12 Kasım 2015 Perşembe

Kendime

Bazen bir yorgunluk cokuyor uzerime, hic birsey yapmak istemiyorum, her sey elime yapisacakmis gibi geliyor. Dokunmak istemiyorum kaleme, kagida, telefonun bilgisayarin dugmesine. Eve gitmek istiyorum isten, ama binmek istemiyorum arabaya, kontagi cevirmek istemiyorum, en rahat oldugum en ben oldugum yer oldugu halde arabam. 
Konusmak bile icimden gelmiyor, telefon calsin istemiyorum, mesaj gelmesin, agzimi acmak, parmagimi oynatmak zorunda kalmayayim. Sessizde unutmus olsam telefonu hatta ses cikarabilecek herseyi, sinyal gelse bile haberim olmasa, hayat durmus olsa benim icin. Kimse konusmasa, karismasa bana. Benim icin o an zaman akmasa, sonra da kimse yargilamasa. Bana ozel benimle guzel bende kalan bir zaman gecirsem, sonradan da kimseye hesap vermesem bu kendime ozel biraktigim zaman icin. 
Ne kadar zamana ihtiyacim var bilmiyorum. Cok tesebbus ettim ama hicbir zaman yeteri kalamadim orda. 
Ya tutup aldilar beni ordan, ya sikildigimi zannedip kactim. Ama hep zannettim, ayiramadim kendime, birakamadim zihnimi, koyveremedim. Henuz... 
Yaparim, gercekten hazir olursam yaparim, gelmedi zamani. Cok az kaldi o nihai yuzlesmeye, herseyi tum ciplakligiyla karsima almaya. 
En cesaret isteyen karsilasma. Sonunda butun sokaklarin aydinlanacagi, muthis aydinlik arkasi. Ama o ilk yuzlesmeye cesaret edebilirsen. Butun kapilar o zaman aciliyor, kendine o sansi verebilirsen eger. Yeteri kadar durust olabilirsen eger. Kime mi? Tabi ki kendine. 
En buyuk yalanini kime soyler ki insan zaten? Kendine en cok zarar verenini? Hepimiz cevabi biliyoruz ama kabul edecek kadar cesur muyuz acaba?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder