29 Aralık 2016 Perşembe

Iyi geceler

Inanilmaz bir yagmur yagiyor disarida. Dun geceden beri araliksiz.
Yine de icim kipir kipir kalktim bugun. Yeni ay basliyor diye. Astrolojinin pozitif taraflarina merak saldim bu ara. Tamamen isime geleni okuyup isime gelmeyeni aman zaten buna mi inanicaz modu bi nevi. Bugun sabah da yeni ay basladi. Amaaa merkur gerilemesinin etkisinde oldugumuz icin hala askta geri donusler yasanabilirmis. Ben de evet itiraf ediyorum az bi bekledim arkadasin birinden. Ses cikmadi, cikmasin da her ne kadar icimdeki buruk kadin cok istese de. Artik bitsin ki icimde yer acilsin hayatimda. Yoksa takilip kaliyorum bunun pencesine.
Simdi yeniden yastiga kafayi koyup, biraz dua edip sonra da yeni gunu kocaman umutlarla yeniden baslama zamani.

28 Aralık 2016 Çarşamba

2016'yi bugun bitiriyorum

Ben 2016'yi bitiriyorum bugun. Yeter artik bu kadar 2016. Ilk yarin cok guzeldi ama ikinci yarin hic oyle degildi, uzdun beni cok.
Bi kere hala oyuncu erkekleri anlayamayacak kadar naifim, hala soylediklerine inanacak kadar saf. Daha ne kadar ayni seyin olmasi gerekecek benim bunu anlamam icin bilemedim simdi, koca bir 2016 da yetmedi anlamama, artik umutlar 2017'ye.
Bugun merkur farkli bir aci mi yapti nedir, pek bi keyfim yerindeydi. Belki yarinki yeni ayin etkisi belki de su son bi kac gunde yaptiklarimin pozitif enerjisi. Hic beklemeyen birine tezi icin yardim ettim, neden bilmiyorum icimden geldi, iki saatimi harcadim tam. Karsilik mi, hic beklemedim. Bir de kardesimle ugrastim bugun ama onu da bagladim sonunda, herkes mutlu su anda, hem annemler hem o hem de ben.
Bir de tabi haftasonu barda gordugum abla var, su bana yaklasip inanilmaz seksisin diyen. Bi kadindan duyunca bu kadar sahici gelecegini tahmin etmezdim yalan yok.
Dunden sonra bugun superdi yani. Dun yine bos yere bekledim cunku, hazir nazir evde bir hic ugruna. Beklediklerim olmayinca da verdim kendimi kitabima. Bugun de bitirmeye karar verdim seni 2016. Aratma kendini, kal burda sadece.

27 Aralık 2016 Salı

2016 bit artik!

Merkur retrosu beni saka maka bayagi cekim alanina aldi, ya da ben kendimi baliklama soktum icine. Gece mutluluktan ucarak yattim, sabah on numara, ise gittikten sonra modum dustu yerlere, oglene dogru bonus aldigimi ogrendim, mutlulugu paylasamayinca kimseyle sevinemedim pek bi. Sonra fena gitmedi ama en son apartmanin kapisini acarken son zamanlarda surekli kufrettigim zati muhtereme yine kufrederken buldum kendimi. Eve geldim biraz biraktim kendimi, sonra sıkıldım o moddan, aldim kitabi, biraz what's up biraz instagram biraz spor derken yuzume kremlerimi surerken buldum kendimi. Arada spor sonrasi tarcinli keciboynuzu pekmezli yogurdumu da yemeyi ihmal etmedim. Bu arada yilin mottosunu soyledi Gozde dun, hayatta bazi seyler senin istedigin hizda ilerlemiyor diye olmayacak anlamina gelmiyor. Bitmistir, yilin sonunda geldi ama bomba gibi geldi. Gecen seneninki de rumi dendi. Hayatin alt ust oldu diye uzulme, altinin ustunden daha guzel olmadigini nerden biliyorsun.
2016 bit artik, evet ilk yarida fena degildin hem de benim icin bombaydin da, ikinci yari pek bi kotuydun, sevemedim o yuzden seni. O yuzden vedalasalim artik. Baslasin yeniyil, sasiralim bi kac gun tarih yazarken, ama bit artik.

24 Aralık 2016 Cumartesi

Ben kendim

Actim okudum simdi bir yil once yazdigim yaziyi, Dubai den donup yazmisim. Korkuyor muyum acaba istanbulda yasamaktan artik, ondan mi geri donemiyorum diye. Sanirim evet korkuyormusum, hatta hala korkuyorum. Ama ben hep korktuklarimi yapmadim mi zaten? Sonra da hep iyi ki yapmisim demedim mi? Hatirlasana Romanya'ya gitme fikri ilk ciktiginda ustune atlamistin, sonra yaklastikca gerginlikler baslamisti korkudan, hatta sonra vazgrctim demistin. Sonra allaha yalvardim bana bir isaret gondersin diye, ben de inanmak istedim yolladiklarina, verdim kararimi ve herseyi arkamda biraktim gittim. Ilk baslar cok zordu, haftasonlari geldiginde afakanlar basiyordu, hele ilk bastaki o kucucuk ev uzerime uzerime geliyordu. Koskocaman bir bosluk, hic kimsecikler yok mutlulugumu gectim uzuntumu bile paylasabilecegim. Sonra sonra oturdu birer birer herseyler yerine. Once evimi degistirdim, hemen degisti modum, sonra yeni arkadaslarim oldu birsuru sey paylastigim sirayla, sonra asik oldum yine, yeniden hissettim insan oldugumu, sonra yine kandirildigimi anladim koydu biraz, hala bazi bazi kabullenemiyorum deliler gibi kiziyorum ona. Ama artik o kadar seviyorum ki onu, kafam dara girdiginde hep onu arayasim geliyor, bazen tutuyorum bazen ariyorum. Yine de sorarsan mutlu muyum hayatima girdi diye, net bir cevabim yok, bazen kocaman bir deli misin tabi ki evet, bazen de hala guvenemiyorum kaybetmeyecegime onun yuzunden ne yapti bana boyle. Artik alistim ama, bazen bulsam da kendimi diplerde basedebiliyorum. Bir de anladim sanirim en dibi gordugunde sonrasi cikis baska yolun yok nasilsa, en cok da bu oldu kazanimim. Sonra toparladim kendimi yeniden bir haydi bakalim yine devam geldi, bir suru guzel insan biriktirmeye devam ettim. Sonra bigun alex geldi hayatima, o kadar cok sey yapti ki bana, bazen bulutlarin uzerine cikardi ayaklarimi koyamadim yere, bazen korkudan ne yapiyor bu bana dedirtti, bazen de yerin dibine soktu onumu goremedim. Onun bana asik olmasina asik oldum en cok da. O bazen hicbirseyi dusunmediginde korkmadiginda gozumun icine bakip sadece bakip soylediklerini sevdim. Ikimizin de olmayan bir dilde birbirimizi herkesten daha cok anlamamizi sevdim bir de. Gecenin bi yarisi sarhos gelmelerini sevdim, yemek yaparken beni seyretmesini, kirmamak icin konusmamasini. Sonra gercekler geldi vurdu yuzumuze, korktuk ikimiz de, ben belki korkmuyorum artik ama kaybettim onu korkularindan sebep. Toparlamaya calisiyorum simdi onsuz bu koskocaman sehirde. Zorlaniyorum biraz da. Onu anlatirken buluyorum kendimi insanlara. Beni taniyan herkes biliyor artik alex'i. Bir alex geldigini ve gectigini hayatimdan. Gelip kalsin istedigimi ama soyleyemedigimi. Aslinda soyledim ben ona, daha gecen hafta, gitme dedim ama dinlemedi beni. Coktan korkusuna yenik dustum ben, o kazandi. Kabul etmek istemesem de artik kaybettim onu. Artik burdayim, bu kocaman sehirde. Simdi yine Romanya'ya ilk gittigim zamanki gibiyim. Alti ay olacak ama hala yeni gelmis gibiyim. Alistin mi sorusu yine en cok duydugum soru. Cevabim net aslinda, hayir alisamadim. Ama ben zaten oraya da hic alisamamistim ki. Ama sonra sevmistim. Burayi de severim yine yeniden. Bir kac sey eksik, tamamlanmalarini bekliyorum. Bir mucizem olsun yine diye bekliyorum. Korktuklarimi yapmayi seviyorum ben, yine burdayim o yuzden, yine olacak.

22 Aralık 2016 Perşembe

Burda olsa da bagirsam suratina

Sen de bagirmak istemiyor musun bazen?
Bugun biz biraz icimizi bosalttik yonca'yla. Havada hem soguk hem yagmurluydu, ogleden sonrayi kirip eve mi gecsek diye dusunduk hatta, battaniyelerin altini hayal edip. Olmadi tabi, tatammm gercek hayat. Yeniden plazanin bilmem kacinci katinda buldum kendimi.
Basit olsun dedim sadece. Basit bi hayatim olsun. Acaba oynuyor mu bu adam benle dusunmeden. Neysem oyum ben ise diyeyim, tam aradigim desin. Yorulmadan, kirmadan, uzmeden yasayalim hayati, huzur olsun en buyuk kurtaricimiz. Hic konusmayalim bazen hatta, kapiya anahtari taktigimda kanepeden kalkiyor olsun beni opup gozlerime bakmak icin, nasil oldugumuzu anlamak icin sormayalim bile birsey. O kadar sessiz olsun bizim aramizdaki. Uyudugumda bir nefes uzakta olsun benden sadece ensemde hissetmeden ve hic bir zaman korkmadan ya kaybedersem onu diye. Guven olsun bir de, sonsuz kocaman ucsuz bucaksiz guven. Ben ona sahip olmayayim o da bana. Ben ben olayim o da o, var olalim sadece yanyana. Oyunlar olmasin, basit olsun iste.
En zoru, basit olani bulmak. Yillardir ariyorum, umut mu? Hala var. hep yaklasiyorum, bu defa oldu mu acaba diyorum, elimde bir tek acaba kaliyor sonra, oldu ucup gidiyor avuclarimdan. Ya da hic olmamis oluyor zaten.
Henuz olmamasi olmadigi anlamina gelmezmis ama. Hep ayni seyleri yaparak da farkli bir sonuc beklenmezmis. Biri seni kirdiysa artik herkes kirar degilmis. Bi daha bi daha inanirsan, basit olursan bi de elbet bigun cikip da gelirmis.
Yine de istersin tabi o battaniyenin altini, hafif bir ic cekerek seyredersin en romantiginden filmini. Arada eskisine de gider aklin, neden bu hale geldik ki dersin ona sanki karsindaymis gibi. Sonra bi tane suratina patlatmak da istersin hatta. Ama zaten hicbir zaman karsinda olamaz o. Olabilseydi basit olurdu zaten, en mutlusundan.

20 Aralık 2016 Salı

Ben de mi bencil olmaliyim?

Takmasam mi diyorum ama o kadar kolay olmuyor tabi. Degmezsin diyorum aslinda, degmedigini gosterdin de bana gercekten ama yumusak karnim var benim de. Hedefim bir daha ki sefer bana dondugunde sana hayir diyebilmek. Artik yoruluyorum cunku, icimde kocaman bir tutku olsa da dizginleyemedigim simdiye kadar gelecek sefer icin hazirlaniyorum artik. Cunku biliyorum yine Geri doneceksin bana. Senin karsina cikan en buyuk hazinendim ben, ama artik kaybediyorsun beni. Bugun aklimdan bir anda silemem seni, o kadar seyi cat diye unutamam ben. O unutamadiklarimi bana yapan insanla bana bu kadar aciyi yasatan insan ayni olamaz ama onu da biliyorum. Yine gomdu birileri benim sevdigim adami, onun yerine baska birinin pesinde kosmaya basladim onu bulurum yeniden diriltirim umuduyla. Yine bombos cabalar.
Uc sefer geri dondun bana, uc sefer biraktin. Her geri dondugunde affettim ben seni, sonra yine biraktin. Bu kadar bencil olmak mi iyi acaba hayatta dedim kendi kendime. Bu kadar kolay mi tutamayacagin sozler vermek, sonra da korkuyorum ben yapamayacagim deyip karsindakini yerle bir etmek. Benim sana her ihtiyacim oldugundaysa kapiyi duvar buldum hep. Aglayarak sana sarildim haftasonu, yine kapi duvar oldu, sorularima cevap bile vermedin, biri varsa soyle zaten o zaman kalamam dedim yine duvarlar. Bu kadar bencilligi hak etmedim ben. Patlatmak istiyorum suratinin ortasina, hizimi alamazsam daha fazlasini yapmak istiyorum, yine de benim cektiklerimi cekmeyeceksin ama. Bencilsin sen cunku, hatta kotusun, cok yavan cok sig gibi duruyor ama evet kotusun sen. Kendini korumak icin bir zamanlar en cok deger verdigin, hayatinin kadini yapmak istedigin insani yerle bir edebilecek kadar kotu. Ustelik onun tek sucu seni her seferinde affetmek sadece.

7 Aralık 2016 Çarşamba

Hayat nasil birsey acaba

Hayat pahali, macro center'a girip iki parca dandik yiyecek bi dergiye elli kusur lira verince daha da pahali. Bi de hayat zor, hele eski sevgilin ikinci sefer yeniden barisalim hayatimin kadini ol herseyi birak yanima gel deyip uc gun sonra yine ayni sebepten ben yapamiyorum deyince ve ucuncu sefer hizli bir ayrilik yasayinca daha da zor. Ama kabul ediyorum bu sefer antremanliydim, daha yumusak geciyor. Bir de herhalde biliyor insan yine pisman olacagini, bilmedigim arayacak cesareti olup olmayacagi. Onu da artik ben bilemem. 
Yine de guzel hayat, eski sevgilin haftasonu yanindayim diye arayinca heyecanlanip super bi yerde rezervasyon yaptirip yeniden ayrilinca restauranta gidecek bir arkadasini hemen bulabilince daha da guzel. Bi de hayat mucizelerle dolu, bu benim hayalim deyince hadi bunu planin yap mesajini getiren hic hayatinda bile olmayan bi insanla karsilasinca daha da heyecanli. 
Bir de ne vardi, sakin sakin yeni eski insanlarla karisik bir ortama girip, sana laf atan insana butun asaletinle cevap verip bu performans sayesinde de kendinle gurur duyacagin bi is teklifi alinca hayat bi baska. 
Var benim de gucsuz yanlarim. Bir de cok ama cok guclu yapanlar beni. Bugun nasil miydim, gucsuz yanima yine kandigim icin uzgun, bu kadar zamandir calisip didinmemin karsiligini aldim diye cok mutlu. Hayat tam da bu herhalde. 

27 Kasım 2016 Pazar

Metrobus macerasi

Iki hafta sonra yine bir metrobus yolculugundayim. Bi tuhaf hissediyorum Ben metrobuste, garip bi huzun gelip cokuyor ustume niyeyse, hani sehirlerarasi yolculuk yaptiginda hisseder ya insan bazen. Bi yandan da tam kendine donme zamani, tabi oturacak yer bulursan eger. Ben sansliyim o yonden ilk durak son durak olayindan. Iki hafta once ayni yolculugu yaptigimda heyecanla biraz da endiseyle Alex'den cevap gelecek mi diye bekliyordum. Butun yol bekledim hicbirsey gelmedi. Eve vardim uyku zamanim geldi hala yoktu birsey, ertesi gun yine bisey yoktu. Megerse karar verilmis zaten, bir sonraki gun dibe vurmustum bir suru ufak seyin birikmis etkisiyle. Simdi iki hafta gecti, antremanli olmanin da verdigi etkiyle alex artik mazideki yerini aldi, hafif bir huzunle aniyorum artik. Bazi bazi agir gelecek aklima muhtemelen, hazirim tabi, neler bekliyor biliyorum nasilsa.
Yogun gecti aslinda bu haftasonu, hic bos kalmadim nerdeyse, iyi geldi. Hep oyaladim kendimi. Cuma gunu uzun zaman sonra bir raki gecesi, arkasindan biraz dans. Bir tuhafti yalniz. Sanki butun mekanda eglenebilen tek kisi benmisim gibiydi. Ya cok mutsuz artik cidden insanlar burda ya da herkes piyasa yapmanin pesinde, elinde telefonla milleti suzuyor. Dans eden kimse yok. Uzuldum burdaki insanlara. Ne mutsuzlugunu ne de mutlulugunu yasayamiyor insanlar burda. Sansliyim o yuzden, mutluyken havalara ucabildigim icin, mutsuzken aglayabildigim icin. Duygularin hepsi bizim icin nasilsa, sonuna kadar yasamak en buyuk sans. Hepsini sindire sindire, bir sonrakine hazirlanmak icin.

24 Kasım 2016 Perşembe

Zaman, mucize, oyle seyler iste

Bugun kisa kisa notlar gunu 
Zaman acayip bir sey, guvenmek lazim
Hala yol verecek kadar iyi kalpli insanlar azicik da olsa Istanbul da bile var
Hissediyorum cok yakinda mucizeler olacak
Cizmelerim geldi, oldu da, ama minik mini ik bi problemimiz var, biraz daha ince bacaklarla hic bir sorunumuz kalmayacak o yuzden pazartesi calismalara baslandi 
Iki gunluk ust bacak antrenmani sonrasi cektigim yogun kas agrisini bir kenara atip bugun de calismami yapmanin hakli gururu
Alex'in yokluguna tekrar alistim, kizginim o ayri
Kerem'le konusmak iyi geldi, her ne kadar hala su para mevzusunu sindirememis olsam da
Cuma gunu upuzun bi aradan sonra yine raki gecesi
Icimdeki kadin hala benimle konusmadi
Internet alisveris sitelerinde sepetime atip atip biseyler almamayi hobi edindim bu aralar, ama sac duzlestirici almanin zamani geldi korkarim 
Ofiste isler mi? Isler fena degil de insanlar cok mutsuz, bu da hala beni etkiliyor
Yanindan hep mutlu ayrildigim super bir arkadasim var, o zaman sansliyim
Ispanyolcaya kafayi taktim, ne kadar surer bilmiyorum, ben maymun istahli bir ikizlerim sonucta
Pazar gunu metrobus stresi simdiden basti bana, iki hafta sonra yeniden buyukcekmece
Dun babamla yaptigim en ilginc konusmalardan birini yaptik, ya da en keyiflisi, once son aldigim cizmeler ardindan romanya da konustugum cocuk
Cok ruya gormeye basladim bu aralar, her gece farkli bir insanla ugrasiyorum, hayirdir insallah
Cumartesi bana bu hafta biseyler olacak, dolar 3.41'i gececek diyen insan, bugun seni de andim, gecti dolar cunku
Ve evet zaman, iyilestir hepimizi, yorulsam da bazi bazi guc ver bana, dinlenmek istesem de bazen duramam ben uzun uzun, yurumem gerek benim buyumem icin

17 Kasım 2016 Perşembe

Off, yine mi kasim romantizmi

Kasim geldi, millet de aska geldi. Bende durumlar biraz terse dondu, pazartesini anlamsizca atlatirken sali gunu butun soklar ustuste geldi, uzuuun zaman sonra dibi gordum. En birinci sebep, kendime kizdim, bile isteye nasil bunu tekrar yaptim diye, onu cabuk atlattim, yok bu yanlis oldu, onu cabuk kabul ettim, niye kendime kizayim ki. Bu benim, bu da benim en dogal hakkim, kimseye yalan soylemedim, kimseyi incitmedim. Sonra Alex'e kizdim, vurdumduymazligina, bencilligine, cevap verme zahmetine bile girmemesine, kendi anlik zevki icin benim dunyami alt ust etme riskinin umrunda bile olmamasina. Sonra dukkan isi beni gerdi, butun gun olmadi, ben euro'nun inislerini cikislarini izlerken bir tuhaflastim, yine gelecege guvensizlikler bir de bes parasiz kalma korkusuyla birlesti, oldu mu sana alev topu. Arkasindan eve donerken yolda ezilmekten son anda kurtulma. O noktada salter atti bende. Dukkandan vazgectim, ve rahatlayip biraktim kendimi. Hic kasmadim, biraktim aksin gozyaslarim, konustum kendimle, bagirdim kizdiklarima, bir de burdan gecsin istedim herseyim kalbim beynim ellerim ayaklarim gozlerim. On dakka da olsa sporumu yaptim hafif nemliyken hala gozlerim. Aslinda aksam programim vardi, son anda iptal oldu, panik oldum hemen sordum bikac kisiye, olmadi, Istanbul da short notice islemedi tabi :)) Sonra devam ettim, basladim Alain de botton'un kitabini okumaya yine, bir kac soruma cevap da buldum. Sabah gozler sis uyandim tipki bosanmadan onceki bir cok sabah oldugu gibi, buruk kalktim yalan yok onu hatirlayinca. Sonra dedim ki dibi gorduk birlikte, o zaman bugun yukselmenin yeniden ilk gunu, minik minik de olsa. Ofisten adimimi arinca once korktum kendimden, iyi geldi cunku, actim coktandir icinden cikamadigim bi analizi yaptim, caktim patrona maili. Geldi mi bana bir ozguven patlamasi. Arada arkadasin biri ismi lazim degil para yuzunden bi zorladi ama neyseki hemen toparladik. Aksam da bir gun once iptal edilen program, sporu da yirmi dakikaya cikarttik derken uyku zamani geldi catti. Kimseyi affetmedim onu da belirteyim. Butun gece ruya gordum, vakti zamaninda beni bi kahve icmeye bile davet etmeye cesaret edemeyen biraz da cirkin birini. Anlamadim ne demek oldugunu, sabah kalktiktan bi sure sonra hatirladim. Simdilik bilmiyorum ama bi anlami var bu ruyanin, biliyorum, anlariz yakinda. Yani yine bir sinav atlattim. Icimdeki kadini hala konusturamadim kendimle, calismalar devam ediyor. Bir de bugun ogrendim ki sabah biraz erken kalkinca yeniden uyumaya calismamak daha iyiymis yeniden uyku dongusunu baslatmamak icin, tipki sabah alarmini da ertelememenin daha iyi oldugu gibi, sabah dokuz bucuga kadar falan da kahve icmemek daha iyiymis gunun geri kalanini cok yorgun gecirmemek icin. Simdi de dokuzda isten cikip patlicanlarini pisirip ustune kendi yaptigi yogurdu dokup yemis biri olarak yarim saat sporumu yaptim ve romence muzigim esliginde yazimi yaziyorum. Bitirince de makyaj temizligi, anti aging kremler derken kitabimi okuyup bir haftanin sonunda huzur icinde uyumayi planliyorum. Yarin ne giyecegimi bile biliyorum:)) o yuzden bayagi rahatim. 
Zor bir hafta oldu, ama gecti. Simdi yenilerinde sira, yine hazirim. 

13 Kasım 2016 Pazar

Haketmedim ben

Bugun sevmiyorum erkekleri, haksizlik bu diye haykirmak da istiyorum hatta. Huzur istiyorum sadece aslinda. Gunlerdir tanimlamaya calistigim o bosluk varya benim icimde, onun esiri oldum. Dolduramadikca ona sigindim, anladikca benim daha da cok uzerime geliyor gibi, kendini tedavi etmek icin beni kullaniyor gibi. Uyardim ben, emin misin dedim, zor olacak dedim, benimle oynama dedim, sana yeniden inanmam icin beni ikna etmen lazim dedim, hazir misin buna gucun var mi dedim? Var dedi, hazirim dedi, haklisin dedi, elimden geleni yaparim dedi, benim inancim var dedi, seni uzmek en son istedigim sey dedi. Ben de yine inandim, neden olmasin ki dedim. Bir insan birseyi bir sefer yaparsa bir daha yapar dediler, ben bu istisnadira inanmayi tercih ettim, o bosluga kandim yine. Sonu ne mi oldu? Benim yine bacaklarim agridi bugun, metrobuste bogazim dugumlendi, iki damla yas geldi, parmak uclarimla aldim onlari goz pinarlarimdan serbestce dusmesinler diye. Dolunayi gordum, ona baktim biraz. Huzur diledim tekrar allahtan. Hak etmedim dedim en cokta. Ben hic oynamadim ki, hep acik oldum, uc gundur beklemeyi haketmedim, neden ya dedim, niye normalde en gec bes dakikada cevap yazan insan simdi uc saattir yazmiyor. Bilmiyorum, ne desem ki baska, haykirmak istiyorum, hak etmedim ben.
Ne olacak simdi yarin? Icimdeki kadini aramaya devam ederim, yine kalkarim ayaga, yine onume bakarim, hep yaptigim gibi. Ama bugun biraz, iste anladiniz siz onu, bisey demesem de olur zaten.

12 Kasım 2016 Cumartesi

Bu guzel havalar

hani bi tane meshur bosluk var simdi, bir turlu dolamayan, ne oldugu tanimlanamayan. Onun yuzunden ben su an yazmak istiyorum sana seni ozledim diye. Siginmak istiyorum bana hic bir yardimin olmayacagini bile bile. Aradan belki yirmi dort saat bile gecmeden yine herhangi bir aptal sebebin arkasina siginip bir turlu kafamda senle ilgili oturtamadigim seyler yuzunden kavga etmeye baslariz muhtemelen. Ilk anda vucudun kavgadan sonra salgiladigi rahatlama hissinin yardimiyla yeniden super hissedecegime, sonra da yine su anki boslugun icime gelip kurulacagina belki de yine bacaklarima agrilar girecegine. Hep bu haftasonlari, hep bu guzel havalar, hep bu tatiller. Yoksa iki gundur kafam rahatti, dusunecek cok az zamanim vardi icimdeki boslugu, dunyayi ve islerimi kurtarmakla mesguldum. Butun mantikli sebeplerimi de cat cat siralayip seni hic ama hic aramak istemedim. Ama iste o bosluk dolmadikca gereksiz hatalar yapma ihtimalim artiyor, ise yarayacak mi bilmiyorum bu sefer senin yerine buraya yazdim. Ozledim seni, ama yarin gecer, icimdeki bosluk dolmazsa oburgun yine ozlerim. Doldurabilirsem de, la revedere..

10 Kasım 2016 Perşembe

Meğer ben bi kuşmuşum

Megerse biz bi kuşmuşuz. Kocaman bir agacta bir dala konmusuz. O kadar gucluymus ki bu dal taaaa biz onu terk edene kadar asla bizi birakmazmis. Tabi her kuş bu kadar şanslı değilmiş, ama biz öyleymişiz. Bir gün o dalı bırakıp uçmuşuz. Hiç bir zaman sonsuza dek bırakamamışız o dalı, her başımız sıkıldığında uçup yine aynı dala konmuşuz, ama bi daha hiç temelli konmamışız. Gidip bambaşka dallar bulmuşuz kendimize. Hiçbiri sağlam olmamış ilk konduğumuz dal kadar. Ama hiç korkmamışız, kanatlarımız var çünkü bizim, ve konacak hiç bir dal kalmadığında bir anlık hep ilk dalımız varmış. Zaten kanatlarımız da o dalda büyüyüp güçlenmişti. 
Varsın kırılsın dallar, kanatlarımız olduktan sonra bütün gökyüzü bizim, sonra da bir sonraki dal. 

24 Ekim 2016 Pazartesi

Bir suru isaret

Hep isaret ararim ben. Hep de cikar karsima. Okurum anlamlarini, dusunurum, yolumu bulurum. 
Cumadan beri surekli isaretler pesimde. Cuma iki romen fistikla sarap gecesi, cok alakasiz bir insanla karsilasip onu da beni romanyada benim pozisyonumda bes sene onceki adamla tanistirmasi son noktaydi artik. Mukemmeldi hava cumartesi, biz de nisantasi yaptik alisveris seansi, haftalardir aradigim etegi buldum. Bu degil tabi surpriz olan, gelinligimi bana sattigini dusundugum ama sonra kaziklandigimi anladigim magazadaki adam satti dunyanin en guzel etegini bana. Bana gore cok paraydi ama bayildim etege, dusundum dusundum sonra biraz daha dusundum ve sonunda aldim. Kahve arasi, karin agrisi, tiyatro, gecenin bir yarisi yagmur altinda kardesimle yuruyus biraz da tirsarak, pazar defne ve girla muhabbet. Sporu atlamadim tabii. 
Su siparisi verdim dun, artik bitti cunku bana alex'in giderken bir dahaki gelisine kadar yetsin diye aldigi sular. Sabah da giderken son pet siseyi cope attim. Soyledim kendi kendime ve senden kalan son seyi de cope atiyorum simdi diye. Ogleden sonra tatammm, iki ay sonra beyefendi elbisemin onda kaldigini bana haber vermeye karar vermis. Yalan yok pisman olmus olsun istedim, kimseyi gonderemem, ben yakinda geliyorum ama vaktim olmaz seni gormeye, sen en iyisi istersen cope at istersen birine ver dedim. Burda yazdigimi her kadin anlar, bana beni gormek istedigini soylesin istedim, israr etsin istedim. Cat diye cevap geldi, sen gelene kadar bekleyecegim, beni ararsan sana getiririm vaktin olmazsa birine veririm sonra diye. Bana atti yine. Cok zordu ama hayir, seni son aradigimda bana verdigin tepkiden sonra beni cok cok zor bir duruma soktun, cok kotu hissettim kendimi, seni arayip ayni seyleri hissetmek istemiyorum dedim. Sana kendini iyi hissettirecekse ozur dilerim 'cruel' reaksiyonum icin, benim kendimi koruma yontemim, take care diye ayni Alex tarzi cevap. 
Nefret ediyorum bundan. Karsimdaki adam kendi tarzinda ayriliyor, ben o zaman umrunda degilim, sonra ben kendimi toparlamaya basliyorum kendi yolumda, sifir iletisim benim yolum, sonra birden bir sekilde beyefendinin aklina geliyorum cat diye atiyor mesaji. Ne oldu, yine benim yontemime sifir saygi. Kabul edemiyorum. Elbise ne ya, iki aydir sormamisim elbiseyi, demek ki yok ihtiyacim, at gitsin, pisman degilsen bana kendimi iyi hissettirmeyeceksen ne diye karsima cikiyorsun. Cikma, istemiyorum. Icimde bayagi bisey kopartti, sinirden eve gelirken gozlerim doldu. Eve geldim, biseyler yedim, yeni kitabimi actim biraz okudum. Enerjim tukenmisti resmen, kapandi gozlerim, uyudum mu uyumadim mi hala bilmiyorum. Ne oldu bana, nasil bu kadar coktum, niye bu kadar dokundu bildigim seyler. Bilmiyorum. Kalktim sonra, yeter dedim. Tatli biseyler hazirladim kendime, bir muz, bir kase mayali yogurdum, iki kasik da yulaf. Oturdum hepsini yedim. Etegimi denedim, ustune ne giysem diye, buldum da, yarin terziye goturup daraltmaya karar verdim. Cumartesine hazir olsun fratelli'ye diye. Spora basladim, bir sarki duydum ve butun duygularim bosalana kadar hickira hickira agladim. Bir dakika surdu ama yogunlugu saatler gibiydi. Sporumu bitirdim ve cesaretimi toplayip hissettigim herseyi yazmaya karar verdim. Rahatlatti beni. Bakalim bundan sonra neler bekliyor beni. 

20 Ekim 2016 Perşembe

Saglikli yiyeceklerle imtihanim

Bugunki alisverisimi tamamlayip kasiyerin onune dizmeye basladim, bitirince bir baktim o bandin ustune bir gulme geldi ki bana sorma. Iste bandin ustundekiler: yulaf, keciboynuzu pekmezi, gunluk sut, organik yumurta, yesil cay, tam tahilli ekmek veeee kuru sogan. Tamam o banda kuru sogan yakismamis kel alaka gibi durabilir ama o oyle degil iste. En antibiyotik etkilisi o aslinda. Istanbula dondugumden beri azalttim yemeyi ve uc sefer hasta oldum. Ben ki uc kis boyunca sadece bir sefer hasta olmus insandim. Neyse iste, sogana da yer buldum yani o bantta. Zaten konumuz da bu degildi. Beni uc sene once bu zamazingo diyecegim seylerle biraz zor gorursu insanlar. Ama iste simdi saglikli yasama kafayi sarmis teyzeler gibi gozukuyorum derdi uc sene once ki ben bu beni gorse. Yalan yok simdiki ben de gurur duydum yine ayni benle:)) sonra eve gelip esyalari mutfaga yerlestiren ben solugu uzakdogu restaurant'inda aldi. Soslu soganli bademli falan kocaman bir tabak tavuk yedi. Pismanlik mi? Biraz var evet, cok da degil yalniz, sonucta ise yuruyerek gidip geliyor kac gundur, cumartesiden beri araliksiz evde work-out. O yuzden pismanlik falan pek olmadi. Bugun de boyle materyalist bigun oldu iste, neden, cunku yolda kendi kendime 90'lar pop soyledim de ondan. 
Bu arada operaya hayatinda gitmemis bir turk erkeginin sevgilisine yaranmak icin operaya gitmesine dun de guluyordum, bugun de guluyorum, yarin da gulerim muhtemelen. Plaza erkeginin abazalik gostergesi. Ama sempatiginden. Adam operaya gidiyor, daha napsin. 

18 Ekim 2016 Salı

Hallesemediklerim var

Cozemediklerimiz hallesemediklerimiz mi gercekten? 
Kendi gercekligimizin kabul edilmemesi mi?
Bizim de bunun kabul edilmesi icin cabalamaktan yorulmamiz mi bizi tuketen?
Yine farkindaliklarla dolu bir gun oldu. Iyi bir karma yaratmali once diye dusunceler. Once ver sonra al. Bunlari dusunurken kafada yola koyuldum, yine yuruyerek. Bi yandan bu koca sehirde yururken bile tetikte, bi yandan yine Z planlari. Sonra gunun en onemli saati. Belki de son bir yilin. Yine bir output verdi bana. Hallesmek. Kirma bi sozcukmus. Helallesmek ile halletmenin kirmasi. Bundan bazi bazi kabul edememelerimiz, bitiremememiz, artik sebep o ilk sebep olmasa da bir turlu kafamizdan atamamamiz. 
Bir de bu koca sehir. Cok guzelsin, ama cok buyuksun. Yutuyorsun bazen, ya da ben oyle hissediyorum. Benim yalan dedigim hayatlari yasayanlar disinda kendini bu sehirde buyuk hisseden var mi acaba?

12 Ekim 2016 Çarşamba

Alain de botton diye bi adam varmis

Iki gundur internette gezinirken tesadufen kesfettigim bi adama kafayi taktim. Aslinda bayagidir unluymus bu insan evladi ama kesfetmek bana yeni kismet oldu. Demek ki simdi olmasi gerekiyormus diyor ve adamin adini acikliyorum. Alain de botton. Okudum da okudum, sonra biraz da dinledim, arkasindan da hemen ilk kitabinin siparisini verdim. Tabi tam takintili bir insanim biraz da maymun istahli, hemen elime gecmesi lazim istedigim seyin. Allahtan oyle buyuk isteklerim yok. Nerdeyse bir ay once ayila bayila online siparisini verdigim jimmy choo'larim hala gelmedi mesela, hatta muhtemelen siparisimi iptal edecekler kuru bir ozur dileyip ama napalim artik. Zaten megerse benim iki cift guiseppe zanotti ayakkabim varmis da benim haberim yokmus onlarin bu kadar tasarim oldugundan. Neyse, konudan saptim yine bu adam modern filozofmus megerse, tabi ki en cok da kadinlar takip ediyor, zaten erkeklerin yuzdeye vurdugumuzda cok az bi kismi derinlemesine dusunebilir, duz yaratiklar cogu sonucta, ondan cok da sasirmadim. Adamin Ted videolarinda basari (success) uzerine olan konusmasi mutlaka dinlenilesi. Bir roportajinda da demis ki once yalnizliginla mutlu olacaksin arkadas. Yalnizliginla mutlu olamazsan bir baskasinda da bulamazsin bu aradigin mutlulugu, cunku sonucta hepimiz yalniziz. Bunu okuyan ben, zaten uzun zamandir bu konuya kafa patlatan biri olarak yine basladim okumalara ve derin dusuncelere. Karar verdim sonra da, cuma gunu muge'yle bu konuyu masaya yatiracagim. Amacim huzur bulmak ve bunu da kendi icimde bulmak. Istanbula dondugumden beri haftasonlarimi doldurmak icin didinen ben bu haftasonunu tamamen oluruna biraktim. Full yalniz gecirmeyi ok'ledim kafada. Hatta heyecanladim hafiften. Kitabimla, kahvaltiliklarimla, hava guzel olursa biraz bebek sahil yuruyusu biraz da nisantasi alisveris turuyla gecirmeye karar verdim. Gelen tekliflere acik olurum o ayri. 
Son bir sey, dun kalktim bir de yogurt mayaladim, bugune hazirdi. Aldim bir seftali yanina katik yaptim yogurdumun bugun. Alahim bir tatli geldi o seftali bana. Yogurttan bahsetmiyorum bile. Sanirim sekeri birakmanin etkilerini gormeye basliyorum yavastan. 
Yani demem o ki daha yolum var, ama ciktim yola ilerliyorum. 

10 Ekim 2016 Pazartesi

Sapiens

Ve bir kitap daha bitti bugun. Son gunlerin en populer kitabi oldu cikti. Her icgudude oldugu gibi ben de hemen sorulmadan savunmaya geceyim bari, ben daha bu kadar populer olmadan almistim ama ancak okuyabildim. Cunku ondan once araya baska baska kitaplar girdi. Biri de MS 2150. Siddetle tavsiye edilir. Biraz fazla futurist olup pespembe karlar da yagar mi acaba diye de dusunduruyor insana. Hatta benim gibi fazla ciddiye alip neden olmasin diye umitlenip ondan sonra Istanbul da yurumenin bile bir karmasa ve yaris hali oldugunu unutup bir bacagin bile gecebilecegi mesafeyi trafik var diye birakmayan kendini insan sananlarla karsilasinca tokat gibi yuzune vurulmus oluyor insanin bir hayalden ibaret oldugu. Yani kitapta bahsedildigi gibi bir insan irkinin simdilik olusmasi inanilmaz zor, hatta istanbulda imkansiz. Sapiens'e gelirsek, kitap ilginc, bazi yerlerde fazla bilgi vermeye kendini kaptirmis olsa da genel olarak beni hayretlerden hayretlere dusurdugu yerleri cok fazlaydi. Bir de bende soyle nasil desem, sanki iki kitap okumusum hissi yaratti. Ilk baslari milyarlarca yil oncesinden bahsederken masal gibi gelirken ozellikle son elli sayfada hay anasini bunlar gercekten olabilir mi acaba dedirtti. Kisacasi ben derim ki okunasi. 
Butun bunlari dusunurken ve bugun isten eve yuruyerek donerken bir sefer daha anladim ki Istanbul'da hayat pahali. Ne kadar minimal yasamaya calisirsan calis hersey para para para. Yine basladim yolda kendimle konusmaya, karar verdim sonra ve anladim pilini pirtini toplayip guneye yerlesen insanlari. Yemin ederim cok mantikli, birikimini yap sonra topla tasi taragi ver elini sakin bir guney sahil kasabasi. Gurultuden rekabetten kesmekesten ve gecim derdinden uzak minimal bir hayat. Hayal degil, gercek olur mu? Bilmiyorum, bekleyip gorelim. 

5 Ekim 2016 Çarşamba

Mucizeler yine yolda

Subat sonuydu, mucize olsun istemistim sonra da buraya yazmistim. Ayaklarim yerden kesilsin demistim, bir mutluluk bir mutluluk olsun demistim. Bir hafta sonra karsima Alex cikmisti. Yalan yok ayaklarimi yerden kesmisti, toparlamaya calisip calisip bir yerlere yukselttigim ozguvenimi ziplatmisti. Sonrasi biraz beklenmedik oldu tabi ama benim hayatimdaki amaci o kadarmis, yapacak bisey yok. Bugun yine ayni o subattaki duygular bastilar beni. Mucize olsun yine. 
Hafif yogun bi gundu zaten, kendime zaman hic ayiramadim nerdeyse butun gun, aksam ki program da iptal olunca once sarap kadehlerimi almaya gittim arkasindan da eve yuruyerek dondum. Tabi bos durmak yok yol boyunca, basladim yine kendimle konusmaya dertlesmeye. Allahtan burasi inanilmaz cok sesli ugultulu bir sehir de kimsecikler duymadi beni. Evde de temizlik spor derken butun geceyi yedim. Mucizem geldi. Istiyorum. Biliyorum az kaldi geliyor mucizem, hazirim bekliyorum ben de onu. Inanirsak neden olmasin, insaniz sonucta. Mucizeler kim icin, bizim icin. Hatta bence en cok da kadinlar icin. O kadar da torpilimiz olsun canim. Biz hep mutlu olalim, mucizelerimiz yanimiza kossun. 

3 Ekim 2016 Pazartesi

Satisci olunur, istenirse tabi

Dayanamayip bunu yazmaya karar verdim bugun. Is cikisi yorgun argin metrodan cikip eve giderken kendimle verdigim savasi kazandim akmerkeze gittim meyve almaya, son anda aklima kas kalemimin bitmek uzere oldugu da aklima geldi. Elimde macro posetleriyle basladim sephora'yi aramaya. Asagi in yukari cik derken sonunda buldum. Bu kadar satis yapmak istemeyen bir satis elemani daha gormedim, en azindan bu tarz bir magazada. Ne dedigimi bile dinleme zahmeti pek gelmedi, zaten baktim olacak gibi degil iyi aksamlar deyip ciktim. Sevil parfumeri'yi gordum cikmadan, channel standi da hemen giriste olunca durup incelemeye basladim. Hemen saat daha da gec olmasina ragmen cok guleryuzlu bir satis elemani geldi, once istedigim kalemi gosterdi, ardindan baska bir tavsiye vermemi de ister misiniz diye sordu, kendisi birkac secenek gosterdi, benden spesifik istekler gelince baska bir standdan arkadasini cagirdi, daha da guleryuzlu bir satis elemani daha geldi, karar verebilmem icin usenmeden makyajimi titizlikle temizledi, kendi urununu uyguladi ve en sonunda yepyeni bir urun alip ciktim. Cikmadan once memnuniyetimi yeniden belirtmeden edemedim tabi. Bu yeni huyumu cok sevdim, aldigim herhangi bir hizmetten, urunden hatta tepkiden bile memnun kalinca elimden geldigince tesekkurumu etmeden gecmiyorum. Oyle bir his doguyor ki icime sanki o kisinin de gunune bir farklilik katiyorum. Daha guzel ne olabilir ki zaten. 
Yani sonuca gelelim, satis yetenegi baska birsey, inanilmaz potansiyel bir aliciyi bile kaciriyorsan hic satisci olamamissin demektir, potansiyel olmayan birine o urunu satiyorsan dogru yere dokundun demektir zaten. 
Son bisey daha, Cem Adrian bir aplikasyon yapmis, inanilmaz, kesin indirilesi. Alakasiz oldu ama soylemeden gecemedim :))

30 Eylül 2016 Cuma

Seviyeyi dusurmeden

Kabul edemedigim bazi davranislar var hala. Dusunuyorum, kendimi gelistirmeye calisiyorum. Sen davranislarini baskalarinin tepkilerine gore degistirme, sekillendirme diyorum kendi kendime. Bir noktaya kadar hic beceremiyordum bunu, biri sert cikissin hemen kendi tepkimi de karsimdakinin seviyesine cekiyordum, kolay olan yol da bu zaten. Normal sartlar altinda hepimizin isine gelen de bu. ben de basladim bunun uzerinde calismaya. Hala cok zor, ozellikle bu sehirde. Herkesin her yerde bir yaris halinde oldugu bu sehirde surekli kiskirtici davranislarla karsilasmak artik hayatin bir parcasi resmen. Ama artik dedim ki kendi kendime denemeye baslamanin zamani. Ise basladigimda ilk zamanlar bu sehirde beceremedim mesela. Hemen baska departmandan biri sinirlarimi zorladi, o zorlayinca ben de hemen cizgimden odun verdim, onun seviyesine indim, nalet, saygisiz, ruhsuz, karsidakine hic deger vermeyen insan moduna girdim. Birkac durumla daha karsilastim sonra, hep cok zorladim kendimi, biraz yol aldim ama tam beceremedim. Sonra bugun metroda sanirim en ust duzey performansimi sergiledim. Herkesi yok sayip once binmeye calisan bir kadincagiz. Kadincagiz demek durumunda kaliyorum cunku bu eforu bir de yanlis yerde harcadi garibim. Bir itmeler kakmalar, sesimi cikartmadim, yol verdim gecti, sonucta ikimiz de ayakta kaldik, o efor harcadi ben sakin bindim. Sonra taaaa yillar once bebekte binmeye calistigim bir taksi geldi aklima. Sirret bir kadina kaptirmistim, o zamanlar ben de sirrettim, ama kaptirdim yine de. Ondan hala unutamamisim o zamani. Ne aci bu gereksiz aniyi hala silememis olmak. 
Artik en azindan basarmaya basladim, umarim bundan sonrasi daha kolay olacak, zaten olur da isyerinde basarirsam tam olarak nirvana diyebilirim. Hadi bakalim. 

26 Eylül 2016 Pazartesi

Hickimse tabiki

Aslinda butun beklentim gecen hafta benim icin sezonun baslamasiydi. Tam bekledigim gibi olmadi gerci, degisik bir haftaydi yine de. Yeniliklerle doluydu, sorgulamalarla, en cok da hayatla alip veremediklerimle dolu dolu. Sonunda bitti hafta hem de cok kotu bir haberle. Sonra dun yine yeni umutlar, yillar sonra yine bir sinava gittim, ama bu sefer disarda bekleyendim ben. Cunku benim kardesim buyudu ve artik o bir doktor. Dun de kapilarda onu bekledim. Once kalamis marina, divanda oturup ufak bir kahvalti bir kahve icmekti niyetim ama sadece acik bufe onun da 99 lira oldugunu ogrenen bunye tabiiki yok artik dedi ve ac bilac mado'ya dogru yollandi. Omletim, cayim, arkasindan kahvem yeni psikoloji kitabim devam ettik beklemeye. Ikinci seansi da stadin karsisindaki koftecide bolca arkadas muhabbeti, az da bufenin sahibi amcanin banka sikayetlerini dinlemekle gecirdim. Sonra neyse ki buyuk gun bitti. En cok sevindigim sey de oydu, bitmis olmasi, artik kurtulmus olmasi bu sinav stresinden.
Yemek sonrasi eve donunce hemen uyudum zaten sarabin da etkisiyle. Sabah yine isbasi, yine butun gecem ruyalar hayaller arasinda cirpinarak gecti, saglikli mi yoksa sagliksiz mi oldugunu bilmedigim bir uyku gecirdim. Metroyu yakalama telasinda buldum kendimi. Gun basladi sonra, Moody's not indirmis, aman herkesi bilgilendirelim. Herkes fakirlesmis cuma gunune gore onu sallayan yok tabi, oncelik herkesi bilgilendirmek. Ama ben de bir rahatlik gecen haftadan beri, once ben sonra baskalari modundayim cunku. Umarim bitmez, hic unutmam cumartesi gunu hissettiklerimi, hayatin nasil da kisa ve pamuk ipligine bagli oldugunu. Yaptigimiz butun planlarin ne kadar da bos oldugunu, ani yasamanin mutlulugunun baska hicbirseyle kiyaslanamayacagini. Kararlarimla mutlu olmam gerektigini, onlara inanmam gerektigini, en dogru secimin her turlu benim yaptigi secim oldugunu, her secimi bir sefer yasayabilecegimi ve onun benim yolum oldugunu, cikan yol ayrimlarinda hep kendime guvenmem gerektigini ve gucumun farkinda olarak yoluma devam etmen gerektigini.
Hepimiz hak ettigimiz hayatlari yasiyoruz zaten. Huzuru secersek huzurluyuz, sevmeyi secersek severiz. Kapatirsan kabuguna kendini, cikmazsan gunese karanliginda goremez ki kimse seni bir de ustune sevebilsin. Iste sirf bu yuzden enerjini tamamen bitmis hissetsen bile, durna birak kendini, ozgur birak, cik guneslere. Sansin ayagina gelmesini bekleme, belki de o kadar sansli degilsindir. Yine de kim engel olabilir sana eger kendi sansini kendin yaratirsan? Hickimse tabiki.

24 Eylül 2016 Cumartesi

Zaman yavas akiyor bugun

Ilk defa bir cenazeye katildim, bugun hissettiklerimi ilk defa hissettim hayatimda. Kendimi taniyamadim ben de, soguktum, konusamadim pek kimseyle, aglayamadim da, donuklastim. Yuruyerek gittim zaten, mezarligin icinden camiye kadar yurudum, mezar taslarina baka baka. Derin derin nefes aldim hep, bitmek de bilmedi o yol bir turlu. Uzadikca uzadi. O uzadikca ben daha da derin nefes aldim. Bitti sonra hersey, herkes dagildi. Normal hayatlar basladi. Kafalarda kaldi etkisi, sorulari, uzuntusu. Yuruyerek gittim kargomu aldim, dagilmadi kafam, aktarma yapmadan mola verdim, spor esyalari bakayim diye. Buldugum dumble'in uzerinde kocaman alex yazinca almadim tabi, gozlukcuye girdim aradigim modeli sordum, o da yokmus. Baska bi yere girdim, kolye aldim bir kac tane indirimden. Aksam saat dokuz oldu, eve geleli en az bes saat oldu, ben hala paketlere dokunmadim, kapinin onunde duruyorlar. Normalde kendimi biliyorum, yeni bisey alinca eve getiririm, denerim, takarim, giyerim, dunyanin en guzel seysini almis muamelesi yaparim, bazen hizimi alamaz instagrama koyarim hatta. Gelmedi icimden. Televizyonu actim, ama icim acilmayinca kapattim. Kitap okudum, sonra gozlerimi kapattim biraz, dalamadim ama iyi geldi. Kalktim yine devam ettim ktabimi okumaya. Cilginlik haline gelmis sapiens'i okuyorum su anda. Allahtan kitap akip gidiyor, ben de biraktim kendimi. Ama yine de nasil desem ki, bugun zaman biraz agir akiyor gibi, gecmiyor dakikalar. Aklimda kalabaligin dagilmasi var bir yandan, bir yandan da fani hayatin sorunlari. Ikilemin icinde sikismis kalmis gibiyim. Biliyorum gececek, insallah arkadasim icin de gecer bir an once, kardesi de gittigi yerde cok mutludur, huzurludur. 

22 Eylül 2016 Perşembe

Z kusagiymis, alisin artik

Haftasonundan beri yalnizligimla inanilmaz barisigiz. Ben bile saskinim, hic boyle bir duyguyu tam anlamiyla icimde hissetmemistim. Tam olarak rotar yapmis ve ne zaman kalkacagini bilmedigim business class biletli ucagimin kalkisini lounge'da bekleme modundayim. Yalniz dun aksam nedenini bilmedigim acayip bir yorgunluk vardi uzerimde. Yeni de bir karar almistim, once kitap okunacak biraz sonra televizyon acilacak diye. Once bol yumurtali en proteinlisinden menemenimi yaptim yilin son guzel domatesleriyle, sonra bir guzel yedim, sonra da aldim kitabimi elime. Okudum da biraz allah var, sonra dayanamadi gozlerim kapandilar kendiliginden. Hani oyle bir kapanma arzusuki jerry'nin gozlerine koydugu kibrit copleri bende olsa yine de dayanamazlardi. Dalmadim uykuya ama iyi geldi, kalktim, takildim biraz evin icinde, yarin ne giysem diye dusundum ve dort gunden sonra ilk defa spor yapmadan uyumaya karar verdim. Isin en guzel tarafi da ve cok zaman sonra farkina vararak hissettigim butun bunlari acele etmeden yavastan kimseye bir sorumluluk duymadan yapmamdi. Patron iki mail atti onlara cevap yazdim ama artik  onlari da saymiyorum. Sonra da uyumusum zaten, yalniz ne uyumak, nerdeyse araliksiz ama bol ruyalisindan. Butun gece ruyamda eski esimle ugrastim durdum bambaska hikayelerde. Uyanamadim da, kabus muydu rahatlama miydi cozemedim, cikamadim icinden. Ogleden sonra aklima geldi hemen hooop internet search. Eski kocayi ruyada gormek. Aman bir iyi anlami varmis, ne bereket ne kismet, ne ferahlama, maddi sikintilardan kurtulma, efendime soyliyim yeni is teklifleri. Hangisini sececegimi bilemedim. Ama yalan da yok, dun uyumadan icimde boyle bir tuhaflik vardi, sabah kalktim yine bir eksiydim. Sabah da gune mukemmel bir toplantiyla basladim. Bazi insanlarin hala ben asosyal insanlari ise aliyorum, cunku azicik sosyal olurlarsa yeni nesil z kusagi altidan sonra kalmak istemiyor dedigini kendi kulaklarimla duydum. Bir digeri de uc yil sonra da yonetici olmak istiyorlar dedi alayci bir tavirla. Tuttum kendimi, nasil demek istedim ama zihniyetimizi degistirelim artik diye. Daha yeniyim sivrilmeyeyim diye sustum, ama bakalim daha kac sefer susabilirim, bekleyip gorecegiz. En buyuk patronun dedigi herseyi zaten yapiyoruz oralarda sorun yok, benim tarzim o. O belki zoraki bir konusma yapti ama beni anlatti nerdeyse, bir yer haric. Hic adam kovmadim ben, mecbur da kalmadim. Tecrube etmek zorunda da hic kalmam umarim. Neyse bakalim, yarin cuma. Bu pazar da buyuk gun, buyuk sinav. Canimin ici kardesim sinava giriyor, ben de kapida nobet bekliyorum. Hadi bakalim, iyi geceler gunluk kivaminda bir yazi oldu bugunku. 

18 Eylül 2016 Pazar

Bir tik daha attim

Veeee seytanin bacagi yaklasik iki bucuk ayin sonunda kirilmistir. Kalktim kendime kendimce spor sonrasi yemegi yaptim, kofteli bulgur pilavli salatali falan. Iki gundur ev sporumuzu da aksatmadan yapiyoruz. Ustune bir de ilk defa kendim nevresimleri de degistirdim. Valla benim icin en zoru da nevresimleri degistirmek oldu. Bazi seyleri hala gozumde buyutuyorum cunku. Ilk muge'ye gitmeye basladigimda sormustu bana neden ayrilmaktan korkuyorsun diye, birsuru sey saymistim ben de, hem de cogu cok kucuk seylerdi, bunlari kendim yapmaktan, yalniz yapmaktan korkuyorum demistim. Iclerinde ekmek almak bile vardi. Tabi ki olay yapamamak degildi, onu bundan sonra hep yalniz yapacagimi hissetmenin bana yasatacagi duygudan korktum ben hep. Ayrildiktan sonra da markete gidip ilk ekmegi aldiktan sonra da gelip hungur hungur agladim. Sonra gecti ama, zaten muge de bana onu soylemisti, bir kismini hic anlamadan yapmaya baslayacaksin, bir kismini da bi sure sonra hic hissetmeyeceksin bile. Nevresim degistirmek de onlardan biriydi, onu hic yapmamistim, evlenmeden once cift kisilik yataga gecince annem vardi bi sure yanimda hep o degistirdi, sonra eski esim  o zaman ki sevgilim askerden donunce o degistirdi, sonra evlendik temizlikcimiz degistirdi, sonra ben romanyaya gittim yine temizlikcim degistirdi, sonra buraya geldim anneme geldi sira tekrar, hatta en son sefer de Alex degistirdi. Iste simdi ilk defa ben degistirdim. Bir tik daha attim o listeye. O listede sanirim yapamadigim son birsey kaldi, ya da hala firsatin olusmadigi. Yalniz tatile gitmek. En buyuk korkumdu yalniz tatile gitmek, ya da zorunda kalmak. Hep korktum sonra, hep birileri de oldu yalniz gitmedim hic tatile. Simdi sira gelecek yazda. Simdilik gorunen o ki hayatimda kimse yok, arkadaslarla bisey ayarlanir mi bilemiyorum, su anda ki hissiyatimda degisir mi bilmem ama ciftlerle tatile gitmemek, iste tam da bu yuzden sartlar ayni kalirsa bu sene yalniz tatil zamani artik. Ama dedigim gibi daha yaza cok var, kimbilir neler olacak. 

Yeni bir hayat, jimmy choo'larla

Bugun benim resmen 3. bosanma yildonumum, ben de kendi kendime kutlamaya karar verdim bugunu. Az once kendime coook uzun zamandir istedigim bi hediye aldim. Bir cift jimmy choo ayakkabi, hem de kiremit rengi, ufacik minicik bir sorunumuz var onu da ayakkabilar gelince anlayacagiz, olmadi geri veririm. Sorunumuz su ki 13 cm kadar bir topugu var. Yani iste o ayakkabilari giyebilmenin en ideal yolu birinin beni gidecegim yere arabayla goturmesi sonra arabayla eve geri getirmesi ve hatta kafam da hafif cakir keyifse mumkunse merdivenleri de kucaginda cikarmasi. Yes, abarttim biraz. Isin ozu buraya takilmadim, madem bugun kutlama gunu ben de hediyemi aldim kendime. Eee kutlamanin gerisini aksama biraktim, kalktim ufak bi temizlik yaptim, biraz banyo mutfak falan temizligi, arada yine kendimle konusmalar, bir bucuk aydir kitaplikta duran igrenc insana ait saat de bufenin derinliklerine kalkti artik. 
Icimden de inanilmaz inandigim super bisey var, bugunku kutlamadan sonra yarin yepyeni bir donemin baslangici. Istanbula dondugumden beri simdiye kadar olan zaman sanki hazirlik evresiydi ve artik basliyoruz. Romanyadayken yine kendi yontemimle bir isaret istedim allahtan, sanki yine gonderdi bana isareti. Hakan'in ablasiyla kahvalti yaptik, anlatti da anlatti bana, benim klasik terapi yontemimle, hem de en ucuzundan olanla. Biraz kafami da karistirdi aralarda yalan yok, pismanliklar falan filan, sevipte anlatamayanlar. Artik onlari bekleyip gormek ya da gormemekten baska bisey yok. Amaaa ayni zamanda dedi ki, hazir ol yepyeni cok guzel bi donem basliyor. Baslasin artik o zaman. Once bi su kutlamayi yapalim. Sonrasi yarin basliyor. 

17 Eylül 2016 Cumartesi

Sukretme gunu

Bazen kafam o kadar karisiyor ki cikamiyorum isin icinden. Tam bu durumdaydim. Bir suru sorular sorduk dun gozdeyle birbirimize, hepsine onlarca cevap bulduk. En cok sevdigim soru da suydu, ondan geldi, simdiki tecrubelerimle simdiki ogrendiklerimle, simdiki benligimle bes yil oncesine gitsem yine ayni seyleri mi yasardim yoksa ayni hatalari yapmaz miydim. Kendime bile sasirdigim bi cevap buldum. O zaman ki sen de baska hatalari yapardin. Hani sey gibi, asgari ucretle para kazaniyorsun, birini goruyorsun senin bes katin kazaniyor. Senin en buyuk derdin ayin sonunu getirmekse eger sanirsin ki o adamin seviyesine gelsen hic bir derdin kalmayacak. Sor bakalim o adama bi derdi varmiymis yokmuymus. Belki para degil ama ne dertleri vardir baska, anlatsa sabaha kadar surer muhtemelen. Iste o yuzden de simdi ki halimizle hala birsuru yeni hata yapiyoruz. Hep de devam ediyoruz, yeni hatalar hep yeni dogrulari getirsin yeter ki. 
Sonra butun bunlarin ustune hayat yine bana tesaduf oyununu oynadi bugun biseyleri gostermek icin. Birsuru minik kararlar verdim eve donus yoluna gecene kadar, en son sokagin birinin girisinde tam kesmekesin ortasinda arabanin icinde arkadaslarimi gordum, atla dediler bindim arabaya. Saskinligi attiktan sonra uzerimden bi farkettimki keyifsizler, sordum ve cevabimi aldim. Hastaneden geliyorlarmis, kardesi aniden su an adini bile soyleyemedigim bir hastaliga yakalanmis aniden, onun tedavisi icin hastaneye yatiyor ve bir gece oksijen aleti bozuluyor ve oksijensiz kaliyor, ve o gunden beri uyuyor hastanede, herkes uyanmasi icin dua ediyor. Herseyleri var ama sadece dua edebiliyorlar su anda. Allak bullak oldum, dua ediyorum ben de, kaldiramadim kendi icimde, annemi aradim anlattim, sezginlerle olan what's up grubumuza yazdim, hayatinizi yasayin ani yasayin, ne soylemek istiyorsaniz, ne yapmak istiyorsaniz aksiyonu alin durmayin diye. Ben de hem dua edip hem sukrediyorum, elimden baska hicbirsey gelmiyor. Su kisacik hayatimi kendime zehir etmemeye bir sefer daha karar verdim. Bugun yaptigim herseyden zevk aldim, karar veremedigim seyler vardi, verdim kararlarimi, eve geldim kitap okudum, dizi seyrettim, spor yaptim, macro'ya gidip sevdigim gibi alisveris yaptim, aldim elime biseyleri iceriklerine baktim, kalorilerine baktim, nerden ithal ettiklerine baktim, bazilarini aldim bazilarini geri biraktim. Sonra eve yurudum salina salina, inanilmaz ozguvenle, sahip olduklarimi dusundum, kardesimi annemi babami hayatimdaki diger deger verdigim insanlari. Bugunluk baska bisey yok. Bugun sukretme gunu. Diger butun gunler gibi. 

14 Eylül 2016 Çarşamba

Affetmiyorum

Bu sehirde bu sefer cok yurudum. Oyle ki burda yasadigim uc sene boyunca yurudugumden daha cok su 4-5 gunde yurudum. Ve anladim ki sakin sakin acele etmeden yurumek cok iyi bir terapiymis. Pazartesi gunu alex'in bana gercekten bir pislikmisim gibi davrandigi gun yururken herseyi gozden gecirdim. Ilk yurumeye basladigimda aklima getirdigim seylerle neredeyse aglayacaktim. Sonra yine kendimle konusmaya basladim. Herseyi anlattim kendime sesli sesli. Beynim aklim mantigim neye inaniyorsa anlatti duygusal bana. Duygusal ben de sorular sordu bazen onu en cok uzen yerlerde, cevaplar aldi sonra rahatladi, sakinlesti, dinginlesti. Artik aksam olasi telefon konusmasindaki herseye hazirdi. Geldi o telefon ve yine karsisinda duygusal bana saldiran kisi vardi, yine saldirdi ama bir farkla gercekten hazirdim artik. Tamam dedim, telefonu kapattim ve bitti dedim. En buyuk salinimi atlattim. Bundan sonra ki siddeti azalarak devam edecek butun salinimlara hazirdim artik, taa ki tamamen bitene kadar. 
Sonra bugun tekrar yurudum. Yine bir suru seyin uzerinden gectim tekrar. Hayatimdan bir sekilde gecip beni derinden etkileyen uc erkek. Ben sizi hala affetmedigime karar verdim. Hatta daha da ileri gittim, sizi hic bir zaman affetmeyecegim dedim. Siz beni ben yaptiniz ama zor yoldan geldim ben buralara sizin sebebinizle. Cok agladim arkanizdan, kendime gore birakma yollari kesfettim, sancili acili unutuyorum  hepinizi, ama hic de kolay olmuyor. O yuzden de evet sizi affetmiyorum. Anladim ki affetmek zorunda da degilim ben sizi, affedince ne daha iyi bir insan olacagim ne de daha kotu, ben yine hep ben olacagim. Sadece birinize bir kiyak gectim, aslinda biraksaniz hepinize gecerdim. Biriniz bana herseye ragmen inandi, guvendi. Ben de onu ikiye boldum, bana zarar veren haliyle bana iyi gelen halini ayirdim. O yuzden o hala benim hayatimda, hem de cok guzel bir yerinde. Umarim hep de orda kalacak. Ama o diger yarisini tipki digerleri gibi affetmeyecegim. 

8 Eylül 2016 Perşembe

Yine kendimle konustuk

En seslisinden kendimle konustum az once. Artik bitti, hem de bekledigimden cok acitti da beni biterken. Konustum ben de kendimle karar vermek icin, niye girdi hayatima, iyi mi oldu yoksa hic girmese miydi. Yok ya, iyi ki de girmis hayatima, bir suru konuda yardim etti bana. Bir kere bana bir daha bir daha birini sevebilecegimi gosterdi. Sonra uc kusur yil once yerle bir olup, iki sene once de hafif yukseldigi yerden bi tik inen ozguvenimi eskisinden de saglikli bi tasidim sayesinde. Bir kac sefer oyle bi bakti ki bana kendimi en onemli en iyi en guzel en de seksi hissettim. Kadin hissettirdi. Ama iste bitti. 
Ben saniyordum ki biterse etkilenmem baslarda. Biliyorum ayriligi sandim. Evet cok daha rahat geciyor tabi eskiye gore. Ama her ayrilik farkliymis megerse. Bildigim sadece her duygunun bizim icin olduguymus. Bildigim aslinda eninde sonunda gececegini bildigim icin aciya merhaba diyip onu kabul edip icimde kalmamasi icin savasmamakmis. Her aci farkliymis. Yeniymis. Onu yasatanla farklilasirmis. Uzuldugum sey hayatimdan da cikmis olmasi. Yoruyor artik beni insanlarin hayatimdan cikmasi, uzaklasmasi, yeniden birilerinin girmesi, yeniden emek vermek, yeniden guvenmek. Orda biraktigim, emek verip bir yerlere koydugum insanlarin hepsinin mesafesi degisecek cunku. Burda ya yenileri gelecek yerine, ya da gelemeyecek. Onu da bilmiyorum. Ne diyelim belki de daha iyisi olacak. Bekleyelim yine, sonra da gorelim. 

7 Eylül 2016 Çarşamba

Once aksiyon sonra enerji

Al sana motto. 
Dunku modumun sarkisini acikliyorum, sevgilimden ayrildim cok yalnizim, hem de cigirtkanlik derecesinde. Nerdeyse vize gorusmesine bile gitmeyecektim, bayram tatilini kendime zehir edecektim. Simdi ne mi oldu, heyecanla cumartesini bekliyorum, icim icime sigmiyor. 
Ciktim ya vizeden, icim pir pir. Ne mi degisti dunyada, aslinda hicbirsey. Yine trafik vardi, yine kimse gulmuyordu birbirine, yine herkes bir telasli, yine hava sicak, yine yurudukce bluzum terden ustume yapisti, yine metronun merdivenlerini indim, yine asansore binerken erkekler ladies first demedi, yine kredi kartim gelmedi, yine ofisten aradigim on kisinin dokuzu telefonunu acmadi, yine banka subesinde sira bekledim, yine karsima dunyanin en seksi en yakisikli en harika erkegi cikmadi, yine misirdaki amcamdan miras kalmadi, yine yine yine. Ama ne mi degisti, ben bi degisik baktim, bankada yanimdaki amca sikayete baslayinca dinledim onu, biyikli diye resmini begenmedigim taksiciye dort yildiz verdim aplikasyondan, hatta musteri temsilcisine sinirlenmedim. Kisacasi ucurdum enerjimi, degistirdim algimi. Sonra ne mi oldu, simdi evdeki halimin dunden hic bir farki yok gorunurde. Hersey ayni ama gozumde yaslar yok, cumartesini bekleyen pir pir yuregimle yatagima gidiyorum simdi. Cunku bana korkularimi kagida yazip onlara tesekkur edip hayatimdan nasil yollayacagimi gosteren canimin ici bir arkadasim var. 

5 Eylül 2016 Pazartesi

Korkularim ozgursunuz

Ben bugun kendi aklimdan gecenleri baskasinin agzindan duydum. Yuksek sesle duyunca yerle bir etti beni. 
I don't think we have a future together. 
Cat diye soyledi yuzume, benim aylardir soyleyemedigim seyi o soyledi bana. Tamam dedim ben de, vedalasip kapattik. Sonra ayni filmlerdeki gibi bilekligini buldum esyalarimin arasinda. Dayanamadim, duygusallastim aradim, reddetti, Fifa oynuyorum yazdi. Tesekkur ederim yazdim ve biraktim. Sonra kalktim sorguladim kendimi, niye ben boyle oldum diye. Yine benim cesaret edemedigimi karsimdaki soyledi cunku. Ben yine korkularimin esiri oldum, soyleyemedim. Kalktim canim arkadasimi aradim. Inanilmaz super bir fikir verdi bana. Bir kagit kalem aldim hemen, korkularimi yazdim, aynaya yapistirip karsisina gectim. Konustum onlarla. Beni bugune kadar korudunuz, size minnettarim, artik size ihtiyacim kalmadi, birakiyorum sizi, ozgurum ben dedim. Islattim cesmeden akan suyla, paramparca ettim, cope attim. Biraktim onlari. 
Sonra aklima gecenlerde gordugum ruyam geldi.. Kalktim anlamina baktim, daha guzel bir anlami olamazdi. Is hayati aile hayati hepsi harika olacak, buyuk sikintilar yasadigin zamanlari geride birakacaksin, huzurlu mutlu bir hayata baslayacaksin diyordu bana. Ilk isaretim geldi. 
Kabul etmek ozgurluk, ben de kabul ediyorum. Evet bizim bi gelecegimiz yoktu gercekten, bu basindan beri benim fikrimdi, ondan buraya gelince veremedim kendimi, uzaklastim, olamadim kendim gibi. Kacinilmaz son geldi o yuzden. Yalniz olurum gerektigi kadar, sadece gerektigi kadar. 
Korkularim, uzaklara gonderiyorum sizi, tesekkur ederim hersey icin. 

3 Eylül 2016 Cumartesi

Konusmuyoruz

Bir zamanlar bana hala nasil tarif edecegimi bilemedigim bi sekilde sevdigim biri bana dedi ki bazen sadece konusmamak istersin ve eger rahatsiz olmuyorsan bunu yaparken yanindakinden gercekten seviyosun onu demektir. Ben iste tam da su anda beni seven biriyle hic konusmadan oyle durmak istiyorum. Simdilik de kimseyi bulamadim, kardesim ders calisiyor, bi arkadasim aile ziyaretinde, bi tanesi cook uzakta, birinin telefonu kapali. Ben de simdi o yuzden kendi kendime hic konusmadan vakit gecirmeye karar verdim. Kahvemi yaptim, kitabimi aldim, gunesi batiriyorum. Yalnizligim ve ben birlikteyiz, hic konusmuyoruz, sadece duruyoruz oyle. 

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Kahve falinin faydalari

Simdi biri gelse de bana bi masal anlatsa, sonu cok guzel bitse, en birinci kahramani da ben olsam. Uc vakte kadar da gercek olacak dese. Valla harika olurdu. Ben de ne yaptim, gittim bu masali tam dusledigim gibi olmasa da parayla anlattirdim :) yani turkcesi falciya gittim. Hic oyle gunlerce arastirma falan da yapmadik, kadikoyde otururken hadi kahve fali baktiralim dedik, en yakin yere gittik baktirdik. Tam bir terapi. Bir kac seyde tuttu gibi, ben de simdi bekliyorum yilbasindan sonra isyerinde olacak mucizeyi. Tabi sadece is degil baska seyler de soyledi, gecmisi birak artik, sana hicbir yarari yok dedi. Bugunune odaklanma zamani, cik eskilerden, simdiyi kacirma oralara takilip. Tamam dedim ben de, zaten baslamissin bir kac ufak temizlik ve degisiklik daha gerekiyor dedi, o is bende dedim. Amannn guzel olsun iste hersey, zaten kisacik hayat, o da boyle uzulmekle aglamakla gecmesin. 
Zaten bu aralar biraz limoni, nemli hava gibi, bi yagmur bastirsa ardindan da once hafif gunes yuzunu gosterecek sonra gokkusagi mucize habercisi sonra daaa gunesli gunler. 

28 Ağustos 2016 Pazar

Bekliyorum 2

Daha sabah bekliyorum dedim. Cok bekletmedi, simdi de dalaman havaalaninda bekliyorum o yuzden :)) hayatta hep biseyleri beklemekle geciyor zaten. Klasik var ya iste hani, yok okulun bitmesini bekle, is bulmayi bekle, erkeksen askerligin bitmesini bekle, ise gir tatilin gelmesini bekle, arkasindan maas zammini bekle, bonus yatacak mi yatmayacak mi diye ogrenmeyi bekle, terfiyi bekle, kac yil oldu ne zaman sirket arabasi olan bi pozisyona gecicem diye bekle, emekliligi degil de o guneydeki sahil mekanina tasinacagin gunu bekle. Evet bunlar biraz beyaz yakali plaza insani beklentileri oldu, nitekim ben de onlardan biriyim. Ama ben bugun bir de baska biseyi bekliyorum. Dalaman havaalaninda tam alti bucuk saattir hala kalkmasina uc saati olan ucagimi bekliyorum. Neden mi? Cunku yaklasik on saat oncesine kadar hala sevgilim olan insanla yaptigimiz planlar alt ust oldu, arabaya atlayip gitti, ben de elimde valizim hemen bir ucak bileti ve taksiye atladigim gibi ver elini havalimani. Yalnizca ufak minik bir ayrintiyi dusunemedim, dalaman havalimaninin minnacik oldugunu. Veee boylece saatlerce suren bekleyisim baslamis oldu. Artik bu surecin neredeyse son ceyregine yaklasirken de geriye donup baktigimda aslinda bayagi efektif gecirdigimi de anladim. Tabii vakit bol ya, bunun bile analizini yaptim. Oncelikle artik sevgilimden ayrildim, gayet bekar bir insanim artik bir yandan da kus gibi hafifledim. Omuzlarimda nasil bir yuk olmus bitirince anladim. Zorluklari ne olacak diye baktim, telefon konusmalarim eksik olacak, en azindan bir sure kesinlikle cok daha az calacak telefonum. Haftasonu geldi ne yapacagim telaslarim da buna paralel bir tik daha artacak. Ama en nihayetinde nerdeyse son iki aydir uzun mesafe iliskisi oldugu icin de bu telefon aliskanliginin olmamasina alismam da normal iliski bitimine alismaktan cok daha kisa surecek. Butun bu cikarimlari yapip beynime okeylettikten sonra da son gunlerdeki fiziksel ve beyinsel yogunluktan dolayi bir turlu haberlesemedigim bir kac insanla haberlestim, cok iyi oldu. Hatta bir kacina anlattim ki olanlari ayriligim da resmiyet kazanmis olsun. Velhasil kelam, ben hala bekliyorum simdi, su plaza zimbirtilarini degil de ucagimi. Bu arada da eski sevgilim aradi seni bekleyip Istanbul da havaalanindan alayim mi diye. Dogrusunu soylemek gerekirse istemiyorum, ama bir yandan da boyle kotu ayrilmak da beni sonradan kotu hatirlayacak olmasi da icime oturmustu, ustune bir de eger Istanbul da durmazsa yaklasik 17-18 saat araliksiz araba kullanmasina hem de o kafayla hem de bir onceki gunun uykusuzluguyla gonlum razi degildi. Basina bisey gelirse diye dusunup duruyordum. Ama bizimkinin kafa belli olmaz tabi, sonucta daha cok var benim ucagin inmesine, her an kafasina esebilir ve basip gidebilir. Gelip sakince benimle konusacakmis son plana gore. Bakalim bekleyip gorecegim ben de. 

Bekliyorum

Yine bir tatilin donus gunundeyim. Gecen sene de kemer tatilinin son gununde artik bitmesini istemistim. Simdi yine ayni duygularim. Bir an once eve gitmek istiyorum, rutinime donmek istiyorum, isime gucume gidip, aralarda bir iki arkadasimi gorup, evi temizleyip utu yapip, cok moralim bozulunca da gidip ayakkabi almak istiyorum. 
Anladim ki yeniden, bir sefer catlamaya baslayan bir iliskiyi kurtarmak neredeyse imkansizmis, hele benim gibi guvenebilmek icin karsi tarafa cok isin dustugu kisiler icin direk imkansizmis. Artik an meselesi oldu bitmesi. Gariptir ki bisey hissetmiyorum, hatta sessiz sedasiz bitsin istiyorum. Sanki bir yuk gibi simdi sirtimda cunku. Gorduklerim bana yetti simdilik. Yine derslerimi cikarma zamani geliyor. Anladim ki en onemlisi guven, gelecege guven en cok da. Ne kadar olacagi onemli olmasa da, bir adi konmasa da ortak bir gelecek paylasabilecegine inanmiyorsa bir kadin, o iliski olmuyor. Bana olmadi, inanamadim bir turlu. Birkac sebep birlesti, hepsi de gelecege guvensizlige baglandi. Olmayinca da olmadi. Artik her an bitebilecek bir iliskinin icindeyim. Vardir elbet bunun da bana ogretecekleri. O yuzden en iyisi yine akisina birakiyorum. Bakalim nasil biri dogacak yeniden bu bitisin ardindan. Bekliyorum. 

14 Ağustos 2016 Pazar

Pazartesi sendromuna yeni bir tat

Hani bi hissiyat var, inanilmaz eminim herkes tadiyordur ara ara bu hissiyati. Sanki boyle senin disinda herkes mutlu, dunyanin mutsuzu sensin, herkesler bi yerlerde gununu gun ediyor, kimisi eller havaya, kimisi cocuguyla parkda bahcede, kimisi sevgilisinin omzunda ama hepsinin ortak noktasi da mutluluktan oluyorlar sen mutsuzluktan nefes kesintisi yasarken. Hele bir de sosyal medya mutluluklari eklenince buna katmerli katmerli geliyorlar insanin ustune. 
Iste tam olarak ondan geldi benim icime oturdu bu aksam. Dedim dur kafa dagitalim, bos bos takilayim evde aliyim utulenecek bluzlerimi acayim poyraz karayelin 56. bolumunu tammm bos beles, ohh misss. Ama yok bu da fazla geldi takildi internet. Defalarca restart restart yok bi cozum. En son aradim turk telekomu anlattim derdimi. Kendimle de gurur duydum sakin sakin anlattim. Kapattim telefonu, utumu bitirdim, geldi internetim. Ama o icimdeki duygu kaldi bi gidemedi. 
Ama gececek, birazdan gidip kitabimi okumaya baslayacagim, belki super not ruya gorecegim ve yeni haftaya en enerjik halimle baslayacagim. Kararliyim, simdi gececegim bu duygunun icinden sabaha da yepyeni bir gun yeni umutlar. Bekle beni pazartesi. 

11 Ağustos 2016 Perşembe

Huzur bulsun o da

Az once eve geldim. Son bes haftadir oldugu gibi yine metroyla. Aktarmayi yapip ikinci metroya bindim. Kalkmadan once 3 dakika bekledi metro istasyonda her zaman oldugu gibi. Bir iki dakika sonra bir kiz bindi, sirtinda kocaman bir cantayla yorgunluktan bitmis orta boylu bir kiz. Sandalatleri ilgimi cekti ilk once, ondan dikkatimi cekti kiz. Sonra yuzune baktim, yorgunluktan baska bisey vardi yuzunde. Oturdu, camdan hicbir yere bakmaya basladi. Sonra bir baktim gozleri doldu, dudaklari buzuldu, elini koydu cenesinin altina. Ezildi biseylerin altinda, o ezildi kimse fark etmedi. Yan vagonda gencten bir cocuk alninin terini sildi, karsimda oturan kadin telefonundan oyun oynamaya basladi, ama o kiz hicbirsey yapmadi. Camdan hicbirseye bakmaya devam etti.
Birseyler yapmak istedim onun icin, bir nebze degissin bugunu, boyle hatirlamasin istedim. Ben biliyorum o duyguyu cunku, kocaman kalabaliklarin icinde yalniz kalip dolu gozlerle bosluga bakmayi. Konusmak istemeyecegini biliyorum, ben de yapabilecegim tek seyi yaptim. Dua ettim onun icin, huzur bulsun bir an once diye. Bugun bitmeden ruhu rahatlasin, rahat bir soluk alsin, hayatin ne kadar kisa oldugunu anlasin, gununu gun etmenin pesinden kossun diye. 
Ben oralardan gectim, bir sey olmuyor. Kendi dusunup kendi agliyor insan sadece. O zaman en iyisi kendim calip kendim oynayayim dedim. Fena da degil hani. Bazen yine geciyorum metrodaki kizin moduna, ama artik tecrubeliyim ya hani, benim gozler dolmaya baslamayali bayagi oldu o hicbirseye bakmama anlarinda. 

8 Ağustos 2016 Pazartesi

En azindan benim icin öldü

Benim bir arkadasim vardi bir aralar. Artik yok, cumartesini pazara baglayan gece öldü. Aslinda ölmek uzereymis de son nefesini de verdi boylece. 
Ne cok oldu bu ara, artik bi ders cikarmanin zamani sanirim. O degeri verirken biraz daha dikkat bundan sonra. Herkese de oyle dagitmamak lazimmis. Gec oldu biraz kabul etmem aslinda, ne agladim vakti zamaninda onu kaybediyorum diye. Naparsin bu zamana kadar beklemek gerekiyormus tam anlamak icin. Yine vardir herseyde bir hayir deyip devam etme zamani. Umudum da bir daha olmamasi, bu sondur insallah. Daha uzun yazamiyorum bu seferlik, ne kadar alistira alistira gelse de son topragi atmak uzerine bi koydu bana. 

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Ayni anda olabilir

Bir kitap okuyorum su anda. Ilk okumaya basladigimda cok da sevemedigim, neden yazildigini anlamadigim bir kitap. Sonra anladim ki aslinda ben gereken onemi vermemisim okurken. Hep yatmadan once iki uc sayfa okuyup uykum gelince de birakmisim. Meger bundan fazlasi varmis kitapta. 
Dun okurken yine daha once uzerinde hic dusunmedigim bir sey kesfettirdi bana. Diyor ki ayni anda birden fazla duygu olabilir hayatimizda. Ayni anda hem mutlu hem mutsuz olabilir insan. O zaman neden biri yuzunden digerinden alacagin keyiften vazgecesin ki? 
Hayatimin cok garip bir evresindeyim mesela. Yeni bir ise basladim, daha once pek de asina olmadigim seyler yapiyorum, heyecanliyim, bu sansi yakaladigim icin de mutluyum, ya da gurur duyuyorum kendimle hadi tam dogrusunu soyleyeyim. Diger yandan da cuvallarsam diye korkuyorum. Iki yol var onumde diye dusunuyordum, ya mutlulugun ve gururun keyfini cikaracagim ya da korkumun beni ele gecirmesine izin verecegim. Megerse bir yol daha varmis, ikisini beraber yasamak, hem de ikisi de bir digerini daha da guclendirecek. Tabi bana gore onemli nokta yine de benim isime yarayacak duygunun bir adim daha one gecmesini saglamak. Esas challenge da bu kisim zaten. 
Daha da farkindaligimi artiran kismiysa farkli olaylari ayni anda yasamamiz ve ayni anda birbirine zit duygular beslememiz ve iyi olani kotu olanin golgesinde birakmamiz. Halbuki butun duygular bizim icin, ya da kadinlar icin, erkekler iki duyguyla ayni anda bas edebilir mi pek de emin degilim :)) Iste tam yine burdayim, aslinda hep buralardayiz ya neyse. Geldim buraya istedigim yerde oturuyorum, guzel bir isim var, bir kac arkadasim var, onlarla beraber iyi vakit gecirmeye yetecek kadar da param var, hatta bir sevgilim de var amaaaa yanimda degil. Hep odagimi buraya cevirip mutlulugu golgede birakmaya meyilli bizim ruh halimiz. Degistiriyoruz bunu. Sevgilim yanimda degil mutsuz olmam da kotu bi taraf yok, yes yanimda olaydi iyiydi amma mutlulugu da kacirmamaya karar verdim. Al sana haftasonu dusunecek bi seyler. Bi de ben simdi ekstra bi mutluyum, mukemmel konumlu kutu gibi evimde tembel tembel gecirdigim ilk haftasonum. Biraz temizlik yapmam lazim bak bu da mutsuz tarafi. E hadi ben ikisine birden doneyim o zaman..

4 Ağustos 2016 Perşembe

Tesekkur ettim ona

Vee o an geldi catti. Hani su dusunup dusunup basima ne zaman gelecegini bilemedigim, ne tepki verecegimi zaten hic bulamadim. Ama hani kabul, oyle bir anda geldi ki basima, su kaderin oyunu dedikleri bu olsa gerek. Sanki hersey dun oyle bir sirayla gerceklestiki sonunda tam da hic beklemedigim bir yerde gordum onu. Eski esimi. Tam da onunla birlikte yasadigimiz evin hemen 200 metre uzagindaki trafik isiklarinda yanimdaki arabada. Takside eve donerken ben, telefonumla oynarken, her normal kadin gibi bi an elimi sacima goturdum geriye atmak icin, ayni anda kafami saga cevirdim ve sadece profilden gordum, 20 milyonluk sehirde yanimda duran arabada hayatimin seyrini tamamen degistiren adam. 
Simdi gelelim hissiyatlarima. Kendi icimdeki tepkilerime. Benim icin inanilmaz bir andi cunku, olay zaten kendi bi garip, bir de oldugu yer an falan derken once inanilmaz bir sok ani. Sonra gecti ilk sok, boyle karnimda o garip yaratiklar carpismaya basladi, ucusmuyorlardi yalniz, hele kelebek hic degillerdi. Sonra bir iki dakka gecti, yesil isik yandi ve herkes kendi yoluna gitti. O beni gordu mu gormedi mi hic bir fikrim yok. Kendime odaklandim zaten, etilere gelene kadar o yaratiklar falan hicbirinden eser yoktu. Ama duygusallik bir sure kaldi benle, ne biliyim o arabanin yan koltugunda oturmanin hayallerini kuruyordum bir aralar, simdiyse onu gordugumde butun garip duygular ziyaretime geldi. 10 dakka sonra olayin dumurlugu disinda bir hissiyatim kalmamisti. 
Yine de bilmedigim birsey var tabi. O arabanin yan koltugunda baska birini gorsem ne hissederdim bilmiyorum. Belki de o yuzden, adim adim olmasi icin allah karsima boyle cikardi. 
Sonra birsey daha var, aradim butun bunlari Alex'e anlattim ve ona tesekkur ettim. Ne biliyim sanki o su an hayatimda olmasa bu kadar rahat geciremezdim gibi o ani. Iste belki de bu sebeple karsilastim ben onunla, ondan girdi Alex benim hayatima. Daha gecen gun soruyordum ona hala bulamadim senin hayatima girme sebebini diye. Ve iste dun tesekkur ettim ona tam da bu anda hayatimda oldugu icin. 

24 Temmuz 2016 Pazar

Para

Cok garip bir ikilemin ortasinda buldum kendimi. Cok da surpriz degil de iste insan basina gelince tam icinde bulundugu durumu anliyor. Su para konusu tavan yapti an itibariyle. Nerdeyse 24 saat boyunca aramiza kara kedi gibi girdi.
Ne yazik ki bazi sorunlarin mutlak bir cozumu yok. Ikimiz de hakliyiz kendi acilarimizdan. O daha cok sey yapmak istiyor ama durumlar elverisli degil. Ben de daha cok onunla olmak istiyorum ama bu yola cikarken durumu az cok biliyordum. Ama iste yanimda olmamasi zoruma gidiyor, daha cok sey paylasmak istiyorum, yanimda olsun istiyorum, kapidan girdigimde evde olsun istiyorum ya da eve gelip onu beklemek istiyorum. Ama olmuyor, yok yanimda. Sabir diyor bekliyorum ama bir yerde benim de bitiyor sabrim. Sanirim yapilacak en akillica sey durumu kabullenip beklemek gercekten, inanmak belki de bir gelecegimiz olabilecegine. Para herseyin caresi degil, tecrube ettim ordan biliyorum. Tutku, sevgi baska birsey aslinda gercekten paranin satin alamayacagi. Ama bu durumda yapilacak tek sey de beklemek, aksiyon almak ya da planlar yapmak degil ne yazik ki. Cunku kabul ediyorum plan yapilacak olgunluga erisemedi bizim aramizdaki, ne yazik ki gorunen o ki para da bunlardan bir tanesi. 
Bu da benim sinavim belki de, bir yolunu bulmak ve o yolu bulana kadar beklemek. En azindan bunu yapabilirim, deneyebilirim. Cunku onu istiyorum su anda hayatimda, sonrasini simdilik bilmiyorum. 

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Mutluluk bedava

Mutlu olmak mutsuz olmaktan daha cok caba istiyor. Ben de o yuzden kalktim hayatimda belki de ilk defa bir cok kadinin yaptigini yaptim. Gittim alisveris yaptim :)) Tek amacim gercekten kendimi motive etmekti. Ise yaramadi dersem de yalan olur vallahi, bu kadar kadinin bildigi birsey varmis demek ki. Cebimden paralar ciktikca bir rahatlama geldi, dermisim, yalan tabi oyle bisey yok. Bunlar isin sakasi. 
Gercek olan sey ise gercekten mutluluk icin caba gostermek zorunda olmamiz. Ne yazik ki oturup bekleyerek gelmiyor bu mutluluk gokten zembille. Ben hic birsey yapamiyorsam, gercekten canim kilimi bile kipirdatmak istemiyorsa en azindan dua ediyorum. Icime bir ferahlama geliyor, herhalde bir nevi tevelkul diye yoruyorum kendimce. Gelecege dair umut katsayim artiyor, sonra da bugunku halime sukrediyorum. Istemedigim ama bir sekilde hayatimda olan kisimlar icin de elimden geleni yaptim, demek ki bir hayir var bu iste diyorum, kabul ediyorum onlari da hayatima. 
Simdi de yeni duzenimi kurmaya calisiyorum. Bu hafta carsambadan itibaren evimde yalniz kalmaya da basliyorum. Yani duzeni tam anlamiyla kurmaya baslama 'mode on'. 
Gelecek haftasonuna dair bir kac endise biriktirdim kafamda, caresine bakmaya calisiyorum ama, mesela birazdan spora gidiyorum, resmen spor hayatimi da yeniden rutinime almis bulunuyorum boylece. Bir kac tane de sosyal pitircik plani eklersem ilk yalniz haftasonumu sessiz sedasiz gecirebilirim saniyorum ki. 
Maddiyata taktim kafayi, ona kendimi hazirladim saniyordum ki yine de tam degilmisim, calismalar devam edecek. Cagla'yi erteliyorum mesela sirf para vermemek icin :p bir yandan dolu tarafina da bakiyorum, demek ki hala idare ediyorum :)) zugurt tesellisi
Yani demem o ki, arada bir birak kendini, takil falan ama hep cabala, mutluluk bedava ama her guzel sey gibi biraz caba istiyor, azicik bile olsa. 

14 Temmuz 2016 Perşembe

Yine degisim yine zaman

Sonunda yeni bolume merhaba dedim. Yeniden yasadigim sehri, ulkeyi, isimi, cevremi degistirdim. Kalbimin bir kismini orda biraktim, zor oldu, hem de tahminimden daha zor. 
Ulkeyi birakip gitmek ne kadar zorsa belli bir sure baska bir yerde yasayip geri donmek de bir o kadar zor aslinda. Zorlastiran sebepler bazi noktalar da ayriliyor olsalar da aslinda temel sorun ayni. 'Comfort zone' u terk etmek. Hic caktirmadan benim comfort zone'um orasi olmus aslinda. Hele son dort ayimda hayatima giren sevgilimi de geride biraktigimi dusununce is daha da garip bir hal aliyor. Comfort zone daha da daraliyor oranin lehine. Su anda beni en cok rahatlatan ise bu durumu daha once yasamis olmam, zamanin ne kadar buyuk bir etkisi oldugunu biliyor olmam. Hatta cok ufak boyutlusu da olsa yillar once amerikadan donuste yasadigim demo surumu de sayarsak daha da tecrubeli sayiyorum kendimi. Yine de insan ulkesine geri donmenin daha kolay olacagini dusunuyor daha donmeden once. Ama yok o kadar da degil. Nerdeyse gidisle ayni seviyede zorluk.
Bir kere giderken biraktigim hic kimse aslinda benim biraktigim insan degil. Aynen benim de gittigim gibi gelmedigim gercegi gibi. Tipki icinde bulundugum dunya gibi insanlar da dinamik. Hicbirsey oldugu yerde durmuyor, surekli degisimin bir parcasiyiz. O yuzden kurulu bir sosyal hayata gelecegini dusunuyor insan, ama gercekler pek oyle degil. Tabi ki bir taban var ama ince detaylar da esnemeler cok, hepsini yeniden kurmak gerekiyor. 
Karsilastirmalar bir yerden sonra cok can sikiyor. Hem benim icin, hem karsimdaki icin. Benim icimde surekli karsilastirma, ne yazik ki insan psikolojisi de devreye giriyor ve insan daha cok biraktigi yerin iyi yonlerini on plana cikartiyor. Bunu yenmek icin calismalarim devam ediyor, en azindan farkindalik sistemim calisiyor. Evi yerlestirme islemini bitirdikten sonra artilar eksiler listesi cikartip pozitif yanlari kafamda on plana cikartmayi planliyorum. Umudum ise yaramasi. Yaramazsa da baska bir cozum bulacagim artik. Ama onu ise yaramazsa dusunurum artik. 
Gelelim is konusuna. Iste en buyuk korkum. Oraya gittigimde de en buyuk korkum ise alisamamakti. Simdi yine aynisi. Aslinda sadece form degistirmis hali gecmiste yasadigimin. O yuzden biliyorum hangi yollardan gececegimi. Ama insanim iste, korkularimla varim bu hayatta ve evet korkuyorum. Onun da kendimce bir cozumunu buldum. Alti ay veriyorum kendime, alti ay sonra bir durum degerlendirmesi beni bekler. Hala mutlu degilsem yaptigim isten, ya da olur ya hala anlamadiysam ne yaptigimi bu sefer ozel hayatimin degerlendirmesini yapacagim. Orda mutluysam is aramaya baslarim, orda da mutlu degilsem bu sefer geri donmenin yollarini ararim. Gitmek o kadar da zor olmaz sanirim, hele beni hala orda sevgilim bekliyor olursa cok daha kolay olur. Ama iste bunlarin hepsi alti ay sonraki benim karar verebilecegi seyler. O yuzden simdilik hepsi rafta. O zamana kadar ev icin yapacagim harcamalarda biraz muslugu kismaya karar verdim. Su an icin yapacagim tek sey bu. karar vermeler alti ay sonranin isi. 
Sevgilime gelince, ozluyorum onu. Hem de bana cok ilginc gelse de tahminimden cok daha fazla ozluyorum. Ben buraya gelince hayatin karmasasina takilirim, vaktin nasil gectigini anlamam gibi dusunmustum. Ama yanilmsim, tam tersi oluyormus aslinda. Son zamanlarda benim hayatimi o kadar kolaylastirmis ki esas ona karmasik anlarda ihtiyac duyar olmusum. O yuzden hep aklimda. Sanirim o benim icin artik ayri bir yazinin konusu olacak kadar onemli. O yuzden kalsin ayri bir yaziya :))
Diger bir konuda bana hala garip gelen ama sanirim kacinilmaz olan bir gercek. Yabanci hissediyorum kendimi burda su anda. Umudum gecici olmasi bu duygunun. O zaman bunu da dusunme kismini erteliyorum. 
Gelelim sonuca. Insan kendi ulkesine bile donuyor olsa degisimler her zaman zorlayiciymis. Onemli olan butun konulari adim adim ele alabilmeyi ogrenebilmekmis. Zaman da her zamanki gibi en buyuk yardimciymis, en cok guveni hakedenmis. 

28 Haziran 2016 Salı

Donuse bir adim kala

Turkiye'ye dondum artik. Ciddi ciddi dondum, donmek istiyorum, is mi arasam, nasil yapsak, cv mi gondersem, gorusmeler derken dondum. Son bir gidis daha var ama artik yeni evimde kalmaya basladim. Dun ilk gecemdi yeni evimde. Icim isindi bi, butun esyalarim tam olmamasina ragmen. Bi nevi feng shui tarziymis evim su anda, an itibariyle iki kisiden geldi bile bu yorum. 
Bir suru ufak tefek is var tabi halledilmesi gereken. O yuzden bugun boyle bir yorgunluk coktu uzerime. Ben de kendimi simartmaya karar verdim kalktim taksime gittim, hem de metroyla :)) taksime varip istiklalde yurumeye baslayinca baktim acikmisim, hem de haftaici her yer bostur keyfini catmak bana duser o zaman. Midpointe gittim, bogaz manzarasini aldim karsima. Ismarladim yemegi, etrafi seyrettim biraz gozlem yaptim, sonra bogazi seyrettim, sonra biraz actim haberleri okudum. Sonra farkettim yalniz oturan tek kisiyim mekandaki. Belki de ilk defa bu kadar rahattim tek basima bir mekanda olmaktan. Yine bogaza daldi gozlerim. Bi garip geldi surekli turkce duymak, konusulan herseyi anlamak. Artik turist kafasiyla bi yerde oturmamak. Bir yandan da hersey yeni bir heyecan. Surekli bir alisveris modu. Cok guzel seyler de oluyor aralarda, iki arkadasim arabaya ihtiyacim varsa direk gel bizimkini al demek icin aradi, dedim ki iste o zaman benim ozledigim sey buydu. Sen bisey istemeden dusunulmek, paha bicilemez. Romanyayi unutmami zorlayacak seyleri de es gecemem tabi :) yaya gecidi konsepti yok mesela, bayanlara oncelik ise hak getire. Ote yandan pazarlik yapmayi ozlemisim hem de kendi dilimde. Saticilardan iltifatlar falan, her ne kadar sadece satis yapabilmek icin soylediklerini bilsem de motivasyonu artirdigi bir gercek yalan yok. 
Yani dondum turkiye'ye. Artilariyla eksileriyle basladim yeni bir hayata. Yeni bir karar, yeni bir ulke, yeni bir ev, yeni bir is ve muhtemelen yeni bir cevre. Hazirim artik. O zaman let the game begins. 

12 Haziran 2016 Pazar

Zamana guvenim tam

Bir zamanlarki halimin hayallerinin otesindeyim su anda. Yeni evimi tuttum. Bana gore istanbulun en guzel yerinde. Universitede okurken oturacagimi hayal bile edemeyecegim bir yerde. Beyaz esyalar nerdeyse tamam, ufak bir aksilikle tabi ki. Buzdolabim an itibariyle salondaki yerini aldi. Ama tabiki kahramanim babam bunu da halledecek bi daha ki gelisimimizde. Mobilyalarinsa siparisi verildi, en gec bir aya teslim. Tabi dugun sezonu, herkes mobilya telasinda, bana da bu furyanin kurbani olmak dustu bu seferlik :)). Yazmistim zaten, heyecan telas hafif korku hepsini bir arada yasiyorum bu siralar. Ayni Romanya ya tasinma karari aldigim zamanki duygular, yabancisi degilim o yuzden. Biliyorum gececek aksiyon gerceklestikten bir sure sonra, biraz rahatlatiyor bu tabi. Yine de sifira indirgemis degilim tabi. Yanina bir de tam istemli olmasa da sevgilimden ayrilmis olmak da eklenince aliskanliklardan vazgecmek bir nebze daha zorlasiyor tabi. Megerse ne kadar alismisim uc ayda ona, ondan gelen ilgiye, gozumun icine bakisina, beni aramasina, sormasina, merak etmesine. Kadinlarin kronik sorunu ayrilamamayi cok daha iyi anladim bir sefer daha. Ama ayni tasinmanin yarattigi o korkunun gectigini bilmem gibi bunun da gececegini biliyorum. O yuzden de icinden gecmeye calisiyorum bu duygunun da. Biraz daha serbest biraktim kendimi. Elim telefona gidiyor, bakiyorum bisey yazmis mi bana diye. Hatirliyorum bircok seyi, sonra da son geceyi aklima getiriyorum bilerek. Beynim oyunlarini oynuyor bana cunku sadece guzel anlari hafizamda canlandirarak. Ama son geceyi kendime hatirlatmak benim gorevim. Getirmeye calisiyorum yerine, her seferinde biraz daha kolay oluyor boylece. Istanbula tasindiktan sonraki ilk zamanlarin telasi ihtiyacim olan, o zaman hersey cok daha kolay olacak, kendiliginden yoluna girecek. Her zaman ki gibi zamana guvenim tam. 
Son olarak da bugunku taksici sana sesleniyorum, evet Romanya da hayat burdan kolay, evet insanlar daha medeni, evet ben orda daha cok kazaniyorum. Ama burasi da benim ulkem ve ben buraya geri donuyorum. Ben buraya aitim, burda tam kendimim. 

8 Haziran 2016 Çarşamba

Kul kurarmis, kader gulermis

Haykirmak istiyorum, avazim ciktigi kadar, bir hata var bi yerde ama nerde anlatsin biri bunu  bana istiyorum. Sonra vazgeciyorum bu kadar dertli insanin arasinda benimki de dert mi diyorum sakince dusunmeye basliyorum. 
Pazar gunu kotuydum ama, sabaha karsi kendi hayatimin en kotu anlarindan birini yasadim. Belki de hayatimda ilk defa karsimdaki erkegin fiziksel gucunden korktum. Alkol bir insani bu kadar degistirebilirmis, onu gordum. Hayatimdaki en kibar, en dusunceli erkek gitti, yerine gozlerinden nefret fiskiran bir insan dikildi karsima. Konusamadim, tepki veremedim, hakkimi savunanadim. Dayak yemedim ama cok yaklastigimi hissettim. Azicik da olsa siddet gorup de caresiz olan kadinlari anladim. 
Ben sabah kalktigimda ne kadar biseyler hissetsem de karsimdaki adama bitti diyebildim. Bunu farkli sebeplerden diyemeyen binlerce kadini dusundum, ve her ne kadar yolunda giden bir iliskiyi bitirmis olsa da bu olay ne kadar sansli oldugumu anladim. 
Agladim ama butun gun, ertesi gun yine maskeler takildi ve gulerek ise gidildi. Aksam is cikisi 10 dakikalik bir konusmanin sonunda bu iliski tarihe gomuldu. Sonra eve gelip ustune iki kadeh raki icecektim ki erdal ve sezgin'le, ramazanin ilk gunu oldugunu hatirladim ve bir aylik alkol detoksumun ilk gunune denk gelmis oldugumuzu anladim. Oturduk, mezeler, onlara iki kadeh raki, bol bol kadin erkek iliski tahlili, keyifli bir gecenin sonunu getirdik. Sonra yatagima gittim icmeden kafam hafif garip. Uzandim, bir bosluk geldi, bir hissiszlik, pazar gunku butun yatak bana kaldi ferahlamasi yerini hafif bir huzne birakti. Ozledim onu. Eninde sonunda bitecekti bu iliski, ama boyle bitecegini aklimin ucundan gecirmezdim. Dun sabah yine bir garip uyandim, gun gecmek bilmedi, gozyaslarim hep saklandi arkada bir yerlerde, hemen Alexandra ya yazdim, geldi aksam konustuk dertlestik. Arkasindan istanbula donus hazirliklari biraz, sonra sezen'le biraz muhabbet. Maksat kendimi mesgul etmek, yoksa biliyorum  dayanamayip ya arayacagim ya da yazacagim ozledim seni diye ve hemen cikip gelecek, yeniden kisir donguye girecegiz. Basardim kendimi mesgul tutmayi taaa uyuyana kadar. 
Tam da haftasonu bir yazi okumustum, beynin bir kapasitesi var, caninizi sikan seyleri dusunmeye basladiginizda kendinizi baska seylerle mesgul edin diyordu, kapasiteyi doldurmayi basarirsaniz o can sikici konuya yer kalmayacak diyordu. Ise yaradi, hem de inanilmaz. Ertesi gun oldu, yine is, bu sefer arabada aglamak yok, ama pasaportu unutmusum, tekrar butun yolu geri git. Yine de mutlu oldum ya unuttugumu son anda hatirlasaydim diye. Sonra havaalanina geldim, ne biliyim icimde bi yerlerde gelsin istedim, taksiden indigimde kapinin onunde beni bekliyor olsun istedim. Herhalde kadinlik duygulari bunlar, bilmem ki. Yoktu zaten, yalan yok ama simdi de donusumu dusunuyorum, bekler mi acaba beni havaalaninda diye. Ikimizin de iyiligi icin en iyisi gelmemesi, biliyorum, ama iste mantikla kalp bazen elele yurumuyor. Yine de ben elimden geleni yapiyorum. Sirf onun kafasini karistirmamak icin sarilmiyorum telefona kendi ego tatminim icin bile olsa. 
Yani iste bir maceranin sonuna geldim boylece, simdi ucaktayim, Istanbul semalarinda. Az sonra iniyoruz. Yeni hayatimi yasayacagim evimi tutmaya geldim. Ilk gecemde onunla kalacaktik evimde, ama olmadi. Heyecanliyim yine de. Merakli ve ayni zamanda gururlu. 
Planlara takilmaktan da vazgecmeyi ogrendim gibi sanki. Plan yapmaktan vazgecmemeyi ama yerine hemen alternatiflerini koyabilmeyi. Ne de olsa uc sene kadar once ogretmislerdi bana, kul kurarmis kader gulermis. 

1 Haziran 2016 Çarşamba

Tutamadim icimde

Yarin benim dogum gunum. 
Icimde hic ama hic kutlama sevinci yok. Belki de son uc dogum gunum hic eskilerine benzemedigindendir. Ilk yil zaten hala yataydim, ikinci yil burda yalnizdim, gecen yil zaten tam bir felaketti, yine hayatimdaki agir darbelerden birini almistim. Bu sene de o yuzden icinmde hic bir istek yok. 
Belki kendim icin tek guzel bisey yaptim gecen hafta, gecen seneki dogum gunumu mahveden sevgili arkadasima neden buradan gittigimi soyledim. Kendi yontemimi, onu nasil ikiye boldugumu, bir yarisini cok sevdigimi, diger yarisindan nefret ettigimi, artik onu gordugumde surekli o asagilanma kandirilma aklima geldigi icin toparlayamadigimi ve gitmenin benim icin en dogru sey olduguna karar verdigimi soyledim. Hafif kafamda guzeldi, cesaretimde bunun etkisi oldu tabi. Pisman miyim, hayir. Yalan yoktu zaten soyledigim hicbirseyde. Soylemeden cekip gidedebilirdim, olmadi bir sekilde. Zaten ona da anlattim, ben o diger sevdigim yariyi hayatimda istiyorum, ama onu hergun gorerek o nefret ettigim adamin bana yaptigini dusundugum seyi unutamiyorum. Bu da bana artik aci veriyor. O yuzden onu hayatimda tutmanin tek yolu bu gibi geldi bana. Kendime en az aci verecek yolu. Beni anladi mi anlamadi mi bilmiyorum. Konusmuyor su anda benle. Konusmasin, yapacak birseyim yok artik. Bundan sonrasinin ona kaldigini soyledim, simdi top onda, bu gercekle benim kapim ona simdilik acik, sonsuza kadar acik kalir mi bilmiyorum ama uzun sure kalacagindan eminim. 
Yani oyle iste, yarin benim dogum gunum, bir sevgilim, sevgilim yuzunden bana kizgin olup beni sallamayan agbim yerine koydugum bir akadasim, bir bucuk sene once hayatimi bir sekilde alt ust etmis yarisi yuzunden kalbimin cok guzel yerine koydugum yarisinin benimle konusmadigi bir arkadasim var benim. Bes hafta sonra da yepyeni bir hayata basliyorum. Bir de yarin benim dogum gunum. Iyi ki dogdum.

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Kafalar karisik

Kafam karisik. En onemlisi su kiralik ev olayi, bir de su sonradan cikan is gorusmesi. Ne guzel isimi bulmustum, kafam rahatti, sonradan cikan birkac teklife de sirf kafam karismasin diye hayir dedim, duymak istemedim. Ama bu sefer birsey oldu sanki icimde yok diyemedim. Isimi buldugumu soyledim ama tamam goruselim dedim. Heyecanliyim da ufaktan, oyle olmuyorum tabi simdiki isim icin gorusmeye geldigim zamandaki gibi ama yine de ne bileyim biraz da gurur galiba. Aranan adam gibi hissettim kendimi yine, super hissettim yalan yok. 
Bir taraftan da diger konu var, asik degilim ama hosuma gidiyor, hani tam soylemek gerekirse bos degilim yani. Dusunuyorum dusunuyorum sonunu goremiyorum, o yuzden de kafayi yiyorum, normalde eglenebilecegim kadar eglenmiyorum, tadini cikarabilecegim kadar cikaramiyorum. Birak artik dusunmeyi diyorum, o zaman da iki korkum oluyor. Bir, ya asik olursam diye korkuyorum, yani asik olur sonra da ayrilirsak katlanmak istemiyorum o duygulara. Iki, ya ona haksizlik etmis olursam diye. Kaldim ortada, sikistim duygularimin ortasinda. En sonunda da patladim anlattim ona uzun bir tartismanin sonunda. Bulamiyorum ben bir cozum, yardim et bana dedim. Bilmiyorum ne olacak, ama en azindan icim rahat, huzurlu. Anlattim ona ve istanbula geldim, dusunecek zamani oldu boylece, geri donunce nasil bulurum bilmiyorum. Elimden simdilik bu kadar geliyor cunku. Evet, bir cok insanin dedigi gibi sonumuz ayrilik belki de. O yuzden bunu simdiden goren biri olarak ayrilma karari alip bunu uygulamaya gecirmek. Ama yapamiyorum, ben de insanim ve ayrilamiyorum, istemiyorum ayrilmak, mutluyum su anda ve ona ihtiyacim var. Bazen ben de sadece duygularimi dinlemek istiyorum, en azindan simdilik. 

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Acimi yasiyorum

Uzgunum. Cok sevdigim iki insandan sikayetciyim. Anlamadan dinlemeden sevdigim insanlar tarafindan yargilandigim icin kirginim. 
Umursamadigim insanlarla ayni seyi yaptiklari icin kizginim. Beklemedikleri icin, yargilamadan once benimle konusmadiklari icin, boyle yapiyorsa bir bildigi vardir demedikleri icin kizginim. Herseyi gectim madem o kadar seviyorduk birbirimizi gelip bana delirdin mi sen neden bunu yapiyorsun diye beni dinlemedikleri icin kizginim. Ki ben onlarin beni ben oldugum icin sevdiklerini dusundugum icin kendime de kizginim. 
Bir kalemde silinmeyi hak etmedim, ama oluyor iste bazen. Yapacak birsey yok. Bazen temizlik yapmak gerekiyor, ya da yer degistirmek. Baska insanlari degistiremem ama kendimi degistirebilirim. 
Uzgunum ama, cok uzgunum. Elimden baska birsey gelmiyor. Zorla olmuyor demek ki. 
Nasilsa bitiyor burasi, geldigimden fazlasiyla dondugum kesin. Daha fazlasiyla donmek isterdim ama buna da sukur. 
Her duygu bizim icin, mutluluk gibi tipki, aci da bizim icin. Hakettigi kadar tutmak lazim icimizde. Ben bugun acimi yasiyorum, cok sevdigim iki insanin yerlerini degistirdiklerini kabul etmenin acisini. Hicbirseyi de bundan sonra mutlak olarak kabul etmeyi sevmiyorum, o yuzden de belki tekrar oraya gelirler diye umut etmeyi de birakmak istemiyorum. Ama simdilik yorgunum, karisigim. Sadece acima yerim var. Yarini bekliyorum. 

12 Mayıs 2016 Perşembe

Bekle beni Istanbul

Cok ara verdim, bir turlu yazamadim. Artik tamam, neler degisti neler. 
En onemlisi geri donuyorum artik. Yepyeni bir isim olacak, zaten degisiklik canlari caliyordu kafamin icinde. Artik biseylerin degismesi gerekiyordu hayatimda, istedim, cok istedim, cabaladim, sonunda oldu. 
Korkuyorum, ayni buraya gelmeye karar verdigimde oldugu gibi. Ama o zaman da caglayla konustugumuzda sormustu bana ne hissediyorsun diye buraya gelmeye karar verdikten sonra. Korkuyorum demistim. Ama sirf korkuyorum diye bunu yapmayip sonra pisman olacagima yapip pisman olmayi tercih ederim dedim ve buraya geldim. 
Hic bir zaman da pisman olmadim hayatimda aldigim en meydan okuyucu kararlardan biriydi. Fazlaliklar silindi, kalmasi gerekenlerin yeri daha da saglamlasti. Sonucta yepyeni harika bir kadin cikti ortaya kendince Sade, bazen ucuk kacik, ama kendine guvenen, ayaklari inanilmaz yere saglam basan. Arindim, olgunlastim, bazen kostum, bazen yoruldum. Kendimce isyanlarim oldu ama hepsini oldugu gibi kabul edip hayatima devam ettim sonunda. Kontrol edemediklerini oldugu gibi birakip degistirebileceklerine odaklanmayi ogreniyor bir muddet sonra insan. Buna da olgunlasmak deniyor sanirim. Iste tam olarak bu oldu bana burda. Olgunlastim. 
Kizginliklarim da oldu, hem de cok kizdiklarim, hala affedemediklerim ve affetmedigimi soyleyemediklerim. Ama soylemeyecegim, ben de kalmali gibi simdilik, simdi bir sey soylemek affettir demek gibi kendini. Ama gerek yok. Beni bu kadar uzen mutlaka bir daha uzer nasilsa. 
Yani iste, geri donuyorum hayatimin en guzel ayni zamanda en umutsuz yillarini gecirdigim sehre. Yepyeni arinmis bir kadin olarak, kocaman hayalleriyle..

19 Mart 2016 Cumartesi

Bir maceranin son bolumunde miyim yoksa

Bir cirpida degisiverdi hersey. Korkuyorum da aslinda biraz. 
Hatirliyorum buraya gelirken de korkmustum, o zaman da demistim kendi kendime yapmadigim birsey icin pisman olmak istemiyorum sirf korktugum icin, yaptigim icin pisman olmayi tercih ederim. 
Ve kalkip gelmistim buralara istanbulu birakip. Simdiye geriye donus icin gun sayimi basladi, tam belli degil hala ne zaman olacagi, ama canlar calmaya basladi. 
Korkuyorum ama keyifli bir heyecan var icimde, yeni ev, yeni esyalar, yeni insanlar, belki yeni asklar. Tabi bir de yeni bir is. O kadar guzel bir is gorusmesi oldu ki nasil anlatilir bilemedim simdi. Kendi patronumdan duysam hic is degistirmeyi dusunmeyecegim seyleri beni ise almak isteyen adamdan hem de beni hic tanimadan, sadece beni sordugu insanlarin soylediklerini derleyip soylediklerini duymak tarifi imkansiz biseyler yaratti icimde. Bir suru seyi hatirlatti. Annem derdi ki bana kucukken kendimi ovdugumde, birak baskalari soylesin bunlari senin icin ki bir anlam ifade etsin gercekten. Gercekten oyleymis, ama guzel olan da sanirim bunlari duyarken mahcubiyet duyabilmekmis hala. Basin goge ermemesiymis, hala alinacak yollar oldugunu gorebilmekmis, kendime ispatlamakmis benim icin paradan cok daha degerli seyler oldugunu. Ayni anda nerdeyse yuzde yirmi bes daha yuksek teklif almisken degerlerinden vazgecmeyip yureginin gitmek istedigi yere gidebilmekmis. Risk aldim, evet dedim, Allah utandirmasin insallah, yolumu acik etsin, hayirliysa tamamina erdirsin, degilse bir engel cikartsin. 

26 Şubat 2016 Cuma

Günlerden bir gün

Bugun yine nedenlerin cevaplari olmadigi gun. 
Sorularin anlamli, cevaplarin hic bir anlami olmadigi gun. 
Yani kendi haline birakma, takilmama, uzerine kafayi cok patlatmama gunu. 
Dunya uzerindeki herseyi kontrol edemeyecegini kabul etme gunu. 
Elindekilerle mutlu olma gunu. 
O cok istedigin sey olmayinca yine de ölmedigini anlama gunu. 
Yani herseyi denedikten sonra, yani olmayinca olmuyoru gordukten sonra artik uzerine bir sunger cekme gunu. 
O zaman neymis, salla iste, gitsin. 
Kalp biraz spor yap, sonra guzel ilik bir dus, arkasindan da sicacik bir film patlat. Cok hakettigini dusunuyorsan da bir parcacik cikolata at agzina. Tamam iste, butun bunlari yapabilecek gucun varsa zaten ne kadar ilerde oldugunu dusun bir cok insana gore su gezegende. Dahasi mutluluk otesi zaten. 
Bekle beni Brasov, yarin ben geliyorum. 

25 Şubat 2016 Perşembe

Bir mucize olsun

Bilmiyorum ne olsun, adi ustunde, mucize. Sasirtsin, cildirtsin mutluluktan, beklenmedik olsun, kessin ayaklari oldugu yerden, akli ucursun havalara, actirsin gozleri saskinliktan fal tasi gibi, uyutmasin heyecandan. Bu gece ben uyurken baslasin olgunlasmaya, en ihtiyacim oldugu anda da onume dikiliversin burunuverip maddeye. Mucizem benim olsun. 
Ben artik dua kismini biraz farkli yapiyorum, bana gore cok daha icten oluyor boylesi, cok daha icten, cok daha yakin hissediyorum kendimi bu sekilde. Ben artik konusuyorum Allah'la. Sanki her seferinden sonra biraz daha buyuyorum. Bugun arabada gelirken yine konustum. Oylesine acik olabiliyorum ki konusurken onunla, simdiye kadar her seferinde kendime bile itiraf edemedigim seyleri itiraf ediyorum, sesli yaptigim icin kendimle duyuyorum bunlari, duygu yogunlugum inanilmaz oluyor, alip basini gidiyor. Yine oyle oldu, yine itiraflarim geldi, yine yaslar suzuldu gozumden. Sonrasinda o kadar rahatliyorum ki, anlatamam. Biliyorum o duyuyor beni cunku, bana da duyuruyor itiraflarimi ve bana yardim ediyor katlanmak icin degil sabretmek icin. Katlanmak kelimesini sevmiyorum zaten, sabir cok daha guzel bir yol bunu tarif etmek icin. 
Veee bugun icin aldigim en guzel itiraf Alina'dan geldi, isyerinden. "Ne kadar optimistik oldugunu soylemene gerek yok, sana bakinca her hareketinden, gozunden, yuzunden anlasiliyor." Daha fazlasina gerek yok bugun icin, bunu duymak inanilmazdi benim icin. 
Ve son olarak, bir mucize olsun, benim mucizem olsun.. 

21 Şubat 2016 Pazar

The Intern

Dun uzun zaman sonra haftasonu calismak zorundaydim, bunyede garip bir etki yaratti tabi. Kim derdi ki bir zamanlarin haftada yedi gun calisan insani cumartesi calismayi yadirgayacak. Iste bu sanirim kismen bir avrupa ulkesinde yasamanin artisi. 
Dondukten sonra haftasonunun kalaninda bir mola vermeye karar verdim. Yemek yaptim kendime, arkasindan bir film, kitap okuyarak uykuya dalis falan, klasik klise ama ozlenesi. Pazar sabahina tembel bir baslangic, uyanma uyanmama arasinda gidip gelmeler. Kahvalti icin davet, bir iki sohbet muhabbet arkasindan yine evde tembellik. 
Ve yine bir film sectim kendime, felsefesi cok agir olmasin, hafif biseyler, light yani :) ama iyi oyunculuk da olsun, apple tv nin ana sayfasinda "the intern" u gordum, Robert de Niro, imdb an itibariyle 7.2. Daha ne olsun. Tam bir mola dedim ilk yari, muthis eglendim, bir ara baktim kendi kendime kahkahalardayim, erkekler neden mendil tasimali, ekip calismasi nasil olmali, klasik evrak cantasiyla nasil havali gorunursun daha birsuru eglenceli sorunun cevabi vardi filmin icinde. Yalan yok kendimle gurur bile duydum en harika pazar ogleden sonrasi filmini sectigim icin. Zaten moladaydim, daha iyisi olamazdi. Ama filmin son yarim saati beni benden aldi, son zamanlarda acik ara beni en cok etkileyecek filmi seyretmeye basladigimi bilmiyormusum megerse. Hani kendimi buldum filmin icinde. Tabi bir Hollywood yapimi sonucta, hikaye benimkinden farkli bitti, daha fazla challenge (burayi daha iyi ifade edebilecegim bir kelime ben bulamadim, ama bir gun bulacagim) fazla olurdu seyirci icin. Ben Jules degilim, hayatimda da bir Ben yok ne yazik ki. Ama "modern" kadinin icinde bulundugu o kacinilmaz ruh hali daha iyi anlatilamazdi, daha iyi oynanamazdi. "Biliyorum ben zor bir kadinim" o kadar dolu geldi ki bana, icinde bir suru anlatilamayan, konusulamayani barindiriyor. 
Biliyorum zor bir kadinim, ama iste bu benim, benim dogam bu, bunu degistirirsem ben ben olamam, yine de degistiremezsem ve bunun yuzunden yalniz kalirsam diye her tarafim titriyor ve cok korkuyorum, biliyorum ama degistiremem, ben boyleyim. 
Zaten gerisi filmde var. belki bir gun yine bu filmi seyrederim, yine bir mola verdigim zaman. Kim bilir belki o zaman benim hayatimin da challenge lari azalmis olur..

18 Şubat 2016 Perşembe

Bir daha geri donemem

Neden? neden, neden, neden?
Hala kendimi bazen hic bir zaman bulamayacagim nedenleri ararken buluyorum.
Surekli nedenlerin icinde kaybolmak, orda kendini kaybetmek cok da iyi gelmiyor, onu kesin biliyorum. Baktin bulamiyorsun nedenleri cikacaksin ordan, hemen hic durmadan, vakit kaybetmeden nedensiz nedenlerle.
Ben kaldim oralarda, hic cikmadan, dusundum dusundum hic durmadan, bulurum sandim yeterince dusunursem. Parcalarsam bardaklari, karistirirsam saclarimi, aglamaktan sisirirsem gozlerimi bulurum sandim nedenleri. Ne oldu sonunda, bulduk mu birsey. Cevap belli zaten ama iste o zaman yok diyorsun bulurum ben, kimse bulamamis ama ben bulurum. Yuksek sesle soylemeye basladim, bagirmaya cagirmaya basladim, en yakinimdaki insanlar gordu en dipteki hallerimi.
Anneme sordum bir gun, cok korktu hatirliyorum, kaybolmustum cunku, yani nerdeyse kayboluyordum. Cok ama cok kiyisindan dondum kaybolmanin. Bazen nedenleri bulamayacagimi, bazen oldugu kabul etmeyi, sebat edip beklemeyi, degistiremeyecegimi herseyi. Uydurabildiklerimi kendime uydurmayi, uyduramadiklarima kendimi uydurmayi bilmekmis esas mutlu olmanin yolu. Huzurlu olmanin yolu.
Birakmanin zamani geldigini anladim iste o zaman, akisina birak, akisa birak kendini dedim kendime.
Firsatlar hani gelmez ya davulla zurnayla, gormen lazim degerlendirmek icin, benim o zaman ki odulum firsatin ayaklarima kadar gelmeseydi sanirim. Geldi, ben de degerlendirdim, simdi ne mi olacak onu bilmiyorum. Tam ucuna geldiginde yine gelecek o firsat ona inancim tam, biliyorum. Henuz o zaman gelmedi, o yuzden de neden gelmedi demiyorum.
Yine de baska konularda neden diyorum hala, onu kabul ederim. Buluyorum kendimi oralarda, farkedince cabucak cikiyorum, bir gun gelecek nedenleri birakacagim degistiremeyecegim zamanlarda.
Butun bunlari neden mi yazdim? Az once cok sasirdigim bir sey oldu, cok arkalara attigim bir yarami cizz ettirdi izledigim dizideki karakter, nedenlerini ararken gordum onu, o gunlerim geldi aklima, kendime benzettim onu, nasil gorundugunu anlayinca buz kesti icim. Donemem bir daha oralara, donmeyecegim, kararliyim.
Sozlerimi geri alamam
Yazdigimi yeniden yazamam
Caldigimi bastan calamam
Bir daha geri donemem
Ama o gunleri de hic unutamam, beni ben yapan gunleri, hayallerimi yeniden sekillendiren, beni buyuten, beni kocaman yurekli bir kadin yapan o gunleri hic bir zaman unutmayacagim. Henuz degil ama bir gun onlari bana yasatan herkesi affedecegim.