31 Mayıs 2018 Perşembe

Beni çok ama çok seviyorum

Hak ettiklerime odaklandım geçen akşam. Aslında önce bir arkadaşımla buluştum. Dinledim onu biraz, dinledikçe insanın olayın içinde olduğunda ve olmadığında nasıl da farklı davrandığını fark ettim. Karşımdaki kadın asla ama asla hak etmediği acıyı bir erkek yüzünden çektiğine inanıyordu. Hatta ben de başta böyle olduğuna emindim. Sonra dinlemeye devam ettikçe anladım ki aslında bütün bu acıları kendimize aslında yine kendimiz çektiriyorduk. Hayatımıza asla bizi hak etmeyen insanları alarak. Beynimizin sadece negatifleri gören yönünün çalışmasına izin vererek. Hayatın güzelliklerini o an için hayatın bir parçasıymış gibi görüp aslında bunlara sahip olduğumuz için hiç şükretmeyerek. Ama en çok da bakış açımızı değiştirmeyerek. Bütün acıyı çekme sebebimiz aslında yine biziz. Çok acı bunu kabul etmek ama gerçek bu. Aslında tek yapmamız gereken kendi yaşadıklarımızı bir başkası yaşamış gibi bize anlatsa ona ne söyleyeceksek kendimize de söylemek. Başkasına gösterdiğimiz şefkati kendimize de göstermek. Başkalarının hayatından çıkartmasını söylediğimiz insanları kendi hayatımızdan da çıkartmak. Bir şeyleri oldurtmaya çalışıp olmadığında da bırakmak. Rahatlamak, nefes almak, soluklanmaya izin vermek. Ama olmuyor ki dememek. Ben bunu yapamam, karakterim değil dememek. En çok kendini düşünüp kendini sevmek, hatta saygı duymak. Hatta belki aynanın karşısına geçip seni seviyorum demek arada bir. Ne kadar güçlü olduğunun farkına varmak. Hayatta kalmak için kimseye muhtaç olmadığını kabul etmek. Daha neler neler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder