27 Ekim 2015 Salı

Erkekler inanilmaz zeki yaratiklar

Bazen erkeklerin kadinlara karsi onyargilarini gordukce aglasam mi gulsem mi sasirip kaliyorum. 
Haftasonu iki arkadasimla dag tarafina hem trekking yapmaya hem de biraz kafa dagitmaya gittik. Yeni tanidigim insanlar ama oldukca geyikler, eglenceli amacina hizmet eden bir gezi oldu. 
En yorucu ama bir o kadar da keyifli kismi tabi ki daga tirmanma kismiydi. Her grupta oldugu gibi bizim de grubun enerji bakimindan zayif bir halkasi vardi. Sezgin yolun basindan itibaren sizlanmalara basladi, iyi de malzeme cikti tabi benle Erdal'a. Kazasiz belasiz, ayi saldirisina ugramadan geziyi tamamlayip asagi inmeyi basardik. 
Seher donus yolunda inanilmaz trafigi gorunce kendimizce eglenceli vakit gecirmek icin geyigin dibine vurmaya devam ettik tabi ki. Sezgin'in son model telefon istemsiz oldugunu iddia ettigi bir sekilde saymis adimlarini, 19950 adim atmisim dedi, 15 km eder diye duz mantik hesaplamasini yapti. Dagda yururken adimlarin boyutlarinin inanilmaz degisiklik gosterdiginden falan bahsetmeye hic gerek duymadim, keyifli giden sohbeti bilimsel gerceklerle baltalamak anlamsiz geldi bana. Arkasindan devami geldi, ben 20 bin adim, sen 22 bin adim, Erdal da 17 bin adim atmistir, artik burdan herkesin kac km yurudugunu hesaplarsin demez mi bana. Bir sey soylemedim, guldum gectim, yine de alamadi hizini, hadi bakalim yakalayabildin mi soyledigim seyi diye patlatinca sakince cevaplamak gerekti artik. Yavrucum hepimiz ayni km yi yuruduk adim sayilarimiz tabi ki farkli dedim ve daha fazla bir sey soylemedim, eskiden olsa o daha boyle bir sey soylemeden atlardim ama zamanla insan kendinden emin olmaya baslayinca baskalarina birsey ispatlamanin yersizliginin farkina variyor ve cok da umursamiyor. Neyse, bombalar yine de kesilmedi, son olarak da evet evet gercekten akilliymissin. Hicbirsey soylemedim yine, sadece guldum.
Kabullenmek de iyi mi kotu mu bilmiyorum, bu tarz olcumler (!) icin erkeklerin kendilerini otorite gormelerini. 
Bunu soylemekten nefret ediyorum ama sanirim bu durumun bu hale gelmesinde en buyuk rol hemcinslerimin. Durum artik oyle bir boyuta ulasmis ki benim gibi dusunen insanlar hep birlikte ugrasirsak bile azicik bile olsa farkindalik yaratabilir miyiz, cok emin degilim artik. Yine de en azindan benim gibi dusunen bir kac insanin varligi bile bana simdilik yetiyor. 
Hayatimizda hep bizi bulundugumuz yerden daha ileriye goturecek insanlar olmasi dilegiyle. 

26 Ekim 2015 Pazartesi

Onlarin dersi

Yapmak istedigim bazi seyler var bu hayatta. 
Onceleri beni bir sekilde uzen, bana zarar veren insanlari cezalandirmak isterdim hep. Sonra onlari allaha havale etmeyi ogrendim zamanla. Zor ve acili bir surecti, cok zaman ve emek harcadim ama sonunda ogrendim. 
Ancak zarar goren ya da bir sekilde uzulen insan benim deger verdigim bir insan oldugunda icimde kopan firtinalari hala dindiremiyorum. Daha da kotusu hicbirsey yapamiyorum. 
Ailem ve hayatima sonradan dahil ettigim ve cok ama cok sevdigim insanlar var ya hani, onlarin hayatina girip uzen insanlari allaha havale etmeyi ogrenemedim iste. Ciksinlar hayatimizdan hic girmesinler bir daha ve aci ceksinler istiyorum. 
Halbuki ogrenmem lazim, bu da hayatta belki de onlarin cikarmalari gereken dersler, yani benim sevdigim insanlarin. Ana iste onlar uzulmesin, gozlerinden bir damla yas dokulmesin hak etmeyen biri yuzunden istiyorum. 
Gucum yermiyor ama bazen engellemeye. Akacak oldugunu bilsem de o gozyasi, ne kadar uyarmak istesem de, yasanmasi gerekiyorsa o an yasaniyor. Bana da bunu ogrenmek dusuyor, simdilik hala zor geliyor yine de cok deger verdigim o biricik insanlarin uzuldugunu gormek. 

24 Ekim 2015 Cumartesi

Isiniz allaha kalsin

Kafayi yastiga huzurla koymak onemli. 
Kimsenin ahini almamis olmak, sadece iyi niyetle kapatmak gozlerini. 
Gozu arkada kalmamali insanin bir yerden ayrilirken ya da cikarken birinin hayatindan. Elimden geleni yaptim diyebilmeli. 
Vicdan azaplari takilmamali pesine. 
Hesapsiz sevebilmeli daha da onemlisi, karsiliginda sadece saf sevgi bekleyerek yaninda da bir tutam saygi, biraz sefkat ve sifir saygisizlik. 
Cunku saygi bitince bir iliskide geride hicbirsey birakmiyor gonul kirikliklari aci ve ozlem disinda. 
O yuzden iste sevebilmeli insan hesapsizca, bikmadan usanmadan saf sevgi nasilmis unutmadan sevebilmeli. Buyurken aslinda unutmamali o icindeki masum cocugu, hic oldurmemeli, hep ozgur birakmali onu, aradigini bulabilsin, bulunca pesinden gitsin kacirmasin diye. Pesinden gidilecek kisiyi kovalamali tabi, oyle degilse de derslerini cikartabilmeli ayni hatalari tekrar yapmamak icin. Ama uzulmemeli, korkmamali hata yapmaktan. Butun duygular insanlar icin cunku, hepsi bizi biz yapan duygular, hamurumuzu yoguran, seklimizi veren, bir daha ki sefere yogunlugumuzu artiran, degerimizi yukselten. 
Yasadigimiz herseyin bir sebebi var bizi daha kotusunden koruyan, bazen gorebildigimiz bazen de sonsuza kadar belki de anlamayacagimiz sebepler. 
O yuzden birakin isiniz allaha kalsin, ona kaldiysa eger sukredin. Yasamak hissedebilmek herseyiyle muhtesem bir mucize. 

23 Ekim 2015 Cuma

Kasim geliyor

Gecen sene bu zamanlarda yine kasimi bekliyordum, ne olacagini tam bilmeden buyuk bir heyecanla. Sadece inanmak istedigim icin ona, cok da dusunmeden, sadece inanmak istedigim icin birine. 
Simdi yine tam bir yil sonra yine ayni heyecanla kasimi bekliyorum. 
Belki de bu hali guzel, ne olacagini tam da bilmeden umutla beklemek. Olmasa bile umdugun sey yeniden baslamak yine ayni heyecanla. 
Cunku icimde bir his var benim, bekledigim sey olmasa bile bir seyler degisecek bu kasim benim hayatimda. Cok heyecanli keyifli muhtesem bir seyler olacak, yepyeni bir bolum acilacak hayatimda. Belki o anda anlamayacagim bile ne oldugunu ama olacak. Biliyorum. 
Kendine guvenmesi lazim insanin, ozellikle de bir kadinin, biz aslinda hep hafife aldigimiz icin kendimizi degerimizi, yanimiza da hakettigimizden daha azini cekiyoruz hep. Halbuki bir de tersini denersek goruruz aslinda tam da hakettiklerimizi yanimizda buldugumuzda. 
Bir dusunun mesela kac sefer begendiginiz birini gordugunuzde yok canim bu bana bakmaz dediginizi, hooop dusurdun degerini yaydigin enerjini. Ya da aslinda senin de icinden geciyor olmasina ragmen arkadaslarin aranizda bisey mi var diye cok masumca sordugunda bile yok ya sadece arkadasiz takiliyoruz o kadar dediginizi, ve iste yine dusurdunuz degerinizi. 
Kabul ediyorum ben yapiyorum bunu, ama artik degisim zamani, farkina varip hakettigimi alma zamani. Hem de tam da kasim yaklasiyorken. Evet klise ama kim inkar edebilir kasimda askin baska oldugunu?

15 Ekim 2015 Perşembe

Istanbul

Ve sonunda istanbul, kacmaya calissam da buraya gelmekten sonunda geldim. Stressli yorgun bir gece, sabah bogaza karsi hizli bir kahvalti ve cok sevdigim bir arkadasimla hizli bir ani yakalama konusmasi, bana verdigi iki guzel haber, tatilde tanistigi cocukla gorusmeye basladigini soyledi. Kafasindaki kliseleri yikip gorusmeye devam ettigi icin o kadar mutlu oldum ki sanirim en az on sefer onun icin ne kadar sevindigimi soyledim. 
Ve arkasindan buyuk bulusma, bir bucuk senenin sonunda psikologumla yeniden bulustum. Herseyi acik acik anlattim hicbirsey saklamadan, bazen kendime bile anlatirken birseyleri arkaya atiyorum, saklamaya calisiyorum. Ama onunla seanslarimizda bunu yapmiyorum, hersey seffaf. Cunku bana gore matematiksel olarak dogru teshis ve dogru cozumu bulmamiz icin butun doneleri vermem gerekiyor ona. O da beni artik cok iyi tanidigi icin hep o minvalde bir anlatimi seciyor. Yine oyle yapti. Yapmaya calistigin sey terazinin dengesini bozmak dedi, dogru da yapiyorsun. Bir kefede duygularin ve umutlarin var, digerindeyse olmadigi gercegi ve ama, zatenlerin. Terazinin dengesini bozmak icin ya umutlarin gercege donusmesi lazim ya da amalarin oyle bir artmasi gerekiyor ki denge bozulsun. Sen de su anda amalari artiriyorsun ve dogru yoldasin. Bir diger yol o teraziyi birakip baska bir yere gecmek yani odagi degistirmek bunun en guzel hali baska bir duygusal iliskiye baslamak. Bir ucuncusu ise zaman. Surekli soyledigim en buyuk guce sahip zaman. Bu kendiliginden olacak zaten, oyle bir zaman gelecek ki kalmayacak artik bu duygu icinde. 
Benim matematik zekama ancak bu formda anlatilabilirdi, o yuzden seviyorum bu kadini ve profesyonel bakis acisini. 
Bakalim daha nasil surprizler olacak istanbulda, neler katarak geri donecegim bu sefer oraya...

14 Ekim 2015 Çarşamba

Saf, huzurlu, sonsuz omurlu

Ayin 13 u diye mi yoksa bugun sali diye mi bilmiyorum, bugun guzel baslamadi nedense benim icin. Trafigi bile sevmedim bugun, sanki diger soforlerin hepsi gerizekaliymis, her an bir hata yapabilirlermis gibi geldi. Iki uc tane gercekten vardi gerci ama onlar hep varlar zaten, o yuzden ekstra bahsetmeyi gerektiren bisey yoktu aslinda. Makyajimi bile yapmak istemedim ama ikna ettim sonra kendimi, hadi bakalim dedim, distan da guzelleselim biraz. 
Cozdum aslinda gercek sebebimi, cunku yarin istanbula gidiyorum ve gerginligimin sebebi bu. Kabul etmek istemedim basta ama sabahki toplantida verdigim tepkiyi gorunce yeter dedim, bu gerginlik sadece bana zarar, baska kimsenin bir isine yaramiyor. Toplantida dusunduklerim yanlis degil, aman yanlis anlasma olmasin ama degistirebilecegim bir sey degil. Kabul etmem gerekiyor ki gunumuz is dunyasinda bir cok sirkette oldugu gibi bizim sirkette de zeki olmak kadar onemli olan diger iki sey de ya uzun ve ince bacaklarinin olmasi ya da birinin adami olmak. Bende an itibariyle ikisi de yok ama  neyse  ki zeka kismini alllah yeterince vermis, ya da ben oyle hissediyorum, zaten onemli olan da benim hissettigim :))
Toplantidan cikinca bu kadar etkilendigimi gorunce artik duygusal durumumu kontrol altina almam gerektigini anladim. Once sorunun gercek sebebini bulup kendime itiraf etmem gerekiyordu, bulma kismi degil ama kabullenme kismi biraz zorladi beni. Yarin istanbula gidecek olmamdi asil sebep. Neredeyse bir bucuk yil sonra ilk defa gidecek olmam beni fazlasiyla germis megerse. Kabul ettim ama sorunu sonunda. Sonra basladim kendimi bu yarattigim gereksiz stresin ne kadar anlamsiz olduguna dair ikna etmeye. Tam o sirada hizir gibi imdadima bugun vedalasmaya gelen bir arkadasim yetisti, uc saat sonra iskocya'ya ucuyordu oraya yerlesmek icin, oldukca gergindi. Sakinlestirmeye calistim elimden geldigince ve tabi ki hic bir duyguyu icinde tutamayacagini soyledim ona, kendime de hatirlattim. O kadar iyi geldi ki bana da birine bunu sesli soylemek, adeta ondan cok kendime yardim ettim. Arkasinda yardim etmeye karar verdigimiz bir arkadasim icin ilk somut adimimi attim, sonra kuafor fasli geldi, ardindan burdan beni arayip yarin icin iyi yolculuklar dileyenler, istanbuldaki insanlarla son program konusmalari, vee cok sevdigim iki arkadasimin benim gelisimi sabirsizlikla beklediklerini ogrenmek. Paha bicilemez. 
Evet hayatimda birsey eksik sadece, huzurlu mutlu bir ask, ama geri kalan herseyi fazlasiyla biriktirmisim yanimda. Ve bir dilek tutacagim simdi soz verdigim gibi pazar gunu kahvaltida aciklamak uzere. Herseyin en iyisini hakettigime inaniyorum, o yuzden de hayatimdaki butun guzelliklerin yanina bir de saf huzurlu sonsuz omurlu bir ask istiyorum. 

11 Ekim 2015 Pazar

Bilinmezlik, seviyorum seni herseye ragmen

Bilinmezlik yok mu, bazen butun dunyami alt ust ediyor. Bazen herseyi kabul ediyorum hayatimdaki, gelecekle ilgili butun umutlarimi da icimde tasiyorum, ama iste o bilinmezlik yok mu, onunla bas etmeyi hala tam olarak ogrenemedim. Belki de kabul etmem gereken onun ustunlugu. 
Icten ice biliyorum da aslinda, bilinmezlik hayatta herkes icin esit olan nadir seylerden biri. Kim, hangi guce sahip olan kisi bilebilir ki bir saniye sonra ne olacagini? Kimin hayatinin tamamen degismeyeceginden kim emin olabilir?
Yine de tabi insanim ben de sonucta kendimce yollar bulmaya calisiyorum icimdeki umitleri yesertmeye devam etmek icin. Fal benim buldugum yollardan biri. En akilci yol degil biliyorum ama ben kendimce onu kafamda oyle bir yere kodladim ki bana iyi geliyor. 
Isin bana gore komik tarafi da bundan bir kac yil once fal asla baktirmayan, kahve fincanini kesinlikle kapatmayan, kapatanlari icinde yargilayan ben simdi buldugum butun firsatlari degerlendiriyorum. 
Yine benim sucumdu belki de o zamanlar da herseyi kaliplara oturtmustum cunku, tek bir yolu vardi cunku o zamanlar fal baktirmak gunahti ve yargiyi bitirmistim kafamda, noktayi koymustum ve kesinlikle tartismaya acik degildi benim icin. 
Simdi tamamen degisti benim icin fala bakis. Tipki bir terapi gibi, guzel seyler duymak umut etmek icin bir yol sadece. Tabi ki demek istedigim sey duydugum seyler icin beklentiye kapilip olmazsa dunyanin sonunun gelmesi degil. Sadece bir sebep iste umut etmek icin. O bilinmezlikle az da olsa basa cikma yontemi, ama kesinlikle onunla yarisma degil, cunku onun varligini asla ama asla kabul etmemezlik yapmam ve cok da minnettarim bilinmezlik hayatimizin bir parcasi oldugu icin. 
Cunku hayati surprizlerle dolu hale getiren iste o bilinmezlik, zaten en nihayetinde butun umutlarimin sebebi de o, her ne kadar arada bir art arda kotu seyler oluyormus gibi gozukse de eger o bilinmezlik olmasa sanki bundan sonra hep kotulukler bulacakmis gbii gelir insana, ama iste hic bir zaman emin olamazsin yarin ne olacagina dair, iste umudun en buyuk besleyicisi bu bilinmezlik. 
Bu umutlarimi falla besliyorum biraz, hosuma gidiyor, enerjimi artiriyor, muthis bir istek kapliyor icimi, yaydigim enerjiyi o istegim dogrultusunda devam ettirmemi sagliyor. Hani su evrene mesaj gonderme olayi var ya, istedigin sey olmus gibi davranma, iste tam olarak oyle kodladim fali ben kafamda. Tek bir sey var iste dikkat edilmesi gereken, olmadiginda istediklerimiz icin umudu kaybetmemek, bunu basarmak da isteyince cocuk oyuncagi zaten.
Gecenlerde aradik bir arkadasimla taa turkiyeyi sirf bunun icin, guzel seyler soyledi, ne bileyim belki de duymak istediklerimi soyledi, bilemem. Benim isime yaradi sonucta, bambaska bir pozitiflik var simdi icimde. Cok guzel bir is teklifi alacagimi soyledi, kariyer hedefime ulasacagimi yalniz zamana ihtiyacim oldugunu, hayatimin insaninin karsima cikmasina cok az kaldigini ve beklentimin aksine bir turk olacagini :) burasi cok hosuma gitmedi ama icten ice istedigim sey aslinda hayatimin insaniyla kendi dilimde konusmak, kendime yalan soylememin bir alemi yok :)) Kasim ayinda  hali hazirda tanidigim birinin de gelip bana duygularini itiraf edecegini, isminin iki harfini de soyledi. Soylediginde aklima bir isim geldi tabi, bir kac fiziksel ozellgini de soyledi, uydu kafamdaki isme, ama o daha o ozellikleri soylemeden benim aklima isim gelmisti zaten. Cook sonradan fark ettim ki eski esimin isminde de ayni harfler var ve benim aklimin ucundan bile gecmedi onun isimi o anda, hatta onun ismi bile baska hangi isimler var diye sesli dusunurken arkadasimla agzimdan cikiverdi, ciktiktan sonra farkettim ki eski esimin ismi. O kadar mutlu oldum ki o an, inanilmaz bir histi, artik aklima bile gelmiyordu konu ask, duygusallik, sevgi ya da buna benzer seyler olunca. Bu kadar asabildigimi bu sekilde gormek beni inanilmaz mutlu etti, bunu farkedebilmis olmak ise ayri bir olgunluk belirtisi gibi geldi bana.
Insan isteyince degisim o kadar kolay ve kacinilmaz ki. Sadece istemek gerekiyor ve zaman tanimak kendine, gerisi cok kolay, ben bir de cok dua ediyorum, inaniyorum cunku, allah her zaman yanimda en buyuk koruyucum. Dua ve sukur, hayatta olmazsa olmazlarim artik ve en buyuk kurtaricilarim.
Hayatta en guzel sey degisim ve eger gerekliyse hic bir zaman inatlasmamak degisimle. Birakin akan zamanla birlikte degissin hersey, hicbirsey kalmasin ayni yerinde.

Labyrinth of lies

Bugun bir film seyrettim, labyrinth of lies. Alman yapimi, Auschwitz'de olanlarla alakali bir film. Insan ister istemez dusunuyor orada olanlari sadece duyduktan sonra bile. Kendi hayatima baktigimda, dertlerimi, kafaya taktiklarimi dusundugumde onlarinkiyle karsilastirinca... Cumleyi kafamda bile bitiremedim sonra. Ne karsilastirmasi dedim.
Sansliyim dedim, basima gelen hersey kendi tercihlerimin sonucu, kendi aldigim kararlarin neticelerini yasadim hep. Kendi basarilarim kendi hatalarim. 
Dusunemedim bile baskalarinin kararlari yuzunden o kadar yuksek siddete maruz kalinmasini, senin elinde bile degil karar almak, yap diyorlar yapiyorsun, git diyorlar gidiyorsun, ol diyorlar ve oluyorsun, Yasam hakkin bile sende degil.
Guzel filmdi sonucta, gercekten begendim, bakis acimi farketmemi sagladi yeniden.

8 Ekim 2015 Perşembe

Yeter ki algilari acik olsun insanin

Inaniyor musunuz bilmiyorum, ben insanlarin ayri ayri kendi enerjileri olduguna inaniyorum ve daha da onemlisi eger fark edebilirse bu enerjiyi kontrol edebileceklerine de inaniyorum. Onemli olan aslinda insanin kendi icindeki guce inanmasi. Kendi sahip oldugu bu enerjiyle kendi hayat kalitesini hatta etrafindaki insanlarin enerjisini bile etkileyebilmesi.
Bunun biz insanlara allahin bahsettigi birsey oldugunu dusunuyorum. Bir baskasi belki evrenin gucu der, baska bir isim verir orasi herkesin kendi inancina kalmis.
Bana gore bu enerji farkindalikla inanilmaz derecede yukseltilebilir. Algilarimi acabildigim gunler, karsima ufak ya da buyuk o kadar fazla sey cikiyor ki, adeta evren bana calisiyormus gibi.
Dun gune huzunlu basladim, huzunlu de demiyim aslinda haksizlik etmis olurum, sabah lastigim patladi, cok takmadim yine de kafama, patlamasi gerekiyormus dedim, belki ona verecegim parayi kendim icin hayirli olmayan birseye harcayacaktim ama simdi o paranin gidecegi yer belli ve sonucta sahip oldugum parayla yani gucumu asmayan bir miktarla halledebilecegim birseylere artik kafami takmamaya calisiyorum ve sanirim basarili olmayi da ogreniyorum :)
Arkasindan bir onceki yazimda bahsettigim sevgili eski dostumu gordum, bir huzun kapladi icimi, ama calismaya basladi evren benim icin ve cat diye baska bir arkadasimdan bir mesaj: direksiyonun arkasindan cok cool gozukuyordun, hem de yine yabanci bir arkadasim, sabah trafikte karsilastigim. Hemen mesaja odaklandim, diger konu tam sicakken yani ben en cok etkileyecegi zaman dilimindeyken uctu gitti aklimdan. Sonradan tekrar aklima geldiginde ise artik ilk bastaki etkisinden eser yoktu.
Yemekten sonra asiri bir tatli ihtiyaci, anlattim hatta ofisteki insanlardan birine, bir italyan restauranti var muthis bir cikolatali tatlilari var, is cikisi gitsem mi acaba diye dusunmeye basladim, hatta yakinda bir yerde olsa hemen gidip alip gelecektim, o derece ihtiyacim vardi. Neyse dedim en sonunda en iyisi bir kahve alayim, mutfaga gittigimde sevdigim bir arkadasim geldi yanima, son gunuydu o gun, tatli birseyler yemek ister misin diye. Hemen yesss dedim, gercekten muthis cikolatali tatlilar almisti, hala nasil algilarimi kapatabilirim bu kadar onume sunulan seye ragmen. Tabi ki yine kendimi tutamayip normal bir insanin yiyeceginden birazcik azicik daha fazla aldim, bunu goren kat sakinleri de dalga gecmeye basladi, muthis bir muhabbet basladi, o pozitif enerji ordaki herkesi sardi bir anda, belki bazilari inanmayacak ama varligini havada bile hissedebiliyordum sanki dokunabilecek gibi.
Sonra aksamki fal maceramiz, falci cocugun bana soyledikleri, simdi kasim ayini bekliyorum icimde kocaman bir umutla.
Bugun oglen yemeginde yine durup dururken cok sevdigim bir arkadasimin bana donup, seviyorum seni ve enerjini senin yanindayken hep mutlu hissediyorum kendimi demesi. Iste boyle insanlar olmali benim yanimda dedim, benim yaydigim enerjinin farkinda olan, bunu alabilen, kendine yararli bir hale ceviren, benim ihtiyacim oldugunda da benim yanimda olacak.
Yemekte baktik tatlilara ama cok taze degillerdi, vazgectik, hafif bir buruklukla caylarimizi yudumladik. Oglen yemegi sonrasi masamda uzerindeki harika notla beni bekleyen cheescake'i gorunce artik ne yapacagimi ne diyecegimi bilemedim. I hope you will like it :)
Tabi ki insanin bazen dusuk gunleri de oluyor, oylesine normal ki, onun da tadini cikarmali bence, ama teslim etmemeli kendini, yeteri kadar sureyi verdikten sonra kendine hooop ayaga kalkmali ve acmali gozlerini etrafindaki muthis olaylari gorebilmek icin. Bizim icin mukemmel tikirinda calisan bir dunyanin icinde yasiyoruz cunku. Her yonuyle sevip sarmalamamizi bekliyor sadece. Biraz caba, biraz kendine ve kaderine guven sadece, gerisini o hallediyor.
Hersey icin sukurler olsun, deneyimledigim hersey icin.

Ben de boyleyim

Dun tam bir hafta oldu, burda nerdeyse en cok deger verdigim insanin hayatimdaki yerini degistirme karari alali. Bu sefer ona hic bu kararimi aciklama geregi duymadim, bu sefer kararimi uygulamaya tam anlamiyla hazirdim cunku.
Daha once kac sefer ayni karari alip her defasinda onunla bunu paylasip sonra kararimdan dondugumu hatirlamiyorum bile. Kabul etmem gerekiyor ki aslinda daha once hic bir zaman tam olarak alamamisim karari, ona haber vermelerim de hep bu yuzdendi zaten. Hep cirpinislardi, benim senin yerini degistirmem gerekiyor, bana zarar veriyor yaptiklarin ve hicbir zaman haketmediklerim, her ne kadar dogru hareketin bu oldugunu bilsem de birakmak istemiyorum, korkuyorum cunku yeniden baslamaktan, o yuzden sana haber veriyorum biseyler yap ikna et beni ve devam edelim kaldigimiz yerden. 
Her seferinde de ikna oldum tabi ki, zaten yola ikna olmak icin cikmistim. 
Ama bu sefer kararliydim gercekten, bitti dedim kendime, onu oraya ben koydum, artik ordan kaldirip ait oldugu hak ettigi yere koyma zamani. Ona hic bir sey soylemedim artik, cirpinmadim, daha onceden yaptigim gibi. 
Ve dun tam bir hafta oldu, bir hafta boyunca hic gormedim, ozledim ama kararimin arkasinda durdum. Bir haftanin sonunda dun ilk defa gordum, sadece uc saniye. Icim bir ciz etti, yalan soyleyemem, cunku alisik degilim ondan sifir geyikle kuru bir gunaydin duymaya. Yerime gelince dusundum yine onu, ve yine kendime hak verdim, evet hala seviyorum onu ama ben kendim ozel bir insanim kendim icin, herkes kendi icin hayattaki en ozel insan olmali sonucta, hayatimda ozel bir yere koyduklarim da bana ona gore davranmali. Yoksa onlarin zaten o kadar yuksek bir yerde ne isi olabilir ki. 
Devam dedim kendi kendime, dogru yoldasin. Etkilenmen cok normal dedim, etkilenmesem anormal olurdu, bu kadar zamani bosuna kaybetmis olurdum. Deger verdigim biri icin uzulmem, icimin ciz etmesi gayet anlasilabilir, bu da benim ona son hediyem. 
Varligini hic yanimda hissedemedigim bir dosta ihtiyacim yok. Bunu ben ona artik hicbirsey anlatmadan, daha once ki cirpinislarimdan anlayip beni yeniden kazanmak icin azicik da olsa bir caba harcarsa her zaman gonlumde yeri hazir. Yok ben boyleyim derse, benim de cevabim zaten hazir: ben de boyleyim. 

5 Ekim 2015 Pazartesi

Sadece inan kendine

Olay ne biliyor musunuz aslinda? Beklentiler.
Cok basit mutlu ve huzurlu olmanin sirri. Beklentileri sifira indirebilirse eger bir insan sonsuz mutluluk yanibasinda.
Kolay mi peki, kesinlikle degil. Kendinizi cok zorlamaya gerek yok, bir sabah kalkip, "evet bugun karar verdim, hayatimdaki hic bir insandan artik bir sey beklemeyecegim, cok mutlu olacagim" demekle olacak bir sey degil. Zaten eger bu kadar kolay olsaydi sanirim su an cevremizde bu kadar acidan kivranan, gorunurde hic bir derdi yokken icinde firtinalar koparan bu kadar insan olmazdi.
Ama ne kadar zor gozukse bile basarilmayacak bir sey de degil, nasil beklentilerimizi yaratan bizsek onlari sona erdirme gucu de aslinda sadece biz de var. Hem soylemeye calistigim illa tamamen sifir beklenti seviyesine ulasinca mutlak mutluluk sizi bekliyor degil, ne kadar indirirseniz o kadar kardasiniz. Indiremedigimiz kisimlara odaklanmak yerine basardiklarimiza bakalim. 
Zaten bir kac tanesini basarinca gerisi corap sokugu gibi gelecek, sonucta hayatta her sey pratik meselesi. Neyi en cok deneyimlersek, beynimiz duygularimiz ruhumuz o yone kayiyor. Beklenti daha cok beklentiyi, mutluluk daha cok mutlulugu, aci daha cok aciyi, keyif daha cok keyfi, huzur daha cok huzuru yaninda getiriyor. Para parayi ceker, ayni mantik iste :)
Kendinize izin verin, atin beklentilerinizi bir kenara, hic kimseden bisey beklemeyen kendi isteklerini kendi kendine karsilayabilen bir insanin icinizden ciktigini hayal edin, gelecek her sey zaten bonus, gelmeyecekleri ise kafa zaten hic dusunmemisti. Daha huzurlu bir insan olabilir mi hayatta? Yetebiliriz kendi kendimize, sadece inan kendine.

4 Ekim 2015 Pazar

Biraz cesaret

Bir kadin icin iliskisini bitirmek, bir erkege gore cok daha zor. En azindan benim etrafimdaki orneklerde genel olarak durum bu.
Sevgi artik bitmis olsa bile kadin icin aliskanliklarini, sigindigi limanini terk edip yeni ufuklara yelken acmak cogu zaman korkutucu oluyor sanirim.
Bu konu uzerine cok kafa yordum zamaninda. Belki de en onemli sebep dna'miz. Ne kadar guclu, kendine yetebilen, bagimsizligina duskun bir kadin bile olsa, sanirim yine de biz kadinlar derinlerde icimizde bir yerde yanimizda bir erkek olmasini guven hissi ile bagdastirmisiz taaa yuzyillar once muhtemelen. 
Kadin erkegin esit olmadigi durumlarda isler zaten oldukca zorlasiyor, cunku  ortaya bir de statu kaybi cikiyor. Bu noktada anlamak daha rahat aslinda, sonucta insanin alismis oldugu standartlari degistirmesi, daha dogrusu standartlarini dusurmesi cok da isteyecegi bir sey olamaz. Karsiliginda mutsuz, hak ettigi degeri gormedigi bir iliskiyi surdurmek bile olsa cogu kadin standartlarini degistirmemek icin bu bedeli oduyor ne yazik ki, hem de gonullu olarak.
Diger taraftan statunun esit oldugu ciftlere baktigim zaman durum pek de farkli degil. Burda da aliskanliklar devreye giriyor ve tabi bir de yalniz kalma korkusu. 
Cok kafa yordugumu soylemistim, cok uzun zaman ayrilma kararini ben alamadim. Onumde iki secenek vardi, ya mutsuz olsam bile sirf ayrilirsam beni nelerein bekledigini bilmedigim icin bu riskleri almaktan korkup iliskime devam etmek ya da butun cesaretimi toplayip ayrilmak ve beni bekleyen yeni maceralara baliklama dalmak. Hangisini sececeksem seceyim artik kendimle barismak ve mutlu olmak istiyordum. 
O zaman da anlamistim ki ayrilmaya daha yakindim ama korkuyordum, en cok korktugum sey de aliskanliklarim ve yalnizlikdi. Ozguvenim yerle bir olmustu ve bir daha kimsenin beni sevmeyecegine icten ice emindim. Ama sonunda karar verdim kendimi ayrilmaya hazirlamaliydim, yine de ayni zamanda icimdeki korkak urkek kadin bir taraftan iliskiyi toparlamaya calisti, en azindan ilerde icindeki maceraci ruh ben elimden geleni yaptim diyebilecekti.
Sonunda beklenen gun geldi ve benden once eski esim soyledi bana ayrilmak istedigini. Esyalarini topladi, gitmeden once sordu bana iyi misin diye. Tabiki degildim, hayir dedim korkuyorum. O an hissettigim sey korkuydu gercekten, neyden korkuyorsun diye sordu. O an verdigim cevaba hala guluyorum, tatile kimle gidecegim bundan sonra diye cevap veriverdim. Iste yalnizlik korkusunun tavan yaptigi nokta. Icimden pirt diye cikiverdi gercek ayrilamama sebebim, ona olan sevgim, kac yildir bir sekilde hayati paylastigim insani kaybetmem falan degil, yalniz kalma korkusu. Bir daha tatile gidecek kimseyi bulamamak.
Bu arada psikogumla muhtesem seanslar yapmaya devam ettik. O da sordu bana ne hissettin gittigi zaman diye, cevabim hazirdi zaten, korktum dedim, hem de cok. Hala da cok korkuyorum dedim, o kadar cok seyi onunla birlikte yapmaya alismisim ki, markete gidip ekmek almaktan bile korkuyorum dedim. Onunla birlikteyken hic mi ekmek almaya gitmedim tek basima, gittim hem de defalarca ve daha bir suru seyi hep tek basima yaptim cogunlukla. Ama sanki o zaman onunla da yapabilirdim de yapmiyordum, simdi ayrilinca artik herseyi tek basima yapmak disinda bir opsiyonum kalmayacakti artik ve bu inanilmaz korkutucu birseydi benim icin.
Bana dedi ki tek tek butun korkularini en sacma ve en ufagina kadar yaz. Bir ay icinde hic farkina varmadan bir cogunun ustunu cizeceksin zaten, kalanlari da uzerinde ugrasip bir sure sonra halledeceksin. Gercekten dedigi gibi oldu, korkuyu da tutamadim icimde, hepsini tek tek yaptim. Bir tek neyi yapamadim biliyor musunuz? Yalniz tatile gidemedim hala, cunku hep tatile gidecek birileri cikti karsima :) Hic yalniz kalmadim tatillerde. Su anda bile kasim sonu ve aralik sonu yapacagim ufak tatillerim var arkadaslarimla.
Yalniz kalmaktan korktugum zamanlar olmuyor mu, tabi ki oluyor. Yine de herseye ragmen simdi geriye baktigimda diyorum ki mutsuz bir iliskide mutlu rolu yapmaktansa yalnizligi tercih ederim. Gercekten birseyleri paylasamadiktan sonra iliskinin bir anlami da kalmiyor, daha buyuk bir yalnizlik gelip insani buluyor sonra.
O yuzden icimizde bu kadar buyuk bir mucadele gucu varken, hic bir kadin bunun uzerini kapatmamali sirf yalniz kalma korkusu yuzunden. Insanin hayatinda birinin olmasi muhtesem bir sey eger dogru kisiyse ve iki taraf da paylasimlarindan memnun ve mutluysa. Ama obur turlu her gecen gun seni daha cok asagiya ceken, kangren haline gelmis bir iliskinin parcasi olmak kimseye iyi gelmez. Biraz cesaret, biraz sabir ve en onemlisi de zaman.

3 Ekim 2015 Cumartesi

Maskeler

Bilmiyorum herkesin var mi ama benim ozellikle kendimi guvende hissetmek istedigimde uzerime gecirdigim bazi maskelerim var. 
Bazen gercekten cok ise yariyor. Sonucta kabul etmek gerekiyor ki karsilastigimiz herkes bizim olmasini bekledigimiz gibi degil ve bu tur insanlara karsi bazen kalkanlari kaldirmak oldukca ise yariyor.
Profesyonel hayatta cok sik basvurdugum bir yontem, sonucta calisirken hic kimse benim sorunlarimla ilgilenmek zorunda degil ve en nihayetinde herkes oncelikli olarak para kazanmak icin orada, dolayisiyla cok cok cok buyuk bir problem yoksa, saglik gibi mesela, bence herkes orda olmasi gerektigi gibi olmali ve kimseyi kendi kisisel sorunlariyla bogmamali ve bunun hincini isyerindeki insanlardan cikarmamali. Dolayisiyla evet maskeler is hayatinda hayat kurtairici ve kesinlikle gerekli.
Ozel hayatta ise durum biraz daha karisik hale geliyor. Sorun su ki nerede bu maskeleri bir kenara birakacagini bilmek cok onem kazaniyor. Erken cikarinca cok zarar gorebilir insan, erkenden kastim yanlis insana cok seffaf davranmak. Diger taraftan bazen isin buyusune kaptirip cok gec cikarinca o maskeyi tren coktan kacmis olabiliyor, karsimiza cikan dogru insanlara icimizdeki gercek insani gosterme sansi birden kayboluyor. 
Ben bu cizgiyi cogunlukla dogru anda yakalayabiliyorum, ozellikle arkadaslarima daha dogrusu dostlarimla birlikteyken. Ama karsima cikan erkekler konusunda sanirim hala kendimi egitmem gerekiyor. Ya cok erken cikariyorum ki bu cok sik olmuyor neyseki, ama oldugu zaman da biraz fazla aci verebiliyor :) ya da cok gec kaliyorum ve sadece icimdeki savasci ruhla tanisabiliyorlar, duygusal kisimla tanistirmayi unutuyorum onlarla. 
Yine de kendimi avuttugum ve cok mutlu oldugum bir konu var ki dostlarim konusunda daha az yaniliyorum. Kendimi cok iyi biliyorum, eger maskemi dostum sandigim biriyle karsilasitigmda erken indirirsem cok daha fazla uzulurum. Neyse ki bu kendimi kuvvetli hissettigim tarafim.
Diger kisim icin ise kendimi egitmeye calisiyorum hala, derslerimi cikariyorum. Her seferden sonra kendi farkima varmaya calisiyorum, yanlislarimi dogrularimi ozumseyip ona gore bir daha ki seferle yuzlesmek. Hala ogrenecegim seyler var, bunu ben kendimi kesfetmek olarak yorumluyorum. Her seferinde ayri bir macera, her seferinde yeni bir heyecan, cunku bence en guzel yolculuk insanin kendi icinde yaptigi yolculuk.
Bugun bir arkadasimin bana baktigi falda soyledikleri cok ilgimi cekti bu yuzden, bence beni cok dusunmus ve bu yuzden de cok sansliyim, fal bahanesiyle muhtemelen benim icin dusunduklerini ve tavsiyelerini anlatti bana. Bu kadar ince bu kadar dusunceli insanlarin hayatimda olmasi benim sansim. 
Maskelerin var dedi, hem de cok, herkes icin her yer icin ayri ayri. Hala karsina cikan herkese gore maskeni degistirip ona gore davraniyorsun, biraz daha yolun var ama bir gun karsina dogru insan cikacak, iste o zaman yolunu tamamlamis olacaksin ve maskelerinin hepsini bir kenara birakacaksin onunla birlikteyken. 
Hala onlara ihtiyacin oldugunu dusunuyorsun, aslinda yok ama kendini guvende hissedene kadar onlari kullanmaya devam et, o zaman geldiginde de onlardan kurtul ve birak seni o halinle gorenler yaninda kalsin.
Iste benim de yapmaya calistigim tam olarak bu, hakeden ve benim hak ettigimi dusundugum, yanimda olmasini istedigim herkese gercek beni gostermek yanlislariyla dogrulariyla sevincleriyle ve butun duygulariyla. Digerlerine ise sadece guclu savasci hirsli gururlu beni gostermek.
Hayat bizi hep dogru insanlarla bir araya getirsin, ya da hak ettigimiz insanlarla diyelim. Sanirim bu daha dogru oldu.

2 Ekim 2015 Cuma

Hayallerimiz kadar variz cunku bu hayatta

Oldum olasi hayal kurmayi cok severim. Insani inanilmaz motive eden, o andan itibaren pozitif duygularla devam etmesini saglayan muhtesem bir sey. Bilmiyorum hayvanlar da hayal kurabiliyor mu ama bence bu insanlara bahsedilmis en guzel ozelliklerden biri. 
Inanin ozellikle gece yataga uzandiginizda olmasini istediginiz seyi hayal edip oyle uykuya dalmak ertesi gunu bile inanilmaz etkiliyor. Gercekten buyusune kaptirabilirsen kendini sabah sarki soyleyerek bile uyanabilirsin. Zaten biraz alistirmayla buyusune kapilmak gitgide kolaylasiyor. 
Ortaokuldayken hoslandigim cocukla ilgili hayaller kurardim hep. Sonlara dogru kazanmak istedegim okulu hayal etmeye basladim. Liseye geldigimde hayaller bicim degistirdi biraz, aski meski bir kenara atip yasam kavgasinin en onemli adimi sandigim sonradan sadece baslangici oldugunu anladigim universite hayalleri, zaten o zamanlar aski hayal edecek pek bir durumum yoktu, yuvarlanacak kadar siskoydum neredeyse, kendi sinirlarimi cizdigim dunyada kimse benden hoslanmazdi nasilsa, sacma tabi ama o zamanlar oyleydi iste. Universite baslayinca yeniden asklar meskler hayaller, muhtesem bir hayal gucum vardi ama, gururluyum bu konuda. Tek tek gerceklestikce hayaller yenilerini koydum, basarili bir kadin olusum, bagimsiz ama gerektiginde bagli ama asla bagimli degil. 
Bir kismini yaptim, bir kismini da hala hayal ediyorum. Basaramadim dememek gerekiyor o yuzden hic bir zaman, ilk denemede cikardigim dersler oldu torpuleyip oralari hayal etmeye devam. Hayallerimiz kadar variz cunku bu hayatta. 
Bazen cok seksi oldugunuzu hayal edin sizi mutlu edecekse, mutlu olmayacak kadin tanimiyorum, mutlu olmayacaklari hayatiniza almayin zaten. Girdiginiz mekanda butun gozlerin uzerinizde oldugunu bilhassa da kadinlarin, anladiniz siz beni. 
Bazen de kendini cok kivrak zekali sanan bay muhtesemlerin oldugu toplantida zekanizla gunun yildizi oldugunuzu. 
Aksam sevgilinizle dunyanin en romantik yemeginde oldugunuzu, yalnizsaniz bile onemli degil zaten o yuzden adi hayal. Siz hayal edin, gerceklesmesine cok az kalmis demektir. 
Zaten hayal bile edemezse nasil hazir olabilir ki insan hak ettigi mutluluga. 
Benim bugunku hayalim hazir mesela kafamda, olur olmaz bilmiyorum, sadece oldugu durumdaki duygulari istiyorum. Yaniii gece uyumadan once tatilde tanistigim italyanla randevum var benim. 
En kotu durumda gerceklesmeyecek ve ben sadece hayal etmis olacagim. Eee yanlis bunun neresinde :))

Yenilere yer acma zamani

Sabah hazirlanirken en cok keyif aldigim sey radyo dinlemek. Sessiz sessiz tek basima hazirlanmak da ayri bir huzur veriyor bazen ama yine de itiraf ediyorum ben cok fazla sessizligi seven bir insan degilim. Hep bir hareket bir heyecan olmali hayatimda. O yuzden zaten modum dusuk oldugunda kendimden bile hemen sikilmam. 
Ya gevezeyi dinliyorum ya da turkce muzigi cok ozlediysem turkce bir kanal aciyorum. 
Bu sabah tam kahvaltimi yaparken baktim candan ercetin caliyor, aglamam artik gidenlere. Tutamadim kendimi, bi gulumsedim. 
Sarkinin modu dusuk kabul ediyorum pek de sabah saatine uygun degil benim icin. Ama sozler harikaymis megerse, hic dikkat etmemisim simdiye kadar. 
Dostum sanip aldanmisim meger, yillarca surer sanmisim meger, bosa kalbimi acmisim meger, vakit kaybiydi diyemem ama, sen hic dostum olmamissin meger. 
Sonra da diyor zaten aglamam artik diye. Tam benim sarkimmis ya megerse, aglama artik diyor bana. 
Ikinci sefer dostum sandigim birini kaybediyorum, yapacak bisey yok, bazen yer acmasi gerekiyor insanin hayatinda. Benim icin zor olan ikinci sefer olmasi. Ikinci sefer gercekten cok sevdigim apayri bir yere koydugum insanin yerini degistiriyorum. Icim rahat, degistirmemek icin elimden geleni yaptim hatta bazen butun sinirlarimi zorlayip elimden gelenin fazlasini bile yaptim. Yine de gecen sure de hicbirsey degismedi. 
Bakiyorum geriye simdi, ben onun hayatinda bir fark yarattim, hem de kalici farklar. O yuzden ben onun hayatinda artik eskisi gibi olmasam da, aslinda hep onunla birlikte olacak bir parcam. 
O da bana ogretti bir seyler, cok canim yanmis olmasina ragmen yine yeniden birini sevebilecegimi gosterdi, hala icimde kocaman duygularim oldugunu gosterdi, bir insani sadece sevdigim icin defalarca affedebilecegimi gosterdi ve ilk tanistigimizda cok guzel iki ay hediye etti bana. 
Her guzel sey gibi bu da bitti, artik yenilikler icin eskilerden kurtulma zamani. 
Az once bir is arkadasimin veda mailinde yazdigi gibi, gelecek hayallerinin guzelligine inananlara aittir. 

1 Ekim 2015 Perşembe

Istesen bile tutamazsin icinde aciyi

Bugunun tadina varmak icin gecmisi oldugu gibi birakmak. Ama kesinlikle gecmisi unutmak degil demek istedigim sey. Her zaman karsiyim gecmisi unutmaya. Sadece hatalar bile olsa gecmiste onlar benim ve beni ben yapanlar ve belki de o hatalari bir daha ozellikle de yapilmamasi gereken zamanda yapmayacagimin garantisi onlar benim icin.
O yuzden bana gore en dogrusu gecmisi kabul edip, onunla barisip bugune oyle devam etmek.
Eski esimle ayrildiktan sonra, kendi adima ilk aldigim karar korkularimdan kurtulmak icin calismaya baslamakti. Bunu soylerken kendimle gurur duyuyorum gercekten, o surecte sadece kendimle ilgilendim ve kendimce kisa bir surede bir cok seyin uzerinden geldim. Tabi ki hayatimdaki bir cok insanin yardimini yok sayamam, yine de en buyuk is insanin kendisine dusuyor. Ilk uzerine egildigim konu ise o gune kadar yasadigim herseyi kabul etmekti.
Onun uzerine kisa bir calismadan sonra her sey normale dondu ve eskisinden cok daha pozitif bir insana donuserek hayatima devam ettim. Bir gun annemle gorustugumde, annem aynen soyle soyledi bana: "ayy canim benim nasil da harika gozukuyorsun, eskisi gibi cok mutlu, sanki hic evlenmemissin gibi!!!". 
Cok da sasirmadim bunu duydugumda ama kabul edebilecegim bir sey de degildi. Benim amacim eskisi gibi olmak olmadi cunku hic bir zaman. Bilakis hic bir zaman eskiye donmek istemedim, eski ben o hatalari yapmisti cunku, bir daha o hatalari yapmamak icin hatalarimi kabul edip yoluma devam etmekti benim yaptigim. Barismistim hepsiyle, bana bir suru sey ogretmislerdi cunku ve yeni beni yaratmamda cok emekleri vardi. 
Bir yandan annemi de anliyordum, benim bosanmam benden cok onu yaraladi cunku. Az cok herkesin tahmin edecegi gibi, o da bir anne ve hayatta en cok deger verdigi insan, evladi, gozlerinin onunde aci cekmisti ve hicbirsey yapamamisti bunu degistirmek icin. 
Ama yine de dusundugumu soyleyebilirdim anneme o noktada susamazdim. Annem dedim, ben artik evlenmis ve bosanmis bir kadinim, ben hic bir zaman sanki hic evlenmemis gibi olamam, ben bunu kabul ettim, gel sen de kabul et. Ilk basta ne demek istedigimi tam anlamadi muhtemelen, uzerinde dusunmesi icin ona firsat tanimam gerekiyordu, o yuzden o zaman konuyu hic uzatmadim. Ama yine de bir sure eski esimden yeri geldigi zaman konusmayi surdurdum. Onemli konular degil, onunla gittigimiz bir yerin konusu gecerse, biz oraya gitmistik gibi basit cumleler kurarak mesela. Cunku onemli olan bunu kabul etmemizdi ikimizin de. Hayatimin yedi yilini neredeyse paylastigim insan o benim, benim kabul edip yanima yakistirdigim insan, hic olmamis gibi davrananamam.
Yaptigim hareketin dogru olup olmadigindan emin degildim yine de, o yuzden danistim bir bilene. 
Bu noktada birseyi paylasmadan gecemeyecegim, daha sonra uzun uzun anlatirim zaten. Belki kapitalizmin hayatimiza kazandirdigi bir sey de olabilir ama eger oyleyse bile bu konuda kizgin degilim kapitalizme, ayrilmaya karar verip de buna cesaretim olmadigi zamanlarda hayatima yeni birini aldim, psikologum. 
Annemin bu soyleminden sonra ona ilk gittigim gun anlattim olanlari, dusunduklerimi, yaptiklarimi. Soyleyecek hicbirsey yok dedi, bundan daha dogru bir karar veremezdin. Bu benim icin inanilmaz degerli birsey, bunu duymak. Bu farkindaliga ulasmam da katkisi cok buyuk, bana kattiklarini hic bir zaman unutamam, olaylara tamamen disardan bakip kararlarimi ona gore almami bana mukemmel bir sekilde ogretti. 
Ondan da onayi alinca benim icin artik hersey bitti. Her zaman en onemli olan gecmisimle barisik olmak benim icin. Dogru muydu butun aldigim kararlar, bilmiyorum. Ama ben aldim onlarin hepsini ve beni simdiki halime getirdiler. Hepsi benim tercihlerim. 
Bakiyorum simdiki bana, mutsuz muyum, hayir. Tabii ki herkes gibi inislerim cikislarim var. Zaten hic bir duyguyu icimizde tutamayiz biliyorum. Ne mutlulugu ne de aciyi. 
Dusunsenize mesela mutlu oldugunuz anlari, o an mutlu olma sebebiniz su an hala hayatinizin bir parcasiysa bile artik o andaki kadar mutlu degilsiniz. Neden ki? Hala ona sahipsiniz aslinda. Cunku biz insaniz, hic bir duyguyu icimizde tutamayiz, herseye alisiriz, sadece zamana ihtiyacimiz var. 
Ilk universiteyi kazandigim zamani hatirliyorum mesela, inanilmaz bir mutluluk, simdi o mutluluk yok icimde, halbuki mezun bile oldum ve gayet iyi para kazandigim bir isim var, yani universiteyi okuma sebebimi gerceklestirdim, ama o mutluluk bitti, yerini baskalari aldi ama onun konumuzla alakasi yok zaten, bahsettigim seyi anladiniz o anki mutluluk artik yok. 
Ya da ilk ayrildigim zamanlardaki uzuntum, butun kaslarimi gerecek kadar butun vucudumda hissettigim uzuntu aradan gecen zamandan sonra artik yok, hic gecmeyecek gibiydi halbuki. 
Ama iste dedim ya, tutamayiz icimizde hic bir duyguyu, yaradilisimiz boyle, istesek bile aciyi tutamayiz icimizde ayni mutluluk gibi. 
Iste bu yuzden gecmisiyle barismali insan once, neler yasadiysa hepsini sahiplenmeli, basardiklarini da, cuvalladiklarini da, mutluluklarini da, acilarini da. Iste o zaman gercek benin farkina varir insan.