24 Ekim 2016 Pazartesi

Bir suru isaret

Hep isaret ararim ben. Hep de cikar karsima. Okurum anlamlarini, dusunurum, yolumu bulurum. 
Cumadan beri surekli isaretler pesimde. Cuma iki romen fistikla sarap gecesi, cok alakasiz bir insanla karsilasip onu da beni romanyada benim pozisyonumda bes sene onceki adamla tanistirmasi son noktaydi artik. Mukemmeldi hava cumartesi, biz de nisantasi yaptik alisveris seansi, haftalardir aradigim etegi buldum. Bu degil tabi surpriz olan, gelinligimi bana sattigini dusundugum ama sonra kaziklandigimi anladigim magazadaki adam satti dunyanin en guzel etegini bana. Bana gore cok paraydi ama bayildim etege, dusundum dusundum sonra biraz daha dusundum ve sonunda aldim. Kahve arasi, karin agrisi, tiyatro, gecenin bir yarisi yagmur altinda kardesimle yuruyus biraz da tirsarak, pazar defne ve girla muhabbet. Sporu atlamadim tabii. 
Su siparisi verdim dun, artik bitti cunku bana alex'in giderken bir dahaki gelisine kadar yetsin diye aldigi sular. Sabah da giderken son pet siseyi cope attim. Soyledim kendi kendime ve senden kalan son seyi de cope atiyorum simdi diye. Ogleden sonra tatammm, iki ay sonra beyefendi elbisemin onda kaldigini bana haber vermeye karar vermis. Yalan yok pisman olmus olsun istedim, kimseyi gonderemem, ben yakinda geliyorum ama vaktim olmaz seni gormeye, sen en iyisi istersen cope at istersen birine ver dedim. Burda yazdigimi her kadin anlar, bana beni gormek istedigini soylesin istedim, israr etsin istedim. Cat diye cevap geldi, sen gelene kadar bekleyecegim, beni ararsan sana getiririm vaktin olmazsa birine veririm sonra diye. Bana atti yine. Cok zordu ama hayir, seni son aradigimda bana verdigin tepkiden sonra beni cok cok zor bir duruma soktun, cok kotu hissettim kendimi, seni arayip ayni seyleri hissetmek istemiyorum dedim. Sana kendini iyi hissettirecekse ozur dilerim 'cruel' reaksiyonum icin, benim kendimi koruma yontemim, take care diye ayni Alex tarzi cevap. 
Nefret ediyorum bundan. Karsimdaki adam kendi tarzinda ayriliyor, ben o zaman umrunda degilim, sonra ben kendimi toparlamaya basliyorum kendi yolumda, sifir iletisim benim yolum, sonra birden bir sekilde beyefendinin aklina geliyorum cat diye atiyor mesaji. Ne oldu, yine benim yontemime sifir saygi. Kabul edemiyorum. Elbise ne ya, iki aydir sormamisim elbiseyi, demek ki yok ihtiyacim, at gitsin, pisman degilsen bana kendimi iyi hissettirmeyeceksen ne diye karsima cikiyorsun. Cikma, istemiyorum. Icimde bayagi bisey kopartti, sinirden eve gelirken gozlerim doldu. Eve geldim, biseyler yedim, yeni kitabimi actim biraz okudum. Enerjim tukenmisti resmen, kapandi gozlerim, uyudum mu uyumadim mi hala bilmiyorum. Ne oldu bana, nasil bu kadar coktum, niye bu kadar dokundu bildigim seyler. Bilmiyorum. Kalktim sonra, yeter dedim. Tatli biseyler hazirladim kendime, bir muz, bir kase mayali yogurdum, iki kasik da yulaf. Oturdum hepsini yedim. Etegimi denedim, ustune ne giysem diye, buldum da, yarin terziye goturup daraltmaya karar verdim. Cumartesine hazir olsun fratelli'ye diye. Spora basladim, bir sarki duydum ve butun duygularim bosalana kadar hickira hickira agladim. Bir dakika surdu ama yogunlugu saatler gibiydi. Sporumu bitirdim ve cesaretimi toplayip hissettigim herseyi yazmaya karar verdim. Rahatlatti beni. Bakalim bundan sonra neler bekliyor beni. 

20 Ekim 2016 Perşembe

Saglikli yiyeceklerle imtihanim

Bugunki alisverisimi tamamlayip kasiyerin onune dizmeye basladim, bitirince bir baktim o bandin ustune bir gulme geldi ki bana sorma. Iste bandin ustundekiler: yulaf, keciboynuzu pekmezi, gunluk sut, organik yumurta, yesil cay, tam tahilli ekmek veeee kuru sogan. Tamam o banda kuru sogan yakismamis kel alaka gibi durabilir ama o oyle degil iste. En antibiyotik etkilisi o aslinda. Istanbula dondugumden beri azalttim yemeyi ve uc sefer hasta oldum. Ben ki uc kis boyunca sadece bir sefer hasta olmus insandim. Neyse iste, sogana da yer buldum yani o bantta. Zaten konumuz da bu degildi. Beni uc sene once bu zamazingo diyecegim seylerle biraz zor gorursu insanlar. Ama iste simdi saglikli yasama kafayi sarmis teyzeler gibi gozukuyorum derdi uc sene once ki ben bu beni gorse. Yalan yok simdiki ben de gurur duydum yine ayni benle:)) sonra eve gelip esyalari mutfaga yerlestiren ben solugu uzakdogu restaurant'inda aldi. Soslu soganli bademli falan kocaman bir tabak tavuk yedi. Pismanlik mi? Biraz var evet, cok da degil yalniz, sonucta ise yuruyerek gidip geliyor kac gundur, cumartesiden beri araliksiz evde work-out. O yuzden pismanlik falan pek olmadi. Bugun de boyle materyalist bigun oldu iste, neden, cunku yolda kendi kendime 90'lar pop soyledim de ondan. 
Bu arada operaya hayatinda gitmemis bir turk erkeginin sevgilisine yaranmak icin operaya gitmesine dun de guluyordum, bugun de guluyorum, yarin da gulerim muhtemelen. Plaza erkeginin abazalik gostergesi. Ama sempatiginden. Adam operaya gidiyor, daha napsin. 

18 Ekim 2016 Salı

Hallesemediklerim var

Cozemediklerimiz hallesemediklerimiz mi gercekten? 
Kendi gercekligimizin kabul edilmemesi mi?
Bizim de bunun kabul edilmesi icin cabalamaktan yorulmamiz mi bizi tuketen?
Yine farkindaliklarla dolu bir gun oldu. Iyi bir karma yaratmali once diye dusunceler. Once ver sonra al. Bunlari dusunurken kafada yola koyuldum, yine yuruyerek. Bi yandan bu koca sehirde yururken bile tetikte, bi yandan yine Z planlari. Sonra gunun en onemli saati. Belki de son bir yilin. Yine bir output verdi bana. Hallesmek. Kirma bi sozcukmus. Helallesmek ile halletmenin kirmasi. Bundan bazi bazi kabul edememelerimiz, bitiremememiz, artik sebep o ilk sebep olmasa da bir turlu kafamizdan atamamamiz. 
Bir de bu koca sehir. Cok guzelsin, ama cok buyuksun. Yutuyorsun bazen, ya da ben oyle hissediyorum. Benim yalan dedigim hayatlari yasayanlar disinda kendini bu sehirde buyuk hisseden var mi acaba?

12 Ekim 2016 Çarşamba

Alain de botton diye bi adam varmis

Iki gundur internette gezinirken tesadufen kesfettigim bi adama kafayi taktim. Aslinda bayagidir unluymus bu insan evladi ama kesfetmek bana yeni kismet oldu. Demek ki simdi olmasi gerekiyormus diyor ve adamin adini acikliyorum. Alain de botton. Okudum da okudum, sonra biraz da dinledim, arkasindan da hemen ilk kitabinin siparisini verdim. Tabi tam takintili bir insanim biraz da maymun istahli, hemen elime gecmesi lazim istedigim seyin. Allahtan oyle buyuk isteklerim yok. Nerdeyse bir ay once ayila bayila online siparisini verdigim jimmy choo'larim hala gelmedi mesela, hatta muhtemelen siparisimi iptal edecekler kuru bir ozur dileyip ama napalim artik. Zaten megerse benim iki cift guiseppe zanotti ayakkabim varmis da benim haberim yokmus onlarin bu kadar tasarim oldugundan. Neyse, konudan saptim yine bu adam modern filozofmus megerse, tabi ki en cok da kadinlar takip ediyor, zaten erkeklerin yuzdeye vurdugumuzda cok az bi kismi derinlemesine dusunebilir, duz yaratiklar cogu sonucta, ondan cok da sasirmadim. Adamin Ted videolarinda basari (success) uzerine olan konusmasi mutlaka dinlenilesi. Bir roportajinda da demis ki once yalnizliginla mutlu olacaksin arkadas. Yalnizliginla mutlu olamazsan bir baskasinda da bulamazsin bu aradigin mutlulugu, cunku sonucta hepimiz yalniziz. Bunu okuyan ben, zaten uzun zamandir bu konuya kafa patlatan biri olarak yine basladim okumalara ve derin dusuncelere. Karar verdim sonra da, cuma gunu muge'yle bu konuyu masaya yatiracagim. Amacim huzur bulmak ve bunu da kendi icimde bulmak. Istanbula dondugumden beri haftasonlarimi doldurmak icin didinen ben bu haftasonunu tamamen oluruna biraktim. Full yalniz gecirmeyi ok'ledim kafada. Hatta heyecanladim hafiften. Kitabimla, kahvaltiliklarimla, hava guzel olursa biraz bebek sahil yuruyusu biraz da nisantasi alisveris turuyla gecirmeye karar verdim. Gelen tekliflere acik olurum o ayri. 
Son bir sey, dun kalktim bir de yogurt mayaladim, bugune hazirdi. Aldim bir seftali yanina katik yaptim yogurdumun bugun. Alahim bir tatli geldi o seftali bana. Yogurttan bahsetmiyorum bile. Sanirim sekeri birakmanin etkilerini gormeye basliyorum yavastan. 
Yani demem o ki daha yolum var, ama ciktim yola ilerliyorum. 

10 Ekim 2016 Pazartesi

Sapiens

Ve bir kitap daha bitti bugun. Son gunlerin en populer kitabi oldu cikti. Her icgudude oldugu gibi ben de hemen sorulmadan savunmaya geceyim bari, ben daha bu kadar populer olmadan almistim ama ancak okuyabildim. Cunku ondan once araya baska baska kitaplar girdi. Biri de MS 2150. Siddetle tavsiye edilir. Biraz fazla futurist olup pespembe karlar da yagar mi acaba diye de dusunduruyor insana. Hatta benim gibi fazla ciddiye alip neden olmasin diye umitlenip ondan sonra Istanbul da yurumenin bile bir karmasa ve yaris hali oldugunu unutup bir bacagin bile gecebilecegi mesafeyi trafik var diye birakmayan kendini insan sananlarla karsilasinca tokat gibi yuzune vurulmus oluyor insanin bir hayalden ibaret oldugu. Yani kitapta bahsedildigi gibi bir insan irkinin simdilik olusmasi inanilmaz zor, hatta istanbulda imkansiz. Sapiens'e gelirsek, kitap ilginc, bazi yerlerde fazla bilgi vermeye kendini kaptirmis olsa da genel olarak beni hayretlerden hayretlere dusurdugu yerleri cok fazlaydi. Bir de bende soyle nasil desem, sanki iki kitap okumusum hissi yaratti. Ilk baslari milyarlarca yil oncesinden bahsederken masal gibi gelirken ozellikle son elli sayfada hay anasini bunlar gercekten olabilir mi acaba dedirtti. Kisacasi ben derim ki okunasi. 
Butun bunlari dusunurken ve bugun isten eve yuruyerek donerken bir sefer daha anladim ki Istanbul'da hayat pahali. Ne kadar minimal yasamaya calisirsan calis hersey para para para. Yine basladim yolda kendimle konusmaya, karar verdim sonra ve anladim pilini pirtini toplayip guneye yerlesen insanlari. Yemin ederim cok mantikli, birikimini yap sonra topla tasi taragi ver elini sakin bir guney sahil kasabasi. Gurultuden rekabetten kesmekesten ve gecim derdinden uzak minimal bir hayat. Hayal degil, gercek olur mu? Bilmiyorum, bekleyip gorelim. 

