15 Ekim 2015 Perşembe

Istanbul

Ve sonunda istanbul, kacmaya calissam da buraya gelmekten sonunda geldim. Stressli yorgun bir gece, sabah bogaza karsi hizli bir kahvalti ve cok sevdigim bir arkadasimla hizli bir ani yakalama konusmasi, bana verdigi iki guzel haber, tatilde tanistigi cocukla gorusmeye basladigini soyledi. Kafasindaki kliseleri yikip gorusmeye devam ettigi icin o kadar mutlu oldum ki sanirim en az on sefer onun icin ne kadar sevindigimi soyledim. 
Ve arkasindan buyuk bulusma, bir bucuk senenin sonunda psikologumla yeniden bulustum. Herseyi acik acik anlattim hicbirsey saklamadan, bazen kendime bile anlatirken birseyleri arkaya atiyorum, saklamaya calisiyorum. Ama onunla seanslarimizda bunu yapmiyorum, hersey seffaf. Cunku bana gore matematiksel olarak dogru teshis ve dogru cozumu bulmamiz icin butun doneleri vermem gerekiyor ona. O da beni artik cok iyi tanidigi icin hep o minvalde bir anlatimi seciyor. Yine oyle yapti. Yapmaya calistigin sey terazinin dengesini bozmak dedi, dogru da yapiyorsun. Bir kefede duygularin ve umutlarin var, digerindeyse olmadigi gercegi ve ama, zatenlerin. Terazinin dengesini bozmak icin ya umutlarin gercege donusmesi lazim ya da amalarin oyle bir artmasi gerekiyor ki denge bozulsun. Sen de su anda amalari artiriyorsun ve dogru yoldasin. Bir diger yol o teraziyi birakip baska bir yere gecmek yani odagi degistirmek bunun en guzel hali baska bir duygusal iliskiye baslamak. Bir ucuncusu ise zaman. Surekli soyledigim en buyuk guce sahip zaman. Bu kendiliginden olacak zaten, oyle bir zaman gelecek ki kalmayacak artik bu duygu icinde. 
Benim matematik zekama ancak bu formda anlatilabilirdi, o yuzden seviyorum bu kadini ve profesyonel bakis acisini. 
Bakalim daha nasil surprizler olacak istanbulda, neler katarak geri donecegim bu sefer oraya...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder