31 Aralık 2015 Perşembe

Artik yili bitirme zamani

Bu yili da yedik, sonuna geldim saka maka. Neler oldu neler. 
Baslari cok fenaydi, cok agladim, surekli gerginlik, cok fena faka bastim cunku, kandirildim, oynandim, ben de izin vermisim demek ki. Izin vermesem yapamazdi hic kimse. Bosluguma gelmisti cok. Sonra hep gerginlik, aylar boyunca, sonra kabullenis, sonra da uyanis, toparlanma. Intikam falan yok artik ben de zaten, onu birakali cok oldu. Herkes hak ettigi hayati yasar sonucta, herkes gibi allaha havale. Ben kimim ki birini cezalandirayim, yapmam yapamam kimseye. Zaten yapabilsem once eski esime yapardim. 
Kariyer dersek, sacmaliklarla dolu bir yil oldu genel olarak, benim isimin dogasi geregi ilk dort ay inanilmaz yogun, ustune bir de sektor tecrubesi olmayan ama pozisyon sahibi insanlarin arkasini toplamakla gecen, sonra da degil bonus maas zammi bile alamadigim bir yil oldu. Ama yine de kendimle gurur duyuyorum, ustlerimin karsisinda susup arkalarindan konusmadim, herseyi herkesin yuzune soyledim, neyi hakettigimi soyledim, hakli oldugumu gordum, hakliyken bunu sebepsiz alamiyorsam bundan sonra kendi kurallarimla oynayacagimi soyledim, madem deger bu kadar veriliyor, ona gore davranacagimi soyledim. Arkadan oyun cevirmek yok. Zaten benim ahlak anlayisima ters. Sonunda kovulmak mi var? Yapacak bisey yok, dogrulari soyluyorum diye beni kovacaklarsa kovsunlar, onun da cikisini gosterir Allah. 
Hep sorgulama yili oldu, o acidan 2014'ten beni daha cok zorladi. 2014 bosverme yiliydi, dagitma yiliydi. 2015 kafayi toplama yili oldu, ben nerdeyim, ne yapiyorum, ne yapmaliyim sorularina cevap arama yiliydi. Zordu yani, inisler, yokuslar coktu. Hala da bitmedi arayisim, yol kat ettim. Ama daha sonuna gelmedim, az kaldi, bu kisim bitmek uzere. Tabi bunu bitirince yeni sorular gelecek ama olsun, her asama yeni bir farkindalik, yeni bir heyecan, yeni bir varolus. 
Ozguvenimin tavan yaptigi bir yil oldu. 2014'te yukselise gecmistim, zaten oncesinde dipteydim. 2015'in basinda yine bir bocalama oldu, kocaman bir tokat yedim, cok uzuldum onu yedigimde, bir daha yemem diye dusunuyordum cunku, ama oyle olmuyormus. Yine yedim, yine kalktim. Kullerimden dogdum, ben burdayim dedim, herseyimle, duygularimla, sevgimle, zekamla, kalbimle ve ailemle. 
Hayatta en onemli varligin aile oldugunu bir sefer daha ogrendim. 
Paranin sadece bir yere kadar mutluluk getirecegini ogrendim. Esas onemli seyin saglik ve ichuzur oldugunu ogrendim. 
Kendimle mutlu olabilirsem herkesle mutlu olabilecegimi ogrendim. 
Sahip oldugum esyalarin beni eskisi kadar mutlu etmedigini gordum, hayati daha basit yasarsam daha mutlu olacagimi ogrendim. 
En pahali seye sahip olmanin mutluluk degil sadece anlik bir haz oldugunu ogrendim. 
Benim icin vazgecilmez olan birseyin baskasi icin dunyanin en onemsiz seyi olabilecegini ogrendim. 
Bedenime daha fazla ozen gostermem gerektigini ogrendim. 
Sadece bana deger veren insanlara daha fazla vakit ayirmam gerektigini ogrendim. 
En buyuk haksizliklari kendime yaptigimi ve bunu degistirip en cok kendime deger vermek icin artik herseyden daha cok calismam gerektigini ogrendim. 
Bir isim ters gitmeye basladigi zaman kafamda en kotu senaryoyu okeylemeyi ogrendim. Bunu ogrenmem gerektiginin farkina iki sene once varmistim, artik nerdeyse kendi egitimimi bitirmek uzereyim. Cunku hayatta hersey olmasi gerektigi gibi oluyor aslinda. 
Yani cok sey ogrendim. Cok ama cok zor bir yil oldu. 2013 yilindan sonra hayatimin en zor yili oldu hatta. Ama bitti. Simdi ben de bir cok insan gibi 2016'dan cok umutluyum. Cok guzel cok keyifli hisler var icimde. Belki bu sene merkur hic ters donmez, her isim rast gider, basima gelen hersey hayirli, sonucunu gorebilecegim seyler olur. Guzel degisiklikler, keyifli baslangiclarin yili olur. Omrumun bu zamana kadar ki en mutlu yili olur, icim mis gibi taptaze heyecanlarla kipir kipir olur. 
Yasamaya devam, hayat en guzel hediye..

30 Aralık 2015 Çarşamba

Hak ettigin hayat

Sebebini buldum en azindan, bu yil ki kazancim bu oldu. Onumuzdeki yil hedefim cozumunu bulmak. 
Beni en cok mutsuz eden, herseyi en ince ayrintisina kadar dusundurup sonra da keyfimi kaciran sey karsilastirma ve bu karsilastirmanin sonunda da hak etmedigini dusundugum insanlarin benim dusundugumden daha iyi yerde olmasi. 
Bu karsilastirma olayini cozup bir zemine oturttugum zaman isin inanilmaz buyuk bir kismi hallolmus olacak, eminim. 
Bakiyorum etrafima, sonra diyorum ki nesi benden fazla da benden daha cok para kazaniyor, nesi benden fazla da bilmemkim onunla ilgileniyor, nesi benden fazla da benim olmak istedigim yerde su anda. Hic bir seyi fazla degil, hatta benim daha fazla, burda kendime torpil yaptigimi, bu insanlari sadece disardan gorundukleri gibi kabul ettigimi gozden kaciriyorum. Isime oyle geliyor cunku. 
Ben daha zekiyim ondan, daha cok calisiyorum, isimi daha cok onemsiyorum.  Neden hala onun kadar kazanamiyorum? Evet hayat bazi anlarda cok adil degil, ama gelecekte ne olacagini hic bir zaman bilemem, iste bunu bu karsilastirma da hep yabana atiyorum. O paranin karsiliginda nelerini feda etti? Gururunu, insaniyetini, durustlugunu belki.. Belki de benim sahip oldugum icin hayatta kendimi cok degerli hissettigim bir suru degeri feda etti. 
Nesi benden fazla da benden daha iyi bir hayati var, bilmemkim benle degil de onla ilgileniyor? O bilmemkim beni hakediyor mu acaba? Hani ben inaniyordum herkes hakettigi hayati yasar diye? Nerde simdi bunlar? Nerden bilebilirim ki esas istedigim sey icin hala bekletildigimi ya da bekletilmedigimi? Birakmaliyim bunlari bir kenara, dusunmemeliyim neyim eksik neyim fazla diye, daha zekiyim, daha sadigim, daha dusunceliyim, daha daha diye. Bilmiyorum ki icerde neler yasaniyor, kim aslinda kimin yerinde olmak istiyor. 
O yuzden bu yilin yapilacaklar listesinin basi belli oldu, karsilastirma yapmayi durdurmak ve her zaman oldugu gibi sukretmeye devam etmek. 
Ben inaniyorum, herkes hak ettigi hayati yasar, tum yonleriyle..

29 Aralık 2015 Salı

Dubai, sen nelere kadirsin..

Dubai mi, gece hayati mi? Yok artik, bir romanya mi? Asla... 
Kendimde de cok sasirdigim birseyi kesfetmeme sebep oldu gerci bu sehir. Adamin biri klasik yabanci kizlara yanasma cumlesiyle geldi tabii ki, karsiliginda yani??? demek istedigin ama ortamin garipliginden dolayi bisey diyemedigin. Aaaaa are you from Istanbul? I love Istanbul. Soylemek istedim, gercekten istedim, so what? Tabi ki diyemedim, demedim, ama baska bir firsat verdi bana, Istanbul dururken neden baska bir sehirde yasiyormusum. Bukres istanbuldan cok daha yasanasi cok daha guzel bir sehir dedim, tabi istanbul bogazi haric. Tam da iki is gorusmesinin ortasindayken bunu dusundugumu farketmek bambaska yerlere goturdu tabi beni. Hala emin degilim is gorusmelerinden olumlu cevap alirsam sevinecek miyim diye. Bazi anlar geliyor ne isim var benim burda diyorum, bu yalnizliga niye katlaniyorum, para bu kadar onemli mi diyorum. Bazen de beni derin dusuncelere daldiriyor bu sehir, sadece para degil mi yoksa beni burda tutan diye, yoksa korkuyor muyum istanbul'daki hayattan? Ondan mi burayi daha cok sevdigimi dusunuyorum bazi bazi. Bu kadar mi uzaklastim ben istanbul'dan. Cevap net degil, normal gerci. Her basima gelen olayin sonrasinda dedigim gibi boyle is olmasi gerekiyormus diyecegim bu surecin sonunda da. Hayirlisi olsun benim, benim sevdiklerim ve beni sevenler icin. 

16 Aralık 2015 Çarşamba

Bugunun satir baslari

Bekle beni Dubai, geliyorum. Tabi eger israil maceramdan sonra beni alirlarsa :))
Ne demis unlu bir dusunurumuz, maskarani degil rujunu bozan adamla birlikte olacaksin. Kabul edelim on numara laf. 
Christmas hediyelerini artik almam lazim, ya da tembelligime kalip bulup Christmas sonrasi alicam, noel falan bizi bozar, yeni yiliniz kutlu olsun. 
Calismak bana iyi geliyor, yeni urun yeni heyecan. Gorev tanimimda var mi? Yok. Onemli degil, ne de olsa ne is olsa yapiyoruz. Zam yok, araba da yok, o ayri. 
Haftaya nurtopu gibi yeni bir heyecanimiz var, mulakat, hem de turkiye'de. Yeni firsatlara gebe mi bakip gorucez. Bana maliyeti oldu, o ayri, ucak parasi kacti artik bi tarafimiza. 
Yetmis dokuzuncu defa derya abla (kendisi fal aplikasyonu oluyor) kismetin cok yakin, kendini hazirla dedi. Umudumuz derya abla, ah derya abla ah ben ne diyim sana..
Her insan ikinci bir sansi hakedermis, ama bilmemkacinci sansi verirsen orda artik kabahat sende, hic kimsede arama gunahi. Ya da bisey diyim mi, bosver ya, saf olmak bazen guzeldir, belki birgun senin de ucuncu sansa ihtiyacin olacak, o zaman karmanin ne yapacagi belli olmaz. 
Dostlar biriktirmek lazim, ozlenecek, akla gelince gulumsetecek, aklina gelinince rahatlanacak, huzur verecek. Bir yere gidince gormek istenecek, firsat yarattiracak. Bende var, herkese nasip etsin Allah. 
Tabakta yemek kalinca sevinmek var iki gundur kismetimizde, sanki pantolonda hafif bollasti, uc hafta sonra kendimi spor salonundan iceri de attim. Fit vucut bekle beni geliyorum yeniden. 

11 Aralık 2015 Cuma

Nerden ciktin sen simdi?

Biliyor musun, bazen hani boyle icine bisey gelir oturur, sebebini, neden geldigini, niye oyle hissettigini hic bilmezsin ya hani, iste bugun bana ondan oldu. Bulamiyorum, belki de buluyorum da itiraf edemiyorum. Sanki birileri bana haksizlik ediyormus gibi geliyor. Yapiyorum, deniyorum, cabaliyorum, cidden cok ugrasiyorum ama bugunluk gonderemedim henuz bu duyguyu icimden. Ortada buyuk bir yanlis anlama varmis gibi. Butun dunya uzerime geliyormus gibi, yani benim dunyam. Oylesine sol tarafima oturdu ki tam eve gelirken bugun aksam ki yemegi kendimi iyi hissetmiyorum deyip iptal etmeyi bile gecirdim aklimdan. Kendi ayarladigim, cok sevdigim hep keyif aldigim ispanyol restaurantinda olan yemegi, tamam biraz da pahali gerci :) Neyse iste, arabada dedim tamam, bu kadar gitmek istemiyorsan gitme, iyi degilim de olsun bitsin, ne alemi var kendini kasmanin. Git eve, giy pijamalarini, cek ustune battaniyeni, ac seinfeld birkac bolum, sonra da belki bi film patlat, filmin yarisinda uyuyakal kocaman kanepede, sabah kalkinca da gerisini seyredip sonra hoop kahvaltiya. 
Yok, kulaga cok guzel geldi ama yok, eve gelince olmaz dedim, hic duygulardan bahsetmedim cunku yukardaki aksiyonlari siralarken. O hissiyati istemedim icimde. Icindeki sikintiya teslim olup iptal etme her zaman yapmaktan keyif aldigin seyi dedim. Inanma ona, simdi sanki gitmek bir izdirap gibi gozuksede icimdeki o davetsiz misafir hissiyatim yuzunden, aslinda gidince keyif alacaksin diye konustum kendimle. Ikna olmadi henuz keyif alacagina ama gitmeyi kabul etti en azindan. Biliyorum cunku, once aksiyon keyfi arkasindan geliyor. Hem zaten evde kalinca bu aksam melankoli garanti, ama onceden denenmis keyifli aksiyonun yine ayni olma ihtimali var en azindan. O zaman denemekten zarar gelmez. Yani ben makyaja ust bas degistirmeye gidiyorum simdi. 
Bana iyi eglenceler, hak eden herkese de

2 Aralık 2015 Çarşamba

Hadi baslayalim

Bugun bisey farkettim, oyle aniden, dizi seyrederken. 
Eskiden birsey aldigim zaman, herhangi birsey, dunyanin en mutlu insani olurdum. Bundan alti yedi sene onceydi, lacivert bit ayakkabi alacagim diye kafaya takmistim, sonunda bir gun aradagim lacivert ayakkabiyi bulup dusunup dusunup almistim, ve olmustu iste, dunyanin en mutlu insaniydim cunku dunyanin en guzel lacivert ayakkabisi benimdi. Sonra birgun mudo'dan bir ceket almistim, aman allahim inanilmaz birseydi, ogrenciydim daha o zamanlar, sevgilim de yanimdaydi, dakikalarca dusunmustum o ceketi almak icin, sonunda buumm alinca yine en mutlu insan olmustum dunyadaki. Bir ayakkabi maceram daha var tabiki, aldiktan sonra ofise girince yayin yapmistim resmen ekiptekilere, hazir olun birazdan dunyanin en guzel ayakkabisini goreceksiniz diye. 
Simdi dusundum de en son ne zaman aldigim herhangi birsey beni bu kadar mutlu etti diye, uzun zaman onceydi ne yazik ki, en azindan eskiden basima gelme sikligiyla karsilastirinca bayagi uzun zaman onceydi. Hem de su an daha cok sey almama, daha fazla para vermeme ve daha az dusunmeme ragmen. Sanki onemini kaybetti artik, heyecani kayboldu, kolay ulasildikca albenisi gitti rengi soldu. 
Sonra dedim ki bu yuzden mi acaba? Acaba aslinda simdi eskisinden cok daha mutluyuz da artik kolay ulastigimiz icin mi sanki yokmus, sanki hep onu ariyormusuz gibi geliyor? Yoksa hep yanimizda basucumuzda da biz mi farkinda degiliz? Neden olmasin? Belki de biz hep mutluyuz, sadece artik cok kolay mutlu olmak da tadina varamiyoruz. Ben degistiriyorum bakis acimi an itibariyle, en azindan degistirme kararini aldim, calismalara basliyorum, yola ciktim yani. Cok basit ya, anladiniz siz beni. Hadi baslayalim, bir deneyelim bakalim, ne kaybederiz ki sonucta..

1 Aralık 2015 Salı

Bir ruya gordum sanki..

Dun bir ruya gordum, sabah uyandim bir mutluluk bir mutluluk, inanilmazdi, sanki pompayla doldurmuslar gibi. Ilgincti, ilk uyandigimda hatirlamiyordum ne yalan soyleyeyim, ruya gordugumu. Sonucta mutluydum iste, ani yasa gitsin. Bir sure sonra kendime tam gelince hatirladim ruya gordugumu, hem de en iyilerinden bir tane :) O yuzden huzurlu ve keyifli uyandim zaten. Anlatirim ruyami, problem degil nasilsa. Ama esas onemli olan sonradan ogrendigim sey. Anlatiyorum. Bugun israil'de son gunum, hava muthis, gunesli, evet aralik 1 ama iste burdaki insanlar sansli yapacak bisey yok. Neyse muthis bir kahvalti (allaha her zaman sukrediyorum bunlari deneyimleyebilecek hem maddi hem manevi gucu bana verdigi icin) ardindan deniz kenarinda dalga sesleri ve gunesle huzur. Iste tam bu sirada, gunun en huzurlu aninda yani, telefonum birden free wi-fi bulup internete baglandi. What's up'a mesaj yagmaya basladi, yirmi kusur ileti. Baktim Cigdem, hemen actim, o an benim icin inanilmazdi gercekten, seni ruyamda gordum diyordu dun gece, detaylari da veriyordu tabi:)) Bir kac ayrinti var tabi biraz daha farkli gelismesini istedigim, ama mutluymusum iste tipki benim de muhtemelen ayni zamanlarda gordugum ruyada oldugu gibi. Inanilmaz, gercekten kac sefer olabilir boyle birsey, ben ve beni sevdiginden emin oldugum bir arkadasim ayni gun ruyada beni goruyoruz. Bu muhtesem bir isaret benim icin. Bunu gorememek icin algilarimin tamamen kapali olmasi lazim, neyse ki oyle biri degilim laf aramizda. Iste benim icin, nasil desem, super bir benzetme yapiyorum simdi, falciya gidip inanilmaz seyler duyup gelecege dair kocaman umutlarla oradan ayrilmak gibi, hem de bedava, hem de direk aracisiz gonderilmis sahibine teslim umutlar, ardindan bir de onayi geldi cok guvendigim birinden. 
Evet her ne kadar simdi buraya yazarken bile kendimi beklentiye soktugum icin cekinsem de durust olabilirim, evet istedigim seydi ruyamda gordugum, su an itibariyle hayatimda bir eksiklik varsa eger eksik olan tek sey, huzurlu bir iliskide beni seven bunu hissettigim ve benim de sevdigim yaninda rahat oldugum adam. Iste bunu gordum ruyamda. 
Ve bugun tatilin son gunu, bugun bitmeden havada bir yerlerde olacagim, hissediyorum yepyeni bir donemin baslamasina cok az kaldi. Bekle beni yeni hayatim, ben geliyorum. Her zaman yeni umutlarimla, hak ettigim gibi. 
Zaten herkes umudugu, hak ettigi hayati yasamiyor mu sonucta, sadece inanmali kendine, hak ettiginin elbet kendisini bulacagina, daimi huzur oralarda bir yerde yani icimizde sakli aslinda..

30 Kasım 2015 Pazartesi

Is nerde ogrenilir?

Su an Tel Aviv'de bir cafedeyim, cok buyuk degil, cok kucuk de degil, orta kivamda bir yer. Bir kac garson calisiyor. Iki garson ilgimi cekti, surekli yanyanalar, bir tanesi digerinin arkasindan urkek bakislarla elinde bos tepsisiyle geziniyor. 10 saniye sonra anladim, egitimde yeni kizimiz su anda. Egitim veren o kadar ciddiyetle yapiyor ki isini hayran olmamak elde degil. Bana yine de garip geldi tabi, bu kadar egitimin ne geregi var, hemen baliklama suya atlamak daha iyi degil mi diye dusundum, iste Turkluk tabi, boyle yetismisiz sonucta. Hangimizin ki daha dogru bilemedim ama toplumu gecip sadece kendimi dusunursem ben her zaman baliklamaciyim. Yani bilirsiniz iste, on the job training, is iste ogrenilir. Sorun cikar, insiyatif alir halledersin, bana gore gunun kahramanisin. Herkesin tarzi kendine tabi ama hap gibi egitimlerde gercek hayatin ne kadari yer alabilir ki? Sudan cikmis balik olmamak icin en olmamasi gereken zamanda, bir an once ogreneceksin nefes almasini ayni zamanda nefesini tutup suyun altinda gerekirse saatlerce kalmasinin. 
Ilk ise basladigim zamani dusunuyorum mesela, mini mini bir asistan oldugum gunleri. Uc haftalik adina egitim denmis bir programla basladik hepimiz. Az bir heyecan var tabi inkar edemem, ama anlatilanlar o kadar sacma ve anlamsiz geliyor ki anarsist ruhum daha fazla dayanamadi, ikinci gun o zamanlar mudur yardimcisi olan birini yakaladigim bir yerde sessizce sordum, bos degil mi bu dinlediklerimiz aslinda ise gitmeye basladigimizda anlamaya baslayacagiz herseyi. Iki saniye bakti suratima, dogruyu mu yoksa soylemesi gerekeni mi soylese diye dusundu, ya da ben ona yordum. Sonra dogruyu soyledi bana, bosver takil gitsin simdilik, hersey gercek dunyaya girince baslayacak. Aynen oyle oldu, aglaya zirlaya ogrenmem gerekenleri ogrendim, tahminim fena da ogrenmedigim, yoksa sanirim burda olmazdim su anda. 
Zaten hayat herseyi bize alistira alistira sunmuyor ne yazik ki. O yuzden bazen krizleri atlatmayi kriz aninda ogrenmek iyidir, hazirlikli olmak icin. 

28 Kasım 2015 Cumartesi

Tel Aviv'i sevmek icin bir kac neden

Bundan uc dort sene once gelmeyi asla dusunmedigim, hayal bile etmedigim bir ulkedeyim su anda, israil'deyim, tel aviv'de. Bir aksilik cikmazsa pazartesi yolculuk Jerusalem'e (kudus). Inanilmaz heyecanliyim. Hersey ama hersey burda bekledigimden cok daha guzel, cok daha kolay, cok daha rahat. Burda insanlar nasil yasamalari gerektigini ogrenmisler gibi hissettim ben. Bana inanilmaz stressiz geldi mesela burda insanlar, huzurlu. Bunu kendi ulkemden birine soylesem herhalde alayci bir gulumsemeyle karsilarlar beni. Halbuki bence biz kendi ulkemizde daha az variyoruz hayatin, yasamanin mutlulugunun, huzurunun tadina. Gosterisle yakindan hic bir alakalari yok, araplardan bahsetmiyorum, yargilamamak icin onlar hakkinda yorum yapmayacagim. Herkesin buna kadinlar da dahil giyim tarzi rahatlik uzerine kurulu. Kadinlar huzurlu burda, yuzlerinden, konusmalarindan, gozlerinden belli, ikinci sinif olmamaya cabalamak gibi bir dertleri yok, sanki boyle birseyin varligindan bile habersiz gibiler. Gucluler belli, ve toplum onlari bu yonde tesvik ediyor, bu benim buyudugum yetistigim yerden gelen bir kadin icin inanilmaz. Haklarina hic caba gostermeden kendiliginden ulasmis olmak. 
Kaldigim otel, otel demek yanlis olabilir belki, bina, Fas'ta dogmus, Fransa'da buyumus sonra da tel aviv'e yerlesmis yahudi bir bayan tarafindan isletiliyor. Dun ugradi bir sorunumuz var mi diye sormak icin, inanilmaz bakimli ve hayat dolu bir kadindi muhtemelen altmislarinda. Zaten daha gormeden karsimda oyle birini gormeyi bekliyordum. Eve ilk girdigim anda karsimda gordugum duvarda yazani okuduktan sonra aksini dusunmemistim zaten. 
You only live once but if you do it right... Once is enough
Salonun duvarinda bunu gorunce kabul etmeliyim ki bir tuhaf hissettim. Dusundurdu beni, ben hakkini veriyor muyum acaba diye. Sonra dedim kendi kendime, tabi ki veriyorum, hem de hic bir zaman durmuyorum, hep daha fazla huzur icin cabaliyorum, bazen verileni kabul edip sukrediyorum, bazen secen olmak icin elimden geleni ardima koymuyorum. Balansin pesindeyim her zaman, bazen uclarda, sinirlarda bazen huzurda dinginlikte. Iste balansta tam oralarda bir yerde olmali bana gore. Her zaman ayni duygulari tatmak bana gore degil, her zaman uclarda yasamak da bana gore degil. Benimki herseyden biraz biraz, bazen bir yere gidip surekli dansetmek, icip cakirkeyif olup olur olmaz herkesle muhabbet etmek gulmek sirf canim istedigi icin kalabaliklarda olmak, bazen de dag basinda bir otele gidip mukemmel manzaranin tadini kahvem ve kitabimla cikarmak gun boyu. Iste benim icin hayati yasamak bu, istedigim zaman istedigim gibi olmak. Bazen beyaz, bazen siyah ve tabi ki bazen de gri..

23 Kasım 2015 Pazartesi

Yola devam ediyorum

Bazen bitirmek gerekiyorsa, yer acmak gerekiyorsa yeni hakedilmisliklere, eskilere elveda diyecek kadar cesur olmak gerekiyor. Yoksa yerini acmadan, hakettigimizi gostermeden bonkorlugunu gostermiyor hayat bize. Aklindan atamadan, ikna edemeden kendini bile nasil odullendiririm onu diyor. Cesaret gelince, gosterince o gucun kendinde oldugunu insan, butun yenilikleri tum heyecaniyla onune seriyor. Yeter ki goster gucunu, hak ettigini, hep edecegini, yeri gelince birakabilecegini, bagimli degil bagli olacagini. Ve en onemlisi de hak edeni affedebilecegini. Sonra da yoluna devam edebilecegini butun yuklerinden kurtularak, ozgur, huzurlu ve kendinden emin. Tereddut etmeden, hazir oldugunu hissettigin anda emin adimlarla yola devam. Hazir degilsen hic vazgecme, hep ugras hazir olmak icin, yilma dusunce kalk yeniden, silkelen toparlan ve yola devam, hep cikacak karsina sonra da gelecek yanina sana gonderilenler, yeterki sen gormesini affetmesini bil. 

18 Kasım 2015 Çarşamba

Biraz degisik bu aralar

Bazen boyle anlar ugruyor bana, cogunlukla kapidan soyle bir bakip gonlunu alip nazikce geri gonderiyorum mutsuzlugu. 
Bu sefer kabul ettim onu iceriye, bir kac sefer daha yapmistim bunu, hep iyi bir partner olmustu bana kisa birlikteliklerimizde. Sonra israrci olmadan ne ben ne de o ayrildik vakti gelince. 
O yuzden bu sefer aldim yanima, iki gundur birlikteyiz. Ikna oldum bu sefer almaya cunku yorgun hissediyorum kendimi, bir de onun gonlunu alacak enerjiyi bulamadim kendimde. O bana yardim etsin, yanimda dursun istedim. Fena da gitmiyoruz hani, iki gun oncesine gore cok daha az hissettirmeye basladi varligini. Hala biraz daha yanimda kalmasina ihtiyacim var ama. 
Dedim ya yoruldum biraz cunku, gerginim hem fiziksel hem zihinsel zannimca. Gereksiz anlamsiz alisik olmadigim reaksiyonlar vermeye basladim henuz onu kabul etmeden once. Anlamsiz ofke nobetleri yalniz kaldigimda. 
Ozledim cunku, cok seyi ozlemistim aslinda. Hep ayri zamanlarda geliyordu aklima, son bir damla gelince hersey ayni anda coktu uzerime birdenbire. Ben de iste dedim ya, yoruldum, bu seferlik aldim mutsuzlugu yanima. 
Dunyada adaletsizlikler var biliyorum bunu zaten, hepimiz yeri zamani gelince farkli sekillerde dayanabilecegimiz olcude tecrube ediyoruz zaten. O yuzden herkesin derdi kendine en buyuk zaten. Ben o derdin icinde bogulmayi, buyutmeyi, icinden cikilmaz hale getirmeyi sevmiyorum. Getirmedigim olmuyor mu, tabi ki oluyor, herkes gibi insanim, melankoli bana da ugruyor. Ama iste o anlarda sadece kafami az birsey kaldirip bakmayi bilince etrafima goruyorum aslinda cok sansli oldugumu, o yuzden sevmiyorum dedim iste. Kafami kaldirdigim anlarin kiymetini bilmeyi daha cok seviyorum cunku. 
Iste yine de bu aralar biraz yorgunum. Cok geldi ust uste. Bir kac sey gordum, yeni bir kac insan tanidim beni hayal kirikligina ugratan, hala cok sevdigim bir arkadasimi kaybettim artik arkadasim mi bilmiyorum gerci, ya da hic oldu mu yoksa ben mi oyle sandim hala mi kendimi kandiriyorum ondan da emin degilim zaten, yalnizligin bu aralar negatif taraflari kendini hatirlatiyor, biraz konusmak istiyorum ama boyle icimden geldigi gibi illa dertlesmek gibi degil yani bilmiyorum iste hani icimden nasil gelirse ne yapmak istersin soyle onu yapalim diyecek insanlara ihtiyacim var, varlar biliyorum ama uzaktalar, normalde varliklarini bilmek, telefonla konusmak yetiyor ama bugunlerde yetmiyor, ozledim onlari o yuzden, evimde olmayi hissetmeyi ozledim, bir yere ait olma duygusunu ozledim, plan yapmayi ozledim, isyerinde calistigim insanlara guvenebilmeyi ozledim, istanbulu ozledim, bi de en onemlisi ailemi ozledim. 
Kisitli zamanlarda yogunlastirilmis duygulari paylasmak degil istedigim. Yoksa bir ucak bileti maliyetinde bir kac saat uzaklikta. Daha yogun geldi bu sefer sadece. Ben de o yuzden aldim yanima, icinden geciyorum, her anini yasayarak, icime cekerek, aglayarak, bagirarak, cagirarak, sinirlenerek, sonra sakinleserek. Simdi hic bir karar vermiyorum o yuzden, dusunuyorum, neler yapabilirim diye, gidip geliyorum, bekliyorum. Sakinlesmeyi, artilari eksileri cikarabilecegim zamanin gelmesini. 
Az kaldi, cok garip belki dogru belki yanlis belki deli sacmasi ama iste sanki o son donemecte gibiyim bu aralar, hani su geyikler var ya gun dogmadan onceki en karanlik vakitteyim gibi sanki. Cok az kaldi, yeniden daha once de bir kac sefer oldugu gibi hayatimda yepyeni bir sayfa baslayacakmis gibi geliyor, yepyeni bir bolumu deneyimleyecegim ve cok keyifli cok heyecanli olacakmis gibi geliyor. Hep kazidim tirnaklarimla bir cok seyi degistirdim hayatimda allahin yardimi ve izniyle, bir tanesi daha yolda. Biliyorum, hissediyorum cok az kaldi. 

15 Kasım 2015 Pazar

Utanma dostum

Anlamiyorum, anlayamiyorum. Komik geliyor artik. Para soz konusu olunca neden hersey birden kocaman bir rekabete donuyor, beynim yetmiyor anlamaya. Akla yakin tek aciklama eksik olan biseyin kapanmasi olabilir gibi geliyor. Acaba neyin? Belki de tahmin etmek cok zor degil. 
Bardayim, arkadaslarimla egleniyoruz. Bartenderla kankaya bagladigimizdan barin onunde her zaman yerimiz hazir. Bi tip geldi, bir sekilde bir iki cumle konustuk, dondum arkadasima, her iddiasina varim bu cocuk Turk dedim. Nerden anladigimi sordu, konusmasindan dedim, bu ingilizceyi biliyorum cunku ben de oyle konusuyorum dedim. Gulduk, falan filan derken sordum cocuga, tabi ki Turk. Klasik sorular, aaa neden burdasin calisiyor musun falan filan, sonra nasil turk oldugunu anladigimi sordu bana, soyledim ingilizce konusmandan diye. Aninda savunma moduna gecti, ama ben bilmem kac sene amerika da yasadim, aksanim cok iyi, buralarda yeniden ingilizceye gecis yaptigini da belirtmek lazim. Arkasindan cat diye yapistirdi, ne kadar maas aliyorsun diye. Cevap vermedim, vermek istemedim, geyige vurdum, arkadaslarima dondum, o da birlikte geldigi insanlara. Tekrar bara gelip siparis verince konustuk yine, soylemedin ne kadar aldigini, unuttum sanma demez mi? Soylemek istemedigimi anladigini dusunmustum diye artik bende direk konustum, sen soyle bakalim, cat diye soyledi, ok iki katindan fazla dedim sadece. Ve tabi ki o an yaris icin starti vermis oldum. Benim ki primler haric dedi, benim ki de dedim, tekrar agzini acacak oldu, bak kardesim sidik yaristirmiyoruz, eglenip dans etmeye geldim ben, yaptigin isle mutluysan ustune de yeterli paran varsa ne mutlu sana gel bu konuyu kapatalim diye konuyu kapattim. Bir kac sefer daha konustuk aralarda, en sonda da gayet guzel vedalastik. Yani kotu dusunmedim, gicik olmadim insan olarak, ama bu para mevzusu, karsidaki kadinin da en az onun kadar zeki olabilecegini kabullenmek neden bu kadar zor, artik bunu anlamak benim icin sanirim basarilmasi imkansiz birsey. Gelip beni buluyor, ben bu diyalogu biliyorum zaten, her seferinde kaciyorum, bu sefer de gelip beni baska bir ulkede gittigim barda yine gelip beni buluyor, sadece bes dakika once tanistigi bir kadin bile olsa hep bir ispat cabasi. Yetersiz olma korkusu, ozguven eksikligi. Iki yol var sanirim cogunluk icin: ya kacmak ki bu da basima geldi belki bir ara yazarim, ya da daha iyi oldugunu ispatlamak. Ucuncu bir yol yok, oldugu gibi birak kalsin ustun olmak zorunda degil herhangi birimiz. Simdilik boyle biriyle tanismadim, ama vardir, bir yerlerde eminim vardir komplekslerini rafa kaldirmis birileri. Sadece henuz ben karsilasmadim. 

12 Kasım 2015 Perşembe

Benim dogrum, onun dogrusu

Su anda benden nefret ediyorsun, bana hak vermiyorsun ama ilerde bana tesekkur edeceksin. 
Bunu soylemeyi o kadar cok seviyoruz ki.. Cunku en dogrusunu biliriz ya hep. Ama hic dusunmeyiz bu kimin dogrusu, benim dogrumla onun dogrusu ayni mi? Bir tane mutlak dogru mu var sanki bu hayatta? Hep kendi dogrularimizi kabul ettirmekle mi gececek omrumuz? Kim verdi ki bize bu hakki? Kim dedi bize bizim dogrumuz herkesin dogrusu olmali diye? Kim verdi bize yargilama hakkini? Karsidakinin yerine karar vermek ne zamandan beri haddimiz oldu? Hic dusunduk mu ki o bizim dogrumuz karsidakine ne kadar zarar veriyor?
Ben biliyorum, benim yerime karar verdiler cunku, bana sormadan, benim iyiligimi dusunduklerini soyleyerek, onlarin dogrusu cunku. En garip olani da bu hep en yakindakilerden geliyor. En azindan benim oyle oldu, cok yakinima aldigim insanlar yapti, benim izin verdiklerim. O zamanlar esimdi, gozlerimin icine bakti, garipti, hic bakmadigi gibiydi, buz gibi, samimiyetten eser yoktu. Ilerde bana tesekkur edeceksin dedi, agir geldi bana bunu duymak, benim icin dogrusuna karar vermis, zahmet edip de bana sormadan. Cunku... Ne olacak ki cunkuyu bulmak, o bana bir cunku soyledi gerci, sorun sende degil bende. Taclandirdik boylece konusmayi. 
Ikincisini atlatmak daha kolay oluyor, insan alisiyor herhalde. 
Yine de dogru olan o bile olsa keske sorsalardi bana da, benim dogrum bile olsa belki ben yanlisi istiyorum, belki ne biliyim belkisini? Yanimiza almak mi veriyor bu hakki onlara? Vermemeli, guven paketinin icine bunu dahil etmemistim ben, benim yerime karar verilmesini. Yine de ogreniyorum, bi daha ki sefere gormus olacagim ogrenmis miyim ogrenmemis miyim. Hayatta hersey bir ders sonucta, daha iyisine layik oldugumuzu gostermek icin. 

Kendime

Bazen bir yorgunluk cokuyor uzerime, hic birsey yapmak istemiyorum, her sey elime yapisacakmis gibi geliyor. Dokunmak istemiyorum kaleme, kagida, telefonun bilgisayarin dugmesine. Eve gitmek istiyorum isten, ama binmek istemiyorum arabaya, kontagi cevirmek istemiyorum, en rahat oldugum en ben oldugum yer oldugu halde arabam. 
Konusmak bile icimden gelmiyor, telefon calsin istemiyorum, mesaj gelmesin, agzimi acmak, parmagimi oynatmak zorunda kalmayayim. Sessizde unutmus olsam telefonu hatta ses cikarabilecek herseyi, sinyal gelse bile haberim olmasa, hayat durmus olsa benim icin. Kimse konusmasa, karismasa bana. Benim icin o an zaman akmasa, sonra da kimse yargilamasa. Bana ozel benimle guzel bende kalan bir zaman gecirsem, sonradan da kimseye hesap vermesem bu kendime ozel biraktigim zaman icin. 
Ne kadar zamana ihtiyacim var bilmiyorum. Cok tesebbus ettim ama hicbir zaman yeteri kalamadim orda. 
Ya tutup aldilar beni ordan, ya sikildigimi zannedip kactim. Ama hep zannettim, ayiramadim kendime, birakamadim zihnimi, koyveremedim. Henuz... 
Yaparim, gercekten hazir olursam yaparim, gelmedi zamani. Cok az kaldi o nihai yuzlesmeye, herseyi tum ciplakligiyla karsima almaya. 
En cesaret isteyen karsilasma. Sonunda butun sokaklarin aydinlanacagi, muthis aydinlik arkasi. Ama o ilk yuzlesmeye cesaret edebilirsen. Butun kapilar o zaman aciliyor, kendine o sansi verebilirsen eger. Yeteri kadar durust olabilirsen eger. Kime mi? Tabi ki kendine. 
En buyuk yalanini kime soyler ki insan zaten? Kendine en cok zarar verenini? Hepimiz cevabi biliyoruz ama kabul edecek kadar cesur muyuz acaba?

8 Kasım 2015 Pazar

Bir telefon calar

Yalnizligin en cok koyan yani bazen saatlerce hic konusmamak, sonra da bunu farketmek muhtemelen bir telefon calinca. Ses catallaniyor ya hani, uykudan yeni uyanmis gibi, karsi taraf soruyor sonra uyuyor muydun diye. Cevap basit aslinda, ama dusunmeye vakit varsa hani sonrasinda, iste o zaman bi vay be dedirtiyor insana. Sonra biraz suruyor etkisi bazen, alip goturuyor bir yerlere. Olur olmaz seyler getiriyor insanin aklina. Sadece bir telefon calmisti halbuki, alakasiz bir kac sey konusulup kapatilmasi gereken bir telefon. Sonradan herhangi bir iz birakmasi manasiz bir olay. O ses oyle catallanmasa aynen olmasi gerektigi gibi olacak aslinda. Ama bu yuzden insaniz iste, bu yuzden duygularimiz var, hic olmadik anda hic olmadik bisey bambaska seyler hatirlatir insana, yalnizlik gibi. Biraz takilir kalir insan orda, sonra bir bakar ki gecmis, sabah olmus yine, gunes dogmus, yepyeni bir gun baslamis. Yeni umutlara gebe. Onemli olan dusmemek degil zaten, ya da carpmamak engellere duvarlara. Dusup yeniden kalkmayi bilmek, carpip engellere vazgecmemek, toparlanmak. Dusmeden buyuyemez ki insan, hem bilemez sonra onune serilenlerin degerini. Yalnizlik, kiymeti bilinesi o yuzden, tadi cikarilasi..

3 Kasım 2015 Salı

Ben buralardayim

Kendime mi daha cok kizmam lazim kafaya taktigim icin, yoksa gercekten ben mi hep bunlari buluyorum elimle koymus gibi, ya da daha da kotusu gercekten herkes boyle mi dusunuyor? Cumlemi bile dogru duzgun kuramadim, cunku bu durum gercekten beni allak bullak ediyor. 
Neymis efendim, akilli kadin erkegine ne kadar akilli oldugunu belli etmezmis, biraksinmis adam kendini en zeki en akilli zannetsinmis. Gercek zeka aslinda buymus. Yoksa evde rekabet yaratmanin ne anlami varmis? 
Anlayamiyorum, karsimdaki adamin yaninda ben ben olamayacaksam ne anlami var ki iliskide olmamin, paylastigimiz hayatin. Iliskinin dinamikleri erkegin kendini guclu zeki ve yenilmezligi uzerine kurulu oldugunda kadinin burdaki tatmini nasil oluyor? Tek tatmin erkegini elinde tutmak mi? Ama benim istedigim bu degil ki zaten. 
Iliskiye devam etmenin en onemli motivasyonunun karsindakini kaybetmemek oldugunu dusunsenize bir. Bu mudur yani simdi ki kadin erkek iliskisinin dinamigi? Hani hayati paylasiyorduk, ne zaman sidik yarisina donusturduk olayi, kim daha uzun iliski yasayacak diye. Surekli kaybetme korkusuyla, surekli soyle davranirsam kazanimim bu olur, boyle yaparsam gercek niyetimi anlar diye planlar yapmak ne zamandan beri gercek iliskinin vazgecilmezi. 
Evet bir iliski istiyorum, varligimizin dogasinda var kadin erkek birlikteligi, ama kendim olabilecegim, yargilanmayacagim bir iliski istiyorum. Kendimi saklamayacagim, zekamin onayli olmasina gereksinim duymayacagim, fikrimi soylemekten, tartismaktan, akillica espri yapmaktan, topluluk icinde kendimi gosterirsem partnerimin onune gecmekten korkmayacagim bir iliski istiyorum. 
Bana cok sey istiyorum gibi gozukmuyordu simdiye kadar, ama pazar gunu gittigim yemekte tokat gibi carptilar yuzume. Yine de bir kac sarilacak dalim var, belki ben yine az biraz orumcek beyinli insanlari buldum, aslinda herkes onlar gibi dusunmuyordur dedim. 
Erkeklerin acisindan dusundugumde onlarin bu inanci desteklemesini anlayabiliyorum. Yine de bunu butun erkeklerin degil kendine guveni az olan erkeklerin destekledigini dusunmek ya da inanmak istiyorum. Anlamadigim sey ise su ana kadar bunu kabul etmis ve bunun boyle olmasi gerektigini dusunen kadinlarin sayisinin inanilmaz derecede cok olmasi. O gun masada bulunan bir kiz arkadasim da buna dahil. Bu arkadasimin egitimli, maddi durumu yerinde, standartlarin uzerinde fiziksel ozelliklere sahip oldugunu da belirtmek isterim. Sanki kural boyleymis gibi konusuyordu ciddi ciddi. 
Ben inanmiyorum buna, ya da belki de butun dunya inanmayi birak kabul etti ve boyle yasiyorda ben kendi kucuk pembe dunyamda soyut mutluluklar pesindeyim. Olsun ben buralardayim.  

27 Ekim 2015 Salı

Erkekler inanilmaz zeki yaratiklar

Bazen erkeklerin kadinlara karsi onyargilarini gordukce aglasam mi gulsem mi sasirip kaliyorum. 
Haftasonu iki arkadasimla dag tarafina hem trekking yapmaya hem de biraz kafa dagitmaya gittik. Yeni tanidigim insanlar ama oldukca geyikler, eglenceli amacina hizmet eden bir gezi oldu. 
En yorucu ama bir o kadar da keyifli kismi tabi ki daga tirmanma kismiydi. Her grupta oldugu gibi bizim de grubun enerji bakimindan zayif bir halkasi vardi. Sezgin yolun basindan itibaren sizlanmalara basladi, iyi de malzeme cikti tabi benle Erdal'a. Kazasiz belasiz, ayi saldirisina ugramadan geziyi tamamlayip asagi inmeyi basardik. 
Seher donus yolunda inanilmaz trafigi gorunce kendimizce eglenceli vakit gecirmek icin geyigin dibine vurmaya devam ettik tabi ki. Sezgin'in son model telefon istemsiz oldugunu iddia ettigi bir sekilde saymis adimlarini, 19950 adim atmisim dedi, 15 km eder diye duz mantik hesaplamasini yapti. Dagda yururken adimlarin boyutlarinin inanilmaz degisiklik gosterdiginden falan bahsetmeye hic gerek duymadim, keyifli giden sohbeti bilimsel gerceklerle baltalamak anlamsiz geldi bana. Arkasindan devami geldi, ben 20 bin adim, sen 22 bin adim, Erdal da 17 bin adim atmistir, artik burdan herkesin kac km yurudugunu hesaplarsin demez mi bana. Bir sey soylemedim, guldum gectim, yine de alamadi hizini, hadi bakalim yakalayabildin mi soyledigim seyi diye patlatinca sakince cevaplamak gerekti artik. Yavrucum hepimiz ayni km yi yuruduk adim sayilarimiz tabi ki farkli dedim ve daha fazla bir sey soylemedim, eskiden olsa o daha boyle bir sey soylemeden atlardim ama zamanla insan kendinden emin olmaya baslayinca baskalarina birsey ispatlamanin yersizliginin farkina variyor ve cok da umursamiyor. Neyse, bombalar yine de kesilmedi, son olarak da evet evet gercekten akilliymissin. Hicbirsey soylemedim yine, sadece guldum.
Kabullenmek de iyi mi kotu mu bilmiyorum, bu tarz olcumler (!) icin erkeklerin kendilerini otorite gormelerini. 
Bunu soylemekten nefret ediyorum ama sanirim bu durumun bu hale gelmesinde en buyuk rol hemcinslerimin. Durum artik oyle bir boyuta ulasmis ki benim gibi dusunen insanlar hep birlikte ugrasirsak bile azicik bile olsa farkindalik yaratabilir miyiz, cok emin degilim artik. Yine de en azindan benim gibi dusunen bir kac insanin varligi bile bana simdilik yetiyor. 
Hayatimizda hep bizi bulundugumuz yerden daha ileriye goturecek insanlar olmasi dilegiyle. 

26 Ekim 2015 Pazartesi

Onlarin dersi

Yapmak istedigim bazi seyler var bu hayatta. 
Onceleri beni bir sekilde uzen, bana zarar veren insanlari cezalandirmak isterdim hep. Sonra onlari allaha havale etmeyi ogrendim zamanla. Zor ve acili bir surecti, cok zaman ve emek harcadim ama sonunda ogrendim. 
Ancak zarar goren ya da bir sekilde uzulen insan benim deger verdigim bir insan oldugunda icimde kopan firtinalari hala dindiremiyorum. Daha da kotusu hicbirsey yapamiyorum. 
Ailem ve hayatima sonradan dahil ettigim ve cok ama cok sevdigim insanlar var ya hani, onlarin hayatina girip uzen insanlari allaha havale etmeyi ogrenemedim iste. Ciksinlar hayatimizdan hic girmesinler bir daha ve aci ceksinler istiyorum. 
Halbuki ogrenmem lazim, bu da hayatta belki de onlarin cikarmalari gereken dersler, yani benim sevdigim insanlarin. Ana iste onlar uzulmesin, gozlerinden bir damla yas dokulmesin hak etmeyen biri yuzunden istiyorum. 
Gucum yermiyor ama bazen engellemeye. Akacak oldugunu bilsem de o gozyasi, ne kadar uyarmak istesem de, yasanmasi gerekiyorsa o an yasaniyor. Bana da bunu ogrenmek dusuyor, simdilik hala zor geliyor yine de cok deger verdigim o biricik insanlarin uzuldugunu gormek. 

24 Ekim 2015 Cumartesi

Isiniz allaha kalsin

Kafayi yastiga huzurla koymak onemli. 
Kimsenin ahini almamis olmak, sadece iyi niyetle kapatmak gozlerini. 
Gozu arkada kalmamali insanin bir yerden ayrilirken ya da cikarken birinin hayatindan. Elimden geleni yaptim diyebilmeli. 
Vicdan azaplari takilmamali pesine. 
Hesapsiz sevebilmeli daha da onemlisi, karsiliginda sadece saf sevgi bekleyerek yaninda da bir tutam saygi, biraz sefkat ve sifir saygisizlik. 
Cunku saygi bitince bir iliskide geride hicbirsey birakmiyor gonul kirikliklari aci ve ozlem disinda. 
O yuzden iste sevebilmeli insan hesapsizca, bikmadan usanmadan saf sevgi nasilmis unutmadan sevebilmeli. Buyurken aslinda unutmamali o icindeki masum cocugu, hic oldurmemeli, hep ozgur birakmali onu, aradigini bulabilsin, bulunca pesinden gitsin kacirmasin diye. Pesinden gidilecek kisiyi kovalamali tabi, oyle degilse de derslerini cikartabilmeli ayni hatalari tekrar yapmamak icin. Ama uzulmemeli, korkmamali hata yapmaktan. Butun duygular insanlar icin cunku, hepsi bizi biz yapan duygular, hamurumuzu yoguran, seklimizi veren, bir daha ki sefere yogunlugumuzu artiran, degerimizi yukselten. 
Yasadigimiz herseyin bir sebebi var bizi daha kotusunden koruyan, bazen gorebildigimiz bazen de sonsuza kadar belki de anlamayacagimiz sebepler. 
O yuzden birakin isiniz allaha kalsin, ona kaldiysa eger sukredin. Yasamak hissedebilmek herseyiyle muhtesem bir mucize. 

23 Ekim 2015 Cuma

Kasim geliyor

Gecen sene bu zamanlarda yine kasimi bekliyordum, ne olacagini tam bilmeden buyuk bir heyecanla. Sadece inanmak istedigim icin ona, cok da dusunmeden, sadece inanmak istedigim icin birine. 
Simdi yine tam bir yil sonra yine ayni heyecanla kasimi bekliyorum. 
Belki de bu hali guzel, ne olacagini tam da bilmeden umutla beklemek. Olmasa bile umdugun sey yeniden baslamak yine ayni heyecanla. 
Cunku icimde bir his var benim, bekledigim sey olmasa bile bir seyler degisecek bu kasim benim hayatimda. Cok heyecanli keyifli muhtesem bir seyler olacak, yepyeni bir bolum acilacak hayatimda. Belki o anda anlamayacagim bile ne oldugunu ama olacak. Biliyorum. 
Kendine guvenmesi lazim insanin, ozellikle de bir kadinin, biz aslinda hep hafife aldigimiz icin kendimizi degerimizi, yanimiza da hakettigimizden daha azini cekiyoruz hep. Halbuki bir de tersini denersek goruruz aslinda tam da hakettiklerimizi yanimizda buldugumuzda. 
Bir dusunun mesela kac sefer begendiginiz birini gordugunuzde yok canim bu bana bakmaz dediginizi, hooop dusurdun degerini yaydigin enerjini. Ya da aslinda senin de icinden geciyor olmasina ragmen arkadaslarin aranizda bisey mi var diye cok masumca sordugunda bile yok ya sadece arkadasiz takiliyoruz o kadar dediginizi, ve iste yine dusurdunuz degerinizi. 
Kabul ediyorum ben yapiyorum bunu, ama artik degisim zamani, farkina varip hakettigimi alma zamani. Hem de tam da kasim yaklasiyorken. Evet klise ama kim inkar edebilir kasimda askin baska oldugunu?

15 Ekim 2015 Perşembe

Istanbul

Ve sonunda istanbul, kacmaya calissam da buraya gelmekten sonunda geldim. Stressli yorgun bir gece, sabah bogaza karsi hizli bir kahvalti ve cok sevdigim bir arkadasimla hizli bir ani yakalama konusmasi, bana verdigi iki guzel haber, tatilde tanistigi cocukla gorusmeye basladigini soyledi. Kafasindaki kliseleri yikip gorusmeye devam ettigi icin o kadar mutlu oldum ki sanirim en az on sefer onun icin ne kadar sevindigimi soyledim. 
Ve arkasindan buyuk bulusma, bir bucuk senenin sonunda psikologumla yeniden bulustum. Herseyi acik acik anlattim hicbirsey saklamadan, bazen kendime bile anlatirken birseyleri arkaya atiyorum, saklamaya calisiyorum. Ama onunla seanslarimizda bunu yapmiyorum, hersey seffaf. Cunku bana gore matematiksel olarak dogru teshis ve dogru cozumu bulmamiz icin butun doneleri vermem gerekiyor ona. O da beni artik cok iyi tanidigi icin hep o minvalde bir anlatimi seciyor. Yine oyle yapti. Yapmaya calistigin sey terazinin dengesini bozmak dedi, dogru da yapiyorsun. Bir kefede duygularin ve umutlarin var, digerindeyse olmadigi gercegi ve ama, zatenlerin. Terazinin dengesini bozmak icin ya umutlarin gercege donusmesi lazim ya da amalarin oyle bir artmasi gerekiyor ki denge bozulsun. Sen de su anda amalari artiriyorsun ve dogru yoldasin. Bir diger yol o teraziyi birakip baska bir yere gecmek yani odagi degistirmek bunun en guzel hali baska bir duygusal iliskiye baslamak. Bir ucuncusu ise zaman. Surekli soyledigim en buyuk guce sahip zaman. Bu kendiliginden olacak zaten, oyle bir zaman gelecek ki kalmayacak artik bu duygu icinde. 
Benim matematik zekama ancak bu formda anlatilabilirdi, o yuzden seviyorum bu kadini ve profesyonel bakis acisini. 
Bakalim daha nasil surprizler olacak istanbulda, neler katarak geri donecegim bu sefer oraya...

14 Ekim 2015 Çarşamba

Saf, huzurlu, sonsuz omurlu

Ayin 13 u diye mi yoksa bugun sali diye mi bilmiyorum, bugun guzel baslamadi nedense benim icin. Trafigi bile sevmedim bugun, sanki diger soforlerin hepsi gerizekaliymis, her an bir hata yapabilirlermis gibi geldi. Iki uc tane gercekten vardi gerci ama onlar hep varlar zaten, o yuzden ekstra bahsetmeyi gerektiren bisey yoktu aslinda. Makyajimi bile yapmak istemedim ama ikna ettim sonra kendimi, hadi bakalim dedim, distan da guzelleselim biraz. 
Cozdum aslinda gercek sebebimi, cunku yarin istanbula gidiyorum ve gerginligimin sebebi bu. Kabul etmek istemedim basta ama sabahki toplantida verdigim tepkiyi gorunce yeter dedim, bu gerginlik sadece bana zarar, baska kimsenin bir isine yaramiyor. Toplantida dusunduklerim yanlis degil, aman yanlis anlasma olmasin ama degistirebilecegim bir sey degil. Kabul etmem gerekiyor ki gunumuz is dunyasinda bir cok sirkette oldugu gibi bizim sirkette de zeki olmak kadar onemli olan diger iki sey de ya uzun ve ince bacaklarinin olmasi ya da birinin adami olmak. Bende an itibariyle ikisi de yok ama  neyse  ki zeka kismini alllah yeterince vermis, ya da ben oyle hissediyorum, zaten onemli olan da benim hissettigim :))
Toplantidan cikinca bu kadar etkilendigimi gorunce artik duygusal durumumu kontrol altina almam gerektigini anladim. Once sorunun gercek sebebini bulup kendime itiraf etmem gerekiyordu, bulma kismi degil ama kabullenme kismi biraz zorladi beni. Yarin istanbula gidecek olmamdi asil sebep. Neredeyse bir bucuk yil sonra ilk defa gidecek olmam beni fazlasiyla germis megerse. Kabul ettim ama sorunu sonunda. Sonra basladim kendimi bu yarattigim gereksiz stresin ne kadar anlamsiz olduguna dair ikna etmeye. Tam o sirada hizir gibi imdadima bugun vedalasmaya gelen bir arkadasim yetisti, uc saat sonra iskocya'ya ucuyordu oraya yerlesmek icin, oldukca gergindi. Sakinlestirmeye calistim elimden geldigince ve tabi ki hic bir duyguyu icinde tutamayacagini soyledim ona, kendime de hatirlattim. O kadar iyi geldi ki bana da birine bunu sesli soylemek, adeta ondan cok kendime yardim ettim. Arkasinda yardim etmeye karar verdigimiz bir arkadasim icin ilk somut adimimi attim, sonra kuafor fasli geldi, ardindan burdan beni arayip yarin icin iyi yolculuklar dileyenler, istanbuldaki insanlarla son program konusmalari, vee cok sevdigim iki arkadasimin benim gelisimi sabirsizlikla beklediklerini ogrenmek. Paha bicilemez. 
Evet hayatimda birsey eksik sadece, huzurlu mutlu bir ask, ama geri kalan herseyi fazlasiyla biriktirmisim yanimda. Ve bir dilek tutacagim simdi soz verdigim gibi pazar gunu kahvaltida aciklamak uzere. Herseyin en iyisini hakettigime inaniyorum, o yuzden de hayatimdaki butun guzelliklerin yanina bir de saf huzurlu sonsuz omurlu bir ask istiyorum. 

11 Ekim 2015 Pazar

Bilinmezlik, seviyorum seni herseye ragmen

Bilinmezlik yok mu, bazen butun dunyami alt ust ediyor. Bazen herseyi kabul ediyorum hayatimdaki, gelecekle ilgili butun umutlarimi da icimde tasiyorum, ama iste o bilinmezlik yok mu, onunla bas etmeyi hala tam olarak ogrenemedim. Belki de kabul etmem gereken onun ustunlugu. 
Icten ice biliyorum da aslinda, bilinmezlik hayatta herkes icin esit olan nadir seylerden biri. Kim, hangi guce sahip olan kisi bilebilir ki bir saniye sonra ne olacagini? Kimin hayatinin tamamen degismeyeceginden kim emin olabilir?
Yine de tabi insanim ben de sonucta kendimce yollar bulmaya calisiyorum icimdeki umitleri yesertmeye devam etmek icin. Fal benim buldugum yollardan biri. En akilci yol degil biliyorum ama ben kendimce onu kafamda oyle bir yere kodladim ki bana iyi geliyor. 
Isin bana gore komik tarafi da bundan bir kac yil once fal asla baktirmayan, kahve fincanini kesinlikle kapatmayan, kapatanlari icinde yargilayan ben simdi buldugum butun firsatlari degerlendiriyorum. 
Yine benim sucumdu belki de o zamanlar da herseyi kaliplara oturtmustum cunku, tek bir yolu vardi cunku o zamanlar fal baktirmak gunahti ve yargiyi bitirmistim kafamda, noktayi koymustum ve kesinlikle tartismaya acik degildi benim icin. 
Simdi tamamen degisti benim icin fala bakis. Tipki bir terapi gibi, guzel seyler duymak umut etmek icin bir yol sadece. Tabi ki demek istedigim sey duydugum seyler icin beklentiye kapilip olmazsa dunyanin sonunun gelmesi degil. Sadece bir sebep iste umut etmek icin. O bilinmezlikle az da olsa basa cikma yontemi, ama kesinlikle onunla yarisma degil, cunku onun varligini asla ama asla kabul etmemezlik yapmam ve cok da minnettarim bilinmezlik hayatimizin bir parcasi oldugu icin. 
Cunku hayati surprizlerle dolu hale getiren iste o bilinmezlik, zaten en nihayetinde butun umutlarimin sebebi de o, her ne kadar arada bir art arda kotu seyler oluyormus gibi gozukse de eger o bilinmezlik olmasa sanki bundan sonra hep kotulukler bulacakmis gbii gelir insana, ama iste hic bir zaman emin olamazsin yarin ne olacagina dair, iste umudun en buyuk besleyicisi bu bilinmezlik. 
Bu umutlarimi falla besliyorum biraz, hosuma gidiyor, enerjimi artiriyor, muthis bir istek kapliyor icimi, yaydigim enerjiyi o istegim dogrultusunda devam ettirmemi sagliyor. Hani su evrene mesaj gonderme olayi var ya, istedigin sey olmus gibi davranma, iste tam olarak oyle kodladim fali ben kafamda. Tek bir sey var iste dikkat edilmesi gereken, olmadiginda istediklerimiz icin umudu kaybetmemek, bunu basarmak da isteyince cocuk oyuncagi zaten.
Gecenlerde aradik bir arkadasimla taa turkiyeyi sirf bunun icin, guzel seyler soyledi, ne bileyim belki de duymak istediklerimi soyledi, bilemem. Benim isime yaradi sonucta, bambaska bir pozitiflik var simdi icimde. Cok guzel bir is teklifi alacagimi soyledi, kariyer hedefime ulasacagimi yalniz zamana ihtiyacim oldugunu, hayatimin insaninin karsima cikmasina cok az kaldigini ve beklentimin aksine bir turk olacagini :) burasi cok hosuma gitmedi ama icten ice istedigim sey aslinda hayatimin insaniyla kendi dilimde konusmak, kendime yalan soylememin bir alemi yok :)) Kasim ayinda  hali hazirda tanidigim birinin de gelip bana duygularini itiraf edecegini, isminin iki harfini de soyledi. Soylediginde aklima bir isim geldi tabi, bir kac fiziksel ozellgini de soyledi, uydu kafamdaki isme, ama o daha o ozellikleri soylemeden benim aklima isim gelmisti zaten. Cook sonradan fark ettim ki eski esimin isminde de ayni harfler var ve benim aklimin ucundan bile gecmedi onun isimi o anda, hatta onun ismi bile baska hangi isimler var diye sesli dusunurken arkadasimla agzimdan cikiverdi, ciktiktan sonra farkettim ki eski esimin ismi. O kadar mutlu oldum ki o an, inanilmaz bir histi, artik aklima bile gelmiyordu konu ask, duygusallik, sevgi ya da buna benzer seyler olunca. Bu kadar asabildigimi bu sekilde gormek beni inanilmaz mutlu etti, bunu farkedebilmis olmak ise ayri bir olgunluk belirtisi gibi geldi bana.
Insan isteyince degisim o kadar kolay ve kacinilmaz ki. Sadece istemek gerekiyor ve zaman tanimak kendine, gerisi cok kolay, ben bir de cok dua ediyorum, inaniyorum cunku, allah her zaman yanimda en buyuk koruyucum. Dua ve sukur, hayatta olmazsa olmazlarim artik ve en buyuk kurtaricilarim.
Hayatta en guzel sey degisim ve eger gerekliyse hic bir zaman inatlasmamak degisimle. Birakin akan zamanla birlikte degissin hersey, hicbirsey kalmasin ayni yerinde.

Labyrinth of lies

Bugun bir film seyrettim, labyrinth of lies. Alman yapimi, Auschwitz'de olanlarla alakali bir film. Insan ister istemez dusunuyor orada olanlari sadece duyduktan sonra bile. Kendi hayatima baktigimda, dertlerimi, kafaya taktiklarimi dusundugumde onlarinkiyle karsilastirinca... Cumleyi kafamda bile bitiremedim sonra. Ne karsilastirmasi dedim.
Sansliyim dedim, basima gelen hersey kendi tercihlerimin sonucu, kendi aldigim kararlarin neticelerini yasadim hep. Kendi basarilarim kendi hatalarim. 
Dusunemedim bile baskalarinin kararlari yuzunden o kadar yuksek siddete maruz kalinmasini, senin elinde bile degil karar almak, yap diyorlar yapiyorsun, git diyorlar gidiyorsun, ol diyorlar ve oluyorsun, Yasam hakkin bile sende degil.
Guzel filmdi sonucta, gercekten begendim, bakis acimi farketmemi sagladi yeniden.

8 Ekim 2015 Perşembe

Yeter ki algilari acik olsun insanin

Inaniyor musunuz bilmiyorum, ben insanlarin ayri ayri kendi enerjileri olduguna inaniyorum ve daha da onemlisi eger fark edebilirse bu enerjiyi kontrol edebileceklerine de inaniyorum. Onemli olan aslinda insanin kendi icindeki guce inanmasi. Kendi sahip oldugu bu enerjiyle kendi hayat kalitesini hatta etrafindaki insanlarin enerjisini bile etkileyebilmesi.
Bunun biz insanlara allahin bahsettigi birsey oldugunu dusunuyorum. Bir baskasi belki evrenin gucu der, baska bir isim verir orasi herkesin kendi inancina kalmis.
Bana gore bu enerji farkindalikla inanilmaz derecede yukseltilebilir. Algilarimi acabildigim gunler, karsima ufak ya da buyuk o kadar fazla sey cikiyor ki, adeta evren bana calisiyormus gibi.
Dun gune huzunlu basladim, huzunlu de demiyim aslinda haksizlik etmis olurum, sabah lastigim patladi, cok takmadim yine de kafama, patlamasi gerekiyormus dedim, belki ona verecegim parayi kendim icin hayirli olmayan birseye harcayacaktim ama simdi o paranin gidecegi yer belli ve sonucta sahip oldugum parayla yani gucumu asmayan bir miktarla halledebilecegim birseylere artik kafami takmamaya calisiyorum ve sanirim basarili olmayi da ogreniyorum :)
Arkasindan bir onceki yazimda bahsettigim sevgili eski dostumu gordum, bir huzun kapladi icimi, ama calismaya basladi evren benim icin ve cat diye baska bir arkadasimdan bir mesaj: direksiyonun arkasindan cok cool gozukuyordun, hem de yine yabanci bir arkadasim, sabah trafikte karsilastigim. Hemen mesaja odaklandim, diger konu tam sicakken yani ben en cok etkileyecegi zaman dilimindeyken uctu gitti aklimdan. Sonradan tekrar aklima geldiginde ise artik ilk bastaki etkisinden eser yoktu.
Yemekten sonra asiri bir tatli ihtiyaci, anlattim hatta ofisteki insanlardan birine, bir italyan restauranti var muthis bir cikolatali tatlilari var, is cikisi gitsem mi acaba diye dusunmeye basladim, hatta yakinda bir yerde olsa hemen gidip alip gelecektim, o derece ihtiyacim vardi. Neyse dedim en sonunda en iyisi bir kahve alayim, mutfaga gittigimde sevdigim bir arkadasim geldi yanima, son gunuydu o gun, tatli birseyler yemek ister misin diye. Hemen yesss dedim, gercekten muthis cikolatali tatlilar almisti, hala nasil algilarimi kapatabilirim bu kadar onume sunulan seye ragmen. Tabi ki yine kendimi tutamayip normal bir insanin yiyeceginden birazcik azicik daha fazla aldim, bunu goren kat sakinleri de dalga gecmeye basladi, muthis bir muhabbet basladi, o pozitif enerji ordaki herkesi sardi bir anda, belki bazilari inanmayacak ama varligini havada bile hissedebiliyordum sanki dokunabilecek gibi.
Sonra aksamki fal maceramiz, falci cocugun bana soyledikleri, simdi kasim ayini bekliyorum icimde kocaman bir umutla.
Bugun oglen yemeginde yine durup dururken cok sevdigim bir arkadasimin bana donup, seviyorum seni ve enerjini senin yanindayken hep mutlu hissediyorum kendimi demesi. Iste boyle insanlar olmali benim yanimda dedim, benim yaydigim enerjinin farkinda olan, bunu alabilen, kendine yararli bir hale ceviren, benim ihtiyacim oldugunda da benim yanimda olacak.
Yemekte baktik tatlilara ama cok taze degillerdi, vazgectik, hafif bir buruklukla caylarimizi yudumladik. Oglen yemegi sonrasi masamda uzerindeki harika notla beni bekleyen cheescake'i gorunce artik ne yapacagimi ne diyecegimi bilemedim. I hope you will like it :)
Tabi ki insanin bazen dusuk gunleri de oluyor, oylesine normal ki, onun da tadini cikarmali bence, ama teslim etmemeli kendini, yeteri kadar sureyi verdikten sonra kendine hooop ayaga kalkmali ve acmali gozlerini etrafindaki muthis olaylari gorebilmek icin. Bizim icin mukemmel tikirinda calisan bir dunyanin icinde yasiyoruz cunku. Her yonuyle sevip sarmalamamizi bekliyor sadece. Biraz caba, biraz kendine ve kaderine guven sadece, gerisini o hallediyor.
Hersey icin sukurler olsun, deneyimledigim hersey icin.

Ben de boyleyim

Dun tam bir hafta oldu, burda nerdeyse en cok deger verdigim insanin hayatimdaki yerini degistirme karari alali. Bu sefer ona hic bu kararimi aciklama geregi duymadim, bu sefer kararimi uygulamaya tam anlamiyla hazirdim cunku.
Daha once kac sefer ayni karari alip her defasinda onunla bunu paylasip sonra kararimdan dondugumu hatirlamiyorum bile. Kabul etmem gerekiyor ki aslinda daha once hic bir zaman tam olarak alamamisim karari, ona haber vermelerim de hep bu yuzdendi zaten. Hep cirpinislardi, benim senin yerini degistirmem gerekiyor, bana zarar veriyor yaptiklarin ve hicbir zaman haketmediklerim, her ne kadar dogru hareketin bu oldugunu bilsem de birakmak istemiyorum, korkuyorum cunku yeniden baslamaktan, o yuzden sana haber veriyorum biseyler yap ikna et beni ve devam edelim kaldigimiz yerden. 
Her seferinde de ikna oldum tabi ki, zaten yola ikna olmak icin cikmistim. 
Ama bu sefer kararliydim gercekten, bitti dedim kendime, onu oraya ben koydum, artik ordan kaldirip ait oldugu hak ettigi yere koyma zamani. Ona hic bir sey soylemedim artik, cirpinmadim, daha onceden yaptigim gibi. 
Ve dun tam bir hafta oldu, bir hafta boyunca hic gormedim, ozledim ama kararimin arkasinda durdum. Bir haftanin sonunda dun ilk defa gordum, sadece uc saniye. Icim bir ciz etti, yalan soyleyemem, cunku alisik degilim ondan sifir geyikle kuru bir gunaydin duymaya. Yerime gelince dusundum yine onu, ve yine kendime hak verdim, evet hala seviyorum onu ama ben kendim ozel bir insanim kendim icin, herkes kendi icin hayattaki en ozel insan olmali sonucta, hayatimda ozel bir yere koyduklarim da bana ona gore davranmali. Yoksa onlarin zaten o kadar yuksek bir yerde ne isi olabilir ki. 
Devam dedim kendi kendime, dogru yoldasin. Etkilenmen cok normal dedim, etkilenmesem anormal olurdu, bu kadar zamani bosuna kaybetmis olurdum. Deger verdigim biri icin uzulmem, icimin ciz etmesi gayet anlasilabilir, bu da benim ona son hediyem. 
Varligini hic yanimda hissedemedigim bir dosta ihtiyacim yok. Bunu ben ona artik hicbirsey anlatmadan, daha once ki cirpinislarimdan anlayip beni yeniden kazanmak icin azicik da olsa bir caba harcarsa her zaman gonlumde yeri hazir. Yok ben boyleyim derse, benim de cevabim zaten hazir: ben de boyleyim. 

5 Ekim 2015 Pazartesi

Sadece inan kendine

Olay ne biliyor musunuz aslinda? Beklentiler.
Cok basit mutlu ve huzurlu olmanin sirri. Beklentileri sifira indirebilirse eger bir insan sonsuz mutluluk yanibasinda.
Kolay mi peki, kesinlikle degil. Kendinizi cok zorlamaya gerek yok, bir sabah kalkip, "evet bugun karar verdim, hayatimdaki hic bir insandan artik bir sey beklemeyecegim, cok mutlu olacagim" demekle olacak bir sey degil. Zaten eger bu kadar kolay olsaydi sanirim su an cevremizde bu kadar acidan kivranan, gorunurde hic bir derdi yokken icinde firtinalar koparan bu kadar insan olmazdi.
Ama ne kadar zor gozukse bile basarilmayacak bir sey de degil, nasil beklentilerimizi yaratan bizsek onlari sona erdirme gucu de aslinda sadece biz de var. Hem soylemeye calistigim illa tamamen sifir beklenti seviyesine ulasinca mutlak mutluluk sizi bekliyor degil, ne kadar indirirseniz o kadar kardasiniz. Indiremedigimiz kisimlara odaklanmak yerine basardiklarimiza bakalim. 
Zaten bir kac tanesini basarinca gerisi corap sokugu gibi gelecek, sonucta hayatta her sey pratik meselesi. Neyi en cok deneyimlersek, beynimiz duygularimiz ruhumuz o yone kayiyor. Beklenti daha cok beklentiyi, mutluluk daha cok mutlulugu, aci daha cok aciyi, keyif daha cok keyfi, huzur daha cok huzuru yaninda getiriyor. Para parayi ceker, ayni mantik iste :)
Kendinize izin verin, atin beklentilerinizi bir kenara, hic kimseden bisey beklemeyen kendi isteklerini kendi kendine karsilayabilen bir insanin icinizden ciktigini hayal edin, gelecek her sey zaten bonus, gelmeyecekleri ise kafa zaten hic dusunmemisti. Daha huzurlu bir insan olabilir mi hayatta? Yetebiliriz kendi kendimize, sadece inan kendine.

4 Ekim 2015 Pazar

Biraz cesaret

Bir kadin icin iliskisini bitirmek, bir erkege gore cok daha zor. En azindan benim etrafimdaki orneklerde genel olarak durum bu.
Sevgi artik bitmis olsa bile kadin icin aliskanliklarini, sigindigi limanini terk edip yeni ufuklara yelken acmak cogu zaman korkutucu oluyor sanirim.
Bu konu uzerine cok kafa yordum zamaninda. Belki de en onemli sebep dna'miz. Ne kadar guclu, kendine yetebilen, bagimsizligina duskun bir kadin bile olsa, sanirim yine de biz kadinlar derinlerde icimizde bir yerde yanimizda bir erkek olmasini guven hissi ile bagdastirmisiz taaa yuzyillar once muhtemelen. 
Kadin erkegin esit olmadigi durumlarda isler zaten oldukca zorlasiyor, cunku  ortaya bir de statu kaybi cikiyor. Bu noktada anlamak daha rahat aslinda, sonucta insanin alismis oldugu standartlari degistirmesi, daha dogrusu standartlarini dusurmesi cok da isteyecegi bir sey olamaz. Karsiliginda mutsuz, hak ettigi degeri gormedigi bir iliskiyi surdurmek bile olsa cogu kadin standartlarini degistirmemek icin bu bedeli oduyor ne yazik ki, hem de gonullu olarak.
Diger taraftan statunun esit oldugu ciftlere baktigim zaman durum pek de farkli degil. Burda da aliskanliklar devreye giriyor ve tabi bir de yalniz kalma korkusu. 
Cok kafa yordugumu soylemistim, cok uzun zaman ayrilma kararini ben alamadim. Onumde iki secenek vardi, ya mutsuz olsam bile sirf ayrilirsam beni nelerein bekledigini bilmedigim icin bu riskleri almaktan korkup iliskime devam etmek ya da butun cesaretimi toplayip ayrilmak ve beni bekleyen yeni maceralara baliklama dalmak. Hangisini sececeksem seceyim artik kendimle barismak ve mutlu olmak istiyordum. 
O zaman da anlamistim ki ayrilmaya daha yakindim ama korkuyordum, en cok korktugum sey de aliskanliklarim ve yalnizlikdi. Ozguvenim yerle bir olmustu ve bir daha kimsenin beni sevmeyecegine icten ice emindim. Ama sonunda karar verdim kendimi ayrilmaya hazirlamaliydim, yine de ayni zamanda icimdeki korkak urkek kadin bir taraftan iliskiyi toparlamaya calisti, en azindan ilerde icindeki maceraci ruh ben elimden geleni yaptim diyebilecekti.
Sonunda beklenen gun geldi ve benden once eski esim soyledi bana ayrilmak istedigini. Esyalarini topladi, gitmeden once sordu bana iyi misin diye. Tabiki degildim, hayir dedim korkuyorum. O an hissettigim sey korkuydu gercekten, neyden korkuyorsun diye sordu. O an verdigim cevaba hala guluyorum, tatile kimle gidecegim bundan sonra diye cevap veriverdim. Iste yalnizlik korkusunun tavan yaptigi nokta. Icimden pirt diye cikiverdi gercek ayrilamama sebebim, ona olan sevgim, kac yildir bir sekilde hayati paylastigim insani kaybetmem falan degil, yalniz kalma korkusu. Bir daha tatile gidecek kimseyi bulamamak.
Bu arada psikogumla muhtesem seanslar yapmaya devam ettik. O da sordu bana ne hissettin gittigi zaman diye, cevabim hazirdi zaten, korktum dedim, hem de cok. Hala da cok korkuyorum dedim, o kadar cok seyi onunla birlikte yapmaya alismisim ki, markete gidip ekmek almaktan bile korkuyorum dedim. Onunla birlikteyken hic mi ekmek almaya gitmedim tek basima, gittim hem de defalarca ve daha bir suru seyi hep tek basima yaptim cogunlukla. Ama sanki o zaman onunla da yapabilirdim de yapmiyordum, simdi ayrilinca artik herseyi tek basima yapmak disinda bir opsiyonum kalmayacakti artik ve bu inanilmaz korkutucu birseydi benim icin.
Bana dedi ki tek tek butun korkularini en sacma ve en ufagina kadar yaz. Bir ay icinde hic farkina varmadan bir cogunun ustunu cizeceksin zaten, kalanlari da uzerinde ugrasip bir sure sonra halledeceksin. Gercekten dedigi gibi oldu, korkuyu da tutamadim icimde, hepsini tek tek yaptim. Bir tek neyi yapamadim biliyor musunuz? Yalniz tatile gidemedim hala, cunku hep tatile gidecek birileri cikti karsima :) Hic yalniz kalmadim tatillerde. Su anda bile kasim sonu ve aralik sonu yapacagim ufak tatillerim var arkadaslarimla.
Yalniz kalmaktan korktugum zamanlar olmuyor mu, tabi ki oluyor. Yine de herseye ragmen simdi geriye baktigimda diyorum ki mutsuz bir iliskide mutlu rolu yapmaktansa yalnizligi tercih ederim. Gercekten birseyleri paylasamadiktan sonra iliskinin bir anlami da kalmiyor, daha buyuk bir yalnizlik gelip insani buluyor sonra.
O yuzden icimizde bu kadar buyuk bir mucadele gucu varken, hic bir kadin bunun uzerini kapatmamali sirf yalniz kalma korkusu yuzunden. Insanin hayatinda birinin olmasi muhtesem bir sey eger dogru kisiyse ve iki taraf da paylasimlarindan memnun ve mutluysa. Ama obur turlu her gecen gun seni daha cok asagiya ceken, kangren haline gelmis bir iliskinin parcasi olmak kimseye iyi gelmez. Biraz cesaret, biraz sabir ve en onemlisi de zaman.

3 Ekim 2015 Cumartesi

Maskeler

Bilmiyorum herkesin var mi ama benim ozellikle kendimi guvende hissetmek istedigimde uzerime gecirdigim bazi maskelerim var. 
Bazen gercekten cok ise yariyor. Sonucta kabul etmek gerekiyor ki karsilastigimiz herkes bizim olmasini bekledigimiz gibi degil ve bu tur insanlara karsi bazen kalkanlari kaldirmak oldukca ise yariyor.
Profesyonel hayatta cok sik basvurdugum bir yontem, sonucta calisirken hic kimse benim sorunlarimla ilgilenmek zorunda degil ve en nihayetinde herkes oncelikli olarak para kazanmak icin orada, dolayisiyla cok cok cok buyuk bir problem yoksa, saglik gibi mesela, bence herkes orda olmasi gerektigi gibi olmali ve kimseyi kendi kisisel sorunlariyla bogmamali ve bunun hincini isyerindeki insanlardan cikarmamali. Dolayisiyla evet maskeler is hayatinda hayat kurtairici ve kesinlikle gerekli.
Ozel hayatta ise durum biraz daha karisik hale geliyor. Sorun su ki nerede bu maskeleri bir kenara birakacagini bilmek cok onem kazaniyor. Erken cikarinca cok zarar gorebilir insan, erkenden kastim yanlis insana cok seffaf davranmak. Diger taraftan bazen isin buyusune kaptirip cok gec cikarinca o maskeyi tren coktan kacmis olabiliyor, karsimiza cikan dogru insanlara icimizdeki gercek insani gosterme sansi birden kayboluyor. 
Ben bu cizgiyi cogunlukla dogru anda yakalayabiliyorum, ozellikle arkadaslarima daha dogrusu dostlarimla birlikteyken. Ama karsima cikan erkekler konusunda sanirim hala kendimi egitmem gerekiyor. Ya cok erken cikariyorum ki bu cok sik olmuyor neyseki, ama oldugu zaman da biraz fazla aci verebiliyor :) ya da cok gec kaliyorum ve sadece icimdeki savasci ruhla tanisabiliyorlar, duygusal kisimla tanistirmayi unutuyorum onlarla. 
Yine de kendimi avuttugum ve cok mutlu oldugum bir konu var ki dostlarim konusunda daha az yaniliyorum. Kendimi cok iyi biliyorum, eger maskemi dostum sandigim biriyle karsilasitigmda erken indirirsem cok daha fazla uzulurum. Neyse ki bu kendimi kuvvetli hissettigim tarafim.
Diger kisim icin ise kendimi egitmeye calisiyorum hala, derslerimi cikariyorum. Her seferden sonra kendi farkima varmaya calisiyorum, yanlislarimi dogrularimi ozumseyip ona gore bir daha ki seferle yuzlesmek. Hala ogrenecegim seyler var, bunu ben kendimi kesfetmek olarak yorumluyorum. Her seferinde ayri bir macera, her seferinde yeni bir heyecan, cunku bence en guzel yolculuk insanin kendi icinde yaptigi yolculuk.
Bugun bir arkadasimin bana baktigi falda soyledikleri cok ilgimi cekti bu yuzden, bence beni cok dusunmus ve bu yuzden de cok sansliyim, fal bahanesiyle muhtemelen benim icin dusunduklerini ve tavsiyelerini anlatti bana. Bu kadar ince bu kadar dusunceli insanlarin hayatimda olmasi benim sansim. 
Maskelerin var dedi, hem de cok, herkes icin her yer icin ayri ayri. Hala karsina cikan herkese gore maskeni degistirip ona gore davraniyorsun, biraz daha yolun var ama bir gun karsina dogru insan cikacak, iste o zaman yolunu tamamlamis olacaksin ve maskelerinin hepsini bir kenara birakacaksin onunla birlikteyken. 
Hala onlara ihtiyacin oldugunu dusunuyorsun, aslinda yok ama kendini guvende hissedene kadar onlari kullanmaya devam et, o zaman geldiginde de onlardan kurtul ve birak seni o halinle gorenler yaninda kalsin.
Iste benim de yapmaya calistigim tam olarak bu, hakeden ve benim hak ettigimi dusundugum, yanimda olmasini istedigim herkese gercek beni gostermek yanlislariyla dogrulariyla sevincleriyle ve butun duygulariyla. Digerlerine ise sadece guclu savasci hirsli gururlu beni gostermek.
Hayat bizi hep dogru insanlarla bir araya getirsin, ya da hak ettigimiz insanlarla diyelim. Sanirim bu daha dogru oldu.

2 Ekim 2015 Cuma

Hayallerimiz kadar variz cunku bu hayatta

Oldum olasi hayal kurmayi cok severim. Insani inanilmaz motive eden, o andan itibaren pozitif duygularla devam etmesini saglayan muhtesem bir sey. Bilmiyorum hayvanlar da hayal kurabiliyor mu ama bence bu insanlara bahsedilmis en guzel ozelliklerden biri. 
Inanin ozellikle gece yataga uzandiginizda olmasini istediginiz seyi hayal edip oyle uykuya dalmak ertesi gunu bile inanilmaz etkiliyor. Gercekten buyusune kaptirabilirsen kendini sabah sarki soyleyerek bile uyanabilirsin. Zaten biraz alistirmayla buyusune kapilmak gitgide kolaylasiyor. 
Ortaokuldayken hoslandigim cocukla ilgili hayaller kurardim hep. Sonlara dogru kazanmak istedegim okulu hayal etmeye basladim. Liseye geldigimde hayaller bicim degistirdi biraz, aski meski bir kenara atip yasam kavgasinin en onemli adimi sandigim sonradan sadece baslangici oldugunu anladigim universite hayalleri, zaten o zamanlar aski hayal edecek pek bir durumum yoktu, yuvarlanacak kadar siskoydum neredeyse, kendi sinirlarimi cizdigim dunyada kimse benden hoslanmazdi nasilsa, sacma tabi ama o zamanlar oyleydi iste. Universite baslayinca yeniden asklar meskler hayaller, muhtesem bir hayal gucum vardi ama, gururluyum bu konuda. Tek tek gerceklestikce hayaller yenilerini koydum, basarili bir kadin olusum, bagimsiz ama gerektiginde bagli ama asla bagimli degil. 
Bir kismini yaptim, bir kismini da hala hayal ediyorum. Basaramadim dememek gerekiyor o yuzden hic bir zaman, ilk denemede cikardigim dersler oldu torpuleyip oralari hayal etmeye devam. Hayallerimiz kadar variz cunku bu hayatta. 
Bazen cok seksi oldugunuzu hayal edin sizi mutlu edecekse, mutlu olmayacak kadin tanimiyorum, mutlu olmayacaklari hayatiniza almayin zaten. Girdiginiz mekanda butun gozlerin uzerinizde oldugunu bilhassa da kadinlarin, anladiniz siz beni. 
Bazen de kendini cok kivrak zekali sanan bay muhtesemlerin oldugu toplantida zekanizla gunun yildizi oldugunuzu. 
Aksam sevgilinizle dunyanin en romantik yemeginde oldugunuzu, yalnizsaniz bile onemli degil zaten o yuzden adi hayal. Siz hayal edin, gerceklesmesine cok az kalmis demektir. 
Zaten hayal bile edemezse nasil hazir olabilir ki insan hak ettigi mutluluga. 
Benim bugunku hayalim hazir mesela kafamda, olur olmaz bilmiyorum, sadece oldugu durumdaki duygulari istiyorum. Yaniii gece uyumadan once tatilde tanistigim italyanla randevum var benim. 
En kotu durumda gerceklesmeyecek ve ben sadece hayal etmis olacagim. Eee yanlis bunun neresinde :))

Yenilere yer acma zamani

Sabah hazirlanirken en cok keyif aldigim sey radyo dinlemek. Sessiz sessiz tek basima hazirlanmak da ayri bir huzur veriyor bazen ama yine de itiraf ediyorum ben cok fazla sessizligi seven bir insan degilim. Hep bir hareket bir heyecan olmali hayatimda. O yuzden zaten modum dusuk oldugunda kendimden bile hemen sikilmam. 
Ya gevezeyi dinliyorum ya da turkce muzigi cok ozlediysem turkce bir kanal aciyorum. 
Bu sabah tam kahvaltimi yaparken baktim candan ercetin caliyor, aglamam artik gidenlere. Tutamadim kendimi, bi gulumsedim. 
Sarkinin modu dusuk kabul ediyorum pek de sabah saatine uygun degil benim icin. Ama sozler harikaymis megerse, hic dikkat etmemisim simdiye kadar. 
Dostum sanip aldanmisim meger, yillarca surer sanmisim meger, bosa kalbimi acmisim meger, vakit kaybiydi diyemem ama, sen hic dostum olmamissin meger. 
Sonra da diyor zaten aglamam artik diye. Tam benim sarkimmis ya megerse, aglama artik diyor bana. 
Ikinci sefer dostum sandigim birini kaybediyorum, yapacak bisey yok, bazen yer acmasi gerekiyor insanin hayatinda. Benim icin zor olan ikinci sefer olmasi. Ikinci sefer gercekten cok sevdigim apayri bir yere koydugum insanin yerini degistiriyorum. Icim rahat, degistirmemek icin elimden geleni yaptim hatta bazen butun sinirlarimi zorlayip elimden gelenin fazlasini bile yaptim. Yine de gecen sure de hicbirsey degismedi. 
Bakiyorum geriye simdi, ben onun hayatinda bir fark yarattim, hem de kalici farklar. O yuzden ben onun hayatinda artik eskisi gibi olmasam da, aslinda hep onunla birlikte olacak bir parcam. 
O da bana ogretti bir seyler, cok canim yanmis olmasina ragmen yine yeniden birini sevebilecegimi gosterdi, hala icimde kocaman duygularim oldugunu gosterdi, bir insani sadece sevdigim icin defalarca affedebilecegimi gosterdi ve ilk tanistigimizda cok guzel iki ay hediye etti bana. 
Her guzel sey gibi bu da bitti, artik yenilikler icin eskilerden kurtulma zamani. 
Az once bir is arkadasimin veda mailinde yazdigi gibi, gelecek hayallerinin guzelligine inananlara aittir. 

1 Ekim 2015 Perşembe

Istesen bile tutamazsin icinde aciyi

Bugunun tadina varmak icin gecmisi oldugu gibi birakmak. Ama kesinlikle gecmisi unutmak degil demek istedigim sey. Her zaman karsiyim gecmisi unutmaya. Sadece hatalar bile olsa gecmiste onlar benim ve beni ben yapanlar ve belki de o hatalari bir daha ozellikle de yapilmamasi gereken zamanda yapmayacagimin garantisi onlar benim icin.
O yuzden bana gore en dogrusu gecmisi kabul edip, onunla barisip bugune oyle devam etmek.
Eski esimle ayrildiktan sonra, kendi adima ilk aldigim karar korkularimdan kurtulmak icin calismaya baslamakti. Bunu soylerken kendimle gurur duyuyorum gercekten, o surecte sadece kendimle ilgilendim ve kendimce kisa bir surede bir cok seyin uzerinden geldim. Tabi ki hayatimdaki bir cok insanin yardimini yok sayamam, yine de en buyuk is insanin kendisine dusuyor. Ilk uzerine egildigim konu ise o gune kadar yasadigim herseyi kabul etmekti.
Onun uzerine kisa bir calismadan sonra her sey normale dondu ve eskisinden cok daha pozitif bir insana donuserek hayatima devam ettim. Bir gun annemle gorustugumde, annem aynen soyle soyledi bana: "ayy canim benim nasil da harika gozukuyorsun, eskisi gibi cok mutlu, sanki hic evlenmemissin gibi!!!". 
Cok da sasirmadim bunu duydugumda ama kabul edebilecegim bir sey de degildi. Benim amacim eskisi gibi olmak olmadi cunku hic bir zaman. Bilakis hic bir zaman eskiye donmek istemedim, eski ben o hatalari yapmisti cunku, bir daha o hatalari yapmamak icin hatalarimi kabul edip yoluma devam etmekti benim yaptigim. Barismistim hepsiyle, bana bir suru sey ogretmislerdi cunku ve yeni beni yaratmamda cok emekleri vardi. 
Bir yandan annemi de anliyordum, benim bosanmam benden cok onu yaraladi cunku. Az cok herkesin tahmin edecegi gibi, o da bir anne ve hayatta en cok deger verdigi insan, evladi, gozlerinin onunde aci cekmisti ve hicbirsey yapamamisti bunu degistirmek icin. 
Ama yine de dusundugumu soyleyebilirdim anneme o noktada susamazdim. Annem dedim, ben artik evlenmis ve bosanmis bir kadinim, ben hic bir zaman sanki hic evlenmemis gibi olamam, ben bunu kabul ettim, gel sen de kabul et. Ilk basta ne demek istedigimi tam anlamadi muhtemelen, uzerinde dusunmesi icin ona firsat tanimam gerekiyordu, o yuzden o zaman konuyu hic uzatmadim. Ama yine de bir sure eski esimden yeri geldigi zaman konusmayi surdurdum. Onemli konular degil, onunla gittigimiz bir yerin konusu gecerse, biz oraya gitmistik gibi basit cumleler kurarak mesela. Cunku onemli olan bunu kabul etmemizdi ikimizin de. Hayatimin yedi yilini neredeyse paylastigim insan o benim, benim kabul edip yanima yakistirdigim insan, hic olmamis gibi davrananamam.
Yaptigim hareketin dogru olup olmadigindan emin degildim yine de, o yuzden danistim bir bilene. 
Bu noktada birseyi paylasmadan gecemeyecegim, daha sonra uzun uzun anlatirim zaten. Belki kapitalizmin hayatimiza kazandirdigi bir sey de olabilir ama eger oyleyse bile bu konuda kizgin degilim kapitalizme, ayrilmaya karar verip de buna cesaretim olmadigi zamanlarda hayatima yeni birini aldim, psikologum. 
Annemin bu soyleminden sonra ona ilk gittigim gun anlattim olanlari, dusunduklerimi, yaptiklarimi. Soyleyecek hicbirsey yok dedi, bundan daha dogru bir karar veremezdin. Bu benim icin inanilmaz degerli birsey, bunu duymak. Bu farkindaliga ulasmam da katkisi cok buyuk, bana kattiklarini hic bir zaman unutamam, olaylara tamamen disardan bakip kararlarimi ona gore almami bana mukemmel bir sekilde ogretti. 
Ondan da onayi alinca benim icin artik hersey bitti. Her zaman en onemli olan gecmisimle barisik olmak benim icin. Dogru muydu butun aldigim kararlar, bilmiyorum. Ama ben aldim onlarin hepsini ve beni simdiki halime getirdiler. Hepsi benim tercihlerim. 
Bakiyorum simdiki bana, mutsuz muyum, hayir. Tabii ki herkes gibi inislerim cikislarim var. Zaten hic bir duyguyu icimizde tutamayiz biliyorum. Ne mutlulugu ne de aciyi. 
Dusunsenize mesela mutlu oldugunuz anlari, o an mutlu olma sebebiniz su an hala hayatinizin bir parcasiysa bile artik o andaki kadar mutlu degilsiniz. Neden ki? Hala ona sahipsiniz aslinda. Cunku biz insaniz, hic bir duyguyu icimizde tutamayiz, herseye alisiriz, sadece zamana ihtiyacimiz var. 
Ilk universiteyi kazandigim zamani hatirliyorum mesela, inanilmaz bir mutluluk, simdi o mutluluk yok icimde, halbuki mezun bile oldum ve gayet iyi para kazandigim bir isim var, yani universiteyi okuma sebebimi gerceklestirdim, ama o mutluluk bitti, yerini baskalari aldi ama onun konumuzla alakasi yok zaten, bahsettigim seyi anladiniz o anki mutluluk artik yok. 
Ya da ilk ayrildigim zamanlardaki uzuntum, butun kaslarimi gerecek kadar butun vucudumda hissettigim uzuntu aradan gecen zamandan sonra artik yok, hic gecmeyecek gibiydi halbuki. 
Ama iste dedim ya, tutamayiz icimizde hic bir duyguyu, yaradilisimiz boyle, istesek bile aciyi tutamayiz icimizde ayni mutluluk gibi. 
Iste bu yuzden gecmisiyle barismali insan once, neler yasadiysa hepsini sahiplenmeli, basardiklarini da, cuvalladiklarini da, mutluluklarini da, acilarini da. Iste o zaman gercek benin farkina varir insan.

29 Eylül 2015 Salı

Mutluluk her zaman yani basimda

Eger gercekten karma varsa ki ben var olduguna inaniyorum, benim de zamanim gelecek. Hem de cok yakinda olmasi lazim.
Zaten inanmasam hala bu sekilde yasamak icin hic bir motivasyonum olmazdi. Baska turlu nasil kendimi su anda oldugum gibi bir insan olmaya ikna edebilirim? Gerci nasil desem benim icimden baska turlu bir insan ciktigini da pek dusunemiyorum.
Evet artik kendimi daha cok dusunmeye calisiyorum, insanlara hak ettikleri degeri vermeye calisiyorum, ama ozellikle hayatta gercekten biseyler yapmaya calisan, kendini baskalariyla kiyaslamadan elindekiyle mutlu olmaya calisan insanlar varya hani, onlar icin biseyler yapmadan, onlarin yuzunu guldurmek icin ugrasmayan bir ben, ben olamaz ki. bundan vazgecemem. Ama inaniyorum, belki de sadece onlara yaptiklarim icin bir gun ben de hak ettigim yere hak ettigim insanla gelecegim.
Sukur de etmem lazim, biliyorum, ediyorum da hem de her firsatta. Yine de bazen coktugum anlar oluyor, unuttugum, surekli karsilastirma yaptigim sonunda da mutsuz buldugum kendimi. Nasil oluyor da o bunlari yasarken ben yasamiyorum, ben neyi yanlis yapiyorum diye sorgulamalarla devam eden o inanilmaz aci veren surec basliyor sonra, ve tabii ki cevapsiz.
Bir sure sonra anliyorum gerci, su an benim zamanim degil, ya da yanlis oldu bu belki de, su an benim icin en dogru zaman degil. Oyle bir zaman gelecek ki, benim icin en mukemmel zaman olacak.
Zaten dusununce o kadar cok seyi buluyorum ki hayatimda tam olmasi gerektigi gibi.
Bir zamanlar bu neden benim basima geldi diye dusundugum butun olaylar aslinda hep beni ben yapanlar, kendi ayaklarim ustunde durmami saglayan, herseye sifirdan baslamami saglayip kendimi tanimama, cozumlememe, farkima varmama saglayan.
Halbuki olduklari zaman dunyalarin basima yikildigini dusundugum anlar bile olmustu. Hani Mevlana nin dedigi gibi aynen, bazen hayatimiz alt ust olmus gibi gelince bize aslinda bilmiyoruz ki hayatimizin alti nasil acaba? Ilk defa gorunce insan hayatinin altini o kadar degisik bir tecrube basliyor ki, daha onceden hic varligini farketmedigi ozellikleriyle karsilasiyor insan, sinirlarini aslinda o gune kadar kendi cizdigini aslinda cok daha otesinin var oldugunu anliyor.
Neyse, benim karmam mi? Ben biliyorum karma diye bir sey var, ve simdiye kadar yapilanlarin karsiligini alacagim, cok guzel gunler beni bekliyor, sadece zaman meselesi, dogru zamani bekliyor her sey, en mukemmel zamani. Olmaya basladi aslinda, benim icin calisiyor butun evren, carklar islemeye basladi, allah da bana sabrini verdigi surece, onume cikan mutluluklari farkedebilme yetisini elimde tutmama izin verdigi surece mutluluk her zaman yani basimda.
Hersey icin sukurler olsun.

