Gelelim bu hafta farkına varmam gereken pozitiflere:
Bir insanın hayatına dokundum, ona kendini değerli hissettirmiş bile olabilirim.
Alt kattaki komşumun benim yanımda olduğunu göstermek için beni pencerenin önüne çağırmasını da unutmamam lazım. Rahatsız etmiyor di mi seni diye sessizce sordu hem de :) Bakalım kısmet diye ekledi sonra.
Cumartesi günü doğum günüm için şimdiden uğraşanlara sahip olduğum için ne kadar şanslıyım.
İşler yoluna mı giriyor ne? Sonunda patronum çağırıp yeni bir şeyler söyleyip grow-up şansı falan filan bile dedi. Hayırlısı.
Arkadaşlarla bu ramazanı da es geçmeyip kuru fasulye iftarı.
Her ne kadar eşyaları yanlış yerlere koyuyor olsa da en ucuz temizlikçiyi buldum sonunda
Yine bir kaç bebek yürüyüşü
Tabi ki kardeşim annem babam ve ben
31 Mayıs 2018 Perşembe
Beni çok ama çok seviyorum
Hak ettiklerime odaklandım geçen akşam. Aslında önce bir arkadaşımla buluştum. Dinledim onu biraz, dinledikçe insanın olayın içinde olduğunda ve olmadığında nasıl da farklı davrandığını fark ettim. Karşımdaki kadın asla ama asla hak etmediği acıyı bir erkek yüzünden çektiğine inanıyordu. Hatta ben de başta böyle olduğuna emindim. Sonra dinlemeye devam ettikçe anladım ki aslında bütün bu acıları kendimize aslında yine kendimiz çektiriyorduk. Hayatımıza asla bizi hak etmeyen insanları alarak. Beynimizin sadece negatifleri gören yönünün çalışmasına izin vererek. Hayatın güzelliklerini o an için hayatın bir parçasıymış gibi görüp aslında bunlara sahip olduğumuz için hiç şükretmeyerek. Ama en çok da bakış açımızı değiştirmeyerek. Bütün acıyı çekme sebebimiz aslında yine biziz. Çok acı bunu kabul etmek ama gerçek bu. Aslında tek yapmamız gereken kendi yaşadıklarımızı bir başkası yaşamış gibi bize anlatsa ona ne söyleyeceksek kendimize de söylemek. Başkasına gösterdiğimiz şefkati kendimize de göstermek. Başkalarının hayatından çıkartmasını söylediğimiz insanları kendi hayatımızdan da çıkartmak. Bir şeyleri oldurtmaya çalışıp olmadığında da bırakmak. Rahatlamak, nefes almak, soluklanmaya izin vermek. Ama olmuyor ki dememek. Ben bunu yapamam, karakterim değil dememek. En çok kendini düşünüp kendini sevmek, hatta saygı duymak. Hatta belki aynanın karşısına geçip seni seviyorum demek arada bir. Ne kadar güçlü olduğunun farkına varmak. Hayatta kalmak için kimseye muhtaç olmadığını kabul etmek. Daha neler neler.
Bakış açısı
Hayat çok karışık bir şey. Bu hafta kayboldum içinde. Kafam nerelere gitti gitti geldi kaç sefer. Kaç sefer neleri sorgulayıp sonra yine kendine dönüp sevdi bu içinde yaşattığı insanı. Şefkat gösterdi, yerden yere vurdu, pamuklara sarmaladı. Başkalarını mutlu görüp kıskandı, sonra yine başkalarını mutsuz görüp çok ama çok üzüldü. Sonra sahip olduklarını düşünüp havalara uçtu, sahip olamadıklarını düşünüp umutlandı. Belki de zamanı değildi, belki de hayatında olan her şey bir hazırlıktan ibaretti. Belki de olay sadece mutlu olmayı seçmekti. Sonra birden sanki hiç bir şey değişmemişken aslında her şey değişti. Sanki etrafımdaki her şey bana olayın sadece bakış açısı olduğunu göstermek için sıraya girdi. Haftanın başında ağlayan insan birden dünyanın en umutlu insanı oluverdi. Sonra kendi kendine söyledi, her düştüğünde hatırla bu günleri.
23 Mayıs 2018 Çarşamba
Özgürlük
Bugün bir özgürlük istedim. İstifamı patronumun masasına bırakabilme özgürlüğü. İlla yapmak için değil. Ama yapmak istersem yapabileceğimi bilmek kendimi çok iyi hissettirirdi. Bunun yolunu bulacağım. Her ne pahasına olursa olsun. O istifayı oraya bırakıp istediğimde arkama bakmadan çıkabileceğimi bileceğim gün gelecek. Yarın değil belki ama gelecek. Ben bunun en harika yolunu bulacağım. Günü geldiğinde hazır olacağım, en kendine güvenen halimle, gözlerim bile farklı ışıldayacak o gün.
Evet bugün biraz yorgun hissettim kendimi, biraz çaresiz, biraz unutulmuş, biraz yalnız. İşte öyle hepsinden biraz biraz. Çok geldi biraz da. Kafam ağrımaya başladı yine o yüzden sanırım, ellerim, bileklerim uyuştu, yine modum düştü. Kıskandım biraz da etrafımdakileri. Kapandım o yüzden kendime, kimseye hiç bir yorum yapmadım, ya da ben öyle sandım en azından. Ama içimde yargılamadan duramadım, zaten o yüzden kıskandım. Sonra toparladım, haydi bakalım yeniden kalk dedim.
Evet bugün biraz yorgun hissettim kendimi, biraz çaresiz, biraz unutulmuş, biraz yalnız. İşte öyle hepsinden biraz biraz. Çok geldi biraz da. Kafam ağrımaya başladı yine o yüzden sanırım, ellerim, bileklerim uyuştu, yine modum düştü. Kıskandım biraz da etrafımdakileri. Kapandım o yüzden kendime, kimseye hiç bir yorum yapmadım, ya da ben öyle sandım en azından. Ama içimde yargılamadan duramadım, zaten o yüzden kıskandım. Sonra toparladım, haydi bakalım yeniden kalk dedim.
Gilmore girls
Peri masalı gerçek mi olsa acaba? Yazılsa güzel olmaz mı hayatımızda?
Ya da benim gibilerin hayatında mı desem? Ben şanslıyım çünkü, ortalama bir hayatım, ortalama bir gelirim, kendi başıma kurduğum bir hayatım ve mükemmel bir ailem var. Geniş ailem o kadar mükemmel olmasa da o da idare eder hatta. Gerçi anneannem yok artık, ama bir yerlerde sanırım o da, yukarılarda mı, yanımda mı, yoksa ara ara mı uğruyor buralara bilmiyorum ama arada buralarda olduğuna eminim. Neyse, yine her zamanki gibi benim kafam uçtu gitti.
Peri masalı diyordum. Nereden gelmiştim buraya? Aslında kendi kendimi yine çok sorgulamaya başladım bu aralar. Bugün özelinde şimdilik konuşmak istemiyorum, çünkü bence bugün enerjisi çok düşük bir gündü. Yine dağıttım konuyu. Peri masalı. Fark ettim ki, kendime bu kadar yükleniyor olmam aslında haksızlık. Bu kadar şey hayatımda güzel giderken sadece hayatımı biriyle paylaşmıyorum diye kötü giden tek şeye odaklanmamaya karar verdim. Çünkü belki de zamanı değildir. Belki de benim gerçek aşk zamanım daha gelmemiştir. Belki de bütün evren benim için hazırlık yapıyordur şu anda ve ben sadece farkında değilimdir. İşte belki de peri masalları henüz yazılıyordur. Belki de mutluluk aslında varılacak bir liman değildir. Belki de mutluluk hayatı nasıl yaşadığımızdır.
Gilmore girls. Yeni dizim. Yine bir sahne vurdu beni. Çocuğun kızı nasıl fark ettiğini anlattığı sahne. Seni izliyordum. Öyle gözlerini diken sapıklar gibi değil. Yani gerçekten seni izliyordum. Her gün okuldan sonra bu ağacın altına gelip kitabını okuyorsun... Böyle uzayıp gidiyor. Bunun benzeri bana oldu, ve ben o adama aşık olmuşum. Bunu ne zaman mı anladım. Ondan sonra birlikte olduğum adamdan ayrılınca. Aslında onu bırakınca, ya da o mu beni bıraktı, yoksa birbirimizi mi tükettik bilmiyorum, öbür ilişkiye başlayınca sadece bir ara vermişim onu düşünmeye. Bunu ayrılınca anladım. Ona gerçekten aşık olduğumu. Şimdi bunun üstesinden geliyorum, az kaldı. Sonra da kendi peri masalımı beklemeye başlayacağım. Happiness is not a destination, it is a way of life.
Ya da benim gibilerin hayatında mı desem? Ben şanslıyım çünkü, ortalama bir hayatım, ortalama bir gelirim, kendi başıma kurduğum bir hayatım ve mükemmel bir ailem var. Geniş ailem o kadar mükemmel olmasa da o da idare eder hatta. Gerçi anneannem yok artık, ama bir yerlerde sanırım o da, yukarılarda mı, yanımda mı, yoksa ara ara mı uğruyor buralara bilmiyorum ama arada buralarda olduğuna eminim. Neyse, yine her zamanki gibi benim kafam uçtu gitti.
Peri masalı diyordum. Nereden gelmiştim buraya? Aslında kendi kendimi yine çok sorgulamaya başladım bu aralar. Bugün özelinde şimdilik konuşmak istemiyorum, çünkü bence bugün enerjisi çok düşük bir gündü. Yine dağıttım konuyu. Peri masalı. Fark ettim ki, kendime bu kadar yükleniyor olmam aslında haksızlık. Bu kadar şey hayatımda güzel giderken sadece hayatımı biriyle paylaşmıyorum diye kötü giden tek şeye odaklanmamaya karar verdim. Çünkü belki de zamanı değildir. Belki de benim gerçek aşk zamanım daha gelmemiştir. Belki de bütün evren benim için hazırlık yapıyordur şu anda ve ben sadece farkında değilimdir. İşte belki de peri masalları henüz yazılıyordur. Belki de mutluluk aslında varılacak bir liman değildir. Belki de mutluluk hayatı nasıl yaşadığımızdır.
Gilmore girls. Yeni dizim. Yine bir sahne vurdu beni. Çocuğun kızı nasıl fark ettiğini anlattığı sahne. Seni izliyordum. Öyle gözlerini diken sapıklar gibi değil. Yani gerçekten seni izliyordum. Her gün okuldan sonra bu ağacın altına gelip kitabını okuyorsun... Böyle uzayıp gidiyor. Bunun benzeri bana oldu, ve ben o adama aşık olmuşum. Bunu ne zaman mı anladım. Ondan sonra birlikte olduğum adamdan ayrılınca. Aslında onu bırakınca, ya da o mu beni bıraktı, yoksa birbirimizi mi tükettik bilmiyorum, öbür ilişkiye başlayınca sadece bir ara vermişim onu düşünmeye. Bunu ayrılınca anladım. Ona gerçekten aşık olduğumu. Şimdi bunun üstesinden geliyorum, az kaldı. Sonra da kendi peri masalımı beklemeye başlayacağım. Happiness is not a destination, it is a way of life.
14 Mayıs 2018 Pazartesi
The end
Dun iyi hissetmiyordum kendimi. Yine de kalktim kendime super bir kahvalti hazirladim. Firinda patates bile yaptim menemenin yaninda yemek icin. Bir tik yukselmeme yardim etti. Sonra baktim olacak gibi degil, rahat biraktim kendimi. Madem kurtulamadim bu duygudan, bari biraz da icinden geceyim dedim. Agladim biraz, sonra bir rahatlama geldi. Dizi seyrettim, kitap okudum. Kalktim hazirlandim, ise geldim. Sonunda da artik evdeki fazlaliklardan kurtulmaya karar verdim. Once ona eve gecelim birlikte dedim, ama sonra kendi kendime dusunurken vazgectim. Nasil yapsam diye dusunurken sonrasinda nasil hissederime gectim. Artik son adim bu cunku, biliyorum eskilerden. Gozde geldi aklima, verdikten sonra onu mu arasam diye. Sonra karar verdim, eve gidip esyaları alıp getirip ona verecektim, eve cagirmayacaktim. Gozde’yi aramadim ama, eger baska planim var derse su anda bunu da kaldiramam diye dusundum. Aramazsam hayir cevabi da almazdim sonucta, ben de bu riski almamaya karar verdim veee aradan muhtemelen yalnizca bes dakika gecti, tabi ki telefon caldi. Arayan mi? Herhalde anlasilmistir kim oldugu. Gozde :) Hosgeldin bes gittin muhabbetinden sonra baktim onun da sesi hafif buruk geliyor, aksam planin var mi dedim, bir kac kontrol falan filan derken tekrar konustuk ve aksam plani ayagima gelmisti. Hemen isleri toparladim, ona gidip esyalarini buraya getirecegimi onun gelmesine gerek olmadigini soyledim ve dogruca eve gittim. Tahminimden cok daha kisa surdu toparlamak. Iyi ki daha once herseyi bir araya getirmisim. Uzun uzadiya vakit ayirip da anilar anilar moduna girmedim boylece. Yolda onu aradim, arabayi park ettim, iki dakika sonra geldi. Bir burukluk kapladi icimi, verdim esyalari, hicbirsey soylemedim. Tesekkur etti, ve the end.
Simdi durust olmak gerekirse pisman olmasini istiyorum, gelip yeniden deneyelim demesini. Birisi de ne kacirdigini anlasin istiyorum artik cunku. Ben ne mi derim? Sanirim artik hayir cok gec demeye cok yakinim.
Bu arada dun esyalar elimde apartmanin merdivenlerinden inmeden aldim elime erdal'a aldirttigim kremlerden, gittim bizim yoneticinin kapisini caldim, anneler gununu kutladim. Kafama koymustum birini mutlu etmeyi dun. Anneannem de aklima gelince en guzel plan bu gibi gozuktu, cok da ise yaradi. Hem o mutlu oldu, gozleri doldu, ne diyecegini bilemedi, hem de ben. Birini mutlu etmek insani en cok mutlu eden olay sanirim. Hem de ufacik bir cabayla. O kadar kolay oldu ki, bu kadar buyuk bir sonucu oldugunu gorunce insan sasirmadan edemiyor. Bunu daha cok yapmam lazim sanirim. Insanlari mutlu etmeyi, cok caba harcamadan ama ictenlikle dusunerek.
Simdi durust olmak gerekirse pisman olmasini istiyorum, gelip yeniden deneyelim demesini. Birisi de ne kacirdigini anlasin istiyorum artik cunku. Ben ne mi derim? Sanirim artik hayir cok gec demeye cok yakinim.
Bu arada dun esyalar elimde apartmanin merdivenlerinden inmeden aldim elime erdal'a aldirttigim kremlerden, gittim bizim yoneticinin kapisini caldim, anneler gununu kutladim. Kafama koymustum birini mutlu etmeyi dun. Anneannem de aklima gelince en guzel plan bu gibi gozuktu, cok da ise yaradi. Hem o mutlu oldu, gozleri doldu, ne diyecegini bilemedi, hem de ben. Birini mutlu etmek insani en cok mutlu eden olay sanirim. Hem de ufacik bir cabayla. O kadar kolay oldu ki, bu kadar buyuk bir sonucu oldugunu gorunce insan sasirmadan edemiyor. Bunu daha cok yapmam lazim sanirim. Insanlari mutlu etmeyi, cok caba harcamadan ama ictenlikle dusunerek.
9 Mayıs 2018 Çarşamba
O zaman tamam
Yine dusuncelerle, okumalarla, videolarla dolu bir gun gecirdim. Moduma gelirsem aslinda biraz dusuktu. Sorgulamalardaydim yine. Taktim kafayi iste bir kere, neden yalnizim diye. Ama az kaldi, cikiyorum oralardan yakinda. Cok az kaldi. Cunku artik canimi sıkmaya basladi bu durum. Ben gelemem bu kadarina. Yalnizca su kafa agrisina artik gercekten bir cozum bulmam gerekiyor. Onu da bakalim belki yarin halledicez.
Sabah arabaya binince trafik vardi biraz, ben de actim yine guy winch'in videosunu dinledim, hatta aralarda seyrettim de ne yalan soyliyim. Sanirim alisiyorum istanbul trafigine de caktirmadan. Adam dokturuyor resmen, her dinledigimde yine gercekten yaw diyorum. Sonra yine ofis saatleri basladi, kafa agrisi, ardindan milletin dedikodulari, aciklanan raporlar derken aksam oldu zaten. Yine daldim dusuncelere arabada, sorgulayarak girdim iceri, nedenler nicinler kafamda deli sorular. Sonra dusundum, tamam da neden bu kadar kafaya takma? Ne olabilir ki en fazla, sabah kalktim, saglikliyim, goruyorum. duyuyorum, param var, yiyecek yemegim, basimi sokabilecegim bir evim var. Butun bunlar yetmez mi aslinda mutlu olmaya? Sonra dedim ki tamam belki su anda yetmiyor gibi gorunuyor, ya yarin? Aslinda yarin yetecek, henuz sadece guy'in videosunda da gecen identity kavramindan kurtulamadim aslinda. Birseyleri cift olarak yapmaya baladiktan sonra o ciftin parcasi olmaya insan o kadar cabuk alisiyor ki, sonradan o kimligi birakmak aslinda o adami ya da kadini birakmaktan cok daha zor geliyor insana. Cunku mantigin da seni o tarafa dogru goturuyor. Aslinda oyle olmaliydi, dogrusu onunla olmandi, neden kaybettin ki, cok dramatik bir sebebi olmali ayrilmanizin. Yok anasini satayim dramatik sebep falan. Olmadi iste. Sebep su: uygun degildiniz birbirinize. Ben kandirdim kendimi aslinda cok dramatik bir sebep bulmak icin, ayni guy'in videosunda dedigi gibi mantigimi dinledim, beni yanlis yonlendiren mantigimi. Konu duygular olunca mantik yanlis yonlendiriyor, kendince dogru olani yapiyor aslinda, gunluk hayatta da yaptigini, ayrilmak dramatik, o zaman sebebi de dramatik olmali. Basladim kendime soylemeye ben de, onlarca bla bla bla. Yok ya, cok basit iste, olmadi cunku beni asagi cekiyordu, olmadi cunku beklentilerimiz farkliydi, olmadi cunku ben onu hep yanimda hissetmek istedim, o tek olmak istedi, olmadi cunku statulerimiz farkliydi, olmadi cunku ayak uyduramadik. Olmadi ve ben de biraktim. Bu kadar iste.
Ben de tamam dedim, eve geldim, iki damla gozyasi akti, sonra kendime dondum. Temiz evimin temiz banyosuna girdim, sabun bitmis onu doldurdum, birseyler yiyeyim diye mutfaga girdim, yogurt yemekti aslinda niyetim sadece, neden ya dedim, firina kofte patates attim, pisti bile hatta simdi soguyor, yazimi bitirince kalkip sense eight seyredip muthis sipsak yemegimi yerim artik. Yani basit aslinda hayat ya, is olmasa da, ask olmasa da cok basit. En azindan benim icin, cunku saglikliyim, yani kafam hala agiriyor gerci :) ama onu da cozerim cok yakinda, ailem var, sevdiklerim var, e biraz da param var. O zaman tamam. Ben yemege...
Kafa agrisi
Kafamin agrisi bugun yine gundemimdeydi, hala gecmedi. Su anda bile ben burdayim aman beni unutma diyor sanki. Isyerinde doktora gittim sonunda, birsey bulunamayacagini biliyordum, ne beklemeliyim ki, adama yani doktor oluyor bu durumda adam,kafam agiriyor diyecegim ve adam birden, a oyle mi tamam hanimefendi sizin sorununuz iste tam olarak bu buyrun bu da cozumu mu diyecek? Ben gecen sene gunlerce yemek yiyemeyip 43 kiloya dusmus, 5 gun hastahanede yatmis insanim, onun bile sebebi bulunamamis. bunun mu cat diye bulunmasini bekleyecegim :) Tabi ki bu beklentiyle gitmedim. Ama iste kendimce sikayet ettigimi dusunmesem bile surekli modum dusuk olunca bir sorun oldugu anlasiliyor ve yanimdaki insanlar sorup duruyor, sorunca da kafam agiriyor desem doktora gitmelisin artik cevabi geliyor, biseyim yok desen zaten yalan oldugu 75 metreden anlasiliyor. Yani yukari tukursen biyik asagi tukursen sakal mevzusu. Ben de sonunda bugun yine oglene dogru agri artinca bir ineyim dedim. Tam da duymayi bekledigimi duydum adamdan. Yine de girdik bir yola, bakalim kan tahlilleri olmadi kafa mr`i yapicaz artik biseyler. Ama yine de umudum durumun psikolojik olmasi ve bir sure sonra kendiliginden gecmesi. Yani aslinda benim her zaman soyledigim en iyi ilac, zamanla.
Gelelim daha geyik konulara, bugun seytenin bacagini kirdim. Once kendimi mac de buldum, ruj ve allik almak icin. Tabi artik romanya gunleri geride kaldi. Oyle diorlar channeller falan mazide hos bir seda. Gerci rimel konusunda hala channel den vazgecmek zor ama bisi kalabilir. Ordan iki ruj bi allik derken hoop gratise. Ordan golden rose ruj ve highlighter attim mi sepete? Off ya, kendini bulmak diye buna derim ben iste. Sonucta artik TL kazaniyoruz, o zaman ona gore davrancaz yapacak bisi yok. Ama bu arada kendimi de az bisey simartmadim degil, sonunda evim bugun temiz ve camasirlarim da utulendi. Temizlikcili gunler yeniden basladi, ufak bir farkla tabi. Artik haftada bir degil iki haftada bir. Olsun, buna da sukur, alicam bir kac tane daha bluz t-shirt boylece utu de yapmama hic gerek aklmicak, ohhh mis. Nasilsa su anda tekim, cidden ev de o kadar kirlenmiyor. Ne zaman ki cifte cikar sayi o zaman bakariz duruma. Simdilik boyle devam. Evin kapisini acinca o temiz temiz koku geliyor ya, muhtesem his.
Hala adamim Guy Winch, su listeyi bir an once yapmam gerekiyor, ilk siramda. Bir de bugun korkuyla ilgili biseyler okudum. O da ilgimi cekti. Korkularin listesini cikarmak, cunku der ki yine birisi korkularin sonuclari aslinda korktugun gibi olmuyor. O yuzden korkularini kabul et ve onlarla yoluna devam et, seni ele gecirmelerine izin verme sadece korkularini kabul et. O yuzden diyor ki otur bir ara ve mumkunse bir oturusta yaz 100 korkunu. Mumkunse hatta basina gelenleri ve sonra da sonuclarinin senin bekledigin gibi olup olmadiklarini da yaz, en kotu dusun. Bak bakalim sonuc ne olacak. Bunu da gundeme aldim.
7 Mayıs 2018 Pazartesi
Bugun de Guy Winch
Tatil sonrasi ilk defa artik evi otel disinda da kullanmaya basladim dun :) Ortaligi supurdum, yemek yedim, yogurt yaptim, markete gittim domates yumurta derken yeniden eve dondu benim guzel evim. Yarin da yeni temizlikci gelince tam bir ev halini alacak umuyorum ki.
Ama sabah ayni modla kalkamadim ne yazik ki, hava berbatti kalktigimda, uyanmak tabi ki zor geldi cunku yine gecenin bir yarisi uyanmalar basladi, sabah dortte uyandim ve sayfalarca kitap okudum yine. Bu uykusuzluklarin tek yarari zaten kitaplar oldu. Aaaa bu arada dun yine muhtesem bir ted talks kesfettim. Guy Winch diye bir adam, tabi ki psikolog, bir de ikizi varmis ama tabi ki bu konumuz disi o ayri. Adamin bi konusmasini tamamen tesadufen buldum, sekiz dakikalik bisi, tabi ki hemen sonrasinda baktim baska neler var diye, ve ben gaz insan actim diger yirmi dakikalik konusmasini da dinledim. Sonra tabi hemen kitaplarina bakayim falan derken idefix'de kargo bedava kampanyasini da gorunce turkceye cevrilmis kitaplarini da sepete atip bir cirpida aliverdim. Gerci sanirim kimse almamis uzun zamandir, zira hala kargoya verilmemis. Abimiz der ki kalp kirikligini tamir etmek zordur, ciddiye alin durumu. Bosluklari doldurun, kalbinizi kirani da yuceltmekten vazgecin, hatta oturun kotu ozelliklerini yazin, sonrada telefona kaydedin, akliniza her geldiginde ayy soyle de iyiydi boyle de romantikti boyle de hayatimi kolaylastiriyordu dediginizde hemen acin telefonu kotu ozellikleri okuyun. Bir de tabi ki benim yillardir yaptigim ve fikrimi ciddiye alacak insanlara soyledigim sey, takibi birakin, zero communication yani sifir iletisim. Merak mi ettin acmicaksin, bakmicaksin, zorlicaksin kendini cunku beynin o anda seni kandirmaya calisiyor, yemiceksin bu oyunlari. Bakalim gelsin kitaplar zaten daha detaylara takilirim.
Simdilik okudugum kitap hala etkili insanlarin yedi aliskanligi, muhtesem bir kitap. Uzun zamandir en negatif zamanlarimi geciriyorum, bir kac konu ust uste gelince beni biraz zorladi yalan yok. Ama tabi teslim olmamak icin elimden gelen herseyi yapiyorum, ve bu kitap o kadar yardim ediyor ki bana baska biri soylese asla inanmazdim. Paradigmalari degistirince insanin hayatinin aslinda ne kadar kolaylasacagini anlatiyor. Bir sabah uyanip yapilacak kadar kolay olsa keske, tamam o kadar degil ama ugrasmayinca yapilmayacak sey degil. Ben basladim ufak ufak, ise de yariyor. Bu arada ilk asamada kolay olsun diye is yerinde uygulamaya basladim, uygularken de biraz adam seciyorum ama o kadar da olacak artik :)
Kapanisi yaparken de sunu da suraya yazayim da dursun, annem ve babamla konustuk bugun arabada eve donerken. Annemi bir arkadasi aramis sabah, beni de cok tanimaz etmez aslinda. Beni ruyasinda gormus, bir harikaymisim bir mutluymusum, inanilmazmisim yani. Sabah zor dayanmis erkenden aramamak icin. Annem de bayagi heyecanlanmis tabi, o kadar guzel anlatti ki ben bile heyecanlandim. Bakalim hayat neler getirecek, simdilik vip salonundayim yine, su ucak varya hani, yine rotar yapti. Kalkisi bekliyorum.
4 Mayıs 2018 Cuma
Tatil sonrasi
Yine bir yorgunluk coktu uzerime. Tatil sonrasi rehaveti deyip esas sebeplerini hic dusunmeden devam etmek daha iyi olabilir bu gunlerde, nasilsa yakinda yine yazarim hayat beni neden yoruyosun diye. Aaa bu arada fiziksel de yorulmam garanti bu aralar zira isler iyiden iyiye yogunlasti gercekten de. Ben de tabi bu aralar isime iyice profesyonel bakmaya zorluyorum kendimi. Zira sevgili! patronumun benle yaptigi son gorusmeye gore durustluk, etik falan sacma ve para etmeyen degerlermis. O yuzden madem profesyonellik bunu gerektiriyor, o zaman ben o kadarini yapamayacagim icin bari ona olan sevgimi artik sifira indirip soyledigi herseye tamamen ay sonunda hesabima yatacak maasi dusunerek cevap vermeye karar verdim. Cunku ne yazik ki profesyonellik bunu gerektiriyormus. Ne yazik ki yuzune gulup arkasindan konusanlar en cok kazaniyormus, ustelik de bak ne guzel isini yapiyor diye ornek gosteriliyormus.
Neyse, isle ilgili serzenislerimi bir kenara birakarak su dun gordugum ruyayi da unutmadan suraya bir ciziktireyim de burda dursun o da. Ruyamda uyandigimda yanimda biri vardi ve sonunda kimsenin yuzunu gormedim. Yuzunu gormeyince de bir mutlu uyandim bir mutlu uyandim sanirsin yanimda gercekten biri var. Ben de bunu isaret olarak aldim yine koydum cebime.
Bir de su bes gunluk kemer tatilinde bir kararlar bir kararlar aldim, uygulamaya da basladim hatta. Hayatimdaki fazlalik olup sadece enerjimi emen ve bana hicbir yarari olmayan insanlar icin aksiyon almaya karar verdim ve buraya gelir gelmez uyguladim. Bir rahatlama geldi mi geldi, anlik akla gelmeler oluyor mu, oluyor. Ama zamanla gecer mi, gecer. O zaman ne diyoruz yine zamana guvenimiz tam.
Neyse, isle ilgili serzenislerimi bir kenara birakarak su dun gordugum ruyayi da unutmadan suraya bir ciziktireyim de burda dursun o da. Ruyamda uyandigimda yanimda biri vardi ve sonunda kimsenin yuzunu gormedim. Yuzunu gormeyince de bir mutlu uyandim bir mutlu uyandim sanirsin yanimda gercekten biri var. Ben de bunu isaret olarak aldim yine koydum cebime.
Bir de su bes gunluk kemer tatilinde bir kararlar bir kararlar aldim, uygulamaya da basladim hatta. Hayatimdaki fazlalik olup sadece enerjimi emen ve bana hicbir yarari olmayan insanlar icin aksiyon almaya karar verdim ve buraya gelir gelmez uyguladim. Bir rahatlama geldi mi geldi, anlik akla gelmeler oluyor mu, oluyor. Ama zamanla gecer mi, gecer. O zaman ne diyoruz yine zamana guvenimiz tam.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)