Dün Amerika’dan döndüm. İki hafta geçti bitti. Çok yoruldum, çok yürüdüm, çok insan inceledim. Ders de dinledim tabii. Oradaki hocaların hem bizimkilerle aynı hem de çok farklı olduğunu gördüm mesela. Bazı insanların hatta çoğu insanın muhtemelen benim bile göz önünde olmak istediği yerde olamayınca nasıl moralinin bozulup kendince yollar aradığını gördüm. Ama herkesin birbirini anlamaktan imtina etmesinin tek sebebi aslında herkesin fark edilmek istediği birbirinden farklı olması. Bir de belki de bunu fark edilmediğinden değil de haksızlığa uğradığını düşündüğünden yapması. Buraya kadar ben de aynı durumlarda bulundum, bunu fark ettim. Ama kimisi de var ki hayatta hep haksızlığa uğradığını, bütün dünyanın ona karşı olduğunu düşünüyor. İşte bu insanlar için hayat çok zor. Bir an önce yardım almaları gerektiğinin farkında değiller. Sırf herkesi yenebileceğini göstermek için bir oyunda doğru düzgün selam bile vermediği, anlamsız yere laf soktuğu insana hadi gel oynayalım denmesi bana çok üzücü geldi. Tabi ben de kendi egoma yenildim muhtemelen, sırf içinde soru olarak kalsın diye oynamadım, haaa bir de bir gün önce anlamsız saçmaladığından yaptım tabi. Belki de doğru olan böyle bişey hissetmesem yapacağım gibi kalkıp oynamaktı. Ama oynamadım. Ben oynamayınca da ben seni yenerim zateni duyunca oynamadığım için daha da zevk aldım. Çünkü aslında hiç bir zaman emin olamayacağı için sadist bir zevk aldım belki de. Kimilerinin ise ne kadar bencil olabildiğini gördüm. Etrafındaki herkes onun sorularını yanıtlamalıydı, o hiç yorulmamalıydı. Bunlara da bilmiyorum demeyi adet edindim bildiğim halde bazılarının cevabını. Çünkü hepsi aslında bir google uzaklığında cevaplardı ve insan kullanıldığını düşününce tepki veriyordu.
Davranışları bana ters gelen insanlara toleransımın azaldığını farkettim bir de. Özellikle konu yalan söylemek olunca hoşgörümün ne kadar azaldığını, ne kadar hızlı ve hırçın itiraz edebildiğimi gördüm. Çünkü bence yalanın bahanesi yoktu, bahane bulma konusunda insanoğlu oldukça güçlüydü. Pazarlıkta her yol mübah mıydı? İşte tam da bu yüzden bence değildi. Bütün insanların doğruyu söylediği bir dünya hayal edince hayalden öteye gidemeyeceğini anladım bunun. Çünkü herkesin bahanesi hazırdı, ya karşımdaki yalan söylüyorsa? Ben de gardımı almalıyım diye düşünmekten kimse doğruyu söylemeye programlamıyordu kendini. Bunları duyunca umutsuz hissettim kendimi yine.
Mış gibi davranan insanlar gördüm çok defa. Anlamadığını anlamış gibi görünen. Bunu utandığından mı yoksa kendini üstün gösterme hevesinden mi yaptığını bir türlü tam olarak çözemediğim ama içimdeki ego yüzümden ikincisine inanmayı seçtiğim.
Yani bu yolculuk bana yine çok düşündürttü, çok sorgulattı. Ve sonunda bitti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder