Bir suru ufak tefek is var tabi halledilmesi gereken. O yuzden bugun boyle bir yorgunluk coktu uzerime. Ben de kendimi simartmaya karar verdim kalktim taksime gittim, hem de metroyla :)) taksime varip istiklalde yurumeye baslayinca baktim acikmisim, hem de haftaici her yer bostur keyfini catmak bana duser o zaman. Midpointe gittim, bogaz manzarasini aldim karsima. Ismarladim yemegi, etrafi seyrettim biraz gozlem yaptim, sonra bogazi seyrettim, sonra biraz actim haberleri okudum. Sonra farkettim yalniz oturan tek kisiyim mekandaki. Belki de ilk defa bu kadar rahattim tek basima bir mekanda olmaktan. Yine bogaza daldi gozlerim. Bi garip geldi surekli turkce duymak, konusulan herseyi anlamak. Artik turist kafasiyla bi yerde oturmamak. Bir yandan da hersey yeni bir heyecan. Surekli bir alisveris modu. Cok guzel seyler de oluyor aralarda, iki arkadasim arabaya ihtiyacim varsa direk gel bizimkini al demek icin aradi, dedim ki iste o zaman benim ozledigim sey buydu. Sen bisey istemeden dusunulmek, paha bicilemez. Romanyayi unutmami zorlayacak seyleri de es gecemem tabi :) yaya gecidi konsepti yok mesela, bayanlara oncelik ise hak getire. Ote yandan pazarlik yapmayi ozlemisim hem de kendi dilimde. Saticilardan iltifatlar falan, her ne kadar sadece satis yapabilmek icin soylediklerini bilsem de motivasyonu artirdigi bir gercek yalan yok.
Yani dondum turkiye'ye. Artilariyla eksileriyle basladim yeni bir hayata. Yeni bir karar, yeni bir ulke, yeni bir ev, yeni bir is ve muhtemelen yeni bir cevre. Hazirim artik. O zaman let the game begins.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder