28 Şubat 2019 Perşembe

Yedi sene bitiyor mu yoksa

Bugun instagramda gezerken yedi senelik periyodu bitecekler icin bisiler yaziyodu. Yedi senedir hayati geriye gidenler icin bugun firsatlar dogmaya basliyormus. Tabi nerden baktigina bagli ama oldu bizim de bisiler. Zaten iki gun oncesine kadar bisiler bisiler ters gitmeye baslamisti, pazar gecesi kanal olan disimin kaplamasi kopup kanepenin altina yuvarlanirken pazartesi sabah da sevgili kombimin bana saka yapacagi tutmustu ve sicak su musluktan bir turlu akmiyordu. Zor olsa da hepsini tek tek hallettim. Ama bugun sansim donmeye gercekten basladi sanirim. Is gorusmelerimin artik sonuna geldim, sanirim yine zorlu bir karar verme sureciydi. Artik kararimi verdim. Gunahiyla sevabiyla yapacagimi biliyorum deyip yataga girdim ve sob bi instagrama gireyim dedim ve karsima cikan ilk reklam evet diyecegim sirketin reklamiydi. Her zaman kendime de baskalarina da soylerim. Bir karar verecegim zaman allaha dua ederim bana bir isaret gostersin diye. Bu defa da bence boyle geldi isaretim. Su anda gercekten icim rahat. Kafami yastiga koydum ve birazdan muhtemelen kitabim yuzume dusene kadar okuyup sonra da uyuyacagim.
Aaaa bir de bunu da suraya ilistireyim de unutulmasin. Bir insani kazanmak bazen o kadar kolay ki. Spor salonundaki temizlikten sorumlu gorevliye yemekhanede sadece afiyet olsun dedim. Inanilmaz mutlu oldu, bugun yemekhanede beni gorunce beni bir selamlamasi vardi benim icin dunyalara bedeldi. Keske daha esit olabildigimiz bir dunya yaratmak mumkun olsaydi. Bilmem sanki daha guzel olurdu gibi.

13 Şubat 2019 Çarşamba

Sabah uyuzluklari

Sabah Ismail kucukkaya’yi seyrederken 75 yasinda bir amcanin haberini yayinladilar. Adam o yasta sokaktan plastik topluyor ve topladiklarinin kilosunu 60 kurustan satiyor. Amcanin bi de altmis yas ustu ayligi varmis, iste bunlarla geciniyor. O yasta adam gunde en az 5 km yuruyor arkasinda da topladigi plastikleri tasiyor. Ben oturdugum yerde utandim kendimden. Ne yapiyoruz biz ya dedim, hep bi kavganin icindeyiz, aglamaya basladim cozum bulamadigim icin. Ne ise yarayacak bilmiyorum, sanki agladigimla kaldim sadece, belki bu sabah trafikte daha sakindim. Kafamda hala amca vardi o yuzden yavas yavas seridimden gidecek kadar verdim enerjimi trafige.
Ise geldim, kucuk patron alerji olmus nefes alamiyor, yanimdakiler kilo vermek icin kahvaltiyi hayatlarindan cikarmayi konusuyorlar. Once bi dahil oldum muhabbete, sonra vazgectim kimle neyi tartisiyorum. Bunlar guya okumus etmis insanlar, kahvaltiyi cikarinca daha mutlu oldum diyor, 13 kilo vermis. Tovbe yarabbim. Diyemiyosun ki sen kahvalti yapmayarak 13 kilo verdin ama ben her sabah kahvalti yaparak hic kilo almadim. Niye yaziyorum bunlari. Cunku icimi dokmem lazim. Cunku yine geldim dustum bu hengamenin icine. Yine sacmasapan muhabbetler, yok sevgililer gunu geliyormus da sevgilimiz yoksa birbirimize mi jest yapsaymisiz. Allahim yarabbim sevgililer gunu ne ya diyemiyorum ki sevdigimden diyen kisiyi. Konu uzayip gidiyor ve ben sıkılıyorum. Kestirip atarsam zaten anlasiliyor sallamadigim. O yuzden bir sure deneyecegim bakalim, uyuz oldugum seyleri soylemicem elimden geldigince, buraya yazacagim. Bakalim asosyal mi olcam boylece, yoksa toparlar miyiz durumu biraz.

9 Şubat 2019 Cumartesi

Bekliyorum yine

Yine garip şeyler olmaya başladı. Bu hafta iş yerinde yalan attım. Çok vicdan azabı çektim ama attım. Çünkü iki gün üst üste mülakata gittim. Bilmiyorum teklif gelecek mi, ama beklediğim gibi bişey gelirse karar verdim gidiyorum. Yine yeni bir başlangıç olsun istiyorum çünkü. Bu sefer belki kimseden bişey beklemeden başlayabilirim yeni yolculuğuma. Belki kendimi az da olsa toplumun normlarına göre normale yaklaştırabilirim. Ya da bilmem belki de sadece burdan daha mutlu olurum. Çünkü burda mutsuzum artık. Her ne kadar kovulmanın eşiğine geldikten sonra patronum geri adım atıp yine benim aslında ne kadar da Harika bir “talent” olduğumdan bahsetmiş olsa da artık inanamıyorum bana sunduğu teklifleri yerine getireceğine. İşte benim için olay tam olarak burada değişiyor. İnanamadığım insanlarla olamıyorum. Mahvediyor beni, kendime olan saygımı kaybediyorum. Yapamadım, önce rol yapmayı denedim, iş yerindeyken başardım da bunu. Bu olaya çok profesyonel tepki verdiğim konusunda geri bildirim bile aldım bir takım insanlardan. Ama öyle olmadı işte. Eve gelip her gün ağladım, her sabah uyandığımda yataktan çıkmak dünyanın en zor şeyiymiş gibi geldi, duş alırken banyoda ağladım ve hazırlanıp işe gittim. Sonunda da yine dudağım şişti. Çok korktum, yine iki sene önceki şeyleri mi yaşayacağım diye. Vücudum bana saklamaya çalıştığım tepkiyi verdi sonunda. Ve telefonum çaldı, iki ay önce görüşmeye gitmeyeceğimi söylediğim yerden tekrar aradılar. Bu sefer gittim, ertesi gün de ikinci görüşme. Bilmiyorum teklif gelecek mi, ama gelirse ben burayı ve buradaki patronumu bırakıyorum. Onun her ne kadar iyi bir insan olduğunu ve beni kendince sevdiğini bilsem de benim ilkelerimle onun ilkeleri uyuşmuyor. Çünkü ne yazık ki insanların çoğunluğu gibi koltuğun elden gitmemesi hrrşeyden daha önemli. Ben aslında daha da fazlasını istiyorum buradan gitmekten. Toptan gitmek istiyorum. Herşeyden uzaklaşmak istiyorum. Herkesten. Kendimle kalmak istiyorum sadece. Gerçekten bugün duvara bakmak istemiyorum, uzaklara bakmak istiyorum. İnanmak istiyorum çünkü, belki bir gün oralarda bir yerlerde daha yaşanılır bir hayat kurulur. 
Peki, ama iyiyim bugün, yani bir süredir daha doğrusu. Sanki yine bişeyler değişmeye başladı gibi. Sanki burdan bir kabuk yırtılırsa gerisi gelecek gibi. Bi tak tak gibi bu. Kapıyı açan olursa her şey yenilenecek gibi. En azından ben öyle hissediyorum ve günler sonra böyle hissetmek bana iyi geliyor. Bekliyorum o yüzden, bakalım neler olacak. 

5 Şubat 2019 Salı

Biz cocukken

Artik dunya kotulesiyor belki de. Benim cocuklugumda ki cok uzun zaman oncesinden bahsetmiyorum, bugunku gibi hastaliklar yoktu. Ben okula hasta oldugum icin gitmedigim bir gunu hatirlamiyorum. Sarilik oldugum zaman haric :)) simdi herkes influenza a, beta virusu, domuz gribi. Millet atesler icinde yaniyor, hastanelerde yatacak yer yok, cocuklar birak okula gitmeyi evinde bile oturamiyor dogru duzgun. Biz bu dunyaya bi yanlis yaptik sanki, o da simdi bizden intikam mi aliyor yoksa? Haaa bu arada biz cocukken bu kadar korunmazdik da hastaliktan. Balik yagi haplari, omega bilmemkaclar, propolisler, takviyeler de almazdik. Hazir sut sadece annem kardesim bebekken ona icirirdi, biz sutcu teyzelerden aldigimiz sutu icerdik. Beraber manava giderdik babamlarla, herseyin tazesi vardi hep zaten, pazar pazar gezmezdik belki ama olani alirdik. Kisin kar yagardi, yazin gunes acardi, ilkbaharda da yagmur yagardi. Simdiki gibi mevsimler nerde ne yapacagini bilmiyor degildi. Biz cocukken hersey daha azdi ama hepsi daha coktu.

3 Şubat 2019 Pazar

Komşu teyze

Çooook zor bir haftaydı. Sanırım her gün en az bir fasıl ağladım. Önce beceriksiz ilan edildim, sonra iş bulmam söylendi yani bir nevi kovuldum aslında. Sonra tekrar o muhteşem “talent” oldum. Tenis topu mode on yani. Tahammülüm gittikçe azalmaya devam ediyor. Güzel olan şeyler de var. Hemen b planımı oluşturdum, dünyanın en iyi planı olmasa da. Annemse inanılmazdı. Kendini daha fazla yanımda hissettiremezdi. Annem ve babam. Şu an yazarken yine gözlerim doluyor. Sanırım benim hayattaki şansım onlar. Bu aralar en çok isyan etmek istediğim anlarda kendimi durdurma sebebim onlar benim. Onlardan başka herşeyiyle sadece benim iyiliğimi isteyen kimse yok. Olması da saçma olur sanırım. Yanlış girdim aslında, olmasını da beklememem lazım. Zira ben de en en en önce kendimi düşünüyorum. Şu anda bile mesela kimsenin derdiyle uğraşacak enerjim yok, kendimle ilgileniyorum. Kimseye verecek ne zamanım var ne de tahammülüm.
Yine de güzel şeyler de oluyor. Gecenin on buçuğunda evden çıktığımda pencereyi açıp nereye gidiyorsun diye soran bir komşu teyzem var benim. Üstelik de ertesi gün beni görünce merdivenlerden çağırıp dün akşam beni yanlış anlamadın değil mi, öyle mahalle karıları gibi bağırdım pencereden, ben sadece seni merak ettim diye kendince benden özür bile diledi. Üstelik de pencereden bağırmasını ben bira içerken masada tatlı tatlı anlatmışken. Güldüm ben de öyle deyince, kendimce söyledim aksine hoşuma bile gittiğini. Hızını alamadı, kızı bana bir kitap hediye bile etti. Şu zamanda böyle komşum olması çok ama çok hoşuma gidiyor. Herşeyin basma kalıp, sahte, ruhsuz olduğu bu kocaman şehirde gecenin on buçuğunda evden çıkıyorum diye beni merak eden biri var. Çünkü on buçukta evden hızlı hızlı çıkmak normal değil. Ben de normal değildim zaten, normal olsam o saatte çıkmazdım. Cuma günü ya akşam yemeğe gidilir saat sekizde çıkarsın en geç evden, ya da gece dışarı çıkılır o zaman da on ikide çıkarsın. Ama on buçukta hızlı hızlı evden çıkıyorsan evin duvarları basmıştır, bir an önce kendini dışarı atmak istemişsindir. Ve belki de o kadar yalnız hissedersin ki kendini allah o yüzden komşuyu dürter ve camı açıp kendince yalnız olmadığını söyler sana. Mutlu olursun, taksiye kadar yolu minik bir tebessümle yürürsün.