5 Ekim 2016 Çarşamba

Mucizeler yine yolda

Subat sonuydu, mucize olsun istemistim sonra da buraya yazmistim. Ayaklarim yerden kesilsin demistim, bir mutluluk bir mutluluk olsun demistim. Bir hafta sonra karsima Alex cikmisti. Yalan yok ayaklarimi yerden kesmisti, toparlamaya calisip calisip bir yerlere yukselttigim ozguvenimi ziplatmisti. Sonrasi biraz beklenmedik oldu tabi ama benim hayatimdaki amaci o kadarmis, yapacak bisey yok. Bugun yine ayni o subattaki duygular bastilar beni. Mucize olsun yine. 
Hafif yogun bi gundu zaten, kendime zaman hic ayiramadim nerdeyse butun gun, aksam ki program da iptal olunca once sarap kadehlerimi almaya gittim arkasindan da eve yuruyerek dondum. Tabi bos durmak yok yol boyunca, basladim yine kendimle konusmaya dertlesmeye. Allahtan burasi inanilmaz cok sesli ugultulu bir sehir de kimsecikler duymadi beni. Evde de temizlik spor derken butun geceyi yedim. Mucizem geldi. Istiyorum. Biliyorum az kaldi geliyor mucizem, hazirim bekliyorum ben de onu. Inanirsak neden olmasin, insaniz sonucta. Mucizeler kim icin, bizim icin. Hatta bence en cok da kadinlar icin. O kadar da torpilimiz olsun canim. Biz hep mutlu olalim, mucizelerimiz yanimiza kossun. 

3 Ekim 2016 Pazartesi

Satisci olunur, istenirse tabi

Dayanamayip bunu yazmaya karar verdim bugun. Is cikisi yorgun argin metrodan cikip eve giderken kendimle verdigim savasi kazandim akmerkeze gittim meyve almaya, son anda aklima kas kalemimin bitmek uzere oldugu da aklima geldi. Elimde macro posetleriyle basladim sephora'yi aramaya. Asagi in yukari cik derken sonunda buldum. Bu kadar satis yapmak istemeyen bir satis elemani daha gormedim, en azindan bu tarz bir magazada. Ne dedigimi bile dinleme zahmeti pek gelmedi, zaten baktim olacak gibi degil iyi aksamlar deyip ciktim. Sevil parfumeri'yi gordum cikmadan, channel standi da hemen giriste olunca durup incelemeye basladim. Hemen saat daha da gec olmasina ragmen cok guleryuzlu bir satis elemani geldi, once istedigim kalemi gosterdi, ardindan baska bir tavsiye vermemi de ister misiniz diye sordu, kendisi birkac secenek gosterdi, benden spesifik istekler gelince baska bir standdan arkadasini cagirdi, daha da guleryuzlu bir satis elemani daha geldi, karar verebilmem icin usenmeden makyajimi titizlikle temizledi, kendi urununu uyguladi ve en sonunda yepyeni bir urun alip ciktim. Cikmadan once memnuniyetimi yeniden belirtmeden edemedim tabi. Bu yeni huyumu cok sevdim, aldigim herhangi bir hizmetten, urunden hatta tepkiden bile memnun kalinca elimden geldigince tesekkurumu etmeden gecmiyorum. Oyle bir his doguyor ki icime sanki o kisinin de gunune bir farklilik katiyorum. Daha guzel ne olabilir ki zaten. 
Yani sonuca gelelim, satis yetenegi baska birsey, inanilmaz potansiyel bir aliciyi bile kaciriyorsan hic satisci olamamissin demektir, potansiyel olmayan birine o urunu satiyorsan dogru yere dokundun demektir zaten. 
Son bisey daha, Cem Adrian bir aplikasyon yapmis, inanilmaz, kesin indirilesi. Alakasiz oldu ama soylemeden gecemedim :))