Yirmi besinci adimi dusunme dedim birseyler biterken ve baslarken. Hayat o kadar da karmasik mi acaba diye dusunduk birlikte geceleri tekne sallanirken ve dalgalar bildigim su sesinin biraz daha gurultulusunu cikarirken.
Yani ben cok mutluydum bu tatil. Anilar biriktirip attim cebime, sonra singirdattim biraz, baktim cok ses geldi, anladim ki cok cok birikmisler. O zaman artik kullanma zamani.
Gelelim tatile. Yine yeniden harikaydi. Kisa ve upuzun. Huzurlu ve sakin. Yemeli icmelik ve yuzmeli. Sacini duzeltmeneli, ne giysem diye dusunmemeli. Oyle acayip harika guzel dinlenmeli rahatlamali bir tatildi. Bol bol makarnali, okeyli, meyveli, kekli, biraz da kinoali.
Dun bir fotograf koydum hatta instagrama, altina cok cumle yazardim ama hadi iyi bayramlar deyip kisa kestim konuyu. Baska hangi kelimeyi koymaliyim bilemedim aslinda, tam anlamiyla mutlu ve huzurluydum bu tatilde. Cok cok cok dusundum, kendimi dinledim, sorular sordum, cevaplar buldum. Bir baska sevdim kendimi bu tatil. Boyle insanlar kattigim icin kendime tesekkur ettim once. Durmayi denemeyi soyledim kendime bazi bazi. Yirmi besinci adimi dusunme dedim birseyler biterken ve baslarken. Hayat o kadar da karmasik mi acaba diye dusunduk birlikte geceleri tekne sallanirken ve dalgalar bildigim su sesinin biraz daha gurultulusunu cikarirken.
Yani ben cok mutluydum bu tatil. Anilar biriktirip attim cebime, sonra singirdattim biraz, baktim cok ses geldi, anladim ki cok cok birikmisler. O zaman artik kullanma zamani.
13 Haziran 2018 Çarşamba
Tatillere doyamadim
Konumuz ne mi? Tabii ki biz korkularimizla planlar yaparken hayatin bize nasilda kis kis guldugu:)
Tam 30 Mart’ta sevgilimden ayrildim. Ayrilma kararini alirken beni en cok zorlayan konu yazin yaklasmasi olmustu. Allahim yaz geliyor, kimle tatil yapicam, haftasonu kacamagi da mi yapamicam ve daha bir suru sey. Bugun 13 Haziran. Ben su anda havaalanindayim, 4. tatilim icin dalaman ucagini bekliyorum. Ordan fethiye’ye gecip ordan da tekneyle bisiler bisiler. Haa gercekten bisiler diyorsam hakikaten bisiler disinda bir detay bilmedigimden.
23 nisan’da alacati’daydim. 1 mayis’ta antalya, gecen haftasonu gokceada derken iste simdi de telefonumun dun calmasi, telefonu acmam, atla dalaman’a gel bizim yanimiza sonra da tekneyle yapariz bisiler teklifini almam, yapar miyim diye dusunmem, iznimi almam, sonra ucak biletini almam, hatta bir de ucagi degistirmem, valizi toplamam, hatta ucagi beklemeye baslamam arasinda gecen zaman 24 saat bile degil. Demek ki neymis, ne olacagini kurum kurum kurman degil kendini zamana birakip ani yasamak onemliymis. Sen eger gercekten iyi biriysen kaderine, evrenine, sansina ya da iste inandigin neyse icinde biraz da ona guvenmekmis onemli olan. Yoksa iste boyle sen kurarsin kader de sana kis kis guler. O zaman ben ucagima gider, zira boarding basladi.
Tam 30 Mart’ta sevgilimden ayrildim. Ayrilma kararini alirken beni en cok zorlayan konu yazin yaklasmasi olmustu. Allahim yaz geliyor, kimle tatil yapicam, haftasonu kacamagi da mi yapamicam ve daha bir suru sey. Bugun 13 Haziran. Ben su anda havaalanindayim, 4. tatilim icin dalaman ucagini bekliyorum. Ordan fethiye’ye gecip ordan da tekneyle bisiler bisiler. Haa gercekten bisiler diyorsam hakikaten bisiler disinda bir detay bilmedigimden.
23 nisan’da alacati’daydim. 1 mayis’ta antalya, gecen haftasonu gokceada derken iste simdi de telefonumun dun calmasi, telefonu acmam, atla dalaman’a gel bizim yanimiza sonra da tekneyle yapariz bisiler teklifini almam, yapar miyim diye dusunmem, iznimi almam, sonra ucak biletini almam, hatta bir de ucagi degistirmem, valizi toplamam, hatta ucagi beklemeye baslamam arasinda gecen zaman 24 saat bile degil. Demek ki neymis, ne olacagini kurum kurum kurman degil kendini zamana birakip ani yasamak onemliymis. Sen eger gercekten iyi biriysen kaderine, evrenine, sansina ya da iste inandigin neyse icinde biraz da ona guvenmekmis onemli olan. Yoksa iste boyle sen kurarsin kader de sana kis kis guler. O zaman ben ucagima gider, zira boarding basladi.
10 Haziran 2018 Pazar
Gökçeada
Gokceada nin son dakikalari artik. Hayat iste. Iki bucuk ay once yaz tatili felaket gececek diye dusunuyordum. Hani sevgilim yok ya, hani beynim bikbikliyordu ya beni. Teksen butun hafta sonlari sıkıcı yaz sicaginin altinda gececek. Amaaa gel gor ki su anda gokceada yim ve feribotun kalkmasini bekliyorum harika bir hafta sonu kacamaginin ardinda. Sanirim iste guy winch in dedigi mantigin duygusal kalp kirikligi yasadiginda mantiksizlastigi noktalardan biri de bu. Sonra bir dusundum ki yeniden bekar oldugumdan beri ki iki bucuk ay gibi bir sure, istanbul disina tam 3 sefer cikip tatil yaptim bile. Kesin olmamakla birlikte hala eski sevgilimle olsaydim bunlardan sadece bir tanesini o da bir ihtimal yapabilecektim ve yine de tam istedigim gibi olmayacakti. Benim sinavim da bu sanirim. Ayrildigim zaman onumdeki kocaman yazin nasil gececegine karar vermistim bile. Plan berbat bir yaz tatili. Neden? Cunku sevgilim yok, cunku kimse benle zevk aldigim seyleri yapmak istemeyecek. Sacmalik. Ama iste bu insan beyni ya da kadin beyni diye bir siniflandirmaya daha da mi gitmek lazim bilemedim tam ama, eger dur demezsen seni alip en berbat senaryonun gercek olacagina inandiriyor. Daha haziranin ortasina bile gelmedik ve ucuncu tatilimi yaptim. Eylulde santorini ye gidiyorum. Arayi ise su anda bilmiyorum. Iste bu aslinda, bilmiyorsan ne olacagini birak bos kalsin, boslukla dolmasin. Dopdolu da olabilir, kim bilebilir ki?
Gokceada’ya donersek, efsane guzeldi, bekledigimin cok otesinde begendim, dinlendim, eglendim, cakirkeyif oldum, yuzdum. Aksam ayni dili bile konusmadigim minicik bir kizla cok eglendim. Kendimi sorguladim, yeniden degerlendirdim, ilk defa bir cocukla bu kadar yakin bag kurdum, hem de konusamadan. Cocuklarla iliski bambaska geldi birden. Arkasindan da sabah aldigim haber, en en en sevdigim arkadasimin hamile olmasi. Cok baskaydi hissettiklerim. Simdi de yine istanbul donusu. Sanki onun hamile kalmasi super seylerin baslangici gibi hissettim ben, icim bi acayip oldu. Mutlulukla doldu. O yuzden simdi istanbula yine hafif degismis, gelismis bir ben gidiyor. Hadi bakalim.
Gokceada’ya donersek, efsane guzeldi, bekledigimin cok otesinde begendim, dinlendim, eglendim, cakirkeyif oldum, yuzdum. Aksam ayni dili bile konusmadigim minicik bir kizla cok eglendim. Kendimi sorguladim, yeniden degerlendirdim, ilk defa bir cocukla bu kadar yakin bag kurdum, hem de konusamadan. Cocuklarla iliski bambaska geldi birden. Arkasindan da sabah aldigim haber, en en en sevdigim arkadasimin hamile olmasi. Cok baskaydi hissettiklerim. Simdi de yine istanbul donusu. Sanki onun hamile kalmasi super seylerin baslangici gibi hissettim ben, icim bi acayip oldu. Mutlulukla doldu. O yuzden simdi istanbula yine hafif degismis, gelismis bir ben gidiyor. Hadi bakalim.
5 Haziran 2018 Salı
Haklı olmak mı mutlu olmak mı?
Bugün kendimle gurur duyma günü. Belki de hayatımda ilk defa gerçekten önceliğimi düşündüm ve ona göre davrandım. Bıraktım hayır aslında böyle dedim şöyle dedim demeyi. Karşımdaki insan benim için önemli dedim, varsın o haklı olsun, daha az gerileceksek ne önemi var ki kimin haklı olduğunun. Ben biliyorum ki benim doğrum hala benim doğrum, ama ben ısrar ettikçe daha da gerileceğiz ve ben onu ikna edemeyeceğim, sonunda da alınıp darıldığı için kesin üzüleceğim. Ne gerek var ya dedim, bırak öyle kalsın. Herhangi biri değil ki o, gerçekten sevdiğin önem verdiğin biri. O zaman bırak o haklı olsun, haklısın dedim. Sonra durdum kendi kendime aferin dedim, gurur duydum bu farkındalık seviyem için kendimle. Nerden nereye geldiğimi düşününce bazen kendime gerçekten inanılmaz şaşırıyorum. Eski huysuz, dediği dedik insan gitti yerine sırf karşısındaki insana çok değer verdiği için haklısın diyen insan geldi. Bu yolda ilerleyen herkese de bir selam çakayım o zaman. Acaba artık yavaştan da olsa mutluluğu bir yaşam tarzı haline getirebiliyor muyum ki?
Yine yazarim
Gecen hafta o kadar sacma sapan fikirlerle kendi kendimi sabote ettim ki depresyonun kiyisindan donmus olabilirim. Yani oyle cok uzun sureli olmazdi muhtemelen ama simdi durup dururken hic gerek yoktu bir yandan da. Sabahtan basladim kendimi doldurmaya onlarca sacma sapan dusunceyle. Doldum, doldum, neredeyse aglayacak seviyeye geldim. Hepsi de gercekten sacma sapan seylerdi. Hani boyle sonunda kendini dunyanin en yalniz insani hissettirecek turden. Haaa bir de sanki sonsuza kadar da oyle kalacakmis gibi. Icim mahvoldu, kalbim yine hizli carpmaya basladi, basim agridi. Cikardim spiralli defterimi cekmeceden aldim kalemi elime, basladim yazmaya. Ama nasil yazmak, kelimeleri hic dusunmeden, beynime geldigi sirayi hic degistirmeden. Icimden ne geliyorsa, ne hissediyorsam, beni neler o an oyle paniklettiyse hepsini sansurlemeden yazdim. Sonra yirttim kagidi, attim cuzdanima, evde defterimin arasina koydum. Nasil rahatlatti, nasil hafifletti beni anlatamam. Sonra bi daha yaptim, sonra bi daha. Hepsinde tahmin bile edemeyecegim kadar faydasi oldu bana. Dun de balkonda klasik cay cek cekirdek konusmalarimizi yaparken ogrendim ki aslinda bu bayagi gecerliligi olan bir yontemmis. Hatta farkli uygulama yontemleri varmis falanlar filanlar. Kagida yazmaya baslayinca seni o kadar geren seyleri aslinda bu sorunlari kendinden farkli bir yere koymaya basliyorsun. Sonra da kagidi ordan kopartinca sorunlari de kendinden ayiriyorsun. Boyle yazinca dunyanin en sacma sapan cikarimiymis gibi duruyor. Bana biri soyleme ben denemeden once bi yuru git allahini seversen derdim. Ama iste hem hayat hem de beyin cok farkli calisiyor aslinda dusundugumuzden. O yuzden ben bundan sonra durmadan yazica, taaaa ki yazacak birseyim kalmayana kadar.
31 Mayıs 2018 Perşembe
Dört günün pozitifleri
Gelelim bu hafta farkına varmam gereken pozitiflere:
Bir insanın hayatına dokundum, ona kendini değerli hissettirmiş bile olabilirim.
Alt kattaki komşumun benim yanımda olduğunu göstermek için beni pencerenin önüne çağırmasını da unutmamam lazım. Rahatsız etmiyor di mi seni diye sessizce sordu hem de :) Bakalım kısmet diye ekledi sonra.
Cumartesi günü doğum günüm için şimdiden uğraşanlara sahip olduğum için ne kadar şanslıyım.
İşler yoluna mı giriyor ne? Sonunda patronum çağırıp yeni bir şeyler söyleyip grow-up şansı falan filan bile dedi. Hayırlısı.
Arkadaşlarla bu ramazanı da es geçmeyip kuru fasulye iftarı.
Her ne kadar eşyaları yanlış yerlere koyuyor olsa da en ucuz temizlikçiyi buldum sonunda
Yine bir kaç bebek yürüyüşü
Tabi ki kardeşim annem babam ve ben
Bir insanın hayatına dokundum, ona kendini değerli hissettirmiş bile olabilirim.
Alt kattaki komşumun benim yanımda olduğunu göstermek için beni pencerenin önüne çağırmasını da unutmamam lazım. Rahatsız etmiyor di mi seni diye sessizce sordu hem de :) Bakalım kısmet diye ekledi sonra.
Cumartesi günü doğum günüm için şimdiden uğraşanlara sahip olduğum için ne kadar şanslıyım.
İşler yoluna mı giriyor ne? Sonunda patronum çağırıp yeni bir şeyler söyleyip grow-up şansı falan filan bile dedi. Hayırlısı.
Arkadaşlarla bu ramazanı da es geçmeyip kuru fasulye iftarı.
Her ne kadar eşyaları yanlış yerlere koyuyor olsa da en ucuz temizlikçiyi buldum sonunda
Yine bir kaç bebek yürüyüşü
Tabi ki kardeşim annem babam ve ben
Beni çok ama çok seviyorum
Hak ettiklerime odaklandım geçen akşam. Aslında önce bir arkadaşımla buluştum. Dinledim onu biraz, dinledikçe insanın olayın içinde olduğunda ve olmadığında nasıl da farklı davrandığını fark ettim. Karşımdaki kadın asla ama asla hak etmediği acıyı bir erkek yüzünden çektiğine inanıyordu. Hatta ben de başta böyle olduğuna emindim. Sonra dinlemeye devam ettikçe anladım ki aslında bütün bu acıları kendimize aslında yine kendimiz çektiriyorduk. Hayatımıza asla bizi hak etmeyen insanları alarak. Beynimizin sadece negatifleri gören yönünün çalışmasına izin vererek. Hayatın güzelliklerini o an için hayatın bir parçasıymış gibi görüp aslında bunlara sahip olduğumuz için hiç şükretmeyerek. Ama en çok da bakış açımızı değiştirmeyerek. Bütün acıyı çekme sebebimiz aslında yine biziz. Çok acı bunu kabul etmek ama gerçek bu. Aslında tek yapmamız gereken kendi yaşadıklarımızı bir başkası yaşamış gibi bize anlatsa ona ne söyleyeceksek kendimize de söylemek. Başkasına gösterdiğimiz şefkati kendimize de göstermek. Başkalarının hayatından çıkartmasını söylediğimiz insanları kendi hayatımızdan da çıkartmak. Bir şeyleri oldurtmaya çalışıp olmadığında da bırakmak. Rahatlamak, nefes almak, soluklanmaya izin vermek. Ama olmuyor ki dememek. Ben bunu yapamam, karakterim değil dememek. En çok kendini düşünüp kendini sevmek, hatta saygı duymak. Hatta belki aynanın karşısına geçip seni seviyorum demek arada bir. Ne kadar güçlü olduğunun farkına varmak. Hayatta kalmak için kimseye muhtaç olmadığını kabul etmek. Daha neler neler.
Bakış açısı
Hayat çok karışık bir şey. Bu hafta kayboldum içinde. Kafam nerelere gitti gitti geldi kaç sefer. Kaç sefer neleri sorgulayıp sonra yine kendine dönüp sevdi bu içinde yaşattığı insanı. Şefkat gösterdi, yerden yere vurdu, pamuklara sarmaladı. Başkalarını mutlu görüp kıskandı, sonra yine başkalarını mutsuz görüp çok ama çok üzüldü. Sonra sahip olduklarını düşünüp havalara uçtu, sahip olamadıklarını düşünüp umutlandı. Belki de zamanı değildi, belki de hayatında olan her şey bir hazırlıktan ibaretti. Belki de olay sadece mutlu olmayı seçmekti. Sonra birden sanki hiç bir şey değişmemişken aslında her şey değişti. Sanki etrafımdaki her şey bana olayın sadece bakış açısı olduğunu göstermek için sıraya girdi. Haftanın başında ağlayan insan birden dünyanın en umutlu insanı oluverdi. Sonra kendi kendine söyledi, her düştüğünde hatırla bu günleri.
23 Mayıs 2018 Çarşamba
Özgürlük
Bugün bir özgürlük istedim. İstifamı patronumun masasına bırakabilme özgürlüğü. İlla yapmak için değil. Ama yapmak istersem yapabileceğimi bilmek kendimi çok iyi hissettirirdi. Bunun yolunu bulacağım. Her ne pahasına olursa olsun. O istifayı oraya bırakıp istediğimde arkama bakmadan çıkabileceğimi bileceğim gün gelecek. Yarın değil belki ama gelecek. Ben bunun en harika yolunu bulacağım. Günü geldiğinde hazır olacağım, en kendine güvenen halimle, gözlerim bile farklı ışıldayacak o gün.
Evet bugün biraz yorgun hissettim kendimi, biraz çaresiz, biraz unutulmuş, biraz yalnız. İşte öyle hepsinden biraz biraz. Çok geldi biraz da. Kafam ağrımaya başladı yine o yüzden sanırım, ellerim, bileklerim uyuştu, yine modum düştü. Kıskandım biraz da etrafımdakileri. Kapandım o yüzden kendime, kimseye hiç bir yorum yapmadım, ya da ben öyle sandım en azından. Ama içimde yargılamadan duramadım, zaten o yüzden kıskandım. Sonra toparladım, haydi bakalım yeniden kalk dedim.
Evet bugün biraz yorgun hissettim kendimi, biraz çaresiz, biraz unutulmuş, biraz yalnız. İşte öyle hepsinden biraz biraz. Çok geldi biraz da. Kafam ağrımaya başladı yine o yüzden sanırım, ellerim, bileklerim uyuştu, yine modum düştü. Kıskandım biraz da etrafımdakileri. Kapandım o yüzden kendime, kimseye hiç bir yorum yapmadım, ya da ben öyle sandım en azından. Ama içimde yargılamadan duramadım, zaten o yüzden kıskandım. Sonra toparladım, haydi bakalım yeniden kalk dedim.
Gilmore girls
Peri masalı gerçek mi olsa acaba? Yazılsa güzel olmaz mı hayatımızda?
Ya da benim gibilerin hayatında mı desem? Ben şanslıyım çünkü, ortalama bir hayatım, ortalama bir gelirim, kendi başıma kurduğum bir hayatım ve mükemmel bir ailem var. Geniş ailem o kadar mükemmel olmasa da o da idare eder hatta. Gerçi anneannem yok artık, ama bir yerlerde sanırım o da, yukarılarda mı, yanımda mı, yoksa ara ara mı uğruyor buralara bilmiyorum ama arada buralarda olduğuna eminim. Neyse, yine her zamanki gibi benim kafam uçtu gitti.
Peri masalı diyordum. Nereden gelmiştim buraya? Aslında kendi kendimi yine çok sorgulamaya başladım bu aralar. Bugün özelinde şimdilik konuşmak istemiyorum, çünkü bence bugün enerjisi çok düşük bir gündü. Yine dağıttım konuyu. Peri masalı. Fark ettim ki, kendime bu kadar yükleniyor olmam aslında haksızlık. Bu kadar şey hayatımda güzel giderken sadece hayatımı biriyle paylaşmıyorum diye kötü giden tek şeye odaklanmamaya karar verdim. Çünkü belki de zamanı değildir. Belki de benim gerçek aşk zamanım daha gelmemiştir. Belki de bütün evren benim için hazırlık yapıyordur şu anda ve ben sadece farkında değilimdir. İşte belki de peri masalları henüz yazılıyordur. Belki de mutluluk aslında varılacak bir liman değildir. Belki de mutluluk hayatı nasıl yaşadığımızdır.
Gilmore girls. Yeni dizim. Yine bir sahne vurdu beni. Çocuğun kızı nasıl fark ettiğini anlattığı sahne. Seni izliyordum. Öyle gözlerini diken sapıklar gibi değil. Yani gerçekten seni izliyordum. Her gün okuldan sonra bu ağacın altına gelip kitabını okuyorsun... Böyle uzayıp gidiyor. Bunun benzeri bana oldu, ve ben o adama aşık olmuşum. Bunu ne zaman mı anladım. Ondan sonra birlikte olduğum adamdan ayrılınca. Aslında onu bırakınca, ya da o mu beni bıraktı, yoksa birbirimizi mi tükettik bilmiyorum, öbür ilişkiye başlayınca sadece bir ara vermişim onu düşünmeye. Bunu ayrılınca anladım. Ona gerçekten aşık olduğumu. Şimdi bunun üstesinden geliyorum, az kaldı. Sonra da kendi peri masalımı beklemeye başlayacağım. Happiness is not a destination, it is a way of life.
Ya da benim gibilerin hayatında mı desem? Ben şanslıyım çünkü, ortalama bir hayatım, ortalama bir gelirim, kendi başıma kurduğum bir hayatım ve mükemmel bir ailem var. Geniş ailem o kadar mükemmel olmasa da o da idare eder hatta. Gerçi anneannem yok artık, ama bir yerlerde sanırım o da, yukarılarda mı, yanımda mı, yoksa ara ara mı uğruyor buralara bilmiyorum ama arada buralarda olduğuna eminim. Neyse, yine her zamanki gibi benim kafam uçtu gitti.
Peri masalı diyordum. Nereden gelmiştim buraya? Aslında kendi kendimi yine çok sorgulamaya başladım bu aralar. Bugün özelinde şimdilik konuşmak istemiyorum, çünkü bence bugün enerjisi çok düşük bir gündü. Yine dağıttım konuyu. Peri masalı. Fark ettim ki, kendime bu kadar yükleniyor olmam aslında haksızlık. Bu kadar şey hayatımda güzel giderken sadece hayatımı biriyle paylaşmıyorum diye kötü giden tek şeye odaklanmamaya karar verdim. Çünkü belki de zamanı değildir. Belki de benim gerçek aşk zamanım daha gelmemiştir. Belki de bütün evren benim için hazırlık yapıyordur şu anda ve ben sadece farkında değilimdir. İşte belki de peri masalları henüz yazılıyordur. Belki de mutluluk aslında varılacak bir liman değildir. Belki de mutluluk hayatı nasıl yaşadığımızdır.
Gilmore girls. Yeni dizim. Yine bir sahne vurdu beni. Çocuğun kızı nasıl fark ettiğini anlattığı sahne. Seni izliyordum. Öyle gözlerini diken sapıklar gibi değil. Yani gerçekten seni izliyordum. Her gün okuldan sonra bu ağacın altına gelip kitabını okuyorsun... Böyle uzayıp gidiyor. Bunun benzeri bana oldu, ve ben o adama aşık olmuşum. Bunu ne zaman mı anladım. Ondan sonra birlikte olduğum adamdan ayrılınca. Aslında onu bırakınca, ya da o mu beni bıraktı, yoksa birbirimizi mi tükettik bilmiyorum, öbür ilişkiye başlayınca sadece bir ara vermişim onu düşünmeye. Bunu ayrılınca anladım. Ona gerçekten aşık olduğumu. Şimdi bunun üstesinden geliyorum, az kaldı. Sonra da kendi peri masalımı beklemeye başlayacağım. Happiness is not a destination, it is a way of life.
14 Mayıs 2018 Pazartesi
The end
Dun iyi hissetmiyordum kendimi. Yine de kalktim kendime super bir kahvalti hazirladim. Firinda patates bile yaptim menemenin yaninda yemek icin. Bir tik yukselmeme yardim etti. Sonra baktim olacak gibi degil, rahat biraktim kendimi. Madem kurtulamadim bu duygudan, bari biraz da icinden geceyim dedim. Agladim biraz, sonra bir rahatlama geldi. Dizi seyrettim, kitap okudum. Kalktim hazirlandim, ise geldim. Sonunda da artik evdeki fazlaliklardan kurtulmaya karar verdim. Once ona eve gecelim birlikte dedim, ama sonra kendi kendime dusunurken vazgectim. Nasil yapsam diye dusunurken sonrasinda nasil hissederime gectim. Artik son adim bu cunku, biliyorum eskilerden. Gozde geldi aklima, verdikten sonra onu mu arasam diye. Sonra karar verdim, eve gidip esyaları alıp getirip ona verecektim, eve cagirmayacaktim. Gozde’yi aramadim ama, eger baska planim var derse su anda bunu da kaldiramam diye dusundum. Aramazsam hayir cevabi da almazdim sonucta, ben de bu riski almamaya karar verdim veee aradan muhtemelen yalnizca bes dakika gecti, tabi ki telefon caldi. Arayan mi? Herhalde anlasilmistir kim oldugu. Gozde :) Hosgeldin bes gittin muhabbetinden sonra baktim onun da sesi hafif buruk geliyor, aksam planin var mi dedim, bir kac kontrol falan filan derken tekrar konustuk ve aksam plani ayagima gelmisti. Hemen isleri toparladim, ona gidip esyalarini buraya getirecegimi onun gelmesine gerek olmadigini soyledim ve dogruca eve gittim. Tahminimden cok daha kisa surdu toparlamak. Iyi ki daha once herseyi bir araya getirmisim. Uzun uzadiya vakit ayirip da anilar anilar moduna girmedim boylece. Yolda onu aradim, arabayi park ettim, iki dakika sonra geldi. Bir burukluk kapladi icimi, verdim esyalari, hicbirsey soylemedim. Tesekkur etti, ve the end.
Simdi durust olmak gerekirse pisman olmasini istiyorum, gelip yeniden deneyelim demesini. Birisi de ne kacirdigini anlasin istiyorum artik cunku. Ben ne mi derim? Sanirim artik hayir cok gec demeye cok yakinim.
Bu arada dun esyalar elimde apartmanin merdivenlerinden inmeden aldim elime erdal'a aldirttigim kremlerden, gittim bizim yoneticinin kapisini caldim, anneler gununu kutladim. Kafama koymustum birini mutlu etmeyi dun. Anneannem de aklima gelince en guzel plan bu gibi gozuktu, cok da ise yaradi. Hem o mutlu oldu, gozleri doldu, ne diyecegini bilemedi, hem de ben. Birini mutlu etmek insani en cok mutlu eden olay sanirim. Hem de ufacik bir cabayla. O kadar kolay oldu ki, bu kadar buyuk bir sonucu oldugunu gorunce insan sasirmadan edemiyor. Bunu daha cok yapmam lazim sanirim. Insanlari mutlu etmeyi, cok caba harcamadan ama ictenlikle dusunerek.
Simdi durust olmak gerekirse pisman olmasini istiyorum, gelip yeniden deneyelim demesini. Birisi de ne kacirdigini anlasin istiyorum artik cunku. Ben ne mi derim? Sanirim artik hayir cok gec demeye cok yakinim.
Bu arada dun esyalar elimde apartmanin merdivenlerinden inmeden aldim elime erdal'a aldirttigim kremlerden, gittim bizim yoneticinin kapisini caldim, anneler gununu kutladim. Kafama koymustum birini mutlu etmeyi dun. Anneannem de aklima gelince en guzel plan bu gibi gozuktu, cok da ise yaradi. Hem o mutlu oldu, gozleri doldu, ne diyecegini bilemedi, hem de ben. Birini mutlu etmek insani en cok mutlu eden olay sanirim. Hem de ufacik bir cabayla. O kadar kolay oldu ki, bu kadar buyuk bir sonucu oldugunu gorunce insan sasirmadan edemiyor. Bunu daha cok yapmam lazim sanirim. Insanlari mutlu etmeyi, cok caba harcamadan ama ictenlikle dusunerek.
9 Mayıs 2018 Çarşamba
O zaman tamam
Yine dusuncelerle, okumalarla, videolarla dolu bir gun gecirdim. Moduma gelirsem aslinda biraz dusuktu. Sorgulamalardaydim yine. Taktim kafayi iste bir kere, neden yalnizim diye. Ama az kaldi, cikiyorum oralardan yakinda. Cok az kaldi. Cunku artik canimi sıkmaya basladi bu durum. Ben gelemem bu kadarina. Yalnizca su kafa agrisina artik gercekten bir cozum bulmam gerekiyor. Onu da bakalim belki yarin halledicez.
Sabah arabaya binince trafik vardi biraz, ben de actim yine guy winch'in videosunu dinledim, hatta aralarda seyrettim de ne yalan soyliyim. Sanirim alisiyorum istanbul trafigine de caktirmadan. Adam dokturuyor resmen, her dinledigimde yine gercekten yaw diyorum. Sonra yine ofis saatleri basladi, kafa agrisi, ardindan milletin dedikodulari, aciklanan raporlar derken aksam oldu zaten. Yine daldim dusuncelere arabada, sorgulayarak girdim iceri, nedenler nicinler kafamda deli sorular. Sonra dusundum, tamam da neden bu kadar kafaya takma? Ne olabilir ki en fazla, sabah kalktim, saglikliyim, goruyorum. duyuyorum, param var, yiyecek yemegim, basimi sokabilecegim bir evim var. Butun bunlar yetmez mi aslinda mutlu olmaya? Sonra dedim ki tamam belki su anda yetmiyor gibi gorunuyor, ya yarin? Aslinda yarin yetecek, henuz sadece guy'in videosunda da gecen identity kavramindan kurtulamadim aslinda. Birseyleri cift olarak yapmaya baladiktan sonra o ciftin parcasi olmaya insan o kadar cabuk alisiyor ki, sonradan o kimligi birakmak aslinda o adami ya da kadini birakmaktan cok daha zor geliyor insana. Cunku mantigin da seni o tarafa dogru goturuyor. Aslinda oyle olmaliydi, dogrusu onunla olmandi, neden kaybettin ki, cok dramatik bir sebebi olmali ayrilmanizin. Yok anasini satayim dramatik sebep falan. Olmadi iste. Sebep su: uygun degildiniz birbirinize. Ben kandirdim kendimi aslinda cok dramatik bir sebep bulmak icin, ayni guy'in videosunda dedigi gibi mantigimi dinledim, beni yanlis yonlendiren mantigimi. Konu duygular olunca mantik yanlis yonlendiriyor, kendince dogru olani yapiyor aslinda, gunluk hayatta da yaptigini, ayrilmak dramatik, o zaman sebebi de dramatik olmali. Basladim kendime soylemeye ben de, onlarca bla bla bla. Yok ya, cok basit iste, olmadi cunku beni asagi cekiyordu, olmadi cunku beklentilerimiz farkliydi, olmadi cunku ben onu hep yanimda hissetmek istedim, o tek olmak istedi, olmadi cunku statulerimiz farkliydi, olmadi cunku ayak uyduramadik. Olmadi ve ben de biraktim. Bu kadar iste.
Ben de tamam dedim, eve geldim, iki damla gozyasi akti, sonra kendime dondum. Temiz evimin temiz banyosuna girdim, sabun bitmis onu doldurdum, birseyler yiyeyim diye mutfaga girdim, yogurt yemekti aslinda niyetim sadece, neden ya dedim, firina kofte patates attim, pisti bile hatta simdi soguyor, yazimi bitirince kalkip sense eight seyredip muthis sipsak yemegimi yerim artik. Yani basit aslinda hayat ya, is olmasa da, ask olmasa da cok basit. En azindan benim icin, cunku saglikliyim, yani kafam hala agiriyor gerci :) ama onu da cozerim cok yakinda, ailem var, sevdiklerim var, e biraz da param var. O zaman tamam. Ben yemege...
Kafa agrisi
Kafamin agrisi bugun yine gundemimdeydi, hala gecmedi. Su anda bile ben burdayim aman beni unutma diyor sanki. Isyerinde doktora gittim sonunda, birsey bulunamayacagini biliyordum, ne beklemeliyim ki, adama yani doktor oluyor bu durumda adam,kafam agiriyor diyecegim ve adam birden, a oyle mi tamam hanimefendi sizin sorununuz iste tam olarak bu buyrun bu da cozumu mu diyecek? Ben gecen sene gunlerce yemek yiyemeyip 43 kiloya dusmus, 5 gun hastahanede yatmis insanim, onun bile sebebi bulunamamis. bunun mu cat diye bulunmasini bekleyecegim :) Tabi ki bu beklentiyle gitmedim. Ama iste kendimce sikayet ettigimi dusunmesem bile surekli modum dusuk olunca bir sorun oldugu anlasiliyor ve yanimdaki insanlar sorup duruyor, sorunca da kafam agiriyor desem doktora gitmelisin artik cevabi geliyor, biseyim yok desen zaten yalan oldugu 75 metreden anlasiliyor. Yani yukari tukursen biyik asagi tukursen sakal mevzusu. Ben de sonunda bugun yine oglene dogru agri artinca bir ineyim dedim. Tam da duymayi bekledigimi duydum adamdan. Yine de girdik bir yola, bakalim kan tahlilleri olmadi kafa mr`i yapicaz artik biseyler. Ama yine de umudum durumun psikolojik olmasi ve bir sure sonra kendiliginden gecmesi. Yani aslinda benim her zaman soyledigim en iyi ilac, zamanla.
Gelelim daha geyik konulara, bugun seytenin bacagini kirdim. Once kendimi mac de buldum, ruj ve allik almak icin. Tabi artik romanya gunleri geride kaldi. Oyle diorlar channeller falan mazide hos bir seda. Gerci rimel konusunda hala channel den vazgecmek zor ama bisi kalabilir. Ordan iki ruj bi allik derken hoop gratise. Ordan golden rose ruj ve highlighter attim mi sepete? Off ya, kendini bulmak diye buna derim ben iste. Sonucta artik TL kazaniyoruz, o zaman ona gore davrancaz yapacak bisi yok. Ama bu arada kendimi de az bisey simartmadim degil, sonunda evim bugun temiz ve camasirlarim da utulendi. Temizlikcili gunler yeniden basladi, ufak bir farkla tabi. Artik haftada bir degil iki haftada bir. Olsun, buna da sukur, alicam bir kac tane daha bluz t-shirt boylece utu de yapmama hic gerek aklmicak, ohhh mis. Nasilsa su anda tekim, cidden ev de o kadar kirlenmiyor. Ne zaman ki cifte cikar sayi o zaman bakariz duruma. Simdilik boyle devam. Evin kapisini acinca o temiz temiz koku geliyor ya, muhtesem his.
Hala adamim Guy Winch, su listeyi bir an once yapmam gerekiyor, ilk siramda. Bir de bugun korkuyla ilgili biseyler okudum. O da ilgimi cekti. Korkularin listesini cikarmak, cunku der ki yine birisi korkularin sonuclari aslinda korktugun gibi olmuyor. O yuzden korkularini kabul et ve onlarla yoluna devam et, seni ele gecirmelerine izin verme sadece korkularini kabul et. O yuzden diyor ki otur bir ara ve mumkunse bir oturusta yaz 100 korkunu. Mumkunse hatta basina gelenleri ve sonra da sonuclarinin senin bekledigin gibi olup olmadiklarini da yaz, en kotu dusun. Bak bakalim sonuc ne olacak. Bunu da gundeme aldim.
7 Mayıs 2018 Pazartesi
Bugun de Guy Winch
Tatil sonrasi ilk defa artik evi otel disinda da kullanmaya basladim dun :) Ortaligi supurdum, yemek yedim, yogurt yaptim, markete gittim domates yumurta derken yeniden eve dondu benim guzel evim. Yarin da yeni temizlikci gelince tam bir ev halini alacak umuyorum ki.
Ama sabah ayni modla kalkamadim ne yazik ki, hava berbatti kalktigimda, uyanmak tabi ki zor geldi cunku yine gecenin bir yarisi uyanmalar basladi, sabah dortte uyandim ve sayfalarca kitap okudum yine. Bu uykusuzluklarin tek yarari zaten kitaplar oldu. Aaaa bu arada dun yine muhtesem bir ted talks kesfettim. Guy Winch diye bir adam, tabi ki psikolog, bir de ikizi varmis ama tabi ki bu konumuz disi o ayri. Adamin bi konusmasini tamamen tesadufen buldum, sekiz dakikalik bisi, tabi ki hemen sonrasinda baktim baska neler var diye, ve ben gaz insan actim diger yirmi dakikalik konusmasini da dinledim. Sonra tabi hemen kitaplarina bakayim falan derken idefix'de kargo bedava kampanyasini da gorunce turkceye cevrilmis kitaplarini da sepete atip bir cirpida aliverdim. Gerci sanirim kimse almamis uzun zamandir, zira hala kargoya verilmemis. Abimiz der ki kalp kirikligini tamir etmek zordur, ciddiye alin durumu. Bosluklari doldurun, kalbinizi kirani da yuceltmekten vazgecin, hatta oturun kotu ozelliklerini yazin, sonrada telefona kaydedin, akliniza her geldiginde ayy soyle de iyiydi boyle de romantikti boyle de hayatimi kolaylastiriyordu dediginizde hemen acin telefonu kotu ozellikleri okuyun. Bir de tabi ki benim yillardir yaptigim ve fikrimi ciddiye alacak insanlara soyledigim sey, takibi birakin, zero communication yani sifir iletisim. Merak mi ettin acmicaksin, bakmicaksin, zorlicaksin kendini cunku beynin o anda seni kandirmaya calisiyor, yemiceksin bu oyunlari. Bakalim gelsin kitaplar zaten daha detaylara takilirim.
Simdilik okudugum kitap hala etkili insanlarin yedi aliskanligi, muhtesem bir kitap. Uzun zamandir en negatif zamanlarimi geciriyorum, bir kac konu ust uste gelince beni biraz zorladi yalan yok. Ama tabi teslim olmamak icin elimden gelen herseyi yapiyorum, ve bu kitap o kadar yardim ediyor ki bana baska biri soylese asla inanmazdim. Paradigmalari degistirince insanin hayatinin aslinda ne kadar kolaylasacagini anlatiyor. Bir sabah uyanip yapilacak kadar kolay olsa keske, tamam o kadar degil ama ugrasmayinca yapilmayacak sey degil. Ben basladim ufak ufak, ise de yariyor. Bu arada ilk asamada kolay olsun diye is yerinde uygulamaya basladim, uygularken de biraz adam seciyorum ama o kadar da olacak artik :)
Kapanisi yaparken de sunu da suraya yazayim da dursun, annem ve babamla konustuk bugun arabada eve donerken. Annemi bir arkadasi aramis sabah, beni de cok tanimaz etmez aslinda. Beni ruyasinda gormus, bir harikaymisim bir mutluymusum, inanilmazmisim yani. Sabah zor dayanmis erkenden aramamak icin. Annem de bayagi heyecanlanmis tabi, o kadar guzel anlatti ki ben bile heyecanlandim. Bakalim hayat neler getirecek, simdilik vip salonundayim yine, su ucak varya hani, yine rotar yapti. Kalkisi bekliyorum.
4 Mayıs 2018 Cuma
Tatil sonrasi
Yine bir yorgunluk coktu uzerime. Tatil sonrasi rehaveti deyip esas sebeplerini hic dusunmeden devam etmek daha iyi olabilir bu gunlerde, nasilsa yakinda yine yazarim hayat beni neden yoruyosun diye. Aaa bu arada fiziksel de yorulmam garanti bu aralar zira isler iyiden iyiye yogunlasti gercekten de. Ben de tabi bu aralar isime iyice profesyonel bakmaya zorluyorum kendimi. Zira sevgili! patronumun benle yaptigi son gorusmeye gore durustluk, etik falan sacma ve para etmeyen degerlermis. O yuzden madem profesyonellik bunu gerektiriyor, o zaman ben o kadarini yapamayacagim icin bari ona olan sevgimi artik sifira indirip soyledigi herseye tamamen ay sonunda hesabima yatacak maasi dusunerek cevap vermeye karar verdim. Cunku ne yazik ki profesyonellik bunu gerektiriyormus. Ne yazik ki yuzune gulup arkasindan konusanlar en cok kazaniyormus, ustelik de bak ne guzel isini yapiyor diye ornek gosteriliyormus.
Neyse, isle ilgili serzenislerimi bir kenara birakarak su dun gordugum ruyayi da unutmadan suraya bir ciziktireyim de burda dursun o da. Ruyamda uyandigimda yanimda biri vardi ve sonunda kimsenin yuzunu gormedim. Yuzunu gormeyince de bir mutlu uyandim bir mutlu uyandim sanirsin yanimda gercekten biri var. Ben de bunu isaret olarak aldim yine koydum cebime.
Bir de su bes gunluk kemer tatilinde bir kararlar bir kararlar aldim, uygulamaya da basladim hatta. Hayatimdaki fazlalik olup sadece enerjimi emen ve bana hicbir yarari olmayan insanlar icin aksiyon almaya karar verdim ve buraya gelir gelmez uyguladim. Bir rahatlama geldi mi geldi, anlik akla gelmeler oluyor mu, oluyor. Ama zamanla gecer mi, gecer. O zaman ne diyoruz yine zamana guvenimiz tam.
Neyse, isle ilgili serzenislerimi bir kenara birakarak su dun gordugum ruyayi da unutmadan suraya bir ciziktireyim de burda dursun o da. Ruyamda uyandigimda yanimda biri vardi ve sonunda kimsenin yuzunu gormedim. Yuzunu gormeyince de bir mutlu uyandim bir mutlu uyandim sanirsin yanimda gercekten biri var. Ben de bunu isaret olarak aldim yine koydum cebime.
Bir de su bes gunluk kemer tatilinde bir kararlar bir kararlar aldim, uygulamaya da basladim hatta. Hayatimdaki fazlalik olup sadece enerjimi emen ve bana hicbir yarari olmayan insanlar icin aksiyon almaya karar verdim ve buraya gelir gelmez uyguladim. Bir rahatlama geldi mi geldi, anlik akla gelmeler oluyor mu, oluyor. Ama zamanla gecer mi, gecer. O zaman ne diyoruz yine zamana guvenimiz tam.
27 Nisan 2018 Cuma
Kendime cok kirginim
Dun belki de kariyer hayatimin en kotu gununu yasadim. Hayatimda ilk defa belki de calistigim insandan boyle negatif bir geri bildirim aldim. Hem de pozitif geri bildirim almayi en cok bekledigim zaman. Bir senenin degerlendirmesi olmaliydi sonucta, gecen sene yogunluktan 5 gun hastanede yatmistim, 3 hafta yataktan cikamamistim. Gunlerce sabahlamistim. Patronumun yuzune gulup arkasindan hic konusmamistim. Sevdigimi de, hosuma gitmeyeni de hep yuzune soylemistim, yaptigimi da yapmadigimi da. Ama ne yazik ki dun ku konusmada gordum ku kapitalizmin bana hic uymayan baska taraflari da varmis. O koltukta yeterince oturan her insan gozunun onunde egosunu oksasin digerleri istermis, arkasindan ne soyledigi pek de umurunda degilmis, durustlugun ne onemi varmis ki pohpohlamadiktan sonra. Yeterki yapilmis olsun, o yapsam da yapmasa da o isi bazilari icin ben yaptim demek cok kolaymis. Yeter ki isler yurusun, baskalarini mutsuz etmis etmemis cok da umurunda olmazmis, bir kadin diger kadinin en dogal hakki olan anne olma istegini sirf ona isverme yetkisi verseler de sorgulayabilirmis. Ve bunu benim kendime patron diye sectigim adam da isler yuruyor diye sessiz sessiz izlermis.
Tabi bana da yaziklar olsun ki butun bunlar olurken birakip gidemedim. Bundan yillar once gosterdigim cesareti gosteremedim. O zamanlar bu kadar esiri olmamisim paranin bana sagladigi hayatin, aliskanliklarin, rahatin, esyalarin, luksun. Utandim kendimden, edemedim istifa. Gece aglayip, sabaha karsi uyuyamayip yatakta donup, sabah da mutsuz mutsuz kalkip ise gittim yine. Esiri oldugum plazama girip mutluymus numarasi yaptim, konusma arasinda ne kadar farkli ve zeki oldugumu gosteren cumleler kurdum. Herkesin oynadigi oyunu oynadim. O plazadan gecenin saat onunda cikinca eve arabayla gelebileyim diye, sabahlara kadar calistigim icin yorulan beynimi dinlendirebileyim diye gidecegim tatilde dusunmeden istedigim otelde kalabileyim diye, sokakta gorsem donup yuzune bakmayacagim insanlarla dakikalarca konustugum icin hastalanan ruhumu tedavi edebilmek icin gitmeyi aklimdan gecirdigim psikolog icin para kazanabileyim diye. Birakamadim. Hazir hissetmedim kendimi. Ama gelecek o gun de.
Tabi bana da yaziklar olsun ki butun bunlar olurken birakip gidemedim. Bundan yillar once gosterdigim cesareti gosteremedim. O zamanlar bu kadar esiri olmamisim paranin bana sagladigi hayatin, aliskanliklarin, rahatin, esyalarin, luksun. Utandim kendimden, edemedim istifa. Gece aglayip, sabaha karsi uyuyamayip yatakta donup, sabah da mutsuz mutsuz kalkip ise gittim yine. Esiri oldugum plazama girip mutluymus numarasi yaptim, konusma arasinda ne kadar farkli ve zeki oldugumu gosteren cumleler kurdum. Herkesin oynadigi oyunu oynadim. O plazadan gecenin saat onunda cikinca eve arabayla gelebileyim diye, sabahlara kadar calistigim icin yorulan beynimi dinlendirebileyim diye gidecegim tatilde dusunmeden istedigim otelde kalabileyim diye, sokakta gorsem donup yuzune bakmayacagim insanlarla dakikalarca konustugum icin hastalanan ruhumu tedavi edebilmek icin gitmeyi aklimdan gecirdigim psikolog icin para kazanabileyim diye. Birakamadim. Hazir hissetmedim kendimi. Ama gelecek o gun de.
22 Nisan 2018 Pazar
Onsuz ilk tatil
En hassas konu tatil ayriliklardan sonra benim icin. Uzunu, kisasi, haftasonu, her turlusu. Bir turlu tek basima tatile gidemedim. Aslinda onu bir yapsam belki hersey bambaska olacak ama yok hala cesaret edemedim. Bunlari dusunurken 23 nisan da pazartesine denk gelince beni yine kafa agrilari basmisti. Gaza geldik neyse ki, kalktik geldik alacatiya. Butun yol tek basima araba kullanmak cok ama cok iyi geldi. Yine kendim yapinca biseyleri bi ozguven patlamasi geldi.
Zaman da fena gecmedi simdiye kadar, dun cok guzeldi, sabah uyaninca birine sarilamamak zor geldi, gozlerim de simdi biraz nemlendi. Yalan yok. Ama az kaldi, geciyor, daha da gececek ve hicbirsey kalmayacak. Az kaldi.
18 Nisan 2018 Çarşamba
Hayal
Hayaller mi yanlis, yoksa hayalini kurduklarimiz mi? Yoksa hayallerimizi kurdugunuz insanlar mi? Dogru insanla hayallerimi kurmaya karar verdim bugun. Bos umitlerin pesinde hayal kirikligi yasamamaya, kendimle mutlu olmaya, beraber mutlu olacagim hayallerimin insanina sadece inanmaya. Cunku yine mucizeler kspida biliyorum. O yuzden cok guclu hissediyorum bugun, bayagidir boyle hissetmemistim. Bazi insanlarin caresizlikten, mutsuzluktan onlari en mutsuz eden insanlara tutunduklarini gordum bugun. Uzuldum, ama ben oyle biri olamam, onlardan biri degilim, beni mutlu etmek istemeyen biri icin uzulmeyecegim, ben degerliyim. Bu yaziyi muhtemelen okumayacaksin, ama keske birakabilseydin, onu hayatinda hala tutmak neden ondan kurtulmak varken, sana yasattigi o kadar seyden sonra bu kadar hasta ruhlu birini yaninda tutmak neden?
Kavanozu acamayanlar yuzunden
Ne ara erkekler kadinlarin bu kadar evlilik meraklisi oldugunu dusunmeye basladi? Biz mi yaptik bunu acaba? Yanlis mi anlattik kendimizi? Hayat paylasmak istemek ne zamandan beri caresizce evlenecek erkek aramak oldu?
Belki de genellemeler bizi bu hale getirdi. Illa ki var onlarin anladigi bir grup insan toplulugu. Ama derdi sadece hayati paylasmak olan kadinlar da var. kendi kendine oldugunda da yetebilen, ama dogru insani bulunca ortaya mucizeler cikarabilecek kadar guclu kadinlar da var. yanindaki erkek olmadan da var olabilen, basarmaktan korkmayan, bazen kendi yolundan giden, bazen yanindakiyle el ele. Illa kavanozu acamayan kadinlar karsiniza cikmayacak yani, guc gosterisi sergilemeden de sizi sevebilen kadinlar da var. Sadece para icin degil, sadece tip icin degil, sadece guc icin degil, sizi siz oldugunuz icin seven kadinlar, yukunuzu artirmak icin degil, paylasmak icin yaninizda olmak isteyen kadinlar, ne kadar guclu oldugunuzu gostermeniz icin degil, birlikte daha guclu hissedeceginiz kadinlar. Artik hangisi ile birlikte olacaginizi dusunmek size kalmis tabi. Ona da biz karisamayiz.
10 Nisan 2018 Salı
Sense eight
Benim kafam genelde biraz dağınık çalışır. Dizi seyrederken makale okurum, internet alışverişi yaparken annemle konuşurum, eskiden koşarken kitap okurdum falan. Doğru mu yanlış mı, oluyor mu oluyor. Ama bugünlerde, hatta sayalım bakalım son 11 gündür kafam zaten sürekli şu ben nerde hata yapıyorum acaba mevzusuyla meşgul olduğundan zaten yaptığım diğer herşey ikinci planda, ancak konsantre olabiliyorum. Akşamları da madem öyle diziye sarayım dedim. Sense Eight seyrediyorum. Az önce harika bir cümle söyledi, yazmadan edemedim, ‘impossibility is one kiss away from reality’. Çıtonkkkk. 5 ölçek hayat aşıladı bana, dilerim size de aşılar. Bir de nasıl desem hani, adamlar böyle bir dizi çekiyorsa, akıllarına geldiyse, hani eğer bu imkansızsa ama bir öpücük uzaklıktaysa bu olanlar, belki benim şimdi imkansız gördüğüm de bir tık bişey uzaklıktadır, henüz ne olduğunu bilmediğim. O zamannnn, bir adam var orda, düşündüm düşümden ayrı kaldım. Haydi ben diziye tekrar, bu arada yüzen çocuk, Wolfgang taş, belirteyim.
Biz iyi insanlariz
Biz iyi insanlariz, bugunlerde isyerindeki arkadasima en cok soyledigim cumle. Biz iyi insanlariz. Belki de biz iyi kadinlariz diye ufak bir duzeltme yapmam gerekiyor soylerken. Sevgimiz icin caba gosteriyoruz, deger verdigimiz insan icin elimizden gelen herseyi yapiyoruz, olmayani oldurmaya calisiyoruz. Sonunda ne mi oluyor, herifin teki cikip evet sen daha iyisini hakediyorsun ama ben yapamiyorum diyor. O an icinden neler neler geciyor soylemek icin. Soylemeyin, bosverin anlamayacak, hatta birsey soylerseniz anlasin diye daha da kendini bulunmaz hint kumasi sanacak. Rahatlamak icin soylediginizi saniyorsunuz ya hani, o oyle degil aslinda. Onun sizi anlayip evet ya bu kadin o kadin, kaymasin ellerimden kaybetmeyeyim onu diye dusunme mertebesine ulasip caba gostermesini bekliyorsunuz. Ama yok oyle bir dunya, olmuyor Yani, anlamiyor, anlayacak olsa inanin siz anlatmadan anlardi. Sonunda evet haklisin diyip kilini bile kipirdatnayacak ve siz daha da kotu hissedeceksiniz kendinizi bir tik daha da ugrastiginiz icin. Tokat gibi gelecek cunku, o da daha da vicdanini temizleyecek, evet ya kadin hakli daha fazlasini hak ediyor diyecek. Demeyecek ki ben bir gerizekaliyim, ugrasmam lazim. Yapmayin o yuzden, ona ders vericem diye kendinizi kandirip daha da kotu hissetmeyin kendinizi. Birakin kalsin oyle. Haketmeyene sessiz kalmak daha iyi.
Dun en kotu gundu ayrildigimdan beri, icime yine bir yumru geldi oturdu. Kimseyle konusmak istemedim, oturmak istemedim, kalkmak istemedim, uyanmak istemedim, uyumak istemedim. Agladim, aglayamadim. Gulemedim. Haketmedim ben bunu dedim. Yine hicbirsey degismedi. Yine sabah oldu, yine gunes dogdu. Sanki bu sabah dune gore biraz daha parlakti, bi tik da olsa. Sanki bugun biraz daha guldum, biraz daha dinledim, biraz daha konustum, biraz daha yaptim herseyden biraz. Gececek, bir gun gelecek bu da gececek. Neler neler gecmiyor ki zaten? Akillandim mi acaba? Emin degilim, ben iyi bir insanim cunku.
6 Nisan 2018 Cuma
Yeni bir bolum daha
Ve artik yeni chapter basladi hayatimda tekrar. 30 Mart 2018 cuma gunu itibariyle. Ne zamandir sinyaller geliyordu. Karar vermeler, verememeler, cesaret edebilir miyim diye sorgulamalar, seviyorum yapabilir miyimler, daha neler neler.
Yapamayacagimi dusunuyordum, ta ki bana seni sevip sevmedigimi bilmiyorum diyene kadar. Onu duyunca icimdeki butun umut bitti. Cabalamaya deger arzusu kalmadi. Beni bu kadar degersiz hissettiren bir cumleden sonra durmak bana yakismazdi. Kendime saygim yerle bir olurdu. Ben seviyordum onu hala, zor olacakti o yuzden bitirelim dedikten sonrasi. Ama artik biliyorum nasilsa butun surecleri, nelerin olup nelerin olmayacagini. Sadece benim sevmemle herseyin hallolmayacagini, beni sevmeyen biriyle mutlu olamayacagimi, surekli degersiz hissedecegimi, bu yuzden de hep panikleyecegimi. Sonunda da daha seviyesiz ayrilacagimizi.
Cok kizginim yine de. Cok anlatmaya calistim ona. Bir onceki cumartesi anlatabildim sandim kendimi. Anlatamamisim, olmamis yine. Ayrilalim dedigimde bana ayrilmak istemiyorum dedigini sanmisim. Megerse o ayrilmaya hazir degilim demis. Zaman istemis kendini hazirlamak icin. Onu duyduktan sonra zaten toparlamamin imkansiz oldugunu anladim. Ertesi gun son defa bulustuk. Ikimiz de zorla orda gibiydik, birbirimize karsi son gorevimizi yerine getiriyor gibiydik saygidan. Havada dokunsan hissedilebilecek bi agirlik vardi. Yine konusmaya baslayamadi, ben basladim. Bizim iliskimizde cogunlukla oldugu gibi. O an farkettim ki onunla gecen bir yildan sonra ben de yavaslamisim, heyecanimi kaybetmisim. Umut var mi dedim gelecege dair, sana gelecekle ilgili hicbirseyin sozunu veremem dedi. Ben sana guvenmek istiyorum dedim, guvenemeyeceksem ben yokum dedim, o zaman bitirelim. Tamam. Caylarimizi bitirdik ve kalktik. Metroya birakir misin beni dedi, tamam. Inerken dikkatli sur dedi, ben kendime dikkat ederim zaten artik o senin isin degil dedim ve gittim. Yol bekledigim kadar uzun gelmedi. Hic kimseye kufretmedim. Eve geldim, arabayi park ettim. Inmedim arabadan. Ne olacak diye dusundum, ne kadar sacma aslinda ne olacagini dusunmek Bu kadar kontrol edemedigimiz bir dunyada yasarken. Zaten bir zamanlar nisan sonunda kocasi evi terkettikten sadece alti ay sonra herseyini degistiren insan ben degil miydim? Tahmin edebilmis miydim o zaman onlarin hicbirinin olacagini? Ama oldu, bambaska bir kadin cikti sonra benim icimden. Durduramadim yine de dusundum, uzuldum, anlattim, rahatlattim kendimi. Sonra toparlandim ciktim yukari. Annemlere ben ayrildim az once dedim. Yine dunyanin en guzel konusmasini yaptik. Aglayamadan uyudum o gece.
Yapamayacagimi dusunuyordum, ta ki bana seni sevip sevmedigimi bilmiyorum diyene kadar. Onu duyunca icimdeki butun umut bitti. Cabalamaya deger arzusu kalmadi. Beni bu kadar degersiz hissettiren bir cumleden sonra durmak bana yakismazdi. Kendime saygim yerle bir olurdu. Ben seviyordum onu hala, zor olacakti o yuzden bitirelim dedikten sonrasi. Ama artik biliyorum nasilsa butun surecleri, nelerin olup nelerin olmayacagini. Sadece benim sevmemle herseyin hallolmayacagini, beni sevmeyen biriyle mutlu olamayacagimi, surekli degersiz hissedecegimi, bu yuzden de hep panikleyecegimi. Sonunda da daha seviyesiz ayrilacagimizi.
Cok kizginim yine de. Cok anlatmaya calistim ona. Bir onceki cumartesi anlatabildim sandim kendimi. Anlatamamisim, olmamis yine. Ayrilalim dedigimde bana ayrilmak istemiyorum dedigini sanmisim. Megerse o ayrilmaya hazir degilim demis. Zaman istemis kendini hazirlamak icin. Onu duyduktan sonra zaten toparlamamin imkansiz oldugunu anladim. Ertesi gun son defa bulustuk. Ikimiz de zorla orda gibiydik, birbirimize karsi son gorevimizi yerine getiriyor gibiydik saygidan. Havada dokunsan hissedilebilecek bi agirlik vardi. Yine konusmaya baslayamadi, ben basladim. Bizim iliskimizde cogunlukla oldugu gibi. O an farkettim ki onunla gecen bir yildan sonra ben de yavaslamisim, heyecanimi kaybetmisim. Umut var mi dedim gelecege dair, sana gelecekle ilgili hicbirseyin sozunu veremem dedi. Ben sana guvenmek istiyorum dedim, guvenemeyeceksem ben yokum dedim, o zaman bitirelim. Tamam. Caylarimizi bitirdik ve kalktik. Metroya birakir misin beni dedi, tamam. Inerken dikkatli sur dedi, ben kendime dikkat ederim zaten artik o senin isin degil dedim ve gittim. Yol bekledigim kadar uzun gelmedi. Hic kimseye kufretmedim. Eve geldim, arabayi park ettim. Inmedim arabadan. Ne olacak diye dusundum, ne kadar sacma aslinda ne olacagini dusunmek Bu kadar kontrol edemedigimiz bir dunyada yasarken. Zaten bir zamanlar nisan sonunda kocasi evi terkettikten sadece alti ay sonra herseyini degistiren insan ben degil miydim? Tahmin edebilmis miydim o zaman onlarin hicbirinin olacagini? Ama oldu, bambaska bir kadin cikti sonra benim icimden. Durduramadim yine de dusundum, uzuldum, anlattim, rahatlattim kendimi. Sonra toparlandim ciktim yukari. Annemlere ben ayrildim az once dedim. Yine dunyanin en guzel konusmasini yaptik. Aglayamadan uyudum o gece.
5 Nisan 2018 Perşembe
Daniel Gilbert naparmis
Dun gece uykum kacti, dondum durdum ama uyuyamadim. Sonunda kalktim aldim kitabimi elime. Daniel Kahneman’in “Hizli ve Yavas Dusunme” kitabini okuyorum. Tonlarca ilginc bilgi var icinde. Bir adamdan bahsediyordu verdigi bir ornekte. Daniel Gilbert. Adam harvard’da psikoloji profesoru. Mutluluk uzerine arastirmalar, kitaplar, daha neler neler. Usenmedim adamin adini google’da arattim gece gece. Baktim ted talk’i varmis megerse. Sabah seyrederim diye yazdim aklima. Az once seyrettim. Acayip etkilendim. Adam diyor ki, basimaza gelen olaylarin beynimizdeki frontal cortex in yardimiyla simulasyonunu yapiyoruz ve bu yaptigimiz simulasyonda her zaman olabilecekleri daha kotu bir gelecegimiz olacak sekilde hayal ediyoruz. Yok oyle bisey halbuki. Bu olaylar neler mi olabilir? Hersey. Aslinda istedigimiz ya da istemedigimiz birsey gerceklesse de gerceklesmese de belli bir zaman sonra ayni mutluluk seviyesine geliyoruz.
Yani terfi alsan da alamasan da, sevgilin olsa da olmasa da, terk edilsen de edilmesen de, piyango ciksa da cikmasa da, reddedilsen de edilmesen de aslinda bir sure sonra iki durumda da ayni yere geliyosun. Dusundum ben de, dogru aslinda. Bosanmasaydim mesela, su an oldugumdan daha mutlu olur muydum? Tamam belki tam su an dogru bir karsilastirma olmadi :)) sonucta yeni sevgilimden ayrildim, su anda benim icin o bir surelik kisim yani. Iki ay onceki halimden diyelim o yuzden, olmazdim muhtemelen, bayagi mutluydum. O yuzden cok da sey etmemek lazim. Gelen mutsuzluga bir misafir gibi bakip, bir sure sonra toplanip gidecegini bilerek iyi bakmak lazim. Sonucta o da gidecek, belki de yerini daha guzel bi mutluluga birakacak hem, belli mi olur?
Yani terfi alsan da alamasan da, sevgilin olsa da olmasa da, terk edilsen de edilmesen de, piyango ciksa da cikmasa da, reddedilsen de edilmesen de aslinda bir sure sonra iki durumda da ayni yere geliyosun. Dusundum ben de, dogru aslinda. Bosanmasaydim mesela, su an oldugumdan daha mutlu olur muydum? Tamam belki tam su an dogru bir karsilastirma olmadi :)) sonucta yeni sevgilimden ayrildim, su anda benim icin o bir surelik kisim yani. Iki ay onceki halimden diyelim o yuzden, olmazdim muhtemelen, bayagi mutluydum. O yuzden cok da sey etmemek lazim. Gelen mutsuzluga bir misafir gibi bakip, bir sure sonra toplanip gidecegini bilerek iyi bakmak lazim. Sonucta o da gidecek, belki de yerini daha guzel bi mutluluga birakacak hem, belli mi olur?
27 Mart 2018 Salı
Kim bilir?
Cok fena sarmala girdik su anda. Birbirimizi ikna etmeyi de biraktik. Anlamaya odaklandik. Sanki daha da zorlasti oyle olunca. Insan anlamak icin zorladikca kendini, o kadar deger verince birine anlamaya basliyor gercekten. Anladikca da hak veriyor. Ama kendini de birakamiyor, degerlerini, biriktirdiklerini, duygularini. Hele bir de ne istediginden de eminse iyice icinden cikilmaz bir hal aliyor.
Cuma gunu kotu bir gundu benim icin. Olur ya hani, hersey ustume ustume geliyordu. Biseyler ariyordum aslinda ne aradigimi da bilmeden. En guvenilir oldugunu dusundugum alternatifi sectim. Eve hemen gitmek istemedim, sevgilim yanimda olsun istedim. Birden en guvendigim secenegin aslinda hic de olmadigini gordum, dunyam yikildi. Tepkilerim anlamsizlasti. Israrlarim artti. O beni anlamadikca ben daha da sacmalamaya basladim. Devam ettikce ettim. Eve de gidemedim, gidemedikce burda daha da kapana kisilmis gibi hissettim. En sonunda tuvalette elimde telefon aglarken buldum kendimi. Bir saat boyunca orda kapana kisilmis gibi kaldim. Agladim. Pes ettim. Biraktim onu ikna etmek icin yazmayi. Bekledim, sis gozler insin. Agladigim cok da belli olmasin. Toparladim ciktim sonra. Cikarken kacar gibiydim binadan. Cok kirildim o yuzden. Uzuldum. Nasil kendimi boyle bir duruma soktum diye. Kizdim kendime. Sonra sarmaladim kendimi, toparlandim. Anlattim kendime, disardan baktim hangimiz hakliyiz diye. Ikimiz de hakliyiz aslinda. Belki benim tek artim basindan beri ona ne istedigimi soylememdi. O kadar. Yoksa ikimizde hakliyiz aslinda. Ertesi gun bulustuk, konustuk. Sonra anlattim ona. Konustuktan sonra yani. Konusurken olmadi cunku, sanki dinlemedik birbirimizi. Konustuk sadece, digerinin ne dedigini duymadan. Sonra anlat dedi ne dusunuyorsun. Gozlerim yasliydi artik. Yok dedim, ne gerek var ki anlamiyoruz birbirimizi. Sen anlat yargilamak yok dedi. Dusundum biraz, ne olacak ki anlatirsam, sonra inandim ona anlatmaya basladim. Ne hissediyorsam, nasil icimden geciyorsa. Dayanamadi ama dedi, ama olacaksa anlatmayayim deyince tamam yargilamak yok sadece dinleyecegim dedi. Ondan sonra gercekten odaklandi bana, dinledi, biraz daha anladi.
Ne istedigimi biliyorum ben, otuz yasimi geceli cok oldu, farkliyim biliyorum, ama iyi bir insanim ben. Neden olmuyor, neyi yanlis yapiyorum anlamiyorum dedim. Anlattikca agladim, agladikca anlattim. O da dinledi beni. Bilmiyorum ne yapacagimizi, cozum bulamiyorum, seni seviyorum ama sirf bunun icin de buna bu sekilde devam etmek istemiyorum, ya kendime olan saygimi kaybedersem o zaman dedim. Ben ben olamam ki. Tamam o zaman, ayrilalim diyecek sandim. Ben ayrilmak istemiyorum dedi. Beklemiyordum. Etkilendim. El ele ayrildik ordan. Nasil oldu, nasil o konusmadan oyle kalktik bilmiyorum. Simdi ne mi olacak? Korkuyorum aslinda. Bicak sirtindayiz, birbirimizi deniyoruz. Sasirtsa beni.
Cuma gunu kotu bir gundu benim icin. Olur ya hani, hersey ustume ustume geliyordu. Biseyler ariyordum aslinda ne aradigimi da bilmeden. En guvenilir oldugunu dusundugum alternatifi sectim. Eve hemen gitmek istemedim, sevgilim yanimda olsun istedim. Birden en guvendigim secenegin aslinda hic de olmadigini gordum, dunyam yikildi. Tepkilerim anlamsizlasti. Israrlarim artti. O beni anlamadikca ben daha da sacmalamaya basladim. Devam ettikce ettim. Eve de gidemedim, gidemedikce burda daha da kapana kisilmis gibi hissettim. En sonunda tuvalette elimde telefon aglarken buldum kendimi. Bir saat boyunca orda kapana kisilmis gibi kaldim. Agladim. Pes ettim. Biraktim onu ikna etmek icin yazmayi. Bekledim, sis gozler insin. Agladigim cok da belli olmasin. Toparladim ciktim sonra. Cikarken kacar gibiydim binadan. Cok kirildim o yuzden. Uzuldum. Nasil kendimi boyle bir duruma soktum diye. Kizdim kendime. Sonra sarmaladim kendimi, toparlandim. Anlattim kendime, disardan baktim hangimiz hakliyiz diye. Ikimiz de hakliyiz aslinda. Belki benim tek artim basindan beri ona ne istedigimi soylememdi. O kadar. Yoksa ikimizde hakliyiz aslinda. Ertesi gun bulustuk, konustuk. Sonra anlattim ona. Konustuktan sonra yani. Konusurken olmadi cunku, sanki dinlemedik birbirimizi. Konustuk sadece, digerinin ne dedigini duymadan. Sonra anlat dedi ne dusunuyorsun. Gozlerim yasliydi artik. Yok dedim, ne gerek var ki anlamiyoruz birbirimizi. Sen anlat yargilamak yok dedi. Dusundum biraz, ne olacak ki anlatirsam, sonra inandim ona anlatmaya basladim. Ne hissediyorsam, nasil icimden geciyorsa. Dayanamadi ama dedi, ama olacaksa anlatmayayim deyince tamam yargilamak yok sadece dinleyecegim dedi. Ondan sonra gercekten odaklandi bana, dinledi, biraz daha anladi.
Ne istedigimi biliyorum ben, otuz yasimi geceli cok oldu, farkliyim biliyorum, ama iyi bir insanim ben. Neden olmuyor, neyi yanlis yapiyorum anlamiyorum dedim. Anlattikca agladim, agladikca anlattim. O da dinledi beni. Bilmiyorum ne yapacagimizi, cozum bulamiyorum, seni seviyorum ama sirf bunun icin de buna bu sekilde devam etmek istemiyorum, ya kendime olan saygimi kaybedersem o zaman dedim. Ben ben olamam ki. Tamam o zaman, ayrilalim diyecek sandim. Ben ayrilmak istemiyorum dedi. Beklemiyordum. Etkilendim. El ele ayrildik ordan. Nasil oldu, nasil o konusmadan oyle kalktik bilmiyorum. Simdi ne mi olacak? Korkuyorum aslinda. Bicak sirtindayiz, birbirimizi deniyoruz. Sasirtsa beni.
19 Mart 2018 Pazartesi
Seviyor muyum?
Yorgunum biraz, biraz da umutsuz. Bi de anneannemi ozledim. Bi de ne bileyim iste, kirildim biraz. Yuk var gibi omuzlarimda. Yeni bir seyler mi olsa, yeni baslangic. Bitis belki de. Ne bileyim beni seviyor musun ki gercekten? Belki de seviyorsun ama nasil? Kim olarak? Var miyim geleceginde, var miyim hayallerinde? Peki ya sen benim? Inaniyor muyum sana, beni gercekten sevdigine, hayallerinde olduguma?
12 Mart 2018 Pazartesi
Sinirliyim
Cok da fazla beklememek lazim aslinda da o kadar kolay olmuyor iste bunu yapabilmek. Bi bakiosun sevmissin birini, normalden daha fazla. Nasil desem, arkadasim demek bile yetersiz geliyor gibi mesela birine ondan bahsederken. Cikariyosun cikariyosun goklere, hakettiginden fazla degerler falan. Sana her ulasmak istediginde ulasilirsin. En cok da bunu yaptigim icin uyuz oldum kendime. Sevgilim harici ondan baska kimseye bu kadar ulasilir olmadim cok uzun bi zamandir. Oldu da ne oldu peki, hak ediyormuymus, tabi ki hayir. Herkes once bencil, ben de dahilim buna tabi. Ama sozunu tutmamaya dayanamiyorum. Bu kadar sefer verdigim biri olunca cildiriyorum hatta. Yeter ya, def ol git demek istiyorum. Yazmis bana bik bik bik, daha fazla gerilmek istemiyormus da, bilmem neymis de. Gelmissin 35 yasina sen daha soyledigin seyi yapamiyorsun, bana neyin afrasini yapiyosun. Madem gerilecektin ne diye atip tuttun bi tarafindan yine. Bunu sevmiyorum, soyle yapariz, boyle yapariz deyip ondan sonra adim adim soyledigin herseyin sadece o anlik bi hazla soylendigini duymayi sevmiyorum. Ozellikle de benim icin bi yerlerde olan insanlar bunu yaptigi zaman.
Kucukken hatirliyorum mesela annem bi ara atip tutuyordu, kizim universiteyi kazansin araba aliriz ona diye. Simdi anliyorum, direk sallamis, neresinden alacak, alamazdi ki. Aslinda o zaman da belliymis alamayacagi. Iste cani oyle soylemek istemis, soylemis. E sen kucucuk cocuga umut tacirligi yaptin, onu ne yapacagiz? Simdi burdaki durum soyle, annem zaten yapamaz da gaza gelip sallamis oyle. Bi de yapabilecegi seyi gaza gelip soyleyip sonra yapmak istemedigi icin, ya da o olanagini daha farkli bir alternatifle degerlendirmek isteyenler var. Bu ikinci gruba daha da uyuzum. Haaa tabi sadece benim icin onemliyse bu insan. Yoksa etraf bunlarla dolu, kim takar yalova kaymakamini. Dedem yapmisti bunu da, ben kizimi amerikaya gonderirim yeter ki kazansin. Tabi ki fissss cikti. Baska insanlarin hayatlarinda bilincli ya da bilincsiz kapasitelerinden dolayi ufak farklar yaratmak icin kullandi bu kaynagini. Tercih meselesi. Ne oldu sonra, muhtemelen onun icin tinnn etkisi yaratmistir, benim icin de dedem iste oylesine bir insan hayatimda. Iste beni simdi yine boyle cildirtan da yine buna benzer, tabi geldigi kisi cok ama cok sevdigim, hatta sevmek ve hayatimda tutabilmek icin cok caba harcadigim biri olunca bende salter atti. Bir de yok tabi cesareti bir daha bu konuyu telefonda yuzume soylemeye, what’s up’tan yazmis. Hic bisey yazmadim. Yazmicam, yazarsam kotu yazarim. Kendine gelip geri adim atarsa toparlarim. Yoksa isterse ben de artik onu normal arkadas kategorisine indiririm, isine gelmezse de toptan cikartirim hayatimdan. Kimler kimler cikti benim hayatimdan simdiye kadar. Ölmüyor insan birini hayatindan cikarinca. Once arada aklina geliyor, sonra ani oluyor, sonra onlar bile siliniyor.