Sen istersen dunya durur

Bugun oyle bir gun ki ne yapacagimi bilemedigim. 
O yuzden ufak degisikliklerle gune baslamak istedim, kimse icin onemli olmayan benim icin bile sadece gunu farklilastiracak ufak degisiklikler. 
Sacimi yikamadan gittim ise coook uzun zaman sonra ilk defa, yirmi dakika fazla uyudum boylece. Yikamayinca toplamak sart oldu tabi, sabah onemli de bir toplanti vardi ama siyah elbise kirmizi ceketle toparlarim dedim, vee ne oldu bilin bakalim? Ise yaradi. 
Toplantidaki ilk yorum, ooo sac stilini mi degistirdin, ordan bir sosyallesmedir aldi yurudu. Arkasindan baska bir toplanti, yoldayken hafif bir makyaj tazelemesi, iceri girince bi degisiklik var sende bugun yakismis. 
Yaptigim tek farklilik sacimi toplamakti, ama yaninda algilarimi acmayi ihmal etmedim yalnizca, ve o kadar ise yaradi ki. 
Aslinda butun sir bu sanirim. O gun insanin algilarinin ne kadar acik oldugu, mutlu olmayi ne kadar istedigi, bunun icin ne kadar istekli oldugu. Inanin insanin isteyince yapamayacagi bir sey gercekten yok. Hani derler ya bazen sen istersen dunya durur diye. Evet ben istersem dunya durur. 
Arkasindan ne mi oldu, bir arkadasim onun icin oylesine onemli bir konuda yardimimi istedi ki, kendimi uzun zamandir bu kadar onemli hissetmemistim. Hayat bana birinin hayatinda fark yaratma imkani sundu, birinin yuzunu guldurebilme sansim var. bunun icin sonuna kadar ugrasacagim, sonunda onun yuzunu guldurebilirsem, ufak bir tebessum bile olsa, dunya degismis olmayacak mi?

28 Eylül 2015 Pazartesi

En onemli insan

Guclu olmak gercekten eglenceli, hele bir de hem kadin hem de gucluysen ve bunu belli etmekten korkmuyorsan muhtesem birsey. 
O duyguyu gercekten yasayabilmek insana bambaska bir haz veriyor. Yenilmezlik hissi, yarista gibi degil ama, ya da belki de sadece kendinle yarisin. 
Yine de bazen yoruyor insani. Iste o yordugu zamanlarda kendine zaman tanimali insan. Bir durup nefeslenmeli. Dinlenmek mi istiyor, dinlenmeli. Ya da sadece dusunmeden davranmak, konusmak, belki de hata yapmak. Bu hakki verebilmeli insan kendine, bu yuzden insaniz zaten robot degil. 
Aglayabilmeli, onun tadina varabilmeli, herkes kendi istedigi sekilde, kendini rahat hissettigi yolda. Iki kadeh rakisini icip bagira bagira zeki murene eslik mi etmek istiyor, etmeli en detone sesiyle.
Normalde seyretmeyecegi romantik dramayi seyredip o kadinin yerinde olmayi hayal etmek mi, etmeli kime ne.
O gitmek isteyip kimseyi razi edemedigi bara gidip kendi kendine cilginca dans edebilmeli yalnizligina takilacaklara aldirmadan. 
Ya da iki gun evden cikmayip sadece gozyaslarini silip dondurma yiyebilmeli alacagi kalorilerin hesabini yapmadan, ya da varsin yapip elindeki vicdan azabiyla dalga gecebilmeli. 
Biz kadinin, o kadar cok seyi hakediyoruz ki. Ama hayatin hizina hevesine kapilip atliyoruz bazen kendimizi dinlemeyi. 
O hani icimizdeki cocuk mu yoksa sadece icimizdeki narin kirilgan beni simartmayi unutuyoruz bazen. O hep benimle diyoruz, alirim bir ara gonlunu nasilsa diyoruz. Esas onun gonlu onemli etrafimizdaki onlarca gereksiz gonlun aksine. 
Hayatimizdaki en onemli insan icin bazen mola verelim, kendimiz icin..
En azindan deneyelim 

27 Eylül 2015 Pazar

O ucak bir gun kalkacak

Aslinda biz kadinlar cogunlukla kendi gucumuzun farkinda degiliz sanirim. Yasadiklarimiz ya da yasamak zorunda oldugumuzu dusunduklerimiz yuzunden belki de.
Hep beklentileri karsilamak bizim gorevimizmis gibi ogretiliyor, biz de elimizde daha iyi bir secenek olmadigindan midir yoksa risk almaktan korktugumuzdan midir hep kendimizi beklentileri karsilarken buluyoruz.
Hep korkuyla geciyor zamanimiz. Cogunlukla da yalnizlik korkusu. Halbuki bu korkuyu icimizden atmayi basarabilirsek hayat hem bizim icin hem de hayatimizdaki diger insanlar icin cok daha eglenceli oluyor.
Butun olay birey olmayi basarabilmek. Bir insana, bir esyaya, bir pozisyona bagimli olmamak. Onsuz da mutlu olabilmek saedece kendi oldugu icin.
Daha da onemlisi bunun farkina varabilmek.
Benim farkina varmam biraz gec oldu sanirim, ama yine de zararin neresinden donulse kardir. Ya da belki de o zaman farketmem gerekiyordu. Dogru zaman farkettigim zamandi.
Gorece mutlu olmami, birey olmami saglayacak herseye sahipken olesiye korkuyordum yalniz kalmaktan. Arkamda duran, bana her zaman destek olan bir ailem, kariyerim, param vardi. Ama en onemli sey eksikmis megerse, kendime olan guvenim. Isin komik tarafi ise ben her zaman var saniyordum.
Sonra bir gun olan oldu, ayrilik gunu geldi catti. Olesiye korkmustum. Nasil gececekti bundan sonra zaman, ne yapacaktim, tatile kimle gidecektim, peki ya yemek yemeye bir daha disari cikamayacak miydim, yalnizim diye arkadaslarim da ya beni artik cagirmazlarsa, spor salonuna nasil gidecektim, yalnizdim artik, tek basina kocaman dunyada bir yapayalniz tek basina.
Ilk zamanlar inanilmaz zordu, cunku o zaman henuz farkina varmamistim aslinda herkesin yalniz oldugunu ve en sonsuz sinirsiz mutlulugun kendin oldugun zaman sana geldigini, onun disindaki herseyin hayatin bize sundugu bonuslar oldugunu.
Sonra bir gun farkettim ne kadar sansli oldugumu, mutsuz bir iliskiyi sirf yalniz kalmaktan korktugum icin surdurmek yerine, allah bana bir sans sunmustu. Bunu sonuna kadar degerlendirmem gerekiyordu.
O zamanlar bir arkadasimin dedigi gibi, elimde first class biletimle vip salonunda ucagimin kalkmasini bekliyorum, acelem yok bir yere yetismek zorunda degilim, ucagim rotar yapti henuz ne zaman kalkacagi belli degil, ama elbet kalkacak. Onumde iki secenek var, ya ucagim hala kalkmadigi icin kendi kendimi yiyip bitirecem ya da rahatlayip anin tadini butun sahip oldugum luksle cikaracagim. Her iki sekilde de o ucak bir gun kalkacak ve beni gitmem gereken yere goturecek. O zaman neden icinde bulundugum anin tadini cikarmayayim?
Hep birlikte ani yasayalim, anin icinde kaybolalim...

23 Eylül 2015 Çarşamba

Yalnizlik mi, bazen cok guzelsin

Dun uzun zaman sonra kendimi felaket yalniz hissettim. Aslinda tam yalnizlik da degildi hissettigim. caresiz desem daha dogru olacak belki de.
Bir arkadasimla bulusup eve geldim ve surpriz, yedigim birseyden zehirlenmisim. Erken yattim belki gecer diye. Ama bana misin demedi, sabaha kadar surundurdu beni taaa ki midemde hicbirsey abartmiyorum hicbirsey kalmayana kadar.
Bambaska bir ulkede oldugum geldi aklima, yeter artik dedim, ne zamana kadar boyle olacak, butun sucu burda aradim. Sabah oldu ise gidemedim, is yerinden o gun iste olmadigimi bir turk degil yabanci bir arkadasim anladi sadece. Iste o zaman anladim aslinda yalnizliksa bu hissettigim duygu her nerede her kimle olursam olayim benimle birlikte. 
Ayni duyguyu Turkiye'deyken de yasamistim, hem de iki sefer. Birinde sevgilim vardi digerinde ise evliydim. Sevgilim hastanede oldugumu ogrenir ogrenmez yanima kosmustu ama bu arada ben mide kanamami gecirmis operasyonumdan cikmistim, o zaman neden ailemden ayriyim diye uzulmustum, hatta ameliyathaneye girmeden aglamistim da yalan yok. Yine ayni yalnizlik duygusu. 
Ikincisi daha kotu vurmustu. Yeni evliyim daha, iki uc ay ya var ya yok. Isyerinde bayildim, o da ayri bi hikaye zaten. Sagolsunlar is arkadaslarim isyeri hekimine goturmusler. Biraz kendime gelince hemen iclerinden biri hemen hastaneye goturelim seni, yalniz gitme ne olur ne olmaz ben gelirim senle dedi. Ama yok canim ne gerek vardi esim zaten iki bina otedeydi, arardim onu gelirdi benle birlikte hemen. Aradim hemen, uzun bi calistan sonra acti, cok hizli anlattim hastaneye gidebilir miyiz diye sordum. Amacim soru sormak degildi aslinda nasilsa gidecektik sadece haber vermekti niyetim. Onun cevabiyla sok gecirdim, tabi disariya karsi sokumu belli etmeme cabasiyla birlikte. Bir toplantidayim su anda, o yuzden sen kendin hallet canim!!! 
Hallettim, kendim taksiye binip hastaneye gittim, cikarken herkese esim beni almaya gelecek demeyi ihmal etmedim. Vardim hastaneye, acile gittim hemen, serum bagladilar, serumun bitmesine yakin doktor kontrole geldi, yalniz kaldigim icin agliyordum o geldiginde, toparlanacak vaktim olmadi. Kizim gecmis olmasi lazim artik, aglayacak kadar aci cekmiyor olman lazim dedi, bisey demedim, o da anladi da mi ustelemedi yoksa ugrasmak mi istemedi bilmiyorum, baska bisey sormadi. Neye dikkat etmem gerektigini soyleyip yalniz birakti beni tekrar. Herseyim hallolunca cikisimi yaptim, ilaclarimi aldim ve taksiye atlayip eve gittim. Gorunur de yalniz degildim ama aslinda kimseye anlatamadigim bir yalnizligin ortasinda caresizdim. Ya da ben o zaman kendimi caresiz saniyordum. 
Iste ayni duyguyu zehirlendigimde evde yalniz basima yine halletmeye calisirken biseyleri hissettim. Yine uzuldum aglamaya basladim hem acimdan hem halime uzuldugumden. Hayatimda kimse olmadigi icin bu durumdaydim ve yine kendim halletmek zorundaydim herseyi. Sonra anladim, hayir kesinlikle hayir. Yalniz degilken hatta hayatimda sevgilim degil toplumun daha ust bir mertebeye koydugu kocam varken ben yine bu durumu kendim halletmistim. Kendim halledecek gucum hala var ya daha ne olsun. Ya olmasaydi, cok sukur dedim yine. Artik eskisinden de gucluyum, yalnizim ve kendi basima herseyimi halledebiliyorum. Ben boyle bir kadinim iste. Sirf yalniz gibi gozukmemek icin kendi yalnizligimda kaybolmus biri degilim. 
O durumda olmanin bir kadina ne kadar aci verdigini biliyorum. Dilerim o durumda olup aslinda olmak istemeyenler ama kendini caresiz hissedenler bir an once aslinda carenin o kadar da zor olmadigini anlarlar. Eminim o zaman daha mutlu olacaklar. 

21 Eylül 2015 Pazartesi

Sadece kendimle

Bazen dusunuyorum, gercekten dedikleri kadar guclu muyum diye. Sonra simdiye kadar yaptiklarima bakiyorum, kac kisi yapabilirdi bunlari. Aslinda herkes yapabilir sanirim, ama tek sorun icimizdeki gucu henuz farkedememis olmamiz.
Bundan 3 sene once bana biri gelse ve su anki halimde olacagimi soylese nasil gulerdim su anda burda cok fazla yazmak istemiyorum.
Inanamazdim yani, oyle bir kadin mi cikacak benim icimden, imkansizdi. hayatta hic bir sey imkansiz degilmis yani, onu gordum en onemlisi. En guvendigin insan, annenden babandan, kardesinden ayri, yani allah tarafindan direk sana senin secimlerin disanda sana verilen biri degil, bizzat senin secip hayatina aldigin, hayatindaki en ozel yere koydugun insan seni bir anda yerle bir edebilirmis.
Daha da onemlisi bu sadece senin basina gelmezmis, her an herkesin basina gelebilirmis. Kendini ne kadar gucsuz hissetsen de aslinda hep o kadar gucluymussun de senin haberin yokmus.
Butun bunlari ben uc yil once bilmiyordum ve caresizlikten kivraniyordum.
Bes senelik birlikteligin ardindan bir evlilik, hala hayatimin en mutlu yili dedigim yil.
Ve bir ay sonra ruyadan mi uyandim yoksa kabus mu basladi bilmiyorum. Sanirim kabus basladi demek daha dogru, cunku simdiki hayatima bakiyorum da artik uykuda degilim, simdi icimdeki kadin buyumeye basladi, serpildi ve her gecen gun guclenmeye devam ediyor.
O zaman kabus demek daha dogru olacak saniyorum ki.
Konustum, gergindim belki de amacima ulasamadim. Ya da kendi yarattigimiz rekabetin icinde bogulmustuk ikimiz de. ben cirpiniyordum cikmak icin. Ama ya cirpindikca daha da batiyordum ya da ben cikmaya calistikca o beni daha cok dibe cekiyordu ikimizde aydinliga cikamayalim diye. Sonucta aramizda kocaman bir rekabet verdi. Ya hic bitmemesi gerekiyordu ya da onun galibiyetiyle sonuclanmaliydi.
Sonucta ne mi oldu, bitmedi rekabetimiz, kimse kazanamadi, bitirdik kendimizi. Ben bittim en azindan onu biliyorum. Cunku gelip bana ben ayrilmak istiyorum dedigi anda icimden bambaska bir insan dogmaya basladi. Once ise eskisini oldurmekle basladi, en sancili kismiydi, icerde inanilmaz firtinalarin koptugu ama disardan dingin kabullenmis gozuken. Cirpinmalar, kavgalar, kabullenemeyisler ve sonra bir gun son geldi, kaybettik onu, eski ben bitti yok oldu, yerini bambaska bir insana birakti.
Nasil mi oldu, cok da iyi oldu. simdi bambaska bir hayatta bambaska bir statuyle yasiyorum hayatimi. Rekabet mi? Sadece kendimle.