Kucukken hatirliyorum mesela annem bi ara atip tutuyordu, kizim universiteyi kazansin araba aliriz ona diye. Simdi anliyorum, direk sallamis, neresinden alacak, alamazdi ki. Aslinda o zaman da belliymis alamayacagi. Iste cani oyle soylemek istemis, soylemis. E sen kucucuk cocuga umut tacirligi yaptin, onu ne yapacagiz? Simdi burdaki durum soyle, annem zaten yapamaz da gaza gelip sallamis oyle. Bi de yapabilecegi seyi gaza gelip soyleyip sonra yapmak istemedigi icin, ya da o olanagini daha farkli bir alternatifle degerlendirmek isteyenler var. Bu ikinci gruba daha da uyuzum. Haaa tabi sadece benim icin onemliyse bu insan. Yoksa etraf bunlarla dolu, kim takar yalova kaymakamini. Dedem yapmisti bunu da, ben kizimi amerikaya gonderirim yeter ki kazansin. Tabi ki fissss cikti. Baska insanlarin hayatlarinda bilincli ya da bilincsiz kapasitelerinden dolayi ufak farklar yaratmak icin kullandi bu kaynagini. Tercih meselesi. Ne oldu sonra, muhtemelen onun icin tinnn etkisi yaratmistir, benim icin de dedem iste oylesine bir insan hayatimda. Iste beni simdi yine boyle cildirtan da yine buna benzer, tabi geldigi kisi cok ama cok sevdigim, hatta sevmek ve hayatimda tutabilmek icin cok caba harcadigim biri olunca bende salter atti. Bir de yok tabi cesareti bir daha bu konuyu telefonda yuzume soylemeye, what’s up’tan yazmis. Hic bisey yazmadim. Yazmicam, yazarsam kotu yazarim. Kendine gelip geri adim atarsa toparlarim. Yoksa isterse ben de artik onu normal arkadas kategorisine indiririm, isine gelmezse de toptan cikartirim hayatimdan. Kimler kimler cikti benim hayatimdan simdiye kadar. Ölmüyor insan birini hayatindan cikarinca. Once arada aklina geliyor, sonra ani oluyor, sonra onlar bile siliniyor.
5 Mart 2018 Pazartesi
Ne zaman acaba
Haftasonu zor geçti bu sefer. Midemle kavga halindeydim. Aslında midemle ilgili herşey bayağıdır iyi gidiyordu. Acı biber turşusu yememe bile ses çıkarmıyordu. Ame gel gör ki cumartesi günü olanlar oldu. Tam maç başlarken İstiklal marşından hemen sonra kendimi o tribünden tuvalete nasıl attığımı şu anda bile hayal meyal hatırlıyorum. Sonrası zor oldu işte, kramplar girmeye başlayınca dayanılmaz olmaya başladı. Neyseki sadece kramp girince dayanılmaz oluyordu. Pazar günü de kramplar geçmeyince sabah ilk iş doktor ve endoskopi randevusu almak oldu. Emek emek harcamamaya çalıştığım paralar yarın pıt diye gidecek hesabımdan :)) amaaa ne diyoruz, sağlık olsun. Sonuçta en çok da böyle günler için para kazanıyoruz. Çok şükür. Gerçi mideyi de bu kadar çalıştığımız için bu hallere getiriyoruz ya, neyse.
Bu aralar mesai saatlerim iyice normalleşti, ama bi yandan da yaptığım işi sorgulayacak vaktim oldu tabi, çalıştığım şartları, insanı. Mutlu olup olamadığıma taktım kafayı. Değilim. Sabahları zorla işe gidiyorum, uzun zamandır hiç heyecanlanmıyorum. Çok erken oldu bu sefer. Ben burda en az dört yılı devirmek istiyordum aslında. Hala da istiyorum, ama şartlar böyle olursa yapıp yapamayacağımdan emin değilim. Shining starlardan biri olmadığım bi yerde çalışmak isteseydim, önceki işimde kalıp bunun iki katından fazla parayı kazanmaya devam ederdim. Ben öyle biri değilim işte, para bi seviyeye kadar herkes gibi benim de önceliğim, ama sonra o bitiyor. Motivasyon kaynağım değişiyor benim. Patron bunu anladı sanmıştım, ya yanılmışım, ya da artık bişeylerden memnun değil. Zaman gösterir zaten hangisinin doğru olduğunu, çok da uzun sürmez üstelik. Ona göre ben de yoluma bakarım zaten. Geçen anneme en kötü durumdaki planımı da söyledim zaten, onların yanına dönüp bi süre takılmak sonra da özel ders falan bir şekilde yolumu bulmak. Daha ne olsun. Şaka bir yana, sabahları üst üste işe bu kadar keyifsiz gitmeye alışkın değilim. Tam böyle hissetmeye başladığım her sefer allah karşıma hiç aklıma gelmeyecek fırsatlar çıkardı. Umarım şimdi de diğerinin zamanı yaklaşıyordur, bu şirkette ya da başka bir yerde, hatta belki de başka bir şehirde, ülkede.
28 Şubat 2018 Çarşamba
Bir tutam mutluluk
Ahh zavalli plaza calisanlari ahh. Bu kadar da birakmayin kendinizi ya, yapmayin ama yazik size. Hadi siz gunaydin demiyorsunuz kimseye, uykusuzluktan, bikmisliktan, kendini bilmezlikten, ben niye bu saatte burdayim diye sorgulamaktan falan filan. En azindan gunaydin diyene cevap verin, insaniz be hepimiz sonuncta. Madem gelmisiz sabahin korunde bu bilmemkac katli plazaya bari iki cift guzel lafla baslayin gune, fena mi olur? Ne o oyle mendebur suratlar, sonucta sen de ben de masamiza gidip ilk interneti acicaz, tutup da o saatte sirketi bataktan kurtaracak raporu beklemiyorlar senden. Merak etme o kurtaranlar senle benim bindigimiz asansore o saatte binmiyorlar. Rahat ol.
Neyse iste, sen konuyu biliyorsun allahim, bu insanlara bir tutam mutluluk.
Neyse iste, sen konuyu biliyorsun allahim, bu insanlara bir tutam mutluluk.
27 Şubat 2018 Salı
Uyuzum
Hic bir isi olmayip tek yaptigi ordan oraya kocasinin ya da babasinin aldigi jeep’le gezmek olanlara bugun uyuzum. Ya da yine dogru duzgun bi halt yapmayip parmagina kafam kadar yuzuk takip bir de bunu instagram da paylasanlara da uyuzum. Uc kurus para kazanan islerde calisip binlerce liralik tatil yapabilenlere de uyuzum. Yani iste bugunlerde kazandiginin fazlasini yasayan insanlara uyuzum.
Yine de buna da sukur, ac degiliz acikta degiliz. Gerci bir de bugun sali. Salilari cok sevemedim bi turlu. Haftanin sonuna yakin bile degil, basi desen o da degil, sendromu bile haketmiyor yani aslinda. Ama iste sali, yine ise geldik, pedallari ceviriyoruz. Disarda da kar yagiyor, tam su benim dunyada zaman akmasin ben de yorganin altina girip film seyredeyim gunlerinden. Ben battaniye sevmiyorum cunku, tuylu ya hani batiyor bana o yuzden.
Yine de buna da sukur, ac degiliz acikta degiliz. Gerci bir de bugun sali. Salilari cok sevemedim bi turlu. Haftanin sonuna yakin bile degil, basi desen o da degil, sendromu bile haketmiyor yani aslinda. Ama iste sali, yine ise geldik, pedallari ceviriyoruz. Disarda da kar yagiyor, tam su benim dunyada zaman akmasin ben de yorganin altina girip film seyredeyim gunlerinden. Ben battaniye sevmiyorum cunku, tuylu ya hani batiyor bana o yuzden.
25 Şubat 2018 Pazar
Sahanda kahvalti
Yine bir tus gunuydu bugun. Artik bayagi tecrubeli oldum bu konuda hatta. Sonucta ucuncu refakatciligimdi. Kitabimi falan aldim yanima. Yine ekipce gittik. Uzuuuun zaman sonra ogrenci mekaninda kahvalti yaptim bizim kiz sinav salonuna girdikten sonra. Sahanda Kahvalti diye bi yer. Yeditepe universitesinin oralarmis megerse. Ben zaten hayatta bilmiyorum oralari. Anadolu tarafi benim icin bilinmezliklerle dolu tabi ki. 15 sene once gelmisim istanbula ama bugun gittigim yere toplu tasimayla git deselerdi hadi ordan derdim. Neyse mekan ara sokakta bi yer, uc kisiyiz diye dort kisilik masaya oturtmak istemediler falan ama valla kusurabakmayin burda sıkışırız biz diye israr gelince neyse dayanamadar sonunda, muhtemelen verdigimiz siparisten sonra da kabul ettiklerine pisman olmamislardir. Yalniz yedigimiz hemen hemen hersey ortalamanin ustundeydi, sunumlar da bi ogrenci mekanina gore hic fena degildi. Dekorasyon falan da aydinlik olunca ne yalan soyliyim cok memnun ayrildik. Ustune bir de afili bonus un %30 pazar kahvaltisi indirimini de alinca valla son zamanlarda disarda yaptigim en keyifli kahvalti oldu acik ara.
Zaten bu aralar mekanlarla aram iyi. Hafif emekli albay moduna bagladim da. Kanyon house cafe ye dayanamayip bi mail patlattim antrikotla ilgili, gercekten inanilmaz profesyonel aksiyon aldilar. Alkislar house cafe pazarlama ekibine. Darisi diger isletmelerin de basina.
Arkasindan North Shields, goztepe sivas maci, simdi de besiktas fenerbahce, yarin da pazartesi. Bu sonuncusunu hatirlamasam aslinda daha iyi olabilirdi. Ama neyse. Bizim hayat da boyle iste, pazar aksamlari hafif bi huzun. Allah bu gunlerimizi aratmasin diyelim, ne diyelim.
Zaten bu aralar mekanlarla aram iyi. Hafif emekli albay moduna bagladim da. Kanyon house cafe ye dayanamayip bi mail patlattim antrikotla ilgili, gercekten inanilmaz profesyonel aksiyon aldilar. Alkislar house cafe pazarlama ekibine. Darisi diger isletmelerin de basina.
Arkasindan North Shields, goztepe sivas maci, simdi de besiktas fenerbahce, yarin da pazartesi. Bu sonuncusunu hatirlamasam aslinda daha iyi olabilirdi. Ama neyse. Bizim hayat da boyle iste, pazar aksamlari hafif bi huzun. Allah bu gunlerimizi aratmasin diyelim, ne diyelim.
19 Şubat 2018 Pazartesi
Keske bu kadar bencil olmasan
Dun duyduklarim bana hic iyi gelmedi. Hatta cok kotu hissettirdi. Once sabah ki sorunun cevabi. Ne yapalim bugun canim? Ben eve gitmek istiyorum. S...ir git demeyi isteiyor insana. Sonra da hadi kalk benle gel yoksa tek basina kalip sinir krizi gecireceksin. Once uzuldum, agladim, sonra dusundum, sonra olay kontrolden cikmasin diye kalktim gittim. Arabada surekli disariyi seyrettim dusunurken. Ona bunu gercekten hissettirdim mi yoksa canimi yakmak istedigi icin mi oyle soyledi? Her ne olursa olsun kendimi cok kotu hissettirdi bu bana. Eger soyledigi sey gercekse ben yine birakamama girdabina mi girdim? Gercek degilse benden gercekten hissederek ozur dilemesi gerekmiyor mu? Bu kadar kolay miydi bunu soylemek?
Ben senin sevgilinim. Senin yaninda olmak istedigim icin seninleyim. Herseye ragmen. Herseyle birlikte. Seni susturmak icin degil, sen yanimda ol diye. Birlikte olalim diye. Birlikte uzulelim, birlikte sevinelim diye. Ama kendi icine kapanip bana ne oldugunu soylemezsen ben anlam veremem suskunluguna. Sadece yorgunum deyip uc gun evden cikmak istemezsen anlayamam, sebep lazim bana. Paylasman lazim. Ben sokakta gecerken gordugunde nasilsin sorusuna iyiyim diye cevap verdigin mahalledeki adam degilim ki! Bana yorgunum o yuzden evde kalmak istiyorum dersen, ne oldugunu paylasmamak icin benden saklarsan, yine kendim cozucem diye diretirsen ben de sen sadece yorgunsun diye gorurum. Uc gunun sonunda da evet patlarim, iki cift laf etmek isterim, edemiyorsam disari cikip en azindan iki insan yuzu gormek isterim. Uc gunu evde gecirmenin ardindan da beni bunaltiyorsun u duydugumda aglarim, agladigim zaman da hadi kalk benle gel yoksa kriz gecireceksin demeni beklemem, hak etmem bunu.
Kafam cok karisik su anda, dunden beri cikamadim isin icinden, tikanip kaldim. Isten gec cik istiyorum bugun ilk defa. Gec gel cok konusmayalim istiyorum, ben uyuyunca gel geldigini duymayayim istiyorum, kacmak istiyorum. Incindim dun cunku, agir geldi duyduklarim, birden agzindan cikanlar. Bilmiyorum o yuzden ne yapacagimi.
Ben senin sevgilinim. Senin yaninda olmak istedigim icin seninleyim. Herseye ragmen. Herseyle birlikte. Seni susturmak icin degil, sen yanimda ol diye. Birlikte olalim diye. Birlikte uzulelim, birlikte sevinelim diye. Ama kendi icine kapanip bana ne oldugunu soylemezsen ben anlam veremem suskunluguna. Sadece yorgunum deyip uc gun evden cikmak istemezsen anlayamam, sebep lazim bana. Paylasman lazim. Ben sokakta gecerken gordugunde nasilsin sorusuna iyiyim diye cevap verdigin mahalledeki adam degilim ki! Bana yorgunum o yuzden evde kalmak istiyorum dersen, ne oldugunu paylasmamak icin benden saklarsan, yine kendim cozucem diye diretirsen ben de sen sadece yorgunsun diye gorurum. Uc gunun sonunda da evet patlarim, iki cift laf etmek isterim, edemiyorsam disari cikip en azindan iki insan yuzu gormek isterim. Uc gunu evde gecirmenin ardindan da beni bunaltiyorsun u duydugumda aglarim, agladigim zaman da hadi kalk benle gel yoksa kriz gecireceksin demeni beklemem, hak etmem bunu.
Kafam cok karisik su anda, dunden beri cikamadim isin icinden, tikanip kaldim. Isten gec cik istiyorum bugun ilk defa. Gec gel cok konusmayalim istiyorum, ben uyuyunca gel geldigini duymayayim istiyorum, kacmak istiyorum. Incindim dun cunku, agir geldi duyduklarim, birden agzindan cikanlar. Bilmiyorum o yuzden ne yapacagimi.
17 Şubat 2018 Cumartesi
Yine mi
Cok degil, uc ay once yazmisim kendime dersler diye, hatta yeniden diye de belirtmisim. Aynisini alip yapistirasim geldi tekrar. Daha da onemlisi beynime yapistirmam lazim da o ayri. Illa egolarimi harekete gecireyim, istemiyorum, yenilmeyecegim kendime. Ama zor gercekten. Ustelik de gucun cogu senin elindeyken. Ekibindeki calisaninla samimi olmayacaksin. Iyi olacaksin ama samimi degil. Sonra benim gibi oluyorsun iste. O kadar viciklasiyor ki ortalik, ne kadar kendini bilen biri olursa olsun bi yerde ayar bozuluyor. Belki iki kisinin de ayari bozuluyordur hatta. Roller karisiyor. Bu da bana yine ders olsun, bir daha Bu hatayi yapmamak icin. Durum tespitini yaptiktan sonraaaa kendimi tebrik ediyorum, bu kadar kendimi hakli hissederken egomu kontrol etmeyi acayip iyi basardim. Dun bile icime bi dalga geldi, iste boyle sorarsin 10 dk erken cikabilir miyim diye, cunku ben senin mudurunum. Sonra durdum kendi kendime hayir kapilma buna, o da gecici hayatinda nasilsa. Onun yuzunden kendini olmak istemedigin bi insan yapma diye. Durdum, sakinlestim. Kaldigim yerden devam ettim. Onu da anlamaya calistim, ben de onemliyim o ayri. Dun begenmedim yaptiklarini, ustelik benim da o kadar kizgin olup da yaptiklarimdan sonra. Cok onay almaya ihtiyacim olmaz benim genelde ama roller karisinca isler karmasiklasmistir, kacirdigim yerler vardir diye sorunca anlattim bir arkadasima. Aynen oldugu gibi sesimi yukselttigimi de anlattim, soylediklerinden sonra daha da rahatladim. Simdiki kararim, daha fazla bisey yapmamak, hakettiginden fazlasini bile verdim. Bundan sonrasina bakicaz.
Bisey daha var, belki kendimi bu konuda da egitmem lazim. Insanlarin kendilerini benimle karsilastirmasindan nefret ediyorum. O anda suratlarina bagirip cagirmak istiyorum, gerizekali ben bunlari boyle yapmak icin onceden neler biriktirdim bi bak bakalim kucuk beyinli. Neyse bu konu uzun aslinda.
Bisey daha var, belki kendimi bu konuda da egitmem lazim. Insanlarin kendilerini benimle karsilastirmasindan nefret ediyorum. O anda suratlarina bagirip cagirmak istiyorum, gerizekali ben bunlari boyle yapmak icin onceden neler biriktirdim bi bak bakalim kucuk beyinli. Neyse bu konu uzun aslinda.
8 Şubat 2018 Perşembe
Gerizekalilar azalmayacak
Bir zamandir ise ne yazik ki cok zor gidiyorum. Ayaklarim geri geri gidiyor. Ayni katta oldugum bir cok insani gormek bile istemiyorum. Hepsinin suratina gerizekalilar diye bagirip toparlanip orayi terketmek bir daha da geri donmemek istiyorum. Ama tabi ki kirami odemek zorundayim, o isler o kadar da kolay degil. Onlari degistirmemin soz konusu olmadigini cok cok uzun zaman once anladim zaten. E kendimi de degistirmem zor. O zaman tepkilerimi kontrol altina almaya karar verdim ben de. Hemen hop alamadim tabi ki. Yine de ilk denemem fena sayilmazdi. Bugunku akillinin son mailinden sonra esas yapmak istedigim ya ona okkali bir cevap yazmakti. Ya da artik buna bir son vermesi icin patrona munasip bir dille bu olayi anlatmak. Olayi anlatmak tamamen profesyonellikten uzak olacakti tabi. O bana bunu dedi, ben ona bunu dedim bla bla bla etkisi yaratacakti sadece. Ve bla blayi ilk ben dillendirdigim icin de mahalle karisi damgasi da hop diye benim ustume. Okkali cevap da bana cok banal geldi, nolcakti ki o da sonra bisey yazacak falan filan. Aslinda susam yazmak istedim oguzhanin dedigi gibi ama o da is yerinde olmayacakti, ki bence cok komik olurdu. Ben de tum bunlari yapamayinca durdum. Sonra maili kapattim. Sonra icimden saymaya basladim. Sonra icimden susam yazdigimi hayal ettim ve konuyu rafa kaldirdim. En azindan aksiyon alabilecegim uygun zaman gelene kadar. Simdi daha rahatim, sanirim bir sekilde uygun zamanin gelecegine kendimi inandirdim. Gelecek mi bilmiyorum. Gerizekalilar azalacak mi? Tabi ki hayir. Dunya dondugu surece onlar hep olacaklar, hem de hepimizin cok yakininda.
4 Şubat 2018 Pazar
Gelibolu kaçamağı
Dünden beri Gelibolu’dayım. sonunda bir haftasonu işe gitmeyeceğimden emin olunca ve bu haftasonu da yıldönümüze denk gelince hemen İstanbul’dan, işyerinden uzaklaşmak istedim. İnsan kafasındakileri de yanında taşıyor gerçekten de ama bedeninin orda olmaması bile kesinlikle işe yarıyor. Dün deniz kenarındaki kaldırımda yürürken bile söyledim, hep İstanbul’da olanlardan bahsettik belki ama burdayken bahsedince sanki çoook önceden olan olaylardan bahsediyormuş gibi hissettirdi bana. Yani aslında bir kez daha uzaklaşmak iyi geldi. Çünkü işler iyice karıştı, herkes stratejik adımları düşünmeye onlardan bahsetmeye başladı, tabi ki ben de dahil. Herkesin hedefleri var, ya iş için ya da işi araç olarak kullandığı. Paranın da esiri olduk tabi hep birlikte, o da işin ayrı bir boyutu tabi. Neyse ama bana bu Gelibolu arası çok iyi geldi.
Cumartesi kalktık erkenden düştük yollara, hava da tam yolculuk havası. Kapkaranlık değil ama güneş gözleri rahatsız etmiyor, yağmur yağıyor ama cama vurup da kafanı şişiren o sesi çıkarmıyor. Sıcaklık dersen tam kıvamında, hele bir de İstanbul’dan artık dışarı çıktığını hissettiren azıcık arabalı yollar başlayınca tatil de başlamış oluyor aslında gideceğin yere henüz varmamış olsan da. Evden çıkmadan kahvaltı yapmıştık aslında, lor peyniriyle domatesin içine kattığımız zeytinyağının içine annemin yaptığı kıymalı börekleri bana bana. Ama tabi ilk lezzet durağımızın neresi olacağının planını da yapmıştık tabi ki. Saat bir gibi acıkmaya başlayınca da nerdeyse varmak üzereydik. Sonunda geldik Edirne Keşan’da yol üstündeki Çamlıbel restauranta. İnanılmaz bi yer, ahşap dekorasyon o kadar sıcak karşıladı ki bizi, hele bir de giriştiki masada öğlen saatinde rakıyı açıp demlenmeye başlamış amcaları görünce insan anlıyor ki Trakya’dayız. Bir güldüm kendi kendime zaten hemen. Yediklerimle kendimden geçtim, ipin ucunu da az biri kaçırdım ama sonra hesap gelince yine şok. Bünye alışmış tabi İstanbul’da gelen şişik hesaplara, iki kişi üç kişilik yemek yemiş olmamıza rağmen 100 tl’nin altında hesap ödedik. Ama benzine çok feci zam gelmiş o ayrı. Geçen sene depoyu 210 tl’ye doldurabilirken şimdi 300 tl ödedim, şöyle bi cız etti içim. Yine anladım ki para mutluluk getirmiyor ama parasız mutluluk da olmuyor. Bir saat daha yol yaptıktan sonra Gelibolu’ya vardık. Yoldayken Saroz körfezinden geçerken ki manzarayı anlatmama gerek yok herhalde. Gerçi ben hep paloroid gözlüklerimin arkasından baktım ama yine de herşeye rağmen efsaneydi. Sırf o manzara için bile gelinirdi o kadar yol.
Gelibolu’ya ilk gelişimdi, hiçbirşey yoktu kafamda. Karşımda minik sessiz bir sahil kasabası buldum. Hamzabey sahildeki Hampton by Hilton’da kaldık. Deniz manzaralı odamızda önce ayaklarımı okuyup kitabımı okumaya başladım. O kadar sakinleştim ki pamuk gibiydim kitabı kapattığımda. Sonra alt kattaki North Shield’da şnitzel imi gömdüm yanında buz gibi birayla. Bomboş mekandan hiç öyle bir lezzet beklemiyordum ama sulu sulu tavuk etini yemeye başlayınca north shield kalitesinden ne olursa olsun adamların ödün vermediğini anlıyorsunuz. Fenerbahçe maçı başlayınca bir kaç kişi geldi mekana ama yine sakindi. Tam aradığımız. Sonrasında sahilde biraz yürüyüş, benim bitter çikolata krizim için ufak bi market turu veeee dizi seyrederken oksijenden ve dinginlikten yatakta sızma. İşte İstanbul’da yapamadıklarımızdan bir demet. Şimdiyse sıra check-out’u yapıp dün bi türlü indiremediğimiz için ancak izleyebileceğimiz kiralık filmi denize karşı arabayı çekip i-pad’den seyretme zamanı. Bir de blue tooth’la i-pad’i arabaya bağlayacakmışız, on numara ses sistemi yani. Yaniii İstanbul’a dönmeme daha bir kaç saatim var. Tadını çıkarmaya biraz daha.